HANiFDOSTLAR.NET

 

Kuran Müslümanı
 

(Şahıs odaklı din anlayışından Allah odaklı din anlayışına...)

Ana Sayfa Hanif Mumin  Iste Kuran Kurandaki Din  Kur'an Yolu  Meal Dinle Sohbet Odasi Hanifler E- Kitaplik Kütüb-i Sitte ?  ingilizce Site Kuran islami Aliaksoy Org  Hasanakcay Net Tebyin-ül Kur'an Önerdiğimiz Siteler Bize Ulasin

 

- Konulara Göre Fihrist

- Saçma Hadisler

- Hadislerin-Sünnetin İncelemesi

- Haniflikle İlgili Sorular Cevaplar

- Misakın Elçisi Kim?

- Kuranda Namaz/Salat

- Onaylayan Nebi

- Kuranda Namaz/Salat

- Enbiya 104

- Kuranda Yeminler

- Adem Hakkında Sorular

- Ganimetleri Resulün Eline Nasıl Vereceğiz?

- Allahın ındinde YIL ve DOLUNAYLAR

- Abese ve Tevella

- Hadisçilerce Tahrif Edilen Ayetler

- Mübarek Yer, Mübarek Vakit

- Arkadaş Peygamber

- Kuranın İndirilişinden Günümüze Gelişi

- Bir Türban Sorusu

- Kuran ve Bize Öğretilenlerin Farkı

- Namazın Kılınışı

- Hadislere Göre Namaz

- Kuranda Salat Namaz mıdır?

- Kuran Yetmez Diyen Uydurukçular

- Bizler Hanif Dostlarız

- Sahih Hadis mi İstersiniz?

- Hakkı Yılmaz'ın Tebyin Çalışması

- Kur'anı Anlamada Metodoloji

- Tarikatçıların Çarpıttığı Birkaç Ayet

- Nasıl Kur'an Okuyalım?

- Kur'anı Kerim Nedir?

- Kur'anda Oruç

- Allah'sız Bir Din ve Allah'sız Bir Kur'an İnancı

- Kuransız Bir İslam Anlayışı ve Müşrikleşme

- Meal Çalışmasına Davet

- Allah Şahit Olarak Kafi Değil mi?

- Doğru Hadisleri Ne Yapacağız?

- Kur'andaki Muhammed ve Peygamberlerin Misyonu

- Mahrem, Avret, Ziynet

- Nur Suresi Çeviri-Yorum

- Cilbab

- Resule İtaat Ne Demektir?

- Hadis Kalburcuları ve Kalburları

- Kur'anı Kerim'in İndiriliş Gayesi

- Kur'anda Amellere Karşı Cahili Yaklaşım

- İslamdışı İnanışlara Kur'andan Örnekler

- Biri Şu Haram Üretim Tesislerini Kapatsın

- Tasavvufta İslam Var mı?

- İslamda Delil Sorunu

- Kurban Kesmek

- İlahi Hitabın Serüveni

- Ecel Nedir?

- Şirk, İşrak, Müşrik, Müşareke, Müşterik

- Büyü Yapan ve Yaptıranlar

- Peygamberlere Karşı Rabbani Yaklaşımlar

- Salat-ı Tefriciye yada Zikri Çarpıtmaya Bir Örnek

- Mucize Nedir?

- Ayrılıkların Nedenleri

- Sıfır Hata veya Kur'an

- Haniflik Nedir?

- Rabıta İle Şeyhlere Tapanlar

- Hadis Zindanının Mezhepçi Mahkumları

- İslam Dininin Öğrenilmesinde Kaynak Sorunu

- Fasık ve Münafıkların Genel Tanımlaması

- Hadisler, Hıristiyanlık ve Selman Rüştü

- Kur'anı kerim'in İndiriliş Gayesi

- Müstekbirlere Karşı Cahili Yaklaşım

- Halis-Hanif İslam

- Kur'anda Şefaat

- Fuhuş Tellalı Tefsirciler

- Hayızlıyken Neden Namaz Kılınmasın?

- Cebrail, Vahiy, Melek

- Dindarlıkta Müşrikleşme Temayülü

- Büyü Yapan ve Yaptıranlar

- Yaratılış, Adem, Havva

- Kur'an Yerel mi, Evrensel mi?

- Reform Dinde mi, Dindarlıkta mı?

- Ne Mutlu Tağutu Olmayanlara

- Peygambere Saygı(?)

- Hadislere Kanıt Diye Gösterilen Ayetler

- Allah Nazara Karışmadı mı?

