Şu da emredildi: Yüzünü dine bir Hanif olarak çevir. Sakın müşriklerden olma.
Yunus Suresi 105
Ben bir Hanif olarak yüzümü gökleri ve yeri yaratana döndürdüm. Müşriklerden değilim ben.
Enam Suresi 79
İbrahim ne bir Yahudi idi, ne de bir Hıristiyan. O sadece hanif bir müslümandı. O müşriklerden değildi.
Ali İmran Suresi 67
Şu da kuşkusuz ki, İbrahim başlıbaşına bir ümmetti; bir Hanif olarak Allah'ın önünde eğiliyordu. Müşriklerden değildi.
Nahl Suresi 123
De ki Allah doğrusunu söylemiştir / vaadinde sadıktır.Haydi artık Hanif olarak İbrahim'in Milleti'ne uyun! Müşriklerden değildi o.
Ali İmran Suresi 95
Allah'a ortak koşmadan, Hanifler olarak... Allah'a ortak koşan kişi, gökten düşmüş de kendisini kuşlar kapışıyor veya rüzgar onu uzak bir yere fırlatıp atıyor gibidir.
Katılma Tarihi: 03 haziran 2008 Yer: Turkiye Gönderilenler: 292
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP
anlıyorum derdini kardeşim. bak sana vicdanın bile bu işin yanlış olduğunu söylüyor. söylüyorki sen böyle bir başlık açıp tatmin olmak istemişsin. kişiye o gün vicdanı yeter diye boşa demiyor Allah(c.c.) kuran-ı kerimde.
bu arada saydığın islam devletleri özellikle arap emirliklerinden hiç bahsetme kardeşim. çünkü adam tuvaletini altından yapıyor. halka sunduğu birşey yok. amerikanın petrol için verdiği parayı çatır çutur yiyor halka çok az hizmet sunuyor. kendi yiyor yani. bunlardan hiç bahsetme çünkü müslümanlıkla alakaları yok. sadece adları müslüman. dediğin muhafazakar müslümanlarda hadis batağına batmış, her uydurulanı din diye yiyor yada öyle yapmayı daha uygun buluyor vicdanını susturmak için. kredilerle borçlanarak yaşamak hiç doğru değildir. ister bu devlet tarafından yapılmış olsun ister vatandaş tarafından. bu ancak bağımlılığı ve her denilene susmayı, hak olan karşısında bile sessiz kalmayı doğurur. çok yanlış bir tutumdur. bu arada sosyalist devlet olan kübaya bak ekonomisi büyümüş mü?
__________________ ne kadar hatırlanmak istiyorsan o kadar hatırla.
safet metin kardeş,şimdiyazacaklarımı iyi oku ve tahlil et inşaallah..;
bundan 1 hafta kadar önce aslen yahudi ve kısmende deist ama yahudiliği de çok iyi bilen bir arkadaştan yahudilerle ilgili bir bilgi aldım..dünya ekonomisindeki paranın %52 si yahudilerin kontrolü altındaymış...
şimdi sen diyorsunki çok çalışalım çok zengin olalım ve ordumuzda ekonomimizde güçlü olursa söz sahibi oluruz...öylemi...bunula ilgili bir tane ayet söyle gelecem yanına ve sana yemek ısmarlayacam ...SÖZ
kardeş kendine gel ve nefsani rüyandan uyan...sen daha adım atarken onlar yarışı bu konuda zaten bitirmiş durumdalar...dünyanın ekonomisinin %52 sini elinde bulunduranlara karşı parayla savaşmalıyız dersen onların tuzaklarına düşmüş olursun..
mesela KOMBASSAN holdingte senin gibi düşündü ki çokta büyümüşlerdi ama sonuçta 1 günde yaprak misali savruldular...
türkiye ekonomisi demişsin ..la gardaş türkiye ekonomisi dediğin 300-400milyar dolar...bu para ellerinde tuttuklar paranın yaklaşık 20.000 de biri..yani onlar ne kadar isterse sen o kadar büyürsün veya batarsın
nefsani olarak para ve dünyaya düşkünlüğümüz bizi faizede her haltada bulaştırıyor..
allah için neden para biriktirdiğini,veya bankadan para çektiğini kendi kendine bir sor..
Katılma Tarihi: 07 ekim 2008 Yer: Turkiye Gönderilenler: 672
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP
Arkadaşlar ,
Bu forumlara katılma sebebim, hem bir şeyler öğrenmek, hem de bir şeyler öğretmektir. Paylaşımla bazı fikirlerimiz değişir, gelişir, ilerler falan.
Beni üç üniversite mezunu,(bilgisayar, hukuk, işletme) , iki dil bilen ( Çok iyi ingilizce, yeterli Almanca), Eski yazıyı okuyabilen,Tarih, İlahiyat, konularında özel merakı olan ve bu konularda da uzmanlık derecesinde bilgi sahibi bir kişi olarak tanıyabilirsiniz. Hemen hemen tüm sosyal konular da da okurum. Psikoloji, sosyoloji, felsefe, siyasal bilgiler gibi.
Tarih ve ilahiyat ve Hukuk bilgimin bana sağladığı geniş bir osmanlıca kelime haznesi vardır. Dili ağır kitapları çok rahat okurum.
