| Gönderen: 06 aralik 2008 Saat 11:41 | Kayıtlı IP
|
|
|
XATEMUNNEBİYYİN / ONAYLAYAN NEBİ
33/38: Allah’ın kendisini yapmakla zorunlu kıldığı şeylerle ilgili Nebi’nin hiç bir itiraz hakkı yoktur (Mé kéne alennebiyyi min harac). Geçmişteki nebiler hakkındaki Allah’ın uygulaması budur. Allah’ın emri kaçınılmaz bir yazgıdır (kesinlikle olur). 39: Allah’ın mesajlarını yerine ulaştıranlar (bildirmekle görevli olanlar), O’ndan çekinirler, Allah’tan başka kimseden çekinmezler. Kendisine karşı sorumlu olunacak kişi, Allah yeter. 40: Muhammed sizden her hangi bir adamın babası değildir. Ancak O, Allah’ın elçisi ve nebileri mühürleyen /onaylayandır. Ve Allah her şeyi tam bilendir. 41: Ey inananlar, Allah’ı (dediklerini) hep hatırda tutun / Hiç akıldan çıkarmayın! 42: Sabah akşam O’nu (mesajını) dillendirin! 43: Sizi karanlıklardan ışığa çıkarmak için size salat ediyor / size vahide bulunuyor.
Yukarıdaki cümlelerde daha çok vurgulanan husus nedir; Muhammed’in nebilerin xatemliği mi yoksa Allah’a/ her emrine uyması zorunluluğu mu? Söylenen şey; her nebi Allah’ın dediğine uymak zorundadır. Bu Allah’ın onlar için belirlediği izlenilmesi gerekli yolu / sünnetidir. Muhammed de bir elçidir, O da aynı sünnetin takipçisidir, aynı uygulamaya tabidir. Kendisine farz kılınanları yapmakla da önceki nebileri / sünnetini onaylamış oluyor.
O halde xatemunnebiyyin olmak, kendinden önceki nebileri onaylayan olmak demektir. Ve bu anlayışın, Muhammed’in son nebi olması anlayışından daha tutarlı bir anlayış olduğunu düşünüyorum.
Bu ayetlerden çıkarılması gereken bir diğer sonuç da, inananların, Allah’ın nebileri aracılığıyla kendilerinden almış olduğu misaka ters düşmemeleri; nebiye/resule zorluk çıkarmak şöyle dursun, hiç itirazsız tam bir teslimiyetle uymaları, O’na yardımcı olmalarıdır.
__________________ Selam Hüdâ' ya tâbi olanlara...
|