HANiFDOSTLAR.NET

 

Kuran Müslümanı
 

(Şahıs odaklı din anlayışından Allah odaklı din anlayışına...)

Ana Sayfa Hanif Mumin  Iste Kuran Kurandaki Din  Kur'an Yolu  Meal Dinle Sohbet Odasi Hanifler E- Kitaplik Kütüb-i Sitte ?  ingilizce Site Kuran islami Aliaksoy Org  Hasanakcay Net Tebyin-ül Kur'an Önerdiğimiz Siteler Bize Ulasin

 

- Konulara Göre Fihrist

- Saçma Hadisler

- Hadislerin-Sünnetin İncelemesi

- Haniflikle İlgili Sorular Cevaplar

- Misakın Elçisi Kim?

- Kuranda Namaz/Salat

- Onaylayan Nebi

- Kuranda Namaz/Salat

- Enbiya 104

- Kuranda Yeminler

- Adem Hakkında Sorular

- Ganimetleri Resulün Eline Nasıl Vereceğiz?

- Allahın ındinde YIL ve DOLUNAYLAR

- Abese ve Tevella

- Hadisçilerce Tahrif Edilen Ayetler

- Mübarek Yer, Mübarek Vakit

- Arkadaş Peygamber

- Kuranın İndirilişinden Günümüze Gelişi

- Bir Türban Sorusu

- Kuran ve Bize Öğretilenlerin Farkı

- Namazın Kılınışı

- Hadislere Göre Namaz

- Kuranda Salat Namaz mıdır?

- Kuran Yetmez Diyen Uydurukçular

- Bizler Hanif Dostlarız

- Sahih Hadis mi İstersiniz?

- Hakkı Yılmaz'ın Tebyin Çalışması

- Kur'anı Anlamada Metodoloji

- Tarikatçıların Çarpıttığı Birkaç Ayet

- Nasıl Kur'an Okuyalım?

- Kur'anı Kerim Nedir?

- Kur'anda Oruç

- Allah'sız Bir Din ve Allah'sız Bir Kur'an İnancı

- Kuransız Bir İslam Anlayışı ve Müşrikleşme

- Meal Çalışmasına Davet

- Allah Şahit Olarak Kafi Değil mi?

- Doğru Hadisleri Ne Yapacağız?

- Kur'andaki Muhammed ve Peygamberlerin Misyonu

- Mahrem, Avret, Ziynet

- Nur Suresi Çeviri-Yorum

- Cilbab

- Resule İtaat Ne Demektir?

- Hadis Kalburcuları ve Kalburları

- Kur'anı Kerim'in İndiriliş Gayesi

- Kur'anda Amellere Karşı Cahili Yaklaşım

- İslamdışı İnanışlara Kur'andan Örnekler

- Biri Şu Haram Üretim Tesislerini Kapatsın

- Tasavvufta İslam Var mı?

- İslamda Delil Sorunu

- Kurban Kesmek

- İlahi Hitabın Serüveni

- Ecel Nedir?

- Şirk, İşrak, Müşrik, Müşareke, Müşterik

- Büyü Yapan ve Yaptıranlar

- Peygamberlere Karşı Rabbani Yaklaşımlar

- Salat-ı Tefriciye yada Zikri Çarpıtmaya Bir Örnek

- Mucize Nedir?

- Ayrılıkların Nedenleri

- Sıfır Hata veya Kur'an

- Haniflik Nedir?

- Rabıta İle Şeyhlere Tapanlar

- Hadis Zindanının Mezhepçi Mahkumları

- İslam Dininin Öğrenilmesinde Kaynak Sorunu

- Fasık ve Münafıkların Genel Tanımlaması

- Hadisler, Hıristiyanlık ve Selman Rüştü

- Kur'anı kerim'in İndiriliş Gayesi

- Müstekbirlere Karşı Cahili Yaklaşım

- Halis-Hanif İslam

- Kur'anda Şefaat

- Fuhuş Tellalı Tefsirciler

- Hayızlıyken Neden Namaz Kılınmasın?

- Cebrail, Vahiy, Melek

- Dindarlıkta Müşrikleşme Temayülü

- Büyü Yapan ve Yaptıranlar

- Yaratılış, Adem, Havva

- Kur'an Yerel mi, Evrensel mi?

- Reform Dinde mi, Dindarlıkta mı?

- Ne Mutlu Tağutu Olmayanlara

- Peygambere Saygı(?)

- Hadislere Kanıt Diye Gösterilen Ayetler

- Allah Nazara Karışmadı mı?

- Kur'anı Kerimle Amel Etmek Mümkün mü?

- Kur'anda İnkar Edenlerin Vasıfları

- Müminlerin Vasıfları

- Allah'ın Vasıfları

- Kur'anın Vasıfları

- Dine Karşı Cahili Yaklaşımlar

- Kur'an Merkezli Din

- İrin Küpü Patladı; Mevlana

- Hurafe ve Bidatlar

- Peygamberi Tanrılaştırma

- Hz. İsa'nın Ölümü

- Allah'ın Mesajının Adı: Kelamullah

- Allah'ın Resule Uyarıları

- Kur'ana Göre Tenkit ve Eleştiri Nasıl Olmalı?

- Kur'anda Sevgi

- Sofuların Devlet Desteğiyle Desteklenmesi

- Hans Von Aiberg Aldatmacası

- Kabir Azabı Safsatası

- Kur'an Kıssalarının Önemi; Masal Değiller

- Kur'anda Toplumsal Sünnetler

- Tefsirde İsrailiyyat

- Kardeş Evliliği Olmadan Çoğalma

- Hans Von Aiberg Tutuklandı

- Kur'anda Tevbe Kavramı

- Yaşar Nuri Öztürk'ün Yorumuyla Namaz

- Karadelikler; Bir Büyük Yemin

- Mezhepçilerin Ümmi Açmazı

- Kabe Nedir? Mekkede midir, Kudüste mi?

- Kur'anda Ruh Kavramı

- Kur'anda Nefs Kavramı

- Amin Kavramı ve Putperestlik

- Diyanet İşleri Başkanlığının Sitemize Cevabına Cevaplar

- Resul ve Nebi -1

- Resul ve Nebi -2

- Sapık Bir Fırka: Hansçılar

- Cihad mı, Çapulculuk mu?