Bir müddet Avrupada yaşadım. Almanları, fransızları tanırım. Mentaliteyi bilirim.
Beni bir Murat Bardakçı, bir Nihat Genç gibi düşünebilirsiniz. Ben sadece fikirlerimden insanları faydalandırmak istiyorum. Foruma katkı sunmak istiyorum bu.
Benim dine bakışım akılcıdır. Kuran’ı akla ve ilkelere göre yorumlarım.Kur’an müteşabihlerinikelime anlamlarına göre, benzer nitelikteki ayetlere göre, Surelerin iniş sırasına göre yorumlarım.
Kur’anın yorumu olarak sünneti ve hadisi kabul etmem. Hatta bunların peygamberle bir alakası olmadığını , çoğunun peygambere iftira olduğunu , Ümeyye ve abbasi uydurması çoğu israiliyyat ve Mesihhiyat olduğuna inanırım. Ama Kur’ana , akla ters olmayan hadislere de pek ses çıkarmam. Nihat Hatipoğlu hocanın programlarınıhadise bu bakışım nedeniyle sevmem. Ama seyrederim. Mesaj tv deki Cuma, cumartesi geceleri cep telefonuyla sorulara cevap veren hocanın programını da seyrederim. Benim verdiğim cevapların bir kısmı onun cevaplarından çok farklı olur. Yani adam geleneksel islama uygun cevap veriyor diye niye seyretmeyeyim ki.
Sorunlara aklımın yettiği kadar çözüm ararım. Her fikre açığım. Tam zıddı da düşünsem dinlerim, okurum.
Sünni dini anlayış 19 yüzyıla kadar tartışılmadı. Avrupanın üstünlüğünü perçinlemesinden sonra müslümanlar bunu tartışmaya başladılar.Çünkü bir yerde bir yanlışlık vardı. Hem Allahın yolunda olacaksınız. Hem en son, en mükemmel dininde olacaksınız, hem de yenilgiyi, esareti, cahilliği, küçük görülmeyi yaşayacaksınız. Hristiyanların maskarası olacaksınız. Bu mümkün değil.
Buna çözüm arandı. Bir kesim devlet işlerinde hukukta, ekonomide tümüyle laik bir düzen kabul etti. Dini vicdani bir iş olarak kabul etti. Laiklikte , dini kurallarla devlet yönetilmez anlayışı ile önce fransa, sonra osmanlı, türkiye hareket etti. Türkiye bugüne geldi. Dünyanın 20. büyük ekonomisi. Diğer islam ülkeleriyle karşılaştırılamaz bile. Daha da iyi olacak. Ona güveniyorum.
Bir kesim geleneklerine bağlı kaldı. Klasik fıkıh, akaid ne diyorsa öyle gidiyor. Bunlar kafalarını kuma gömdüler. Onlar için İslamın Avrupa üzerine çıkması falan önemli değil. Onlar kendilerinden nemalandıkları halkı kaybetmemek için uğraşıyorlar. Bu amaç için her şeyi yapayorlar. . İslam toplumlarının çoğundada bunlar var.
Bir kısmıda geleneğin islam olmadığını, Kur’anın akli ve ilkesel yorumuyla aslında islamın her türlü ilerlemeye açık olduğunu, laikliğin payandasına ihtiyaç olmadığını iddia ettiler. Geleneksel İslamın kabullerine ters fetvalar verdiler. Mısırda , Hindistanda falan böyle düşünceler oldu. Muhammed abduh banka faizi, faiz değildir dedi. Çünkü ingiltere küçük tasarruflardan büyük sermayeler elde etmiş, bu küçük tasarruf sahiplerine faiz vermişti. Sonuçta İngiltere gelişmiş, güçlenmiş , Mısır’ı işgal etmişti. HindistandaFazlurrahman , Din Kur’an dır. Kur’an akla ve ilkelere uygun yorumlanmalıdır dedi.(Örneğin kur’an da el kesme cezası vardır. Fazlurrahman’a göre bugün bu cezanın el kesme şeklinde uygulanması gerekmez. O Kur’anın vahyedildiği yıllar için çok caydırıcı bir ceza idi. Bugün bunun yerine başkacaydırıcı , sert bir ceza verilebilir.(Ağır ve uzun süreli hapis gibi).Bugün Türkiye de prof dr. Yaşar Nuri Öztürk Kur’anı ve aklı ön plana çıkaran yorumları ve eleştirileri ile bu kesimi temsil etmekte, fakat eleştiri oklarını da üzerine çekmektedir.
Gelenekçi kesimler sorunları görmezden gelmekte, çözüm üretmemekte ama laikliğin
verdiği imkanları da kullanarak hem zenginleşmekte hem de akıllarını kullanmamakta direnmekte, hiçbir yeni sorunaçözüm üretmeyip ikiyüzlü davranmaktadırlar. Çünkü kolaylık dinini , zorluk olarak takdim etmekte ve kendilerinin din ve takva adına zor bir hayatı yaşayıp, diğer insanlar üzerinde tasallut kurmaktadır. Onlar Kur’anın ana prensipleriyle uğraşmazlar, sünnet adı altında detayın detayı üfürüklerle zihinleri meşgul ederler. Sonuçta bu zorluğa katlanamayan, yaşanan hayat karşısında kendi çözümünü üretmek zorunda kalan insanlarda kendi bildiklerini yapmakta, din öyle diyor ama hayatın gerçekleri de böyle diyip bir şeyleri uyguluyorlar.
