HANiFDOSTLAR.NET

 

Kuran Müslümanı
 

(Şahıs odaklı din anlayışından Allah odaklı din anlayışına...)

Ana Sayfa Hanif Mumin  Iste Kuran Kurandaki Din  Kur'an Yolu  Meal Dinle Sohbet Odasi Hanifler E- Kitaplik Kütüb-i Sitte ?  ingilizce Site Kuran islami Aliaksoy Org  Hasanakcay Net Tebyin-ül Kur'an Önerdiğimiz Siteler Bize Ulasin

 

- Konulara Göre Fihrist

- Saçma Hadisler

- Hadislerin-Sünnetin İncelemesi

- Haniflikle İlgili Sorular Cevaplar

- Misakın Elçisi Kim?

- Kuranda Namaz/Salat

- Onaylayan Nebi

- Kuranda Namaz/Salat

- Enbiya 104

- Kuranda Yeminler

- Adem Hakkında Sorular

- Ganimetleri Resulün Eline Nasıl Vereceğiz?

- Allahın ındinde YIL ve DOLUNAYLAR

- Abese ve Tevella

- Hadisçilerce Tahrif Edilen Ayetler

- Mübarek Yer, Mübarek Vakit

- Arkadaş Peygamber

- Kuranın İndirilişinden Günümüze Gelişi

- Bir Türban Sorusu

- Kuran ve Bize Öğretilenlerin Farkı

- Namazın Kılınışı

- Hadislere Göre Namaz

- Kuranda Salat Namaz mıdır?

- Kuran Yetmez Diyen Uydurukçular

- Bizler Hanif Dostlarız

- Sahih Hadis mi İstersiniz?

- Hakkı Yılmaz'ın Tebyin Çalışması

- Kur'anı Anlamada Metodoloji

- Tarikatçıların Çarpıttığı Birkaç Ayet

- Nasıl Kur'an Okuyalım?

- Kur'anı Kerim Nedir?

- Kur'anda Oruç

- Allah'sız Bir Din ve Allah'sız Bir Kur'an İnancı

- Kuransız Bir İslam Anlayışı ve Müşrikleşme

- Meal Çalışmasına Davet

- Allah Şahit Olarak Kafi Değil mi?

- Doğru Hadisleri Ne Yapacağız?

- Kur'andaki Muhammed ve Peygamberlerin Misyonu

- Mahrem, Avret, Ziynet

- Nur Suresi Çeviri-Yorum

- Cilbab

- Resule İtaat Ne Demektir?

- Hadis Kalburcuları ve Kalburları

- Kur'anı Kerim'in İndiriliş Gayesi

- Kur'anda Amellere Karşı Cahili Yaklaşım

- İslamdışı İnanışlara Kur'andan Örnekler

- Biri Şu Haram Üretim Tesislerini Kapatsın

- Tasavvufta İslam Var mı?

- İslamda Delil Sorunu

- Kurban Kesmek

- İlahi Hitabın Serüveni

- Ecel Nedir?

- Şirk, İşrak, Müşrik, Müşareke, Müşterik

- Büyü Yapan ve Yaptıranlar

- Peygamberlere Karşı Rabbani Yaklaşımlar

- Salat-ı Tefriciye yada Zikri Çarpıtmaya Bir Örnek

- Mucize Nedir?

- Ayrılıkların Nedenleri

- Sıfır Hata veya Kur'an

- Haniflik Nedir?

- Rabıta İle Şeyhlere Tapanlar

- Hadis Zindanının Mezhepçi Mahkumları

- İslam Dininin Öğrenilmesinde Kaynak Sorunu

- Fasık ve Münafıkların Genel Tanımlaması

- Hadisler, Hıristiyanlık ve Selman Rüştü

- Kur'anı kerim'in İndiriliş Gayesi

- Müstekbirlere Karşı Cahili Yaklaşım

- Halis-Hanif İslam

- Kur'anda Şefaat

- Fuhuş Tellalı Tefsirciler

- Hayızlıyken Neden Namaz Kılınmasın?

- Cebrail, Vahiy, Melek

- Dindarlıkta Müşrikleşme Temayülü

- Büyü Yapan ve Yaptıranlar

- Yaratılış, Adem, Havva

- Kur'an Yerel mi, Evrensel mi?

- Reform Dinde mi, Dindarlıkta mı?

- Ne Mutlu Tağutu Olmayanlara

- Peygambere Saygı(?)

- Hadislere Kanıt Diye Gösterilen Ayetler

- Allah Nazara Karışmadı mı?

- Kur'anı Kerimle Amel Etmek Mümkün mü?

- Kur'anda İnkar Edenlerin Vasıfları

- Müminlerin Vasıfları

- Allah'ın Vasıfları

- Kur'anın Vasıfları

- Dine Karşı Cahili Yaklaşımlar

- Kur'an Merkezli Din

- İrin Küpü Patladı; Mevlana

- Hurafe ve Bidatlar

- Peygamberi Tanrılaştırma

- Hz. İsa'nın Ölümü

- Allah'ın Mesajının Adı: Kelamullah

- Allah'ın Resule Uyarıları

- Kur'ana Göre Tenkit ve Eleştiri Nasıl Olmalı?

- Kur'anda Sevgi

- Sofuların Devlet Desteğiyle Desteklenmesi

- Hans Von Aiberg Aldatmacası

- Kabir Azabı Safsatası

- Kur'an Kıssalarının Önemi; Masal Değiller

- Kur'anda Toplumsal Sünnetler

- Tefsirde İsrailiyyat

- Kardeş Evliliği Olmadan Çoğalma

- Hans Von Aiberg Tutuklandı

- Kur'anda Tevbe Kavramı

- Yaşar Nuri Öztürk'ün Yorumuyla Namaz

- Karadelikler; Bir Büyük Yemin

- Mezhepçilerin Ümmi Açmazı

- Kabe Nedir? Mekkede midir, Kudüste mi?

- Kur'anda Ruh Kavramı

- Kur'anda Nefs Kavramı

- Amin Kavramı ve Putperestlik

- Diyanet İşleri Başkanlığının Sitemize Cevabına Cevaplar

- Resul ve Nebi -1

- Resul ve Nebi -2

- Sapık Bir Fırka: Hansçılar

- Cihad mı, Çapulculuk mu?

- Kur'an Deyip Namazı Yok Sayanlar

- Cennete Sadece Müslümanlar mı Girecek?

- Kur'anda El Kesme Cezası var mı?

- Nazar veya Göz Değmesi Var mı?

- Şehadet Getir, Münafık(?) Ol

- Kur'anda Eleştiri Metodu

- Hacc Mekkede mi, Bekkede mi?

- İslami Tebliğde Kur'an Metodu

- Saptırılan Kavram: Mekruh

- Kur'anda Cuma Namazı var mı?