- Kur'an Deyip Namazı Yok Sayanlar

- Cennete Sadece Müslümanlar mı Girecek?

- Kur'anda El Kesme Cezası var mı?

- Nazar veya Göz Değmesi Var mı?

- Şehadet Getir, Münafık(?) Ol

- Kur'anda Eleştiri Metodu

- Hacc Mekkede mi, Bekkede mi?

- İslami Tebliğde Kur'an Metodu

- Saptırılan Kavram: Mekruh

- Kur'anda Cuma Namazı var mı?

- Of Be Kader, Allah mı Suçlu Yoksa Biz mi?

- Kader Açısından Cebir ve İhtiyar

- Baban Peygamber Olsa Ne Yazar

- Kur'anda İnsan Hukuku

- Vahdet-i Vücud, Şirkin Alası

- Tasavvufi Bilginin Kaynağı Vahiy mi?

- İslam'da Resullük Son Bulmuştur

- Teveffi Kelimesi ve Arap Dili

- Tasavvuf Üzerine Düşünceler

- Nefis Mertebelerinin İç Yüzü

- Allah Rızası Anonim Şirketi; Tarikatlar

- Tasavvuf ve Eşcinsellik -1

- Tasavvuf ve Eşcinsellik -2

- Nakşi Şeyhi Allah'ın Avukatı mı?

- Kur'anda "ve+la" Öbeği

- Putlar ve Tapanlar

- Son Peygamberimizin Okuma Yazması

- Mesih ve çarpıtılan Bir Ayet

- Hac İzlenimleri

- "Üzerinde 19 var" da Son Nokta

- Secde Emri

- Kur'andaki Hac

- Aracıların Gaybı Bildiği İnancı

- Tarikatçı - Müşrik Karşılaştırması

- Gazali'nin Kadına Bakışı

- Kur'anda Kadına Verilen Önem

- Başörtüsü Allah'ın Emri Değil

- Başörtüsü Takmak Kur'anda Var mı?

- Kur'anda Kadın Dövmek Var mı?

- Cariye, Köle; Utanmaz Mealciler

- Kadına Yönelik Şiddet

- Sünnet Edilen Kızın Öyküsü

- Erkekçe ve Kadınca Meal Konusu, Nebe 33. Ayet

- Harem - Selamlık Kimin Emri?

- Zina, Evlilik ve Örtünme Adabı

- Cariyeleri Aç, Hür Kadınları Kapat (!)

- Çok Eşliliği Yasaklayan Ayetler

- Kur'ana Göre Evlilik Hukuku

- 2 Kadın = 1 Erkek, Uydurma mı?

- Danimarkalı mı Sapık, Buhari mi?

- Ebu Hanife, Cariyenin Avreti

- Nisa 25, Hür Kadın ve Fahişe İfadesi

- Maymunların Hadisi ve Recm Vahşeti

- Hz. Muhammed'in Tebliği

- Peygamberi Tanrılaştırma

- Angarya Haline Getirilen İbadet

- Buhari'nin Hadislerini Buhari Yazmamıştır

- Hadis ve Sünnet Gerçeği

- Uydurma Hadisler, İslamın Kara Boyası

- Hadisler Dinin kaynağı Olamaz

- Uydurmaların Sınırı Yok; Şeytan Geyiği

- Beşeri Hükümler Neden Kutsal Oluyor?

- Hadis - Kur'an Çelişkisi

- Kur'anda/Dinde Olanlar ve Olmayanlar

- Cehennem'den Çıkış Yok

- Kur'anda Tağut

- Ebu Hureyre Gerçekte Kimdir?

- Hadis - Mantık Çelişkileri

- Kurban ve Kurban Bayramı Nereden Geliyor?

- Hadislere Göre Kur'an Eksiktir

- Bildiri: İslam Anlayışında Reform

- Arapça mı, Arap Saçı mı?

- Koca mı Üstün, Allah mı?

- Esbab-ı Nüzül Komedi Hadisleri

- İşte Geleneğin Dini

- Ulul Emir İle Kim Kastediliyor?

- Kul Hakkı

- Yezidi Bir Gelenek: Aşure Tatlısı

- Hz. İbrahim'den Asrımıza Dersler

- Taklitçiliğin Boyutları

- Seb-ul Mesani Nedir?

- Kelle Sayılarak Gerçek Bulmak

- Kıyamet - Mahşer Günü ve Sonrası

- Kur'anda Namaz Vakitleri

- Kur'anda Cuma Konusu

- Salih Olmak Yetmez

- Hudeybiye Anlaşması Uydurma mı?

- Kitap Yüklü Eşekler

- Kur'andaki Hac

- Hz. Nuh'un Oğlu Kimdi? İftira mı?

- Ruhun Ağırlığına Başka Bakış

- Hz. İbrahim Yalancı Değildi

- İncil'de Kadına Bakış

- Şirkin Büyüğü Küçüğü Olur mu?

- Kur'andaki Abdest ve Hijyen

- Din de Bir Araçtır

- Kur'an Okumanın Zararları

- Kur'anda Dua Ayetleri

- Kur'anda Tarih Kavramı ve Bilinci

- Şekilsel Secde Kur'anda Yok mu?

- Salat ve salatı İkame

- Kur'andaki Emr Kavramı Üzerine

- Dindar İnsanlar Şirk Koşar

- Alak Suresinin İlk Beş Ayeti

- Men Arefe'nin Çözümü

- Kur'andaki Av Yasağı

- Fıtrat ve Namaz Vakitleri

- Kur'anda İnsan Hukuku

- Din Büyüklerini Tanrılaştırma

- Allah'a ve Muhammed'e Değil

- Kur'andaki Örnek Tevekkül

- Şekilsel Rüku Kur'anda Yok mu?

- Hz. İbrahim Kuşları Kesti mi?

- Ehli Sünnet Dininin Anayasası

- İnsan Allah'ın Halifesi mi?

- Kur'an Üzerinde Düşünmek

- Şirkin Kuyusuna Düşenlere Uyarılar

- Kur'an Ölülere Okunmak İçin mi İndirildi?

- Ayda Okunan Kur'an Masalı

- Hz. İbrahim, Safa ve Merve Masal mı?