- Kur'anı Kerimle Amel Etmek Mümkün mü?

- Kur'anda İnkar Edenlerin Vasıfları

- Müminlerin Vasıfları

- Allah'ın Vasıfları

- Kur'anın Vasıfları

- Dine Karşı Cahili Yaklaşımlar

- Kur'an Merkezli Din

- İrin Küpü Patladı; Mevlana

- Hurafe ve Bidatlar

- Peygamberi Tanrılaştırma

- Hz. İsa'nın Ölümü

- Allah'ın Mesajının Adı: Kelamullah

- Allah'ın Resule Uyarıları

- Kur'ana Göre Tenkit ve Eleştiri Nasıl Olmalı?

- Kur'anda Sevgi

- Sofuların Devlet Desteğiyle Desteklenmesi

- Hans Von Aiberg Aldatmacası

- Kabir Azabı Safsatası

- Kur'an Kıssalarının Önemi; Masal Değiller

- Kur'anda Toplumsal Sünnetler

- Tefsirde İsrailiyyat

- Kardeş Evliliği Olmadan Çoğalma

- Hans Von Aiberg Tutuklandı

- Kur'anda Tevbe Kavramı

- Yaşar Nuri Öztürk'ün Yorumuyla Namaz

- Karadelikler; Bir Büyük Yemin

- Mezhepçilerin Ümmi Açmazı

- Kabe Nedir? Mekkede midir, Kudüste mi?

- Kur'anda Ruh Kavramı

- Kur'anda Nefs Kavramı

- Amin Kavramı ve Putperestlik

- Diyanet İşleri Başkanlığının Sitemize Cevabına Cevaplar

- Resul ve Nebi -1

- Resul ve Nebi -2

- Sapık Bir Fırka: Hansçılar

- Cihad mı, Çapulculuk mu?

- Kur'an Deyip Namazı Yok Sayanlar

- Cennete Sadece Müslümanlar mı Girecek?

- Kur'anda El Kesme Cezası var mı?

- Nazar veya Göz Değmesi Var mı?

- Şehadet Getir, Münafık(?) Ol

- Kur'anda Eleştiri Metodu

- Hacc Mekkede mi, Bekkede mi?

- İslami Tebliğde Kur'an Metodu

- Saptırılan Kavram: Mekruh

- Kur'anda Cuma Namazı var mı?

- Of Be Kader, Allah mı Suçlu Yoksa Biz mi?

- Kader Açısından Cebir ve İhtiyar

- Baban Peygamber Olsa Ne Yazar

- Kur'anda İnsan Hukuku

- Vahdet-i Vücud, Şirkin Alası

- Tasavvufi Bilginin Kaynağı Vahiy mi?

- İslam'da Resullük Son Bulmuştur

- Teveffi Kelimesi ve Arap Dili

- Tasavvuf Üzerine Düşünceler

- Nefis Mertebelerinin İç Yüzü

- Allah Rızası Anonim Şirketi; Tarikatlar

- Tasavvuf ve Eşcinsellik -1

- Tasavvuf ve Eşcinsellik -2

- Nakşi Şeyhi Allah'ın Avukatı mı?

- Kur'anda "ve+la" Öbeği

- Putlar ve Tapanlar

- Son Peygamberimizin Okuma Yazması

- Mesih ve çarpıtılan Bir Ayet

- Hac İzlenimleri

- "Üzerinde 19 var" da Son Nokta

- Secde Emri

- Kur'andaki Hac

- Aracıların Gaybı Bildiği İnancı

- Tarikatçı - Müşrik Karşılaştırması

- Gazali'nin Kadına Bakışı

- Kur'anda Kadına Verilen Önem

- Başörtüsü Allah'ın Emri Değil

- Başörtüsü Takmak Kur'anda Var mı?

- Kur'anda Kadın Dövmek Var mı?

- Cariye, Köle; Utanmaz Mealciler

- Kadına Yönelik Şiddet

- Sünnet Edilen Kızın Öyküsü

- Erkekçe ve Kadınca Meal Konusu, Nebe 33. Ayet

- Harem - Selamlık Kimin Emri?

- Zina, Evlilik ve Örtünme Adabı

- Cariyeleri Aç, Hür Kadınları Kapat (!)

- Çok Eşliliği Yasaklayan Ayetler

- Kur'ana Göre Evlilik Hukuku

- 2 Kadın = 1 Erkek, Uydurma mı?

- Danimarkalı mı Sapık, Buhari mi?