- Of Be Kader, Allah mı Suçlu Yoksa Biz mi?

- Kader Açısından Cebir ve İhtiyar

- Baban Peygamber Olsa Ne Yazar

- Kur'anda İnsan Hukuku

- Vahdet-i Vücud, Şirkin Alası

- Tasavvufi Bilginin Kaynağı Vahiy mi?

- İslam'da Resullük Son Bulmuştur

- Teveffi Kelimesi ve Arap Dili

- Tasavvuf Üzerine Düşünceler

- Nefis Mertebelerinin İç Yüzü

- Allah Rızası Anonim Şirketi; Tarikatlar

- Tasavvuf ve Eşcinsellik -1

- Tasavvuf ve Eşcinsellik -2

- Nakşi Şeyhi Allah'ın Avukatı mı?

- Kur'anda "ve+la" Öbeği

- Putlar ve Tapanlar

- Son Peygamberimizin Okuma Yazması

- Mesih ve çarpıtılan Bir Ayet

- Hac İzlenimleri

- "Üzerinde 19 var" da Son Nokta

- Secde Emri

- Kur'andaki Hac

- Aracıların Gaybı Bildiği İnancı

- Tarikatçı - Müşrik Karşılaştırması

- Gazali'nin Kadına Bakışı

- Kur'anda Kadına Verilen Önem

- Başörtüsü Allah'ın Emri Değil

- Başörtüsü Takmak Kur'anda Var mı?

- Kur'anda Kadın Dövmek Var mı?

- Cariye, Köle; Utanmaz Mealciler

- Kadına Yönelik Şiddet

- Sünnet Edilen Kızın Öyküsü

- Erkekçe ve Kadınca Meal Konusu, Nebe 33. Ayet

- Harem - Selamlık Kimin Emri?

- Zina, Evlilik ve Örtünme Adabı

- Cariyeleri Aç, Hür Kadınları Kapat (!)

- Çok Eşliliği Yasaklayan Ayetler

- Kur'ana Göre Evlilik Hukuku

- 2 Kadın = 1 Erkek, Uydurma mı?

- Danimarkalı mı Sapık, Buhari mi?

- Ebu Hanife, Cariyenin Avreti

- Nisa 25, Hür Kadın ve Fahişe İfadesi

- Maymunların Hadisi ve Recm Vahşeti

- Hz. Muhammed'in Tebliği

- Peygamberi Tanrılaştırma

- Angarya Haline Getirilen İbadet

- Buhari'nin Hadislerini Buhari Yazmamıştır

- Hadis ve Sünnet Gerçeği

- Uydurma Hadisler, İslamın Kara Boyası

- Hadisler Dinin kaynağı Olamaz

- Uydurmaların Sınırı Yok; Şeytan Geyiği

- Beşeri Hükümler Neden Kutsal Oluyor?

- Hadis - Kur'an Çelişkisi

- Kur'anda/Dinde Olanlar ve Olmayanlar

- Cehennem'den Çıkış Yok

- Kur'anda Tağut

- Ebu Hureyre Gerçekte Kimdir?

- Hadis - Mantık Çelişkileri

- Kurban ve Kurban Bayramı Nereden Geliyor?

- Hadislere Göre Kur'an Eksiktir

- Bildiri: İslam Anlayışında Reform

- Arapça mı, Arap Saçı mı?

- Koca mı Üstün, Allah mı?

- Esbab-ı Nüzül Komedi Hadisleri

- İşte Geleneğin Dini

- Ulul Emir İle Kim Kastediliyor?

- Kul Hakkı

- Yezidi Bir Gelenek: Aşure Tatlısı

- Hz. İbrahim'den Asrımıza Dersler

- Taklitçiliğin Boyutları

- Seb-ul Mesani Nedir?

- Kelle Sayılarak Gerçek Bulmak

- Kıyamet - Mahşer Günü ve Sonrası

- Kur'anda Namaz Vakitleri

- Kur'anda Cuma Konusu

- Salih Olmak Yetmez

- Hudeybiye Anlaşması Uydurma mı?

- Kitap Yüklü Eşekler

- Kur'andaki Hac

- Hz. Nuh'un Oğlu Kimdi? İftira mı?

- Ruhun Ağırlığına Başka Bakış

- Hz. İbrahim Yalancı Değildi

- İncil'de Kadına Bakış

- Şirkin Büyüğü Küçüğü Olur mu?

- Kur'andaki Abdest ve Hijyen

- Din de Bir Araçtır

- Kur'an Okumanın Zararları

- Kur'anda Dua Ayetleri

- Kur'anda Tarih Kavramı ve Bilinci

- Şekilsel Secde Kur'anda Yok mu?

- Salat ve salatı İkame

- Kur'andaki Emr Kavramı Üzerine

- Dindar İnsanlar Şirk Koşar

- Alak Suresinin İlk Beş Ayeti

- Men Arefe'nin Çözümü

- Kur'andaki Av Yasağı

- Fıtrat ve Namaz Vakitleri

- Kur'anda İnsan Hukuku

- Din Büyüklerini Tanrılaştırma

- Allah'a ve Muhammed'e Değil

- Kur'andaki Örnek Tevekkül

- Şekilsel Rüku Kur'anda Yok mu?

- Hz. İbrahim Kuşları Kesti mi?

- Ehli Sünnet Dininin Anayasası

- İnsan Allah'ın Halifesi mi?

- Kur'an Üzerinde Düşünmek

- Şirkin Kuyusuna Düşenlere Uyarılar

- Kur'an Ölülere Okunmak İçin mi İndirildi?

- Ayda Okunan Kur'an Masalı

- Hz. İbrahim, Safa ve Merve Masal mı?

- "Haç"er-ul Esved (!)

- Mevlana Sahte Bir Peygamber Değil mi?

- Tasavvufun Tanrısı İki Zıttır

- Kur'andaki Tasavvuf: Teveccüh

- Önce Batıl ve Hurafe İle Savaşalım

- Resuller Haram Kılamaz mı?

- Elçi Muhammed ile İnsan Muhammed'in Farkı

- Tarikatlarda Aracılar Rezaleti

- Nur Suresi 31. Ayet Nasıl Çarpıtılıyor?

- Sırat Kıldan İnce, Kılıçtan Keskin mi?

- Kur'anda Zalimler

- Bütün Mehdileri Çöpe Atıyoruz

- Kur'ana Göre Ramazan Ayı ve Haram Aylar

- Tasavvufçuların İlahı; Varlık ve Yokluk

- Tasavvufçuların Küçük Putları

- Sünnet Etmek yaratılışı Değiştirmedir

- Son Peygamberimizin Mektupları

- Fıtrat ve Namaz Vakitleri

- Mescid-i Aksa Nerede?

- Büyük Kandırmaca: Hadis

- Kur'an Neden Arapça Olarak İndirilmiştir?