Yaşar hoca bir karara varmış. Bir fetva vermiş. Bu fetva sonuçta akla da, Kur’anın ilkelerine de aykırı değil. Ayrıca bir çok kişinin sorununu çözüyor. Ben 1970 leri yaşadım. Her yıl % 100 enflasyon. Bugün borç verdiğim 1000 tl bir sene sonra aslında 2000 tl oluyor. Ama adam bana bir sene sonra 1000 tl olarak getiriyor, ben zararda oluyorum. O zaman döviz yok. Şimdi en azından enflasyon ortamı varsa paranı dolar, euro olarak verebilirsin. Bu şekilde çok insan çok kazık yedi. Yahu arkadaş zarar ediyorum ne yapalım. Olmazz dinimizde faiz harammm fazlalık alamazsın. Ya benim kaybım onun sebebsiz zenginleşmesi değilmi. Sebebsiz zenginleşme helal mi yani.
Eskiden Ay sonunda birbirinden borç para istiyen çok memur ve işçi vardı. Bugün yok. Kullan kredi kartını, al nakit avansını , ne yapacaksan yap. İnsanların finansman sorunlarını teknoloji çözdü.
Sonuçta bunu kabul etsenizde , etmeseniz de din yeniden yorumlanacak. 700 lü yılların ümeyye yorumu atılacak.
Ben ortalığı karıştırmak için falan yazmıyorum. Kimseyi saptırmak gibi bir niyetim yok. Geleneksel öğretiye ters fikirlerimde olabilir. Bazıları çok doğru , bazıları cahillik ve araştırma ihmalinden dolayı yanlış ta olabilir. Herkesin fikri kendine veya din ilmihal kitaplarında yazdığı gibidir gibi bir düşüncem olsaydı bu foruma ihtiyaç olmazdı.
Amacım kendi bilgimden, tecrübelerimden, fikirlerimden diğer arkadaşları faydalandırmak ve onlardan faydalanmak. İnsanları dine ısındırmak. Dinden korkutmak değil. Ayrıca başka insanlar fikirlerini söylesinler. Bunu münazara gibi düşünelim, yerine göre şeytanın avukatlığını yapalım. Fikirler çarpışsın, doğrular ortaya çıksın.
Bu sitede Naci Çelik isimli bir arkadaş, domuz eti haram değil dedi, genel kadınlar zina yapmıyor dedi. Falan. Bir fikirdir. Benim de anlayışıma aykırı olmakla birlikte, sağlam bir delil ortaya koyabilseydi. Olabilir derdim. Ama bir delil yok. Mantıklı bir savunma yok. Ama olsun bir medeni cesarettir.Yani adam bizi saptırdı mı, yada bu site sapık fikirlerin yeraldığı, müslümanlığı bozan bir sitemi. Hiç alakası yok.
Sitedeerkek sünneti tartışılıyor. Tevrattaki Bir yahudi hükmünü, almış müslümanlar uyguluyor. Kur’an da böyle bir hüküm yok. O zaman Din le falan hiç alakası yok, çünkü farziyyet yok, Arapların , hatta peygamberin yapıp uyguladığı bile şüpheli. Dine ekleme ve zorlaştırma. Bunu peygamberin yapıp, yapmadığı konusunda da hiçbir kaynak yok, hadiste, adı sünnet ama kendinin peygamber sünneti, hatta arap sünneti (geleneği)olduğu tartışılabilir. . Eğer bu bir Ümeyye eklemesiyse, bu eklemeyi dine yapanı daAllaha havale ediyorum. Çünkü bu insanların müslüman olmasını zorlaştıran bir hüküm olmaktan öte bir şey değil. Örneğin Roger Garaudy. Sünnet olduğunu hiç sanmıyorum. Mesela ben Almanyalı Hans ‘ım. Araştırdım. Müslümanlığı beğendim. Kardeşim niye sünnet olmak zorundayım ki. Şehadet getirmem yeter. Ama öyle bir müslümanlık alameti farikası olmuş ki, çocukları ( ettirdim de) , torunları sünnet ettirmemeyi de düşünemem doğrusu.
Kadın sünneti zaten bir rezillik. Adamı bir de dünyaya rezil ediyor. Sanki peygamberin eşleri hz. Hatice, Ayşe vb. sünnet oldular, hiç duydunuz mu, hiçbir kaynakta gördünüz mü. Ama dünyada yazılan bazı romanlardan dolayı, sanki müslümanlığın bir gereğiymiş gibi, müslümanlığı rezil eden bir kabile örfü.