- "Haç"er-ul Esved (!)

- Mevlana Sahte Bir Peygamber Değil mi?

- Tasavvufun Tanrısı İki Zıttır

- Kur'andaki Tasavvuf: Teveccüh

- Önce Batıl ve Hurafe İle Savaşalım

- Resuller Haram Kılamaz mı?

- Elçi Muhammed ile İnsan Muhammed'in Farkı

- Tarikatlarda Aracılar Rezaleti

- Nur Suresi 31. Ayet Nasıl Çarpıtılıyor?

- Sırat Kıldan İnce, Kılıçtan Keskin mi?

- Kur'anda Zalimler

- Bütün Mehdileri Çöpe Atıyoruz

- Kur'ana Göre Ramazan Ayı ve Haram Aylar

- Tasavvufçuların İlahı; Varlık ve Yokluk

- Tasavvufçuların Küçük Putları

- Sünnet Etmek yaratılışı Değiştirmedir

- Son Peygamberimizin Mektupları

- Fıtrat ve Namaz Vakitleri

- Mescid-i Aksa Nerede?

- Büyük Kandırmaca: Hadis

- Kur'an Neden Arapça Olarak İndirilmiştir?

- Kimin dini? Kimin Kitabı? Kimin Meali?

- Evliya Kelimesinin geçtiği Ayetler

- Şimdiye Kadar Yaşanan İslam

- Ayın Yarılması Diye Bir Mucize Yoktur

- Kabe Dikili Taş Değil mi?


Up | Down | Top | Bottom
 
Şu da emredildi: Yüzünü dine bir Hanif olarak çevir. Sakın müşriklerden olma.

Yunus Suresi 105

Ben bir Hanif olarak yüzümü gökleri ve yeri yaratana döndürdüm. Müşriklerden değilim ben.

Enam Suresi 79

İbrahim ne bir Yahudi idi, ne de bir Hıristiyan. O sadece hanif bir müslümandı. O müşriklerden değildi.

Ali İmran Suresi 67

Şu da kuşkusuz ki, İbrahim başlıbaşına bir ümmetti; bir Hanif olarak Allah'ın önünde eğiliyordu. Müşriklerden değildi.

Nahl Suresi 123

De ki Allah doğrusunu söylemiştir / vaadinde sadıktır.Haydi artık Hanif olarak İbrahim'in Milleti'ne uyun! Müşriklerden değildi o.

Ali İmran Suresi 95

Allah'a ortak koşmadan, Hanifler olarak... Allah'a ortak koşan kişi, gökten düşmüş de kendisini kuşlar kapışıyor veya rüzgar onu uzak bir yere fırlatıp atıyor gibidir.

Hacc Suresi 31


Up | Down | Top | Bottom

HABERLER

 

 








 

 

  Hanif Islam

 

Kur'an Hükümleri ve Kavramları
 Hanif Dostlar Ana Sayfa -> Kur'an Hükümleri ve Kavramları
Konu Konu: Nûr sûresi: çeviri, yorum Yanıt YazYeni Konu Gönder
Yazanlarda
Gönderi << Önceki Konu | Sonraki Konu >>
Hasan Akcay
Uzman Uye
Uzman Uye


Katılma Tarihi: 11 ekim 2005
Gönderilenler: 767
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı Hasan Akcay

BİRAZCIK GEBE

 

Ancak kadının saçının da onun süsü olduğu kanaatindeyim. Burada süsten anlaşılması gereken, kadını alımlı kılan şeylerdir. Yoksa süsün bir esprisi kalmaz. Tesettür uleması buna dikkat çekiyor olsa gerek.

 

Kadını alımlı kılan şeyler eğer onun saçı başı ve göğüs çatalı gibi şehvet uyandıran yerleri ise kadının, oralarını avret edinip örttükten sonra kendisine şehvetle yaklaşma durumundaki erkeklere açması caiz olamaz artık.

 

Ama eğer onlar kadının saç tokası ve altın zinciri gibi örtüsünün altındaki takıları ise onları, erkek tâbilerine göstermesi elbet sakıncasızdır. Ama yerlerinden çıkarıp vücudundan uzaklaştırmak koşuluyla. Ayette söylenen bu.

 

Yani kadının ya vücududur onlar ya da takıları. Hem o hem bu olamaz.

 

"Canım, onların takı olduğu belli. Tamam. Ama birazcığı da saç baş ve göğüs çatalı gibi, vücut oluversin!" demek "Kadın birazcık gebe kalıversin!" demeye benzer.

 

Hayır! Gebeliğin birazcığı olmaz. Birazcık gebelik bal gibi tam gebeliktir.

 

Örneğin kadın, erkeklerin şehvetini uyandırdığı için örttüğü saçını başını tâbi’ıyne ûli’l ırbeti miner ricâl denen erkek tâbilerine açıp gösterirse adamların elbet ağzı sulanır.

 

O erkekler bunu pek âlâ cinsel ilişkiye çağrı diye yorumlar ve fuhuşa kadar götürürler. Tesettür ulemasının caiz ilan ettiği işte bu. Fuhuşa çağrı.

 

Allah’tan ki kadınlar bu ahlaksız icazeti kâle almıyor.

 

Özetle, inanan kadının saç tokasını, altın zincirini erkek tâbisine açması sakıncasızdır. Ama şehvet uyandırır diye örttüğü saçını başını, göğüs çatalını...?

 

Aklınızı başınıza toplayın.

 

Örneğin var sayın ki Emine Erdoğan’ın korumalarından birisiniz. "Sayın Emine Erdoğan!" deyin. "Ulema diyor ki saçınızı erkek tâbilerinize açabilirsiniz. Açın göreyim!"

 

Hele bi deneyin.
Yukarı dön Göster Hasan Akcay's Profil Diğer Mesajlarını Ara: Hasan Akcay
 
Hasan Akcay
Uzman Uye
Uzman Uye


Katılma Tarihi: 11 ekim 2005
Gönderilenler: 767
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı Hasan Akcay

ZİYNETLERE BAKMASI CAİZ OLANLAR ASLINDA KİM?

 

Bunlar inanan kadının yakın çevresinde bulunan kimseler. Tek özellikleri bu. 