- Kimin dini? Kimin Kitabı? Kimin Meali?

- Evliya Kelimesinin geçtiği Ayetler

- Şimdiye Kadar Yaşanan İslam

- Ayın Yarılması Diye Bir Mucize Yoktur

- Kabe Dikili Taş Değil mi?


Up | Down | Top | Bottom
 
Şu da emredildi: Yüzünü dine bir Hanif olarak çevir. Sakın müşriklerden olma.

Yunus Suresi 105

Ben bir Hanif olarak yüzümü gökleri ve yeri yaratana döndürdüm. Müşriklerden değilim ben.

Enam Suresi 79

İbrahim ne bir Yahudi idi, ne de bir Hıristiyan. O sadece hanif bir müslümandı. O müşriklerden değildi.

Ali İmran Suresi 67

Şu da kuşkusuz ki, İbrahim başlıbaşına bir ümmetti; bir Hanif olarak Allah'ın önünde eğiliyordu. Müşriklerden değildi.

Nahl Suresi 123

De ki Allah doğrusunu söylemiştir / vaadinde sadıktır.Haydi artık Hanif olarak İbrahim'in Milleti'ne uyun! Müşriklerden değildi o.

Ali İmran Suresi 95

Allah'a ortak koşmadan, Hanifler olarak... Allah'a ortak koşan kişi, gökten düşmüş de kendisini kuşlar kapışıyor veya rüzgar onu uzak bir yere fırlatıp atıyor gibidir.

Hacc Suresi 31


Up | Down | Top | Bottom

HABERLER

 

 








 

 

  Hanif Islam

 

Genel Tartışma
 Hanif Dostlar Ana Sayfa -> Genel Tartışma
Konu Konu: Kötülük Problemine Cevap Yanıt YazYeni Konu Gönder
Yazanlarda
Gönderi << Önceki Konu | Sonraki Konu >>
Emre_1974tr
Uzman Uye
Uzman Uye


Katılma Tarihi: 05 agustos 2006
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 486
Gönderen: 29 kasim 2013 Saat 01:48 | Kayıtlı IP Alıntı Emre_1974tr

Enbiya Suresi     35     Her canlı, ölümü tadacaktır. Biz bir imtihan olarak sizi şer ile de hayır ile de deniyoruz. Sonunda bize döndürüleceksiniz.

İlginç bir şekilde tarih boyunca filozofundan ilahiyatçısına kadar  birçok kimse "kötülük problemi" başlığı altında dile getirilen  "Allah varsa ızdırap ve kötülük niye var", "neden insanların yanlışlar yapmasına seyirci kalıyor", "kötülüğün kaynağı ne" şeklindeki garip soruların içine dalmış. Aslında bu soruların cevabı gerekse Kuran ayetlerinde, gerekse içimizdeki ve kainatımızdaki ayetlerde, hatta mantığımızda cevaplı vaziyettedir. Yeter ki tabloya bütün olarak bakmayı bilelim...

Kötülük problemi diye bir problem sözkonusu bile değildir aslında tabii ki.Bu dünya imtihan, yani kişinin kendisiyle yüzleşme diyarıdır ve aynı zamanda da bazı küçük ceza veya mükafatların sunulmaya başlandığı yerdir. Ve bu dünyada başa gelen her sıkıntı veya mutluluk da hem imtihan, hem de kişiye hakettiğini yaşatma işlevini görmektedir. Kader ve Özgür İrade başlıklı yazımda bu konuyu delilleriyle anlatmıştım:

http://emre1974tr.blogspot.com/2011/07/kader-ve-ozgur-irade. html

İçinde yaşadığımız evrenimiz cennet ile cehennemin bir karışımıdır. Nasıl ki cennette sırf haz varsa, veya cehennemde ise sırf ızdırap varsa, ikisinin karması olan bu dünyamızda ise haz ve ızdırap içiçedir. Yine dediğim gibi bu yaşamda başa gelen kötülükler de aslında kişinin kendi elleriyle yaptıkları veya yanlış düşünceleri/inançları yüzünden yaşanmaktadır.

Rum suresi     36     İnsanlara bir rahmet tattırdığımızda, onunla ferahlar, şımarırlar. Kendi ellerinin hazırladıkları yüzünden kendilerine bir kötülük gelip çatsa, hemencecik ümitsizliğe düşerler.
   
Şura Suresi     30     Size gelip çatan her musibet ellerinizin kazandığı yüzündendir. Allah birçoklarını da affediyor.


İşte bu dünyadaki olumsuzlukların kötüleri ve iyileri ortaya çıkarmanın yanı sıra böyle bir işlevi de var; uyarı ve ceza...

Kötülüğü yapan kendisiyle yüzleşiyor ve neden cehennemlik olduğunu veya cennetlik ise bile bu dünyada neden geçici sıkıntı çektiğinin vb. ayrıntıların farkına varma şansı oluyor bu sayede.

Buna karşılık bu kötülüğe maruz kalan kişi  ise aslında zaten bir şekilde yaşayacağı ızdırabı/cezayı tadıyor. Eğer başkasından kötülük görmeseydi bile kaza veya hastalık gibi bir unsurla yine denk bir ızdırabı tadacaktı.

Başkasına kötülük yapmak da, gerçeği inkar etmek de, veya hurafelere inanıp Allah'a iftira atmak da hep insanın içindeki kötülükle yüzleşmesinin türevleri. Yani zulüm deyince akla sadece başkasına şiddet uygulamak falan gelmesin. Kötülük problemi denilen şeyin yanlış algılanma nedenlerinden biri de bu ayrıntılara dikkat edilmemesi, konunun bütünlük içinde değerlendirilmemesidir.

Zümer Suresi     32     Allah hakkında yalan düzenden ve kendisine gelen doğruyu yalanlayandan daha zalim kim vardır? Cehennemde kafirler için bir barınak yok mu?

 Bunları aslında Allah kötülüğü/yanlışı yarattığı için falan yapmıyor insan, özgür irade sahibi olunca zaten bunları yapacağı için o kişi, Rabbimiz ona istediğini ve hakettiğini veriyor. Tüm ızdırapların sorumlusu kullardır. Gerek dünyadaki, gerekse de cehennemdeki...Eğer benliklerin tamamı iyiliği seçmiş olsaydı sadece cennet ve cennetimsi yerler var olurdu kullar için.

Yunus Suresi     44     Allah, insanlara hiçbir şekilde zulmetmez. Ama insanlar öz benliklerine zulmediyorlar.