Sonuç olarak arkadaşlar, lütfen tartışalım. Günümüz müslümanlarının sorunlarına birlikte çözüm arayalım. Sonuçta sizlerden çok farklı fikirler de ileri sürsem, iyi niyetimden şüphe etmeyin. Bana ters fikir ve kanaat sahibi de olsanız , iyi niyetlisiz. Sonuçta bu bir fikir platformu.
selam ve muhabbetle
__________________ Allah Aklını kullanmayanların üzerine pislik yağdırır.
Merhabalar. Faizsiz ekonominin mümkün olduğunu söyleyenler, ekonominin yerel olarak sürdürülebilir olduğunu sanan, Dünyanın herhangi bir yerindeki ekonomik kararın kendi ülkelerini, kendi hayatlarını nasıl etkilediğinin farkında olmayan, Dünya ekonomisinde sınırlar,renkler olmadığını,tüm ülkelerin ekonomilerinin birbirlerine bağlı olduğunu, ekonomik gücün, siyasi güç olduğunu, çocukların ölmesini durduramamanın bu güçsüzlük olduğunu göremeyenlerdir.
Din, inananlarının dünya hayatından el çekmesi,tüm beklentilerini ahirete bırakması için değildir.
Din, dünya hayatında da sonrası için de mutluluk reçetesidir.
Din, bu dünyayı birilerine bırakmamızı söylemez.
İnananlar, çalışmalarını insanca yaşamak, insana yakışır şekilde yaşamak için yapar. İnsanımızı huzur ve güven içinde,onurlu,dik yaşatabilmemizin şartı budur.
__________________ Dinin bakış açısına göre,tüm bu fantastik harikulade evren,tüm bu karmakarışık şeyler, ancak, Tanrı’nın, insanların iyi ve kötü için çabasını gözlediği bir sahnedir.. Bu sahne,bu oyun için çok büyük!
Katılma Tarihi: 30 nisan 2006 Yer: Turkiye Gönderilenler: 1235
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP
Selam Saffet Metin
Hoş geldiniz.
275.
O ribayı yiyenler, şeytanın bir dokunuşla çarptığı kişinin kalkışından başka türlü kalkamazlar. Bu böyledir, çünkü onlar, "Alış-veriş de riba gibidir." demişlerdir. Oysaki Allah, alış-verişi helal, ribayı haram kılmıştır. Kendisine Rabbinden bir öğüt gelip de yaptığından vazgeçenin geçmişi kendisine, işi Allah'a kalmıştır. Yeniden ribaya dönene gelince, böyleleri ateşin dostlarıdır. Sürekli kalacaklardır orada.
276.
Allah, ribadan beklenen artışı mahveder, sadakalar karşılığında artışlar getirir. Allah, nankörlüğe batmış günahkârların hiçbirini sevmez.
130.
Ey iman sahipleri! Ribayı öyle kat kat katlayarak yemeyin. Allah'tan korkun ki kurtuluşa erebilesiniz.
161.
Ve ribayı almaları yüzünden -oysaki ondan yasaklanmışlardı- ve haksız yollarla insanların mallarını yemeleri yüzünden onların küfre sapanlarına korkunç bir azap hazırladık.
39.
İnsanların malları içinde artsın diye riba olarak verdiğiniz, Allah katında artmaz. Allah'ın yüzünü isteyerek verdiğiniz zekâta gelince, işte onu verenler kat kat artıranların ta kendileridir.
Kuranda riba ile ilgili beş tane ayet var, bu ayetlerde ;
-Riba geliri elde etmeyi ticaret haline dönüştürmüş olanlar-geçimlerini riba geliri elde ederek ikame edenler-
-Elindeki parayı riba geliri elde etmek için ihtiyacı olanlara borç verenler.
-fahiş miktarlarda riba geliri elde edenler.
-Riba elde etmek maksadıyla borç veren ancak geri ödemeyi yapamayan kimselerin mallarını adaletsizce ellerinden alanlar
-Bir kişinin mal veya mülk edinmesine yada servetindeki artışa katkıda bulunmak amacıyla kişiye riba karşılığı para verenler
Görüldüğü üzere ayetler riba geliri elde etmeyi iş haline dönüştürmüş insanları bundan men etmekte , parası ve imkanı olanlara ise paranızla riba geliri elde etmeyin ,onu ihtiyacı olana sadaka olarak ,zekat olarak verin Allah sadaka ve zekat verenlerin gelirini kat kat arttırır der.
Ayetlerde tarif edilen kimseler günümüzün tefecileri, bankaları ve faktöring kurulşlarıdır.
Bu kurumların hepsi ayetlerde tarif edildiği gibi para satıp paradan faiz geliri elde etmeyi,faizi kat kat alıp yemeyi kendilerine iş edinmişlerdir.
Tüketici veya yatırımcı finansman sağlamak için bu kurumlara müracat ettiği sürece bu kurumlar hep var olacaktır.
Kuranda tarifi edilen ,sürekli infakta bulunarak mal mülk ve servetini ihtiyacı olanlara dağıtan insan profili malesef mevcut değil.
İmkan sahibi her zengin mümin üzerine emrolduğu gibi infakta bulunsaydı ne faizle para almak talebi ,ne de faizle para satmak arzı olurdu.
Demek ki mevcut sistem kuran dışı.Kuran dışı sistemin olmazsa olmazları olan kaideleri kurana uyduralım demek yanlış olur.
Peki bu sistemde biz ne yapacağız?
Ayetlerde bahsi edilen kimselerden olmayacağız.