 

Ziynetlerini kimseye açmasınlar ama şunlara başka:

 

kocaları,

babaları,

kocalarının babaları,

oğulları,

kocalarının oğulları,

erkek kardeşleri,

erkek kardeşlerinin oğulları,

kız kardeşlerinin oğulları,

kadınları (Yani onların

anaları

kaynanaları

kendi kızları

kocalarının kızları

kızkardeşlerinin kızları

erkek kardeşlerinin kızları

erkek kardeşlerinin hanımları)

yeminle aldıkları,

ihtiyaçsız erkek tâbileri,

kadınların avretlerinden habersiz çocuklar.

 

Yalnız, listenin en sonundaki kadınların üzerindeki tehlikeye açık şeylerden anlamıyan çocuklar başka. Bir tek onlar inanan kadının yakın çevresinin dışındalar.

 

Onlar niçin alınmış listeye? Her halde belki zeka özürlü oldukları ve o yüzden takıların pahalı şeyler olduğunu bilmedikleri için.

 

Onlardan zarar gelmez.

 

Onların listede bulunmasının, cinsel erginliğe ulaşmamış olmak gibi özel bir nedeni yok. Hayır! Konu cinsellik değil burda. Yoksa inanan kadının cinsel erginliğe ulaşmamış olan kendi çocukları (ellezîne lem yabluge’l hulume minkum) onun yatak odasına girerken izin almak zorunda kalmazdı (Nûr 58).

 

Zekası gelişmemiş olmak gibi bir nedenle tehlikeye açık takılardan anlamıyor onlar. Bu, kesin. Ama şehvet uyandıran şeylere pek âlâ duyarlı olabilirler.

 

Listede amcaların, dayıların bulunmayışı da özel bir nedene bağlı görünmüyor.

 

O halde kadının örtülü takılarını görmesi sakıncasız olan bu kişiler aslında yalnızca birer örnek. O yüzden, amcalar ve dayılar gibi, listenin dışında bırakıldığı halde sakıncasız olan kimseler var; ihtiyaçsız erkek tâbiler gibi, listede bulunduğu halde işine son verilebilecek, artık kadının tâbisi olmadığına göre örtülü takılarını görmesi sakıncalı hale gelecek kimseler var.

 

Tesettürcü iddianın aksine, Nûr 31’de anılanlar inanan kadına asla mahrem değil. Hatice’nin Muhammed adındaki tâbisi ona mahrem olup onunla evlenmedi mi ki inanan kadın, ihtiyaçsız erkek tâbisiyle (tâbi’ıyne gayre ûli’l ırbeti mine’r ricâl) evlenemesin?

 

Özetle, rast gele yapılmış bir liste bu. Kişiler sayılıp dökülerek şiirsel bir anlatım elde dilmiş. Tıpkı Nûr 61’de içinde yemek yiyebileceğiniz  evler sayılıp dökülürken yapıldığı gibi. Onların dışında daha bir sürü yerde topluca yemek yenebilir. Otellerde, lokantalarda, fabrikaların yemekhanelerinde...

 

Yukarı dön Göster Hasan Akcay's Profil Diğer Mesajlarını Ara: Hasan Akcay
 
Hasan Akcay
Uzman Uye
Uzman Uye


Katılma Tarihi: 11 ekim 2005
Gönderilenler: 767
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı Hasan Akcay

Bekarlarınızı evlendirin; dürüst köle ve cariyelerinizi evlendirin. Eğer yoksul iseler Allah Kendi erdeminden varlıklı kılar onları. Geniştir Allah; bilir (32).

 

Evlenme imkanı bulamıyanlar, Allah onları Kendi erdeminden varlıklı kılana kadar, çekinsinler.

 

Yeminle sahip çıktıklarınızın kendilerine yazmanızı isteyenlerine, eğer onlarda bir iyilik görüyorsanız, yazın. Allah’ın size verdiği malından verin onlara.

 

Genç kızlarınız iffetli kalmak istediği sürece onları bu dünyanın aşağılık çıkarları için uygunsuz davranmaya zorlamayın. Kim zorlarsa bilsin ki ardından Allah o çaresizleri hoş görür; bağışlar (33).

 

İşte size apaçık ayetlerimizi indiriyor ve daha önce gelip geçenlerin öyküleriyle dersler veriyor, sakınanlara öğütlerde bulunuyoruz (34).

 

EVLİLERİ EVLENDİRMEK  

 

Evli olmayanlarınızı evlendirin

Ve enkihu’l eyâmé minkum

 

Eş üstüne eş almayı yasaklayan bir ayet bu. Dolayısıyla çok eşliliği yasaklıyan bir ayet. Çünkü eş üstüne eş almadan çok eşli olunamaz.

 

Ama Müslümanlar kütük gibi duyarsız Allah’ın bu ayetine. 

 

O kadar ki ben anlatmaya çalışınca rahatsız oluyor, kızıyorlar. Ayet, bunca yüzyıl gözden kaçmış ta kendisini benim bulup çıkarmamı mı bekliyormuş? Kimmişim ben; fâsık mı ne?

 

*

 

ÇOK EŞLİLİK ZULÜMDÜR

 

Açıklamaya çalışıyorum. nce şu gerçeği görelim: çok eşlilik zulümdür." 

 

"Hayııır!"

 

Kardeşim, niye hayııır? Çok eşliliğin zulüm olduğunu tefsirlerinde bütün ulema söylüyor. İşte Elmalılı:

 

...eğer birden fazla kadınlar arasında adalet yapamıyacağınızdan korkuyorsanız, ki bundan korkmalısınız...

 

Nisa 23’te Allah söylüyor:

 

Ve iki kızkadeşi bir arada almanız... haramdır

Hurrimet aleykum... en tecma’û beyne’l uhteyn

 

Çünkü iki kızkardeş bir arada çok eştir. Zulümdür, kötüdür. Onun için haramdır. Allah çok eşliliği zulüm saymayıp hoş görseydi helal ederdi ve inanan bir adam, birden çok kız kardeşi bir arada eş alabilirdi.

 

Peki. Adam, eşinin kardeşinden başka bir kadını eşinin üstüne eş  alamaz mı?