- Ebu Hanife, Cariyenin Avreti

- Nisa 25, Hür Kadın ve Fahişe İfadesi

- Maymunların Hadisi ve Recm Vahşeti

- Hz. Muhammed'in Tebliği

- Peygamberi Tanrılaştırma

- Angarya Haline Getirilen İbadet

- Buhari'nin Hadislerini Buhari Yazmamıştır

- Hadis ve Sünnet Gerçeği

- Uydurma Hadisler, İslamın Kara Boyası

- Hadisler Dinin kaynağı Olamaz

- Uydurmaların Sınırı Yok; Şeytan Geyiği

- Beşeri Hükümler Neden Kutsal Oluyor?

- Hadis - Kur'an Çelişkisi

- Kur'anda/Dinde Olanlar ve Olmayanlar

- Cehennem'den Çıkış Yok

- Kur'anda Tağut

- Ebu Hureyre Gerçekte Kimdir?

- Hadis - Mantık Çelişkileri

- Kurban ve Kurban Bayramı Nereden Geliyor?

- Hadislere Göre Kur'an Eksiktir

- Bildiri: İslam Anlayışında Reform

- Arapça mı, Arap Saçı mı?

- Koca mı Üstün, Allah mı?

- Esbab-ı Nüzül Komedi Hadisleri

- İşte Geleneğin Dini

- Ulul Emir İle Kim Kastediliyor?

- Kul Hakkı

- Yezidi Bir Gelenek: Aşure Tatlısı

- Hz. İbrahim'den Asrımıza Dersler

- Taklitçiliğin Boyutları

- Seb-ul Mesani Nedir?

- Kelle Sayılarak Gerçek Bulmak

- Kıyamet - Mahşer Günü ve Sonrası

- Kur'anda Namaz Vakitleri

- Kur'anda Cuma Konusu

- Salih Olmak Yetmez

- Hudeybiye Anlaşması Uydurma mı?

- Kitap Yüklü Eşekler

- Kur'andaki Hac

- Hz. Nuh'un Oğlu Kimdi? İftira mı?

- Ruhun Ağırlığına Başka Bakış

- Hz. İbrahim Yalancı Değildi

- İncil'de Kadına Bakış

- Şirkin Büyüğü Küçüğü Olur mu?

- Kur'andaki Abdest ve Hijyen

- Din de Bir Araçtır

- Kur'an Okumanın Zararları

- Kur'anda Dua Ayetleri

- Kur'anda Tarih Kavramı ve Bilinci

- Şekilsel Secde Kur'anda Yok mu?

- Salat ve salatı İkame

- Kur'andaki Emr Kavramı Üzerine

- Dindar İnsanlar Şirk Koşar

- Alak Suresinin İlk Beş Ayeti

- Men Arefe'nin Çözümü

- Kur'andaki Av Yasağı

- Fıtrat ve Namaz Vakitleri

- Kur'anda İnsan Hukuku

- Din Büyüklerini Tanrılaştırma

- Allah'a ve Muhammed'e Değil

- Kur'andaki Örnek Tevekkül

- Şekilsel Rüku Kur'anda Yok mu?

- Hz. İbrahim Kuşları Kesti mi?

- Ehli Sünnet Dininin Anayasası

- İnsan Allah'ın Halifesi mi?

- Kur'an Üzerinde Düşünmek

- Şirkin Kuyusuna Düşenlere Uyarılar

- Kur'an Ölülere Okunmak İçin mi İndirildi?

- Ayda Okunan Kur'an Masalı

- Hz. İbrahim, Safa ve Merve Masal mı?

- "Haç"er-ul Esved (!)

- Mevlana Sahte Bir Peygamber Değil mi?

- Tasavvufun Tanrısı İki Zıttır

- Kur'andaki Tasavvuf: Teveccüh

- Önce Batıl ve Hurafe İle Savaşalım

- Resuller Haram Kılamaz mı?

- Elçi Muhammed ile İnsan Muhammed'in Farkı

- Tarikatlarda Aracılar Rezaleti

- Nur Suresi 31. Ayet Nasıl Çarpıtılıyor?

- Sırat Kıldan İnce, Kılıçtan Keskin mi?

- Kur'anda Zalimler

- Bütün Mehdileri Çöpe Atıyoruz

- Kur'ana Göre Ramazan Ayı ve Haram Aylar

- Tasavvufçuların İlahı; Varlık ve Yokluk

- Tasavvufçuların Küçük Putları

- Sünnet Etmek yaratılışı Değiştirmedir

- Son Peygamberimizin Mektupları

- Fıtrat ve Namaz Vakitleri

- Mescid-i Aksa Nerede?