Eğer maksat elimizdeki birikimimizin değerinin korunması ise o birkimimizi yatırıma, mala veya değer kaybı yaşamayan değerli ziynetlere dönüştüreceğiz.
Paramızı bankaya koyup faiz geliri elde etmek paranın değerinin korunması değildir. Faizle para satana kaynak sağlamaktır.Onlar topladıkları vadeli vadesiz mevduatları kredi olarak satarlar.Sizin mevduat kazancınız bir başkasının ödediği faizden başka birşey değildir.
__________________ O, yaratıp şekillendiren, âhenk veren ve düzene koyandır
Katılma Tarihi: 07 ekim 2008 Yer: Turkiye Gönderilenler: 672
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP
Sayın savana,
Bu ayetleri biliyorum. Okuyorum. Düşünüyorum. Haşa , Allahın açık emrine bir muhalefetim de yok. Sesli düşünüyorum. Sorunlara çözüm arıyorum.
Benim buradaki temel tartışma konum
Riba = Faiz midir. yoksa faiz < riba mıdır.
Ayrıca bazı arkadaşların dediği gibiben başlatmadım. Amafaiz konusu aslındabütündinlerinyumuşak karnı. Sadece İslamın değil. Yahudilik ve Hristiyanlık için de sorun olmuş. Hristiyanlıkta laiklikle ve genel uluslar arası ticari kaideler şeklindeçözülmüş.
Ben iktisat dersleri okumuş bir insanım. İktisat kültürüm var. Bu nedenle soruyorum.
Dünyada her yerde banka var. Dünyada her yerde finansman ihtiyacı var. Her yerde de uygulama mevduat bankacılığı ve faizli kredi. Bunun istisnası olan bir tek yer yok. Bu ABD de böyle, Rusyada, Uganda da , Çinde, Arjantin de böyle.
Şimdi herkesAllaha açıkça karşı mı geliyor. ?
Bütün ülkelerde insanlar faiz altında inim inim inliyorlar mı. Yoksa bunlar, hesabını, kitabını bilmeyen, veya şansız olan azınlık bir kesimmi. Yoksa ticaret yapan çoğu insan bu düzenden faydalanıyormu.
Sanayici, Tacir, esnaf,köylü, tüketici, finansman olmadan yaşayabilir mi, yaşayamaz mı. Onlara sorsak hangi dünyayı tercih ederler.Hepsinin elbette para olsun ama koşulları uygun olsun özellikle faizleri düşük olsun diyeceğinden eminim.
Şimdi Kur'an da riba kavramı var. Bu riba kelimesini faiz diye çeviriyorlar.Bütün riba kavramını faize endekslemek mümkünmü.
Bakın 19. yüzyıla kadar para sadece madendi. Altın, gümüş. Buna 19 yüzyılda hazinedeki Altın karşılığı Kağıt para kavramı da eklendi. Bu 1945 lere kadar gitti. Bundan sonra Kağıt para altın karşılığı olmadan basıldı.
Dünyada finansman ihtiyacı her devirde vardı. Ama 19 ve 20 yüzyıldaki finansman ihtiyacı gibi hiç olmadı.
19 ve 20 yüzyılda dünya tarihinin radikal değişiklikleri oldu.
Ekonomide tarımın yanında endüstride yer aldı, Fabrikalar, büyük şirketler kuruldu. Ticaret büyüdü. Uluslar arası bir hal aldı.
Demiryolları, Kara yolları, Hava yolları oldu. Deniz yolları da yelkenli gemiden, Buharlı gemiye geçti. Oradan da petrolle çalışan gemilere geçti. Eskiden en hızlı, en modern ulaşım aracı yelkenli gemiydi. Dünyanın herhangi bir yerine en hızlı erişim bununla olurdu.
Telefon, telgraf, faks, internet oldu. Dünyanın her tarafıyla hızlı haberleşme mümkün oldu.
Enerji ihtiyacı arttı. Eskiden sadece odun kullanılırken, kömür, petrol, elektrik, nükleer vb. bir çok enerji oldu. 20 yüzyıla kadar insanlar bunların hiçbirini bilmeden yaşıyorlardı.
Peki bunların hepsini ne hristiyanlık, ne yahudilik, ne islam, ne budizm, ne sosyalizm, ne komünizm yaptı. Bunları sadece ve sadece Aydınlanma ve Endüstri devrimlerini geçirmiş Kapitalizm yaptı. Hertürlü gelişme Amerika, İngiltere, Almanya gibi ekonomik şekli kapitalizm olan ülkelerde meydana geldi.
Bunca işin yapılmasında arka planda rol oynayan en büyük güç finansmandı. Mevduat bankacılığı idi. Oda 19. yüzyılda ortaya çıktı. Merkez bankaları bile 19 yüzyılda çıktı. Önce bireysel mucidler devri idi (edison gibi). Sonra büyük şirketler devri geldi.( IBM, general elektrik, general motors, ford vb) Artık yenilikler şirketler vasıtasıyla yapılıyordu. Halen de Şirket ve Üniversite işbirlikleri ile yapılıyor. Bunların hepsi büyük finansman gerektiriyor. Bu neyle karşılanıyor. Bancacılık ve finans sektörü ile.