-İyilik ve güzellikten sana her ne ererse Allah`tandır. Kötülük ve çirkinlikten sana ulaşan şeyse kendi nefsindendir. Biz seni insanlara bir resul olarak gönderdik. Tanık olarak Allah yeter.(Nisa Suresi 79. ayet)

İnsanoğlu yaratılıştan kendisine verilen temel vahiy sayesinde iyiliğe ve gerçeğe yönelmeye hedeflenmiştir. İçindeki ayetlere sırtını dönmeyen bir kul, doğuştan başkalarına iyilik yapmanın ve tek Tanrıya inanmanın doğru yol olduğunu bilir:

7: 172 Rabbin, Adem oğullarının bellerinden soylarını çıkarırken onları kendi kendilerine tanık tutar: "Ben, Rabbiniz değil miyim? " "Evet, tanıklık ediyoruz, " derler. Böylece diriliş günü, "Biz bundan habersizdik, " diyemezsiniz.

Bir tek Tanrıcı (hanif) olarak kendini dine adamalısın. Nitekim, ALLAH insanları böyle bir yaratılış ile donatarak yaratmıştır. ALLAH`ın yaratışında değişiklik olmaz. Bu, tam yetkin bir dindir, fakat insanların çoğu bilmez (Rum Suresi 30)

Hatta sonradan kendisine ulaşan vahiy ve deliller sayesinde de bu yolu pekiştirilmiştir.

İnsan Suresi 3  Biz onu yola kılavuzladık. Artık ya şükredici olur ya nankör.

Bu sayede insanoğlunun hiçbir mazareti yoktur Efendisine karşı. Çünkü iyiliğe ve kötülüğe eşit uzaklıkta yaratılmanın da ötesinde, aslında iyiliğe programlanırcasına yaratılmıştır insan ve daha sonra da çeşitli yollarla bu durum pekiştirilmiştir. Buna rağmen kötü olmayı seçenin en ufak bir sığınağı yoktur.

***

Yüce Allah daha yaratmadan kimin özgür iradesiyle neler yapacağını ve karakterinin  nasıl olacağını bildiğinden, doğrudan cennette yaratılmayı haketmeyenleri yaratmış olmakta bu evrenimizde . Başka bir deyişle, bu dünyada imtihan için yaratılan hiçkimse tam masum değil, yoksa en ufak bir ızdırap deneyimine maruz kalmazlardı:

Ahzab Suresi

72 Biz emâneti göklere, yere, dağlara teklif ettik de onlar onu yüklenmekten kaçındılar, ondan ürktüler. İnsan ise çok zalim ve çok cahil olduğu halde onu yüklendi.

73 Bunun böyle olması, Allah'ın; ikiyüzlü erkeklerle ikiyüzlü kadınlara, şirke sapmış erkeklerle şirke sapmış kadınlara azap etmesi, mümin erkeklerle mümin kadınların tövbelerini kabul etmesi içindir. Allah Gafûr'dur, Rahîm'dir.

Nahl Suresi 61 Eğer Allah, insanları zulümlerine karşı cezalandırsaydı, yeryüzünde debelenen bir şey bırakmazdı. Ama öyle yapmıyor, onları belirli bir süreye kadar erteliyor. Süreleri geldiğinde ise ne bir saat geri kalırlar ne de öne geçebilirler.

Bu arada tekrar belirtelim, Rabbimiz kimin, sonsuza dek imtihan edilse ne yapacağını, hangi yanlışları sergileyeceğini bildiğinden,  bu evrenin sakinleri genel olarak O'nun gözünde olumsuz konumda. Yoksa bunun Adem ve eşinin yasak meyvayı yemesiyle bir ilgisi/bağlantısı yok. Kimse bir başkasının günahından dolayı suçlanamaz ve herkes kendi yaptıklarıyla ve yapacaklarıyla değerlendirilmekte yüce Allah tarafından. Yani Hıristiyanlıktaki  günahkar doğma inancıyla karıştırılmamalı bu...Ayrıca ruhçu öğretideki tekamül/evrim için dünyaya gelme inancıyla da bir ilgisi yok bunun . Adem ve eşi o hatayı yapmasaydı da zaten bu dünya için yaratılmışlardı.Çünkü hakettikleri buydu...Ve Efendimiz bunu en başından biliyordu.

Ve belirttiğim üzere, dünya yaşamı cennet ile cehennemin bir karışımı. Nimetler ve belalar içiçe bu yüzden evrenimizde. Bu durum da aslında yine hakettiğimize kavuşmak için tasarlanmış yine.Gerek deneyim açısından, gerekse de imtihan açısından... Ortada, kolektif tablo yani sistem açısından hakettiğin geçici minik cezaya veya ödüllere (bu yaşamdaki sıkıntılar cehennemdekilerle kıyaslandığında ufak çaptadır) maruz kalma var. Fakat burada cehennemden farklı olarak yaşadığın ızdıraplarda böyle bazen bir taşla iki veya daha fazla kuş vuruluyor. Yani başına gelen sıkıntı bir kaza veya hastalık falan değil de başkası tarafından sana yapılan birşey ise, bu aynı zamanda hem o kişinin (yani kötülüğü yapanın) kendisiyle yüzleşmesi ve ahiret için aleyhinde delil, ona tuzak oluyor, hem de senin (kötülüğe maruz kalanın) hakettiğin sıkıntıyı denk getirilerek yaşaman oluyor.

Şimdi diyebilirsiniz ki küçük veya genç yaştaki biri henüz kötülük yapmadan neden sıkıntılar yaşayabiliyor hayatta? Bir kul henüz günah işlemeden de ızdırapları yaşamaya başlayabiliyor çünkü Rabbimiz o kişinin neyi hakedip haketmediğini, neler yapacağını ve nasıl bir karaktere sahip olacağını biliyor . Yine herşey o kişinin hakettiği doğrultusunda gerçekleştirilmekte yüce Allah tarafından. Aynı şekilde bu hayatta yaşadığımız ve ahirette yaşayacağımız mutluluk, başarı ve nimetler de...

Kısacası olaya bütünsel, ve kolektif açıdan bakılırsa, aslında bu dünyada bile hiç haksızlık yok. Sadece haksızlık, olayın kendi içinde olabilmekte. Yani bu imtihan dünyasında kimse kimseye kötü bir söz söylemeye bile yetkili değilken, bir kişi başkasına kötülük yapıyorsa bu zulmü gerçekleştiren günah işlemiş oluyor. Ama dediğim gibi bütünsel açıdan bakınca yine herkes hakettiğine "denk getirilerek" kavuşturuluyor aslında. Kaldı ki, dünya hayatı tek başına değerlendirilmemeli, sonsuz ahiret yaşantısıyla birlikte ele alınmalıdır. O zaman ilahi adaletin nasıl mükemmel bir şekilde işlediği çok daha net görülebilecektir.

Bu imtihan evrenimizde bile Rabbimizin kusursuz planı işlemektedir ve buradaki hayat da tıpkı cennet veya cehennem gibi, tasarım amacına mükemmel bir şekilde hizmet etmektedir. Eski bir yazımda da belirttiğim üzere:

Bizim dünyamız ve evrenimiz;

1-İmtihan (kişileri kendileriyle yüzleştirme) dünyası hedefine yöneliktir.