- Büyük Kandırmaca: Hadis

- Kur'an Neden Arapça Olarak İndirilmiştir?

- Kimin dini? Kimin Kitabı? Kimin Meali?

- Evliya Kelimesinin geçtiği Ayetler

- Şimdiye Kadar Yaşanan İslam

- Ayın Yarılması Diye Bir Mucize Yoktur

- Kabe Dikili Taş Değil mi?


Up | Down | Top | Bottom
 
Şu da emredildi: Yüzünü dine bir Hanif olarak çevir. Sakın müşriklerden olma.

Yunus Suresi 105

Ben bir Hanif olarak yüzümü gökleri ve yeri yaratana döndürdüm. Müşriklerden değilim ben.

Enam Suresi 79

İbrahim ne bir Yahudi idi, ne de bir Hıristiyan. O sadece hanif bir müslümandı. O müşriklerden değildi.

Ali İmran Suresi 67

Şu da kuşkusuz ki, İbrahim başlıbaşına bir ümmetti; bir Hanif olarak Allah'ın önünde eğiliyordu. Müşriklerden değildi.

Nahl Suresi 123

De ki Allah doğrusunu söylemiştir / vaadinde sadıktır.Haydi artık Hanif olarak İbrahim'in Milleti'ne uyun! Müşriklerden değildi o.

Ali İmran Suresi 95

Allah'a ortak koşmadan, Hanifler olarak... Allah'a ortak koşan kişi, gökten düşmüş de kendisini kuşlar kapışıyor veya rüzgar onu uzak bir yere fırlatıp atıyor gibidir.

Hacc Suresi 31


Up | Down | Top | Bottom

HABERLER

 

 








 

 

  Hanif Islam

 

Yeni Çıkan Mehdiler, Resuller Köşesi
 Hanif Dostlar Ana Sayfa -> Yeni Çıkan Mehdiler, Resuller Köşesi
Konu Konu: Mehdî’nin gelmesi küresel kıyametin bir a Yanıt YazYeni Konu Gönder
Yazanlarda
Gönderi << Önceki Konu | Sonraki Konu >>
bembeyaz
Uzman Uye
Uzman Uye


Katılma Tarihi: 31 temmuz 2007
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 736
Gönderen: 03 agustos 2007 Saat 11:37 | Kayıtlı IP Alıntı bembeyaz

(مهدى) “mehdî” kelimesi Arapça’daki, (هدى) “he de ye” mastarından türeyen ism-i mef’ul olup, “doğru yolu bulan, doğru yolda olan, yol gösteren, önde giden öncü” mânâlarına gelmektedir. Klasik kaynaklarda ise, “kıyâmet öncesinde zulüm ve adâletsizliğin her tarafı kapladığı bir zamanda gelip, yeryüzünü adâletle dolduracağı ve İslâm’ı hâkim kılacağı söylenen Ehl-i beytten bir kimse” şeklinde tarif edilmektedir. Kur’an-ı Kerim’de “mehdî” kelimesi geçmemektedir.

Hemen hemen bütün dinlerde, hatta ilkel kavimlerde de “mehdî” düşüncesinin varlığı dikkatleri çekmekte, dünya dinlerinin ortak bir objesi olduğu, temel yapı ve elementlerinin birbirine çok benzediği görülmektedir. Nitekim, iyi ile kötünün mücâdelesi sürdükçe kaybeden tarafın böyle bir inanç içerisine girmesinin mümkün olabileceği ifâde edilmektedir. Çünkü böyle ortamlarda ümîde ihtiyaç olmakta, kurtarıcı bir motife bel bağlamak insanı ve toplumu rahatlatmaktadır. Hz. Peygamber döneminde böyle bir beklenti mevcut değilken, halîfelerin şehid edilmesiyle başlayan süreçte, siyâsî ve sosyal kargaşanın devam ettiği, zulüm ve ahlaksızlığın boy gösterdiği saltanat devrinde, “mehdî” bekleme inancının sosyal ve psikolojik şartlarının oluştuğu bilinmektedir. Bu problemlerden çıkış için, Kur’an ve Sünnet’in rehberliğine sarılmak yerine, diğer din ve kültürlerin etkisiyle, Kitab-ı Mukaddes’te bahsedilen Yahûdîleri esaretten kurtaran ve kutsal mabedi yeniden inşa edecek olan kral “Mesîh” tipi “mehdî” beklentisine girilmesinin doğru olmadığı anlaşılmaktadır.