 

Hayır! Nûr 32 işte onu yasaklıyor. Bunlar Allah’ın çelişkiden arınmış Kitabında bir biriyle uyumlu ayetler. Ama bu noktada konumuz o değil.

 

Konumuz, çok eşlilik zulüm mü değil mi. Zulümdür. Zulümdür ki Allah haram etmiş. Ve Yûnus 44’te açıklıyor ki:

 

Allah insanlara asla zulmetmez

İnne ‘llahe lâ yazlimu’n nâse şey’en

 

insanlara kendileri zulmediyor

ve lâkinne’n nâse enfus ehum yazlimûn

 

Bu kadar açık. Bundan daha açık ve net nasıl lanetlenebilir zulüm?  Allah daha başka ne desin?
Yukarı dön Göster Hasan Akcay's Profil Diğer Mesajlarını Ara: Hasan Akcay
 
Hasan Akcay
Uzman Uye
Uzman Uye


Katılma Tarihi: 11 ekim 2005
Gönderilenler: 767
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı Hasan Akcay

NİKAH MEMURU 

 

Yüce Allah "Evli olmayanlarınızı evlendirin!" derken kime sesleniyor?

 

İlk akla gelen: ana babalara, amca, hala, dayı, teyze gibi yakın akrabaya. Tamam. Ama onlar şart değil. Çünkü onlarsız, örneğin ana babasız bir sürü genç insan var; pek âlâ evleniyorlar.

 

Hattâ evlenmeleri ana babalarının engeline takılan gençler, ana  babalarına rağmen evleniyorlar. Ana babasız evlenilebilir.

 

Ama memursuz?   

 

Gerçi şöyle dendiği oluyor: Gelin ve damat adayının, iki tanık önünde evet demek suretiyle evlendiklerini çevreye duyurmaları yeter; nikah memuru zorunlu değil.

 

Acaba?

 

Tamam, bazı ayetlerden anlaşıldığına göre nikah memuru olmaksızın damat adayının "Andolsun, ben bu kadını eş aldım!" diye yemin etmesiyle kıyılan bir yemin nikahı var:

 

Onların yeminle eş aldıkları...

ma meleket eyman uhum (23:6)

 

Peygamber! Yeminle eş aldıkların...

ma meleket yemînuk (33:50-52)

 

Ama bu her halde İslamdan önceki karmaşa döneminde kalan bir  uygulama. İslam buna son vermiş görünüyor.  

 

Çünkü İslam karmaşa değil barış ve güven demek. Ve güven, zamanla unutulan sözlü andlaşmalarla değil yazıya dökülen kalıcı andlaşmalarla sağlanabilir.

 

Nitekim Allah, süreli borçların dahi yazılmasını istiyor (Bakara 282):

 

Birbirinize belli bir süre için borç verdiğinizde onu yazın

iza tedayentüm bideynin ilé ecelin müsemman fektub ûhu

 

Evlilik andlaşması daha mı az önemli?

 

Dinî nikah, devrim nikahı, yemin nikahı... yazıya geçirilmediği için sorumluluk getirmez; geçersizdir. O nikahları kıydırıp, tamam biz bir birimize helal olduk, diyen çiftlerin birlikteliği açıkçası evlilik dışıdır.

 

Oysa, benim anladığım, evlilik andlaşması İslamda o kadar önemli  ki Allah verilen bütün önemli sözler gibi damat adayının evlenirken eşine verdiği sözler üzerinde dururken de sağlam bir söz diyor:

 

Ahzab 7:

Biz, peygamberlerden sağlam bir söz almıştık

Ve iz ahezna mine’n nebiyyîne mîsâkan galîzâ

 

Nisa 21:

Eşiniz sizden sağlam bir söz almıştı

ve ahezne minkum mîsâkan galîzâ

 

O sözler ancak nikah memurunun yazıya döktüğü nikahla sağlamlık kazanabilir. Nikah memuru şarttır.

 

İşte Yüce Allah "Evli olmayanlarınızı evlendirin!" derken o nikah memurlarına da sesleniyor. Çünkü evlendirme işini yapanlar onlar.

 

 

EVLİ OLANLARI EVLENDİRMEK HARAMDIR

 

Allah Nûr 32’de "Evli olmayanlarınızı evlendirin!" buyuruyor. Tıpkı Cumu’a 9’da "Cuma günü namaz çağrısı yapılınca Allah’ı anmaya koşun!" dediği gibi 

 

Allah’ı anmaya koşun (62:9).

Bekarlarınızı evlendirin (24:32).

 

Yani

 

Uzza’yı anmaya koşmayın!

Evli olanlarınızı evlendirmeyin!

 

Lat-Menat-Uzza’yı yücelemeniz Allah’a zulümdür.

Evli olanlarınızı evlendirmeniz kadınlara zulümdür.

 

Bu kadar açık ve net. "Allah’ı anmaya koşun!" buyruğu Lat-Menat-Uzza’yı anmanızı nasıl haram kılarsa "Bekarlarınızı evlendirin!" buyruğu da evli olanlarınızı evlendirmenizi haram kılar.

 

Özetle zulüm ve haramlık açısından şirk ne ise çok eşlilik odur. 

 

Ve zulüm İslama aykırıdır. Allah insanlara hiçbir şekilde zulmetmez; insanlara kendileri zulmediyor (10:44)

 

Şimdi bunun adını koyalım, kim kıyıyor o zulüm nikahlarını, Allah'a inat?

 

Yukarı dön Göster Hasan Akcay's Profil Diğer Mesajlarını Ara: Hasan Akcay
 
Hasan Akcay
Uzman Uye
Uzman Uye


Katılma Tarihi: 11 ekim 2005
Gönderilenler: 767
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı Hasan Akcay

YEMİNLE SAHİP ÇIKTIĞINIZ

KİMSELERE HAKLARINI YAZIN.

 

Yeminle sahip çıktıklarınızın

mimma meleket eyman ukum

 

kendilerine yazmanızı isteyenlerine

Ve ‘llezîne yebtegûne’l kitâbe

 

eğer onlarda erdem görüyorsanız, yazın.

Fe kâtib ûhum in alimtum fî him hayra

 

Çevirideki yazın yükleminin Arapça metindeki karşılığı kâtib, KTB kökünden geliyor; birisine bir "hak"kı yazmak demek.