Kur’anın geldiği devirde kölecilik vardı. İnsanlar kervan ticareti yaparlardı. Ticaret yolları güvensiz ve riskliydi. Bir de bunu faizle bunaltmanın anlamı yoktu.Allah elbette kibunu yasaklayacaktı. O zamanda paraya ihtiyaç duyan adam yahudi tefeciden borç alırdı. Hristiyanlıktada müslümanlık gibi faiz günahtı. 19 yüzyıla kadar böyle uyguladılar.
Hristiyanların Yahudiye düşmanlığı19 yüzyıla kadar tefecilik yapması nedeniyledir.
Bugün finans kurumlarının uyguladığı faizsiz bankacılık esaslarını bile Mısırlıların talebi üzerine İngiliz finans uzmanlarıbulmuştur.El baraka, faisal finans vb. bu esaslara göre çalışır. Bunlarda 1970 lerde Mısır’ın bulduğu bir çözümdür. Beğenelim beğenmiyelim. Bir çözümdür. İşletilen bir akıldır.
Bugünkü sistemde finansman bir ihtiyaçtır.
Patronun finansal ihtiyacının karşılanması fakirin lehinedir. Finansmanla yeni yatırımların yapılması fakirin lehinedir.Elbette ki fakiri koruyup kollayacağız. Ayrıca ona yardım amaçlı , herhangi bir emeği olmadan da yardım edeceğiz. Ama şunu da bilelim bankalara yatmış para fakiri ezmiyor. O memleketin tasarruf eğilimidir. Keşke bankadaki para daha çok olsaydı. Girişimci insanların finansman ihtiyacı karşılansaydı ve fakirlik daha azalsaydı. Asıl fakiri ezen para yastık altındaki paradır.
Ama yatırımların geliştirilmesi , ekonominin büyümesi, sosyal sigorta, işsizlik sigortası vb sosyal sistemleri de en iyi şekilde kuracağız ve geliştireceğiz. Bizim bu batılılardan neyimiz eksik. Sadece aklımızı işletmiyoruz. Okumuyoruz. Düşünmüyoruz. Yavaş ilerliyoruz.Bunu kur’anın ilkelerine göre aklımızı işleterek yapacağız.
Yine çok uzun yazdımama ekonomi okumuş olanlar beni anlar.
Sorunları görün ve aklınızı işletip çözümler bulun lütfen. Madem faiz haram. Kobilerin finans beyi filan nasıl oluyor. Bu bir ihtiyaç.
Zengin adam zaten parasını bankada tutmaz. Parasını bankada tutan zaten bir atımlık barutu olanlar. 10000 tl, 100000 tl falan. Çoğu hesap ev araba parası büyüklüğünde olup, ticaretten anlamayan, yapacak bilgi ,kapasite ve vakti olmayan , çoğu da memur işçi olan kesim.
Çoğu esnafın bankada vadeli parası yoktur. Adam ticaretle çevirerek daha fazlasını kazanır. Büyük zengin de parasını bankada faize vermez. Çünkü fırsat maliyeti veya Opurtunity Cost diye bir şey vardır.
Örneğin siz bir müteahhitsiniz 100 tl sermaye ile inşaat yaptınız. Bunları 130 tl ye sattınız. Karınız 30 tl. BUna defter karı deniyor.
Muhasebe kayıtlarına göre böyle. Bir de Ekonomik kar diye bir şey var. Cari faiz hadleri ile karın karşılaştırılması.
şimdi piyasada cari faiz oranı % 35 diyelim. O zaman siz boş durmadınız boşa çalıştınız. Çünkü hiçbir şey yapmayıp parayı bankaya yatırsaydın 35 tl kazanacaktın. 5 tl ekonomik zararın var.
Cari faiz %30. O zaman yine boşa çalıştın. Aynı parayı hiç çalışmadan elde ederdin. Kendini boşuna hırpaladın.
Cari faiz % 20. defter karın 30 tl. ama gerçek ekonomik karın 30-20 = 10 tl. İşler pek iç açıcı değil.
Cari faiz % 10. Defter karın 30 tl. ama gerçek karın 30-10 = 20 tl.
Eh Allah bin bereket versin.
Yani mantık budur. Ticaret, sanayii kendini bunlarla kontrol eder. Tacirlik, sanayicilik banka faizinin kat kat üzerinde para kazanabilme becerisidir. Şimdi bu adam keriz mi parasını bankaya koysun da faiz geliri alıp yan gelip yatsın.
Tarım toplumu mantığı ile düşünmeyin. Tefeci mantığı ile düşünmeyin. Bugünün dünyasında sen paranı bankaya yatırmıyorda , yastık altında tutuyorsan, dolar, mark alıyorsan fakir fukaraya daha fazla zulum ediyorsun sonucuyla karşılaşırız. Çünkü paranın verimli yerlere gitmesine mani oluyorsun. Fakirin istihdamından kısıyorsun. İş bulamamasına veya işini koruyamamasına sebeb oluyorsun.
Refahın yüksek olduğu batı ülkelerinin , aynı zamanda finans sektörü kuvvetli ve halkın tasarruf eğiliminin yüksek olduğu ülkeler olduğunu unutmayalım.