Dînî inanç ve ibâdetlerin zayıfladığı, savaşların sürdüğü, yabancıların baskı ve hâkimiyetleri artırdıkları, ekonomik düzenin bozulduğu devirlerde “mehdî” bekleme inancının yaygınlık kazandığı görülmektedir. Böyle dönemlerde insanların, zulmün yerini adâletin ve barışın, yoksulluğun yerini bolluğun aldığı, yeryüzünün cennete dönüştüğü bir dünyada yaşamayı hayal ederek günlerini geçirdikleri anlaşılmaktadır. Zaten her ferdin ve milletin en büyük arzu ve ideali altın bir çağdır. Nitekim Homer’e “Odysseus”u, Yunan şairi Hesio’da “İşler ve Günler”i, Sümerler’e “Gılgamış Destanı”nı, Fârâbî’ye “el-Medînetü’l-Fâzılâ”yı yazdıran hep aynı özlem ve inançtır.

“Mehdî”lerden beklenen görevlerin neler olduğu konusu incelendiğinde de bir takım beklentilerin arkasında yatan nedenler çok daha iyi fark edilmekte ve bir çok sorunun cevabı bulunmaktadır. Nitekim, rivâyetlerden anlaşılacağı üzere “mehdî”lerin en başta gelen vazifeleri; ülkelerini içte ve dışta sulh ve adâlete kavuşturmaları ve her yerde emniyeti sağlamalarıdır. Bütün dinlerdeki “mehdî” tasavvurlarında özellikle bu konu üzerinde durulması dikkatleri çekmektedir. Müstakbel “mehdî”nin genellikle ülkeyi dışarıdan rahatsız eden komşu milletlerle ve içeride de istenmeyen gruplarla savaştırıldığı görülmektedir. Mesela, Müslümanlar “mehdî”yi dışarda Bizans ile, içerde ise Emevî saltanatının temsilcileriyle savaştırmaktadırlar ki, bu husus “mehdî” tasavvurunun doğuş ve gelişmesindeki siyâsî sebeplere ışık tutmakta ve devrin siyâsî akımlarının etkisini gözler önüne sermektedir. Sosyal sarsıntılarla ümitleri kırılan insanlara mânevî güç ve ümit vermek için iyi niyetle hadis uyduranlar olduğu gibi, siyâsî çıkar için bunu yapanların da bulunduğu anlaşılmaktadır.

İnsanların neden “mehdî” beklentisi içine girdikleri araştırıldığında da değişik sonuçlarla karşılaşılmaktadır. Nitekim, “mehdî” ve “Mesîh”lerin peşlerine düşen kimselerin daima bir kurtarıcı arayanlar olduğu, ruhlarının derinliklerinde bir karizma özlemi yattığı, rasyonelliği inkar ettikleri ölçüde duygularını serbest bıraktıkları, böyle bir ruh hali ile de kişiliklerini her türlü dış müdâhale ve kontrole açık tuttukları belirtilmektedir. İşte böyle bir beklentiyi karşılamak isteyen çıkarcı tipler de her dönemde ortaya çıkmış ve kötü emellerine insanları alet edebilmişlerdir. Bu itibarla bunlara fırsat verilmemesi için rivâyetlerin doğru değerlendirilmesi ve Hz. Peygamber’e âidiyetinin iyi tespit edilmesi gerekmektedir.