 

Örneğin hacı adayının adı kurada çıkınca memurun ona hacca gitme "hak"kını yazması. "KTB"nin Kuran’daki kullanılış şekli de o yönde:    

 

Size kısas yazıldı -Kütibe aleykumu’l kısâs (2:178)

vasiyet etmek yazıldı –Kütibe. .. el-vasıyye (2:180)

Size oruç yazıldı -Kütibe aleykumu’s siyâm -(2:183)

namaz yazıldı – ...salâte kânet...KiTâBâ (4:103)

 

Örnek olarak namazı alalım. Allah kullarına, "Bana şu kadar para verirseniz size namazı yazarım!" dememiştir (4:103). Namaz her inanırın Rabbiyle iletişim kurma aracıdır; doğal hakkıdır. O hakkın parayla alınıp satılması kimsenin aklının ucundan bile geçmez.

 

Yüklemin siyak ve sibakından, burada geçen hakkın, evlenme izni olduğu anlaşılıyor.

 

O hakkı, ayette  ma meleket eyman ukum diye anılan "yeminle sahip çıktıklarınız"a yazacaksınız. Eskiden bizim geleneğimizdeki beslemeler... Özevladınız gibi özgür ama size bağımlı. Evlenmek istediklerinde onun için sizden izin isterler. 

 

Rabbimizin buyruğu: Yazın o hakkı onlara –fe kâtib ûhum. Ama bir  şartla: eğer onlarda erdem görüyorsanız -in alimtum fîhîm hayra.

 

Görüldüğü üzere tek şart, erdemdir; asla para değil. Hattâ parayı bırakın o garibanlardan istemeyi, onlara siz vereceksiniz. Allah’ın buyruğu bu:

 

Allah’ın size verdiği malından verin onlara.

Ve étûhum min malillah illezî étékum 

 

*

 

Dikkat ederseniz Allah ayrıca 32. ayette ibâd ikum ve imâ ikum diye andığı "köle ve cariyelerniz"i evlendirmenizi de istiyor. Bunun tek şartı ise onların salih yani iyi ahlaklı olması.

 

Özgürlüklerine karşılık onlardan para istemeniz söz konusu olamaz. Yoksa zaten genellikle yoksul onlar. "Ya evlenmeniz ya paranız!" derseniz evlenmelerine engel olursunuz; ki Yüce Allah’ın, inanan o kullarına da yazdığı bir haktır. Tıpkı namaz gibi.

 

...iyi ahlaklı köle ve cariyelerinizi evlendirin. Yoksulsalar Allah Kendi erdeminden varlıklı kılar onları. Allah geniştir; bilir (32).

 

Allah o yoksulların evlenme parasını denkleştirecek; siz ellerinden alacaksınız? Allah onların yanında, siz aç kurtlar gibi, karşılarında? 

 

Bunları yazmak hiç içimden gelmiyor. Utanıyorum. Çünkü ulema tıpkı aç kurtlar gibi anlamış Allah’ın buyruğunu.

 

Kâtib ûhum "onlarla mükatebe edin!" demekmiş:

 

Mükâtebe: Belli bir para karşılığında efendisinden özgürlüğünü satın alma akdine denir. Köle efendisine bunu teklif ederse âyetin hükmüne göre efendisi buna razı olmak zorundadır. (Süleyman Ateş)

 

Yalnız, dikkat edin. Ateş’in köle dediği ma meleket eyman ukum, sizin yeminle sahip çıktığınız, dolayısıyla size bağımlı ama özgür insanlar. Kendi çocuklarınız gibi.   
Yukarı dön Göster Hasan Akcay's Profil Diğer Mesajlarını Ara: Hasan Akcay
 
Hasan Akcay
Uzman Uye
Uzman Uye


Katılma Tarihi: 11 ekim 2005
Gönderilenler: 767
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı Hasan Akcay

KÖLE: KILIÇLA YA DA PARAYLA EDİNDİĞİNİZ KULUNUZ.

BESLEME: YEMİNLE SAHİP ÇIKTIĞINIZ ÖZGÜR İNSAN.

 

Nûr 32 ve 33 karşılaştırmalı olarak incelenince açıkça görülüyor.

 

Erkek "köle"nin Arapça metindeki karşılığı: abd; çoğulu: ibâd. "Cariye"nin karşılığı emet; çoğulu: ima.

 

Nûr 32’de bunlar var:

 

Dürüst kölelerinizi ve cariyelerinizi evlendirin –ve enkihû...’s  salihîne min ibâdikum ve imâikum

 

Yeminle sahip çıktıklarınız anlamındaki ma meleket eyman ukum ise konum açısından Osmanlı geleneğindeki "beslemeler"e benziyor. Benim anladığıma göre Ahzab 4, inananlara başkalarının çocuklarını evlat edinmeyi yasakladığı için, Osmanlı toplumu kimsesiz çocukları bu şekilde koruma altına almış. 

 

Nûr 33’te de bunlar var:

 

Tarafınızdan yeminle sahip çıkılıp ta sizden yazmanızı isteyenler –Vellezîne yebtagûne’l kitâbe mimma meleket eyman ukum...

 

Besleme ak ise köle karadır. İkisi arasındaki fark bu kadar açık. Ama uygulamada yine de bir sayılmışlar. Daha da kötüsü kölelik Allah tarafından Kuran’da sona erdildiği halde mevcut çeviri ve yorumlarda caiz ilan edilmiş.

 

*

 

Köle üreten iki kaynak var: (1)esir pazarları; (2)savaşlar. İslam bunlardan köle üretilmesini sona erdirmiş.

 

Ayetler:

 

Yeryüzünde üstünlük kurmadıkça hiçbir peygamber için tutsaklar edinmek uygun değildir -Mâ kâne linebiyyin enyekûne lehû esrâ hattâ yushınne fi’l ardı...  (8:67)

 

Pazardan esir satın alıp köle edinmek bu ayete göre peygambere, dolayısıyla onun ümmetine haram. Peki. Müslümanlar, insanları ne zaman esir alabilir? Yeryüzünde üstünlük kurdukları zaman. Yalnız savaşta, düşman askerlerini, esir alabilirler.