2-Cennet ile cehennemin karışımı karma bir hayat (ödüller ve uyarı ve/veya ceza niteliğindeki ızdırapları tatmak)

3-Sonunda mutlaka canlılarının ve hatta evrenin kendisinin öleceği sonlu bir yaşam içerir.

İşte bu evrendeki kusursuzluktan kasıt, bu 3 maddeye uygun-hizmet eden olma açısından mükemmelliktir, çünkü yaratılış amacı budur. Ama buna karşılık ahiret evreninin yaratılış amacı ve şartları farklı olduğundan, ahiret dünyasındaki kusursuzluk da bambaşkadır. Fakat ceza ve ödüller dünya ve ahiret bütünlüğünde temelde aynı hedefe hizmet etmektedir.

***

Evrenimizde yaşananlara yine bütünsel açıdan, sistem açısından bakacak olursak her işde bir hayır vardır bu bağlamda, ama birey açısından bakacak olursak durum hiç de böyle değildir elbette. Kişiler için bazı işlerde hayır varken bazı şeylerde ise şer vardır bu hayatta (ve de ahirette).

Dünya yaşantımız, yani kainatımız cennetle kıyaslanırken bazen olumsuz ifadelerle tanımlanırken, buna karşılık yoklukla/hiçlikle ve/veya cehennemle  karşılaştırıldığında ise övülmekte ve içindeki nimetlere vurgu yapılarak şükredilmesi gereken güzellikler diyarı olarak tanımlanmaktadır ayetlerde.(Buradan da dünya hayatının cennetimsi yanının cehennemi tarafından daha ağır bastığı sonucu da çıkarılabilir...).

Yani ayetlerde bu dünya hayatının önemsizliği ve geçiciliği belirtilirken, "güzellikleri yaşama" açısından yine cennetle kıyaslandığında ortaya çıkan tablodan bahsedilmektedir. Yoksa yokluğa veya cehenneme kıyasla evrenimizin güzellikleri övülürken, "imtihan yaşamı" olması işlevinden dolayı da önemi vurgulanmaktadır. Zaten bu açıdan bakarsak, yani sonsuz hayatımızı şekillendirecek olan imtihan anı olduğunu farkedersek bu yaşantımızın, aslında en önemli dönemi yaşadığımızı da söyleyebiliriz...

***

Yukarıda evrenimizin yaratılış amaçlarından bahsettim.Bir de sadece biz kullar açısından olaya bakacak olursak bu imtihan dünyasında yaratılış amacımız: Rabbimize kulluk, kendimizle yüzleşmek, gerekli ikazları almak, ve bazı küçük ceza veya mükafatları daha bu dünyada tatmaya başlamaktır... Bu bağlamda ortada kötülük problemi diye adlandırılan, yani "kötülüğün kaynağı nedir" şeklinde dile getirilen sözde sorun, sözkonusu bile değildir gerçekte yine.

Secde Suresi 21. Ayet: Şu da bir gerçek ki, onlara en büyük azaptan önce o yakın azaptan (dünya azabından) da tattıracağız, belki dönerler.

Rum Suresi 36. Ayet: Bir de Biz insanlara bir rahmet tattırdığımız zaman ona güveniyorlar; ellerinin yaptığı birşey sebebiyle başlarına bir kötülük gelince de (hemen) her ümidi kesiveriyorlar.

Nasıl ki kimse çıkıp "Allah varsa cehennemde neden ızdıraplar ve zebaniler var" diye bir problemden bahsetmiyorsa, aslında dünya için de durum aynı. Bizim kainatımız cehennem kadar  ızdırapla örülü değilse de, bir cennet de değil. Cennete kıyasla cehennemimsi, cehenneme kıyasla ise cennetimsi  bir yer gibi durmakta evrenimiz. Çünkü nitelik olarak her ikisinin, yani cennet ile cehennemin ortasında ve hazla ızdırap harmanlanmış, dengelenmiş durumda. Buna karşılık ayetlerde "Rabbin Katı" adı verilen ve şu anda da var olan "Ahiret Evreninde" ise böyle bir karışım, denge yoktur. Mutluluk ve nimet diyarı ile, ceza/sıkıntı diyarı birbirinden tamamen ayrı vaziyettedir ve o evrenin sakinleri, yani içinde yaşayan canlıları ise ölümsüzdür. Zaten farklı fizik yasalarına sahip bu sonsuzluk/ahiret yurdu...

http://emre1974tr.blogspot.com/2011/07/zaman-zamanszlk-ve-ra bbin-kat.html

http://emre1974tr.blogspot.com/2011/07/ahiret-evrenirabbin-k at-ve-ebedi-yasam.html

Bu dünyadaki kullar davranış ve düşünce açısından  cennette yaşayanlar gibi mükemmel olsalardı bırakın cehennemi, dünyada bile yaratılmazlardı diye düşünmekteyim

Hatta  doğrudan cennette yaratılan kullar olabileceğini de düşünüyorum. Hiçbir şekilde ızdırabı yaşamayan...Ve ayrıca, doğrudan cennette yaratılmayı hakedecek kadar iyi olan kimseler varsa, dereceleri dünyada yaşamış ve yaşayacak olan herkesden daha yüksek de olabilir.

Bu dünyamız (ve de evrenimiz) cennetle kıyaslandığında bir ceza yeri gibi kalmakta zaten. Ama tekrar belirtmek gerekirse, cehennem veya yoklukla yani  var olmama durumuyla kıyaslandığında ise mutluluk ve nimet diyarıdır.

Bu bağlamda dünyadakiler, cennet ile cehennemin, nimetle ızdırabın karışımı bir deneyimi ve kendileriyle yüzleşmeyi yani imtihanı haketmiş olan kullar.

"Sadece ödüle dayalı bir sistem yaratılamaz mıydı", ya da "madem biliyor kimin imtihanı geçeceğini, sadece iyileri yaratamaz mıydı" şeklinde de sorular gelmekte. Elbette ki yüce Allah dileseydi bu şekilde de kurabilirdi sistemi ama O en doğrusunu, iyisini ve tabii ki dilediğini yapar.