Bu konuda kaynaklarda yer alan rivâyetler incelendiğinde, “mehdî” ile ilgili farklı görüşlerin ortaya konulduğu görülmektedir. Nitekim “mehdî”nin geleceğini ve rivâyetlerde haber verilenlerin tamamını gerçekleştireceğini; “mehdî” beklemenin fıtrî olduğunu dolayısıyla da bu ihtiyacın karşılanması gerektiğini; bu hadislerin içerisinde sahih, zayıf ve uydurma olanların bulunabileceğini; ancak, te’vilin iyi yapılması gerektiğini söyleyerek bu fikri savunanlar bulunmaktadır. Buna mukâbil, “mehdî” ile ilgili rivâyetlerin çoğunluğunun tartışmalı olup tutarsızlıklarla ve çelişkilerle dolu olduğunu; siyâsî olan bir meselenin zamanla dînî bir şekil aldığını; bir kısım rivâyetlerin Kur’an ve Sünnet’le telifinin mümkün olmadığını; bu düşüncenin İslâm toplumuna büyük zararlar verdiğini; bu kurtarıcı “mehdî” inancını, İslâm’ın değil kültürün ödünç aldığını, Kur’an varken “mehdî”ye ihtiyaç bulunmadığını; “mehdî” beklemenin bir inanç esası olarak benimsenmesinin mümkün olmadığını belirtenler de bulunmaktadır. “Mehdî” inancı ile ilgili bir diğer görüş ise, tartışmalı bu inancın Sünnîlik içerisine tasavvuf kanalıyla ve kıssacı vaizlerin katkılarıyla girmiş olduğu; çoğu kere bağımsız bir güç olarak kendini gösterdiği; bu hareketin toplumlar için bir emniyet sübabı olduğu ve İslâm toplumlarına dînî-ictimaî ve siyâsî bir dinamizm kattığı görüşüdür. Ancak bu görüşe katılmayanlar: “Mehdî” inancının insanların zulme karşı eyleme geçmesini sağlamak şöyle dursun, harekete geçilmesini engellediğini, kitleleri mehdî beklemeye ittiğini, zulmü mehdî dışında birinin yok edemeyeceği düşüncesini zihinlere yerleştirdiğini ve Müslümanları çözümsüzlüğe sürüklediğini” ifade etmektedirler. Bununla birlikte belirtelim ki, düşman istîlasından kurtulmak için başlatılan mücâdelelere “mehdî” düşüncesinin sağladığı heyecanı ve katkıyı kabul etmekle beraber, önemli olan kurtarılmaya bekleyecek bir duruma düşmeden evvel gereken çaba ve gayreti göstermek ve iyi bir konumda bulunmaya çalışmak olmalıdır. Zîra, bir milletin ilerlemesi ve gelişmesi için, “mehdî” beklemek yerine çalışmaya, ruha, inanca, kendine güven duymaya, hırsa, azime, ideale, kararlılığa, gayeye, başaracağına inanmaya ihtiyacı vardır. Gayesiz hiçbir ilerleme mukadder değildir.

 “Dünyayı fâni, hayatı hakir, hırsı haram görecek derecede seviyesi düşmüş, inancı bozulmuş, gayesi mahvolmuş bir cemiyetin” ilerlemesi mümkün olmadığı gibi, son anda içine düştüğü bir takım sıkıntılardan kendisini kurtarmayı başarması da övünülecek ve abartılacak bir husus olmamalıdır. “İslâm’ın kıyâmete kadar yeryüzünde bekâsı için ümmeti koruyacak bir akıla, hidâyete götürecek bir îmâna ve kendini savunacak bir güce ihtiyacı vardır. Bunun için de ümmet, kendi hidâyetini kendisi bulmalı, kendi “mehdî”sini içinden kendisi çıkartmalıdır. Yoksa bir imam “mehdî” gelip ümmeti zillet ve fesattan, zevâle uğramaktan kurtaracak değildir. Böyle bir düşünce bâtıl bir kuruntudan ibârettir. Hem Kitab-ı Hakîm’in irşadına, hem de Allah’ın sünnetine aykırıdır.” Bununla beraber Allah’ın, hiçbir insana beşer üstü bir kudret vermediğini, dünyayı düzeltmeyi, yeryüzünün tamamını adâletle doldurmayı ve insanları refaha ulaştırmayı peygamberlerin bile başaramadığını da unutmamak gerekmektedir.

“Mehdî” özlemini yansıtan rivâyetlere Buhârî ve Müslim’in eserlerinde hiç yer vermedikleri dikkate alınacak olursa, onların kanaatlerinin de hangi yönde olduğu anlaşılacaktır. Zîra, Hz. Peygamber’in bile bir çok sıkıntılara katlandığı göz önüne alındığında, “mehdî”nin kısa sürede dünyayı adâletle dolduracağı ve insanlar arasında refahı sağlayacağı iddiası bir ütopyadan ibârettir. Böyle bir durum, “kurtarıcı”yı Hz. Peygamber’in önüne geçirmek demektir ki İslâmî bir mantıkla bunu bağdaştırmak da zor görünmektedir.

Sonuç olarak, âhir zamanda gelecek ve tebliği kıyâmete kadar geçerli olacak zâtın Hz. Peygamber olduğu bilinmesine rağmen, hayallerindeki olağanüstülükleri yaşatacak müstakbel bir kurtarıcı beklentilerini muhâfaza eden kimilerinin Kur’an’a aykırı da olsa, bu görüşlerini İslâm ile sentezleyerek, sürdürmeye çalışmalarının yanlışlığı bugün çok daha açık bir şekilde anlaşılmaktadır. Kur’an’a göre âhir zamanda beklenen “Mesîh” veya “mehdî” gelmiştir, ismi de Hz. Muhammed Mustafa’dır.