 

Peki, Müslümanlar olarak siz, esir aldığınız düşman askerlerini ne yapacaksınız? Cevap Muhammed 4’te:

 

Üstün geldiğinizda bağları sağlam atın. Sonrası ya tazminattır ya da bağışlarsınız –fe imma mennan ba’du ve immâ fid’âen.

 

Esirlerinizi ya tazminatla ya da karşılıksız özgür bırakacaksınız! Size üçüncü bir seçenek bırakılmamış. Örneğin onları köle olarak tutamazsınız.

 

Bu kadar. Allahın dininde durum bu. Artık kölelik yok. Yasak ayetlerinden önce edinilmiş olan köleler ise tasfiye edilecek:

 

Ettiğiniz yemini bile bile bozarsanız... ceza olarak bir köleyi özgür bırakacaksınız (5:89); yüzünüzü şu ya da bu yöne çevirince değil bir köleyi özgürlüğüne kavuşturunca iyi Müslümansınız (2:177).  

 

Dikkat edilirse Nûr 32 de bir tasfiye ayeti. Köle ve cariyelerinizi baş göz edip özgür bireyler olarak topluma kazandıracaksınız.

 

*

 

Ma meleket eyman ukum ise lafzen yeminlerinizin sahip oldukları ya da daha anlaşılır bir Türkçeyle yeminle sahip olduklarınız demek. Ortak terim bu.

 

Ama değişik konumlarda olanları var. İkisi:

 

(1)Yemin nikahı ile eş alınanlar (23:6, 33:50, 33:52, 70:30).

 

(2)Bakımı üstlenilenler (4:3, 4:24, 4:25, 4:33, 24:31, 24:33, 24:58, 33:55...)

 

Bu konudaki mevcut kafa karışıklığı yüzünden İslama ve insanlığa yakışmayan iddialarda bulunulduğu görülüyor. 

 

Örneğin Nûr 31’deki "ma meleket eyman uhunne"nin bakımı üstlenilen kimseler anlamına geldiği belli iken cariye ve köleler diye anlaşılması ve "köle, sahibesinin her yerine bakabilir," denmesi...

 

Oysa Hz Peygamberin ailesinde de var onlar. Ahzab 55’te peygamber eşlerinin "ma meleket eyman"ından söz ediliyor. Erkek köle olması mümkün mü onların? Müslümanların anaları vücutlarının şehvet uyandıran yerlerini erkek kölelerine açarlar mıydı?

 

İslam elbet bu ahlaksız icat değil.

 

Gerçek İslam Kuran’da. O İslamda bütün inanırlar eşit; kölelik yok. Bakımı üstlenilenler ailelerine bağlı ama özgür. O İslamda hiç bir Müslüman hiç bir Müslümanın özgürlüğünü alıp satmıyor. Güzel bir din o.  

Yukarı dön Göster Hasan Akcay's Profil Diğer Mesajlarını Ara: Hasan Akcay
 
Hasan Akcay
Uzman Uye
Uzman Uye


Katılma Tarihi: 11 ekim 2005
Gönderilenler: 767
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı Hasan Akcay

EVLİ KADINLARLA EVLENMEK HELAL MI?

 

Birlikte düşünelim.

 

Nisa 23: Size şu kadınlar haramdır:... ve analarınız ve kızlarınız ve kız kardeşileriniz...(4:23)

 

Nisa 24: Ve ma meleket eyman ukum hariç, dürüst evli kadınlarınız.  Ve’l muhsenatu mine’n nisâi illa ma meleket eyman ukum...

 

Nisa 24’teki bu ifadenin Arapçasında size şu kadınlar haramdır hükmü lafzen yok. Ama başında ve bağlacı bulunduğuna göre bu ifade, size haram olan kadınlar hakkındaki Nisa 23’ün devamıdır; dolayısıyla haramdır hükmünü mealen taşıyor.

 

Tamam; bunu anladık.

 

Ayrıca, buradaki muhsenat, iffetli kadınlar demek; nisâ ise bir önceki ayette eşleriniz anlamında kullanılmış. İki kez:

 

Size şu kadınlar haramdır:

 

...ve eşlerinizin anaları (ümmehatu nisâ ikum) ve cinsel ilişkide bulunduğunuz eşlerinizden doğmuş olan üvey kızlarınız (rebâib ukumu’l ‘létî... mine’n nisâ ukumu’l ‘létî dahaltum bihî...)

 

O halde muhsenatu mine’n nisâ, dürüst evli kadınlar demek. Tamam.

 

İfadenin meali: Ve, ma meleket eyman ukum hariç, dürüst evli kadınlar size haramdır.

 

Bu da tamam. Ama ma meleket eyman ukum kim?

 

Gelenekçi anlayışa göre cariyelerinizdir onlar ve evli cariyeleriniz ile evlenmeniz siz müminlere helal kılınmıştır.

 

İyi ama evli cariyeler de sakınan mümineler olup, Allah’ın önünde  üstünlüğün tek ölçütü sakınmak olduğuna göre, öteki inanırlara eşit hattâ onlardan daha çok sakınıp daha üstün bile olabilirler (49:13). Öyleyse cariyelerin suçu nedir ki evli de olsalar müminlere helal sayılmayı ve gözlerinin yaşına bakılmadan kendi yuvaları yıkılıp zorla eş alınmayı hak etsinler? Düşünmez misiniz?

 

O halde cariye olamazlar. Peki kim?

 

Gelenekçi ulemanın uluslararası skandala teşne cevabı: harb esiri olarak sahibi bulunduğunuz cariyeler (Elmalılı).

 

Demek yalnızca cariye değil? Aynı zamanda harb esiri. Düşünün.

 

Lefkoşe’de Müslümanlarla Hrisitiyanlar arasında sokak savaşları sürüyor. Memed, Yorgo’nun eşi Eleni’yi ve Yorgo’yu tutsak alır; evine götürür. Bu durumda Eleni olmuştur, Elmalılı’nın deyimiyle, Memed’in harb esiri olarak sahibi bulunduğu cariye.

 

Memed, Eleni cariyesini eş alır. Eleni’nin ailesi AİHM’e başvurup Eleni’nin kurtarılmasını ister. İnsan Hakları Mahkemesi ne der? Dünya kamuoyu ne der? İnsanlar İslam hakkında ne düşünür?       