Rabbimiz böyle bir sistem ve düzen yarattı, çünkü en mükemmeli, olması gereken buydu. Yine nasıl ki "neden cennetlikleri veya herkesi cehenneme atmıyor" şeklinde bir itiraz gelmiyorsa bunda da durum tamamen aynıdır aslında. Kimse neden iyilerin cennette ödüllendirildiğini sorgulamaz, çünkü bunun zaten olması gereken şey olduğunu bilirler. Ama iş kötülerin yaratılıp cehennemde cezalandırılmasının doğruluğuna gelince nedense aynı bilgeliği göstermekten kaçınıyor genelde insanoğlu.

http://emre1974tr.blogspot.com/2013/03/iyiler-mutlaka-kazanr .html

Rabbimizin iyileri ve iyiliği ödüllendirmesi gibi, kötüleri ve kötülüğü azabıyla tanıştırması da merhametinin, iyiliğinin ve kusursuzluğunun sonuçlarındandır. Ortada hiçbir problem falan olmadığı gibi, kusursuz bir uygulama ve sistemin içinde hakettiklerimizi  yaşama sözkonusu. Cehennemdeki acılar gibi dünyadaki acılar da kimsenin başına piyangodan çıkmıyor, yine aslında tamamen yüce Allah'ın adaleti ve de iyiliği, kusursuzluğu tecelli etmekte. Yani kulların özgür iradeleriyle birbirlerine yaptıkları kötülükler de bu durumun bir parçası.

Teğabün Suresi     11     Allah'ın izni olmadıkça hiçbir musibet gelip çatmaz. Kim Allah'a inanırsa Allah O'nun kalbini doğruya ve güzele kılavuzlar. Ve Allah her şeyi en iyi biçimde bilmektedir.

Rum Suresi 41. Ayet: İnsanların kendi ellerinin kazandığı şeyler yüzünden karada ve denizde fesat meydana geldi (ki Allah) yaptıklarının bazısını kendilerine tattırsın ki vazgeçsinler.

Kimlerin cenneti kazanacağını bilerek yaratması ve onları ödüllendirmesi gibi, kötülerin de kimler olacağını bildiği halde onları yaratması ve cezalandırması da aynı güzel ve mükemmel işlemin vücuda gelmesidir. Ve tabii ki dünyadaki geçici  mükafat ve cezalar da öyle...

Bakara Suresi     81     İş onların sandığı gibi değil! kötülük ve çirkinlik kazanan, suçu kendisini kuşatmış olan kişiler, ateşin dostudurlar. Sürekli kalacaklardır onun içinde.

Özetle konuyu toparlayacak  ve bir iki önemli ayrıntı daha ekleyecek olursak; bugüne kadar tarihte "kötülük veya şer problemi" başlığı altında birçok filozofun, ilahiyatçının veya diğer  insanların da zihinlerini meşgul ettiği söylenen bu konu dediğim gibi gerek ayetlerde, gerekse de mantığımızda zaten çözümlü vaziyetli, cevap çok basit ve açık.Daha yaratmadan kimin iyilerden , kiminse kötülerden olacağını bilen Rabbimiz bu benlikler hakettiğine kavuşsun diye onları vücuda getirmekte. Kötüleri ve kötülükleri cezalandırmak için cehennemi yaratmış durumdadır ama ondan önce cennet ile cehennemin karışımı olan dünyamızda imtihanı, yani kulların kendileriyle yüzleşmelerini sağlamakta ve ahirette olası itirazları ortadan kaldırmakta.Ayrıca, bu dünyamızdaki gerek doğal felaketler olarak adlandıradığımız ızdıraplar (deprem, sel, kazalar, hastalıklar ve yaşlanma vs... ) gerekse de insanların özgür iradeleriyle başkalarına kötülük yapma yoluyla vücuda getirdikleri ızdıraplar hem ceza, hem uyarı, hem de zulmü yapanları kendileriyle yüzleştirme (imtihan), kötülüklerini açığa çıkarma görevini yerine getirmekte. Buna karşılık Ahiret Evreninde, yani Rabbin Katı'ndaki cehennemdeki acılar ise  tamamen ceza işlevini yerine getirmektedir.

Necm Suresi     31     Göklerde ne var yerde ne varsa Allah'ındır. Bu, Allah'ın; yaptıklarıyla kötülük sergileyenleri cezalandırması, güzel davranıp güzel düşünenleri de güzellikle ödüllendirmesi içindir.

 Dünya ve ahiretteki tüm acıların tek sorumlusu kullardır. Kulların özgür iradeleriyle kötülüğü seçmeleridir...

Tabii cinler de bu gruptadır ve onların yaptığı yanlışlar, insanları saptırmaları da yine bu kötülüğün kaynağına dahildir:

Bakara

168. Ey insanlar! Yeryüzündeki nimetlerden temiz ve helal olmak şartıyla yiyin. Şeytanın adımlarını izlemeyin. Çünkü o size açık bir düşmandır.

169. Hiç kuşkusuz o, size kötülük, çirkinlik/düzensizlik ve pislik emreder. Ve size, Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi buyurur durur.

Bu arada yine yüce Allah'ın, kimlerin kötülüğü seçeceğini bildiğinden, zalimleri topluca cezalandırmak için bazen aynı coğrafya ve dönemde yaratarak, biraraya getirerek helak ettiğini de görmekteyiz:

Ankebut

30. Lût dedi: "Rabbim, şu bozguncular topluluğuna karşı bana yardım et."

31. Elçilerimiz, İbrahim'e müjdeyi getirdiklerinde şöyle dediler: "Biz şu kentin halkını helâk edeceğiz. Çünkü ora halkı zalim oldular."

Ve nasıl ki cehennemdeki sıkıntılar ve acılar için "kötülük problemi" gibi bir saçma bir düşünce oluşturulmuyorsa, dünyamız/evrenimiz için de oluşturulamaz. Çünkü her iki evrende de ızdıraplar benliklere hakettikleri deneyimi yaşatma hedefine yöneliktir ve durum aynıdır.

Aynı şekilde dünya ve cennetteki hazlar da iyilere ve iyiliğe hakettiği ödülü verme amacına hizmet etmektedir.Yine bu durum da hem dünyada hem de ahirette bir bütünlük içerisinde adaleti sağlamaktadır ki zaten kimse bu nimetlendirerek ödüllendirme olayını sorgulamaz bile. Ama özgür iradeyle seçilen kötülüğün vücuda gelmesine izin vererek cezalandırmak da, tıpkı iyiliği mükafatlandırmak gibi doğru, mükemmel ve iyi olan şeydir.Yüce Allah'ın merhametinin ve iyiliğinin sonucudur...

Dünya ve ahiretteki felaketler, kötülüğe karşı yüce efendimizin, Rabbimizin öfkesinin yansımasıdır.

Muhammed Suresi     28     Olacak olan budur! Çünkü onlar, Allah'ı öfkelendiren şeylerin peşine düştüler, O'nun hoşnutluğundan tiksindiler; sonunda Allah bütün amellerini boşa çıkardı.

Şura Suresi     16     Kabul edilişinin ardından Allah hakkında tartışmaya girenlerin delilleri Rableri katında geçersizdir. Bunların üzerlerine öfke, kendilerine şiddetli bir azap vardır.