[Geniş bilgi için bkz. Dr. Ahmet Emin SEYHAN, Hadislerde Kıyamet Alametleri, s. 210-218, MORALİTE Yay., İstanbul, 2006]



__________________
Rabbim! ilmimi ve anlayisimi artir!

www.ahmeteminseyhan.blogcu.com/

selam ve dua ile...
Yukarı dön Göster bembeyaz's Profil Diğer Mesajlarını Ara: bembeyaz Ziyaret bembeyaz's Ana Sayfa
 
Alperen
Admin Group
Admin Group
Simge

Katılma Tarihi: 09 nisan 2005
Gönderilenler: 2974
Gönderen: 04 agustos 2007 Saat 10:49 | Kayıtlı IP Alıntı Alperen

İlgili Konu: İsa, Mehdi, Deccal Gelmeyecek (e-kitap)




__________________
Yunus 105. Şu da emredildi: "Yüzünü dine bir hanîf olarak çevir. Sakın müşriklerden olma!"
Yukarı dön Göster Alperen's Profil Diğer Mesajlarını Ara: Alperen
 
Eren Erdem
Uzman Uye
Uzman Uye
Simge

Katılma Tarihi: 30 haziran 2007
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 484
Gönderen: 15 agustos 2007 Saat 00:14 | Kayıtlı IP Alıntı Eren Erdem

sayın bembeyaz,

siz böyle bir beklenti içerisinde misiniz?



Yukarı dön Göster Eren Erdem's Profil Diğer Mesajlarını Ara: Eren Erdem
 
bembeyaz
Uzman Uye
Uzman Uye


Katılma Tarihi: 31 temmuz 2007
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 736
Gönderen: 15 agustos 2007 Saat 13:55 | Kayıtlı IP Alıntı bembeyaz

 

Sayın Mustafa Kemal,

Yazımızı dikkatlice analiz ettiğinizde, kanaatimizin hangi yönde olduğu çok daha iyi anlaşılacaktır. İp ucu olsun diye diğer yazdıklarımı okumanızı önermemi nasıl karşılarsınız?

Teşekkürler ediyor, saygılarımı sunuyorum...

Yukarı dön Göster bembeyaz's Profil Diğer Mesajlarını Ara: bembeyaz Ziyaret bembeyaz's Ana Sayfa
 
muhliskul
Ayrıldı
Ayrıldı
Simge

Katılma Tarihi: 26 nisan 2007
Yer: Australia
Gönderilenler: 854
Gönderen: 15 agustos 2007 Saat 19:31 | Kayıtlı IP Alıntı muhliskul

 Merhaba,

Mehdinin zuhuru imkan kabilinden olmasada ne guzel olurdu gelseydi.(Sadece latife)

Gelmesi guzel olanin,gelmeyecegi halde gelecegi umuduyla avunup tembellesmek,caresiz kalmak cok kotu bir hal. Bu mehdi inancinin cok degisik tiplemeleri her toplumda var. Gunumuz modelinin en benzer sekli eski ahid mantiginda mevcut. Kuran bu konuyu islerken resullerinin Allah'tan mehdi talepetmesini isteyen Israilogullarini anlatirken bu arzunun arkasindaki gayeyi gosteriyor. Israil ogullari daha guclu olup dusmanlarina galebe calmak ve dunya nimetlerinden en luks bicimde istifade icin boyle bir istek icindeler.Iclerinden cok azi samimi niyetler icindeler. 

 Islam tarihinde bunun Sia ile birlikte yeniden hortlatildigi gorulur. Iran  kaynakli karizmatik  lider anlayisinin bunda tesiri ve katkisi buyuk olmustur. Haricilerin karizmatik toplum dusuncesine tam ters diger uc bir dusunce yapisidir. Her beklenti lidere endekslenmis boylelikle toplum devrimci niteligini kaybetmistir. Kayip imam ile birlikte sia formati asagi yukari tamamlanmistir. Buna mukabil ehli sunnet fethedilen cevrelerin hristiyan inancinin verasetini devralarak bu beklentiyi Isa da aramistir.Cok karmasik bir sekilde bularin disinda diger alternatiflerde  olusmustur. Cok akilci gibi gorunen niceleri dahi bunun serbetlenmis sekillerini kabul ederek devamina katkida bulunmustur.