 

Bunu ilahiyat mezunu kimselerin yanında dile getirdim. Genç bir ilahiyatçının anımsadığına göre bu konu İlahiyat’ta tartışılırmış. Hüküm: Yorgo tarlaya, Eleni yatağa...

 

Harpte elinize geçmiş kadınlar hariç olmak üzere, nikahlı kadınlarla evlenmeniz de haram kılınmıştır (Yaşar Nuri Öztürk)

 

Dikkat. Y N Öztürk "ma meleket eyman ukum"un cariyeler değil savaşta elinize geçen kadınlar olduğunu söylüyor. Mümtehîne 12’ye yollama yaptığını düşünebilir miyiz?

 

İnananlar! Mümin kadınlar kaçıp size geldiğinde –Allah elbet onların imanını bilir- onları sınayın. İçtenlikle inanmış olduklarını görürseniz onları kafirlere geri yollamayın... Evlenme bedellerini ödeyip onlarla  evlenmeniz caizdir... (60:12)

 

Görüldüğü gibi inanan sığınmacı kadınlardan söz ediyor Allah.

 

Kafir ailelerinden kaçma nedenleri geçerli ise sığınmacınız olurlar. Yani devlet olarak "And olsun, ben sizi korumam altına alıyorum!" deyip yeminle sahip çıkarsınız onlara.

 

Şimdi "ma meleket eyman ukum"un en baştaki tanımına dönelim: yeminle sahip çıktıklarınız.

 

Artık kafirlerin değil sizin yasalarınız bağlar onları. Dolayısıyla eski nikahları düşer. O evli kadınlarla evlenmeniz size helaldır.

 

Buna göre Nisa 24’ün Türkçesi: 

 

Ve, yeminle sahip çıktığınız sığınmacı kadınlar hariç, dürüst evli kadınlar size haramdır.

 

Bunun uzunca süren bir sesli düşünme olacağını hesap ederek bu iletimde kolay okunan bir anlatım kullanmaya çalıştım. Üslubu hoş görün lütfen.

 

Asıl, yorum olarak nasıl buldunuz? Uçuk? Makul?

 

Sevgi ile,

Hasan Akçay
Yukarı dön Göster Hasan Akcay's Profil Diğer Mesajlarını Ara: Hasan Akcay
 
Alperen
Admin Group
Admin Group
Simge

Katılma Tarihi: 09 nisan 2005
Gönderilenler: 2974
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı Alperen

Hasan Akcay Yazdı:

 

Bunun uzunca süren bir sesli düşünme olacağını hesap ederek bu iletimde kolay okunan bir anlatım kullanmaya çalıştım. Üslubu hoş görün lütfen.

 

Asıl, yorum olarak nasıl buldunuz? Uçuk? Makul?

 



Selam Hasan AKCAY

Şahsen ben açıklamalarından fazlasıyla istifade ediyorum, teşekkürler. Yorumların makul ve kullandığın dil akıcı. Okuru sıkmayan bir üslubun var.

Bu tip aydınlatıcı çalışmalara ve açıklamalara dünya müslümanlarının ihtiyacı var. Sadece müslümanların da değil.

Müslüman Dünya elindeki tefsirlerle dayanarak savunduğu insan hakları, özellikle kadın hakları konusunda malesef sınıfta kalmıştır.

Bu konuda bir zihniyet devrimi şarttır.

Dolayısıyla buradaki açıklamalar bir fırsat, bir çıkış noktası olarak görülmelidir. Ve gerçekten çok önemlidir.

Muhabbetle, Alperen



__________________
Yunus 105. Şu da emredildi: "Yüzünü dine bir hanîf olarak çevir. Sakın müşriklerden olma!"
Yukarı dön Göster Alperen's Profil Diğer Mesajlarını Ara: Alperen
 
muhliskul
Ayrıldı
Ayrıldı
Simge

Katılma Tarihi: 26 nisan 2007
Yer: Australia
Gönderilenler: 854
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı muhliskul

Helal olsun Hasan bey,

ucuk kacik fikirlerin karsisinda olan biri oldugum halde yorumunuzu cok guzel buluyorum.

Birileri illa da original bir kesif yapacagim diye ayetleri kusa ceviriyorlar.

Umarim bu tarz bakis acisi onlara guzel ornek olur.

 

Yukarı dön Göster muhliskul's Profil Diğer Mesajlarını Ara: muhliskul
 
iblissavar
Uzman Uye
Uzman Uye


Katılma Tarihi: 06 subat 2007
Gönderilenler: 363
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı iblissavar

 Selam dostlar,
 Hasan kardeşin ma meleket eymanukum= "(ve) yeminle sahiplendiğiniz sığınmacı kadınlar" çevirisi ve yaptığı açıklamalar bence hem Kuranın özüne uygun hem de günümüz insani değerleriyle bağdaşıyor.Bu açıdan bu yorumun doğru olduğuna inanıyor ve titrlerinin arkasına sığınıp saçma sapan yorumlara imza atanları insaflı olmaya çağırıyorum.


__________________
ŞEYTANDAN VE ONUN EVLİYASINDAN KAÇINMANIN EN İYİ YOLU,ŞEYTANA KÜLAHINI TERS GİYDİRMEKTİR!
Yukarı dön Göster iblissavar's Profil Diğer Mesajlarını Ara: iblissavar
 

<< Önceki Sayfa 14 Sonraki >>
  Yanıt YazYeni Konu Gönder
Yazıcı Sürümü Yazıcı Sürümü

Forum Atla
Sizin yetkiniz yok foruma yeni mesaj ekleme
Sizin yetkiniz yok forumdaki mesajlara cevap verme
Sizin yetkiniz yok forumda konu silme
Sizin yetkiniz yok forumda konu düzenleme
Sizin yetkiniz yok forumda anket açma
Sizin yetkiniz yok forumda ankete cevap yazma

Powered by Web Wiz Forums version 7.92
Copyright ©2001-2004 Web Wiz Guide
hanif islam

Real-Time Stats and Visitor Reports Sitemizin Gunluk, Haftalik, aylik Ziyaretci  Detaylari Real-Time Stats and Visitor Reports

     Sayfam.de  

blog stats