Onun için diyorum ki olayı gerçekten bilenler elini taşın altına koysun , akıl yürütsün. O haram bu haram mantığı ile değil. Fotoğraf budur. İş budur. Kur'anın ilkeleri kapsamında çözüm budur diye bir neticeye varsın. Ben Yaşar hocanın çözümünü veya Mısırlıların Finans kurumu çözümünü beğeniyorum. Sorunun çözümüne yönelik iki önemli katkı olarak görüyorum. Ekonomi bilgisi olanlar açısından ikisi de aynı kapıya çıkıyor ama bazı insanlar psikolojik olarak finans kurumu çözümü
nü tercih ediyorlar. Sonuçta para yatırıma girsinde, Ha Ali veli, ha veli ali farketmez. Ekonomi gelişsin, iyi olsun. Türkiye büyüsün, refah olsun.
__________________ Allah Aklını kullanmayanların üzerine pislik yağdırır.
yahudiler dünya düzenini ellerinde tutmak için parayı kullanıyorlar..
devletlerdeki borsa-bankacılık sektörü vb. kuruluşlar onların devlet içindeki kontrol mekanizmaları..devletlerin ekonomilerini buralardan yönetiyorlar..
dolayısıyla parayla yapılacak sözde mücadele onların güçlenmesinden başka bir işe yaramaz..
bunu bireye indirgersek,daha güçlü ve rahat yaşamak bize nefsimizin bir oyunu ...para güç ve daha iyi yaşamakla ilgili bir tane ayet bulamazsınız ..ama mal biriktirmeme,dünya metaına göz dikmemek,infak etmekle ilgili onlarca ayet sayılabilir..
kilit nokta şu..BİZ NEDEN PARAYA DAHA ÇOK İHTİYAÇ DUYUYORUZ...
bu sorunun samimiyetle cevaplanması bu tartışmanın kilit noktasıdır bence...
Katılma Tarihi: 07 ekim 2008 Yer: Turkiye Gönderilenler: 672
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP
Feridun kardeşim,
Allahın bizden istediği maddi olarak kuvvetli olmamız ve caydırıcı olmamızdır. Bu da kuvvetli bir ekonomi ile olur. Çalışma ile olur.Amerika, Almanya, Çin, Japonya vb devletler müslüman olmasalar dahi, allahın emirlerine bizden daha yakındır. Adamlar daha dürüst, daha çalışkan.Bir yaptıkları gençliklerinde cinsellikte serbestler, domuz eti yiyorlar, İçki içiyorlar. (aslında aklı başında olanları içkiyi de edebiyle içiyor. Çünkü incilde ve tevratta içki değil sarhoşluk yasak.).
Bunların dışında ben onların çoğu hallerinin tabii ilkeler bazında biz müslümanlara beş bastığını düşünüyorum. Bu kuru bir hayranlık veya kompleks değil. Erişemiyeceğimiz bir seviyede değil.Bizim müslümanlığımız işin özüne değil şekline yönelik, bunu aşmalıyız.
Eğer bizenfal suresiningereğiniyapabilmiş olsaydık, israilbugün yaptıklarını yapamazdı.
Onun için Allahın bizden istediği fakirlik, bir lokma bir hırka falan değildir.Necm suresi de , inşirah suresi de çalışmamızı emretmektedir. Biz Kurana göre Allahın Yeryüzünde ve gökyüzündeki halifesiyiz. Yani Allah yeryüzündeki madenleri, enerjiyi, hayvanları bizim emrimize vermiştir. Yarın Uzayda gideceğimiz gezegenlerde de bulacağımız madenler bizim emrimizdedir. Allahtan dünya maddi olarak daha iyi olmayı istememizde bir sakınca yoktur.
Enfal-8
Onlara karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet ve savaş atları hazırlayın. Onlarla Allah’ın düşmanını, sizin düşmanınızı ve bunlardan başka sizin bilmediğiniz fakat Allah’ın bildiği diğer düşmanları korkutursunuz. Allah yolunda her ne harcarsanız karşılığı size tam olarak ödenir. Size zulmedilmez.
Necm 39 – İnsanoğlu için çalıştığının karşılığı vardır.
Bu gerçeğin farkında olan müminler "Onlardan öylesi de vardır ki: 'Rabbimiz, bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik (ver) ve bizi ateşin azabından koru' der. İşte bunların kazandıklarına karşılık nasipleri vardır. Allah, hesabı pek seri görendir." (Bakara Suresi, 201-202) ayetleriyle bildirildiği gibi, dualarında Allah'tan kendilerini hem dünyada hem de ahirette mutlu kılmasını isterler.