Ta-Ha Suresi     81     Size verdiğimiz rızkın temizlerinden yiyin! Bu konuda azgınlık etmeyin! Yoksa öfkem üzerinize çöker. Ve kimin üstüne öfkem inerse o uçuruma gider.

Ve  tabii ki yanlışını fark edenlere o anda bu duruma karşı tövbe kapısı açıktır:

Tevbe Suresi     118     Geride bırakılan üç kişinin de tövbesini kabul etmiştir. Bütün genişliğine rağmen yeryüzü onlara dar gelmiş, öz benlikleri kendilerini sıkıştırmıştı; Allah'ın öfkesinden kurtulmak için yine Allah'a sığınmaktan başka çare olmadığını fark etmişlerdi. Sonra onlara tövbe nasip etti ki, eski hallerine dönsünler. Hiç kuşkusuz, Allah, tövbeleri çok çok kabul eden, rahmeti sınırsız olandır.

Ortada kötülük problemi yoktur, tam tersine, kötülüğün ve kötülerin açığa çıkarılması ve her 2 dünyada da daima cezalandırılması vardır. Problem sadece kulların hastalıklı düşünce ve davranışlarındadır. Ve de kötülüklerin, ızdırapların tek kaynağı da özgür iradeleriyle yanlışı/zulmü seçen kullardır.

Ve bizlerin yapması gereken elbette iyiliğe ve gerçeğe yönelerek hem bu dünyanın daha cennetimsi bir yer olmasına katkıda bulunmak ve hem de asıl önemlisi tabii ki ahirette de gerçek kurtuluşa/cennete ulaşmaya, Rabbimizin rızasını kazanmaya çalışmak olmalıdır.

Selam ve sevgiler

__________________
Bloğum:

http://emre1974tr.blogspot.com/

e-kitabım:

http://www.scribd.com/doc/99945687/f2dgkz4q-Book

Twitter adresim:

https://twitter.com/emre_1974tr
Yukarı dön Göster Emre_1974tr's Profil Diğer Mesajlarını Ara: Emre_1974tr Ziyaret Emre_1974tr's Ana Sayfa
 
iman
Uzman Uye
Uzman Uye


Katılma Tarihi: 16 haziran 2006
Gönderilenler: 751
Gönderen: 29 kasim 2013 Saat 13:07 | Kayıtlı IP Alıntı iman

selam

kardeş, geçenlerde yüksek hızlı tren bir kuş sürüsüne çarptı.
Kuşlar canlarını vererek şehit olurken
trende kanlarından ve parçalarından izler bırakarak,
trenin camları kırılarak,
trenin kaportası eğilerek
oradakileri şahit tutular.
fotoğrafları çeken basın mensupları,
yayınlayan gazetecilerde bizleri şahit tuttu.

yukardaki makalenin ışığında

İyilik ve kötülük nerede?

Başkasının günahına veya sevabına niye bizde,
haberiniz yoktuysa sayemde şimde sizde şahit tutulduk?

şahitlerden kime şeker, kime biber düştü?

Neden?


sevgiyle

Yukarı dön Göster iman's Profil Diğer Mesajlarını Ara: iman
 
Emre_1974tr
Uzman Uye
Uzman Uye


Katılma Tarihi: 05 agustos 2006
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 486
Gönderen: 29 kasim 2013 Saat 15:34 | Kayıtlı IP Alıntı Emre_1974tr

Selam,

Yine hakettiğini yaşıyorsun. Gerek imtihan yani kendinle yüzleşme açısından, gerekse de ceza veya mükafat açısından...

Sevgiler


__________________
Bloğum:

http://emre1974tr.blogspot.com/

e-kitabım:

http://www.scribd.com/doc/99945687/f2dgkz4q-Book

Twitter adresim:

https://twitter.com/emre_1974tr
Yukarı dön Göster Emre_1974tr's Profil Diğer Mesajlarını Ara: Emre_1974tr Ziyaret Emre_1974tr's Ana Sayfa
 
aliaksoy
Uzman Uye
Uzman Uye


Katılma Tarihi: 05 subat 2007
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 989
Gönderen: 18 ocak 2014 Saat 19:17 | Kayıtlı IP Alıntı aliaksoy

Selam Emre kardeş,

Felsefe tarihinin "en zor" konusunu çok hafife almışsın. İş o kadar basit değil. Belki, bu hususta çetin bir müzakereciyle karşılaşmamışsın.

Tanrının Kötülüğü Problemi, çetin bir meseledir. Zordur. Kendi kendisinin delili olan şeylerle izah edilemez. Yani karşındaki muhatapların bunu kabul etmez. Edilmemelidir de.

Sorun şu; cenneti var etmeye gücü yeten "iyi" Tanrı, ne sebeple acıyı var etmiştir ?

İyilik edenlerin ödüllendirilmesi için illaki birilerinin acı çekmeleri bir şart mıdır ? Tanrı için "şart" gibi bir acziyet ileri sürülebilir mi ?

https://www.youtube.com/watch?v=-t4mX0N4rys

Yukarıdaki video linkinde mağdur durumdaki canlı ve onun mağduriyeti, varlığı Tanrı için zaruri olan bir husus mudur ?

Şimdi, aşkın ve ödüllendirici / iyi bir Tanrı inanışına sahip herhangi bir inanç sisteminin bu soruyu, "acı olmadan tatlı bilinemez, seçim olsun diye böyle yaptı vs." temeline dayanan tüm cevapları kendisiyle çelişecektir.

Birileri cennete gitsin diye diğerlerinin cehenneme gidecek olması fikrini bir beşer roman olarak yazsaydı, diğer insanlar ona ne diyecek idilerse, makul ve realist şartlarda müzakere eden bağışıksız / önyargısız bir bilinç de aynı şeyi Tanrı için söyler.

Mesela, "Tanrı herhangi bir canlının çektiği acıyı (örneğin ölüm acısını) bilebilir mi ?" sorusu da, aynı tartışmanın alt başlıklarından biridir. Bu soru da cevabı kolay verilemeyecek bir sorudur. Zira, bir canlının kendi acı his eşiği derecesinde hissettiği / deneyimlediği acının başka bir varlık tarafından bilinebilmesi, kendi oranında benzerini deneyimlemesini gerektirir. Bu ise, Tanrı için acziyet olacağından zor bir paradoks başlar.

Ben şahsen bu tarz müzakerelere, her iki cephesinde de katıldım ve tatmin edici bir yanıt bulamadım. Bunu bulamadım diye Tanrı inanışımda herhangi bir değişiklik olmadı. Çünkü, her şeyi hele hele aşkın bir yaratıcıya dair her şeyi bilebilme lüksüne sahip olmadığımın ve böyle bir zorunluluğumun da olmadığının farkındayım.