Bir işten boşalınca hemen başka bir işe koyul – inşirah
Yahudileri fazla gözünüzde büyütmeyin. Bütün bir ortaçağ boyuncatefeciliği bunlar yaptı. Sermayeyi bunlar topladı. Sonra içlerinden çok bilimadamı , sanatçı falan çıktı. Bunun getirdiği bir ekonomik ve siyasi güç var.Ama çok sıkıntı da çektiler. Rusyada, Almanyada çok ezildiler, öldürüldüler. 1900 lerin başında bile Amerikada Yahudi olmak bir ayrımcılık sebebiydi. Bir belgeselde ünlü aktör Kirk Douglas ın hayatını seyretmiştim. Ukrayna Yahudisi kökenli olması sebebiyle amerikada çok sıkıntı çektiğini anlatmıştı. Yaşadığı1930-1940 ların amerikası. Zannetmeyin ki yahudiler bugün olduğu gibi Amerikada çok güçlüydü. Bugünkü hale gelmeleri hem çalışmaları, hemde bunların Avrupada gördüğü zulumden dolayıAmerikanın ve batı dünyasının bunlara hoşgörüsüdür.
BizTürkler genel olarak Yahudilere çok iyi davrandık. Osmanlıda iyi yaşadılar. Genelde büyük şehirlerdeki halkımız , bunlarla iş yapmış insanlarımızyahudileri sever ve takdir eder. İyi tüccar, iyi esnaf olduklarını söyler.Mesela bir türk esnaf iki üç mal gösterdikten , almazsan surat falan eder. Yahudi bütün rafları indirir, gösterir , al veya alma yüzünde en ufak bir memnuniyetsizlik göremezsin.
Eğer başka şehirden gelmiş tanıdık bir müşteri isen hal hatır sorar, hemen yemeğini, çayını söyler. Allah sanki bu ırkı ticaret için yaratmış.
Bizim bir tek tersliğimiz 1944 te varlık vergisi olayında oldu. Bu olay Ekonomide azınlıkların etkisini kırmak amaçlı yapıldı. Ekonomide Rum, Ermeni, Yahudi etkisi azalıp, TicaretTürklerin eline geçti.
Bunun dışında yahudilerle aramızda bir terslik olmadı.
Bizim yahudi ırkına bir gıcığımız yoktur. İsrail devletinin varolma hakkına da bir itirazımız yoktur. Filistinlilerle gerçekten adil, onların maddi manevi kayıplarını giderici örneğin işgal edilmiş ev, toprak vb. paralarının ödendiği , yaraların sarıldığı bir barış. Amerika isterse bu olur. Ama istermi ?
Arapların durumu malum. Eğer hepsi demokratik ülkeler olsaydı en azından Birleşmiş milletlerde falan bir çok şey yaparlardı. Bir baskı grubu oluşturabilirdi. Ama hepsi önce gölgesinden, sonra Amerikadan ondan sonra halkından korkan devletlerle ne yapabilirsin. Bunların ne saygınlığı olur. En büyük kusurları idarecilerin halkından kopuk oluşu. ABD güya BOP la bütün ortadoğuya demokrasi getirmek istiyordu ama şu anki durum daha çok işine geliyordur.
Biz sivillere yapılan gayri insani hareketlere karşıyız. Gazzedeki arap sivile de , Telavivdeki yahudi sivilede, Newyork, Madrit, Londra daki bir sivile de yapılan terörist saldırılara karşıyız. İsrailin Sivillere yaptıklarını , gaddarca ve aşırı buluyoruz.
Yahudilerinbize karşı bir düşmanlıkları olmaz.Onlar sadece çevresinde düşman ülke istemiyorlar. Belki bizim AB ye girmemizi en çok ABD ve İsrail istiyordur. O zaman en azından İsraile karşı şüphe duyulacak bir askeri tehdit olmaktan çıkarız. ABD nin ve Batının Türkiye politikası, Yunanistan'a ve İsraile tehdit olmadır. Bundan dolayı da bizi AB ye almak zorunda kalacaklarına inanıyorum.
__________________ Allah Aklını kullanmayanların üzerine pislik yağdırır.
Katılma Tarihi: 07 ekim 2008 Yer: Turkiye Gönderilenler: 672
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP
Malı daha çok kişinin derdine deva olmak üzere istemeliyiz. Örneğin ben şimdi 200 kişi çalıştıran bir işveren olsam. İşim, derdim, algım vergim çok olurdu. Belki iyi bir villada oturur, çocuğum iyi okullarda okur ama bu değermi. Yani şimdi ayda 5000 kazansam bunları yine yaparım. Üstelik daha fazla zevk alarak yaparım. Bu sıkıntılara değermi.
Değecek tek yönü vardır. Bu insanların rızkının Allah tarafından benim elimle dağıtılmasıdır. Bu da az bir şeref değildir. Eğer ki bu sıkıntıları , mal biriktirmek amaçlı değil, sadece insanlara daha faydalı olmak amaçlı , yapıyorsam, Allah katında çok iyi bir mertebede olacağıma inanırım.
Örneğin Vehbi Koç, Sakıp Sabancı, Kadir Has vb. insanların Allahın sevgili kulları olduğu ve Allah katındaki yerlerinin iyi olduğu düşüncesindeyim.
__________________ Allah Aklını kullanmayanların üzerine pislik yağdırır.
Sizin yetkiniz yok foruma yeni mesaj ekleme Sizin yetkiniz yok forumdaki mesajlara cevap verme Sizin yetkiniz yok forumda konu silme Sizin yetkiniz yok forumda konu düzenleme Sizin yetkiniz yok forumda anket açma Sizin yetkiniz yok forumda ankete cevap yazma