Bu konular, olsa olsa her şeyi var eden aşkın yaratıcı hakkındaki merakımı celbeder. Ve nihayet inanç yönünden, her iş olup bitirildiğinde, yaratılan her canlı ve her şey açısından "neylemişse güzel eylemiş" diyeceğimden ve yine yaratılan her canlının eninde sonunda bunu aynı bu şekilde diyeceğinden zerre kuşkum yoktur.

Netice, bütün iş ve oluşlar, bütün yaratılmışların "Alemlerin Rabbine hamd olsun" diyeceği karar / kıvam noktasına erişecektir.

Esen kalın.   


__________________
"(Onu size indirdik ki) <Kitap, yalnız bizden önceki iki topluluğa indirildi, biz ise onların okumasından habersizdik (o Kitâpları okuyamıyor, dillerini anlayamıyorduk)> demeyesiniz."(En'am,156)
Yukarı dön Göster aliaksoy's Profil Diğer Mesajlarını Ara: aliaksoy Ziyaret aliaksoy's Ana Sayfa
 
Emre_1974tr
Uzman Uye
Uzman Uye


Katılma Tarihi: 05 agustos 2006
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 486
Gönderen: 19 ocak 2014 Saat 12:51 | Kayıtlı IP Alıntı Emre_1974tr

Selam Ali,

Yazımı hiç okumadığını ve/veya hiç anlamadığını görüyorum . Bu rahatsızlık  genel olarak var sanırım, yazılanlara yarım yamalalak bakarak veya tam okunsa bile hiç anlamadan yorum yapmaya çalışma hastalığı.

1- Yazımda delilleriyle gösteriyorum ki Allah ızdırabı "kötüleri cezalandırmak için" yaratmıştır.

Tıpkı iyileri ödüllendirmek için yaratması gibi.

Nasıl ki iyileri ödüllendirmek için yaratması acizlik değilse, kötüleri de cezalandırması acizlik değil, tam tersine merhametinin, iyiliğinin ve mükemmelliğinin sonucudur.

Bunun  tam açıklaması için yazımı "bu sefer oku"manı isteyeceğim.

2- Kötüleri ve iyileri yaratmak derken, özgür iradeleri ile yapacakları seçimler dolayısıyla iyileri ve kötüleri bilmesinden bahsediyoruz, bunu da yine yazımda ve yine linklerini verdiğim benim diğer yazılarımda yine ispatlarıyla çok net bir şekilde sunuyorum.

3- İyiliğin veya herhangi birşeyin bilinmesi için zıttının olması zırvasını sen çıkardın. Ben tam tersini gösteriyorum ve ispatlıyorum. Yine yazılarımı biraz okusaydın böyle benim yazdığımın tam tersi şöyler söylemeye kalkmazdın:

http://emre1974tr.blogspot.com/2011/07/degisimi-amac-yapma-y anlgs.html

4- Tanrı herşeyi bilir.

Ama sen bu konuda kendine öyle yine düşünmeden , akıl dışı , komedi karşı argüman getirmişsin ki Allah'ın herşeyi bilmesini tam kabul etmemek için çırpınmışsın.

Nasıl ki bir şeyin anlaşılması için zıttının var olması gerekmiyorsa, o deneyimin yaşanması da gerekmiyor.

5- Hayır ortada en ufak bir paradoks, cevabı zor bir soru falan yok. Hastalık  zihinlerde.

Tarih boyunca bu hastalığın yaygın olmasından dolayı böyle apaçık ve basit sorular bile paradoks, çözülmesi zor felsefi sorunlar zannedilmiş.

Ama gerçekte durum bunun tam tersi.

Selam ve sevgiler.




__________________
Bloğum:

http://emre1974tr.blogspot.com/

e-kitabım:

http://www.scribd.com/doc/99945687/f2dgkz4q-Book

Twitter adresim:

https://twitter.com/emre_1974tr
Yukarı dön Göster Emre_1974tr's Profil Diğer Mesajlarını Ara: Emre_1974tr Ziyaret Emre_1974tr's Ana Sayfa
 
aliaksoy
Uzman Uye
Uzman Uye


Katılma Tarihi: 05 subat 2007
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 989
Gönderen: 19 ocak 2014 Saat 14:21 | Kayıtlı IP Alıntı aliaksoy

Selam Emre,

Seni kırmak istemiyorum. Okumadığımı söylediğin yazına satır satır cevap verdiğimde problem olacak.

Bu nedenle bence bırakalım da, insanlar (ve diğer tüm canlılar) atalarından devraldıkları ve genlerinde bulunan karakterlerine göre davranmaya ve yaşamaya devam etsinler. Bu cümleye itirazların varsa bilim insanlarıyla, genetik uzmanlarıyla tartışabilirsin elbette.

Esen kal.



__________________
"(Onu size indirdik ki) <Kitap, yalnız bizden önceki iki topluluğa indirildi, biz ise onların okumasından habersizdik (o Kitâpları okuyamıyor, dillerini anlayamıyorduk)> demeyesiniz."(En'am,156)
Yukarı dön Göster aliaksoy's Profil Diğer Mesajlarını Ara: aliaksoy Ziyaret aliaksoy's Ana Sayfa
 
Emre_1974tr
Uzman Uye
Uzman Uye


Katılma Tarihi: 05 agustos 2006
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 486
Gönderen: 19 ocak 2014 Saat 15:11 | Kayıtlı IP Alıntı Emre_1974tr

Dediğim gibi yazımı ve yazdıklarımı "okuman" dileğiyle sevgili Ali ...

Ondan sonra konuşabiliriz.

Selamlar


__________________
Bloğum:

http://emre1974tr.blogspot.com/

e-kitabım:

http://www.scribd.com/doc/99945687/f2dgkz4q-Book

Twitter adresim:

https://twitter.com/emre_1974tr
Yukarı dön Göster Emre_1974tr's Profil Diğer Mesajlarını Ara: Emre_1974tr Ziyaret Emre_1974tr's Ana Sayfa
 

Eğer Bu Konuya Cevap Yazmak İstiyorsanız İlk Önce giriş
Eğer Kayıtlı Bir Kullanıcı Değilseniz İlk Önce Kayıt Olmalısınız

  Yanıt YazYeni Konu Gönder
Yazıcı Sürümü Yazıcı Sürümü

Forum Atla
Sizin yetkiniz yok foruma yeni mesaj ekleme
Sizin yetkiniz yok forumdaki mesajlara cevap verme
Sizin yetkiniz yok forumda konu silme
Sizin yetkiniz yok forumda konu düzenleme
Sizin yetkiniz yok forumda anket açma
Sizin yetkiniz yok forumda ankete cevap yazma

Powered by Web Wiz Forums version 7.92
Copyright ©2001-2004 Web Wiz Guide
hanif islam

Real-Time Stats and Visitor Reports Sitemizin Gunluk, Haftalik, aylik Ziyaretci  Detaylari Real-Time Stats and Visitor Reports

     Sayfam.de  

blog stats