Mehdi inanci apacik bir Sirktir,insan ruhuna en buyuk bir zulumdur.

Beklentisini Allah'tan baska hangi kaynaga yoneltirse yoneltsin kul sirkin kapisindan adimini atmistir.

 Sadece Allah'tan yardim dileyerek kendi enerjilerini kullanip hallerini duzelterek Allah'a kulluk edenler muhlis,muvahhit  kullardir. Olmayacak duaya amin demek yerine, bize gonderilen kilavuz ile daimi bir degisim/gelisim  sureci yasamak bu isin makbul olanidir.

Yuce Rabbimiz sadece sana yonelir,sadece senden yardim dileriz.Bizi dogruya kilavuzla.....

Amin.

 

  

 

Yukarı dön Göster muhliskul's Profil Diğer Mesajlarını Ara: muhliskul
 
bembeyaz
Uzman Uye
Uzman Uye


Katılma Tarihi: 31 temmuz 2007
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 736
Gönderen: 16 agustos 2007 Saat 11:16 | Kayıtlı IP Alıntı bembeyaz

Selam muhliskul,

Ben de mehdi konusunda zaten aynı şeyleri yazmıştım... Size aynen katılıyorum. ancak

"Mehdi inanci apacik bir Sirktir,insan ruhuna en buyuk bir zulumdur."

sözleri daha farklı ifade edilse iyi olurdu gibi... Amellerin değerini belirleyen niyetler olduğuna göre doğrudan suçlamak yerine, ihtiyat ve teennî tavsiyeme ne dersiniz? Umarım kızmazsınız....

Ayrıca duanızdan sonra niye "amin" dersiniz anlamadım. Var mı böyle bir şey Kur'an'da??... Açıklama beklemek hakkım... (şaka, şaka...)

Bu konu ile ilgili tartışmalar için "Kur'an Hükümleri ve kavramları" bölümü,

Kur'an'ın bize öğrettiği dualar"a bakabilirsiniz...

Sizi de bekliyoruz... "amin ile ilgili cevaplarınızı oraya yazmanızı istirham ederim...

saygılarımla... sevgiyle kalın.....

Yukarı dön Göster bembeyaz's Profil Diğer Mesajlarını Ara: bembeyaz Ziyaret bembeyaz's Ana Sayfa
 
muhliskul
Ayrıldı
Ayrıldı
Simge

Katılma Tarihi: 26 nisan 2007
Yer: Australia
Gönderilenler: 854
Gönderen: 16 agustos 2007 Saat 16:16 | Kayıtlı IP Alıntı muhliskul

Merhaba bembeyaz,

Dogrularin ayni istikameti gostermesinin faydasina binaen  ifadelerimi ilettim.  Amin ifadem sadece arzumu teyid acisindan yer aliyor.Benim bu konuda soylenmesi veya soylenmemesi gibi bir itinam mevcut degil. Sizinde yazinizdan bu tur takintilariniz olmadigi kanaatindeyim. Hem kuran'in dualarini lafzen ifade ediyorum hemde Kuran anliyisina uygun tarzda  sahsi   dualarimla Rabbime niyaz ediyorum.

Allah'a emanet olun

saygi ve hurmetle 

Yukarı dön Göster muhliskul's Profil Diğer Mesajlarını Ara: muhliskul
 
bembeyaz
Uzman Uye
Uzman Uye


Katılma Tarihi: 31 temmuz 2007
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 736
Gönderen: 16 agustos 2007 Saat 16:36 | Kayıtlı IP Alıntı bembeyaz

Selam muhliskul,

"Amin" ifadenizin arzunuzu teyid açısından olduğunu duymak beni çok mutlu etti... Ben de zaten arzumu teyid için "amin" derim her zaman...

Onaylarım duamı ihlasla... Ve O'na niyazla beklerim sonucunu.... O ne güzel dost ve ne güzel yardımcıdır.... Ne mutlu O'nun yolunda olanlara... 

Allah'a emanet olun.... Sevgi ile kalın...

selam ve saygılarımla....

Yukarı dön Göster bembeyaz's Profil Diğer Mesajlarını Ara: bembeyaz Ziyaret bembeyaz's Ana Sayfa
 
muhliskul
Ayrıldı
Ayrıldı
Simge

Katılma Tarihi: 26 nisan 2007
Yer: Australia
Gönderilenler: 854
Gönderen: 16 agustos 2007 Saat 16:58 | Kayıtlı IP Alıntı muhliskul

Selam

Sayin Bembeyaz bir onceki  yazinizda  "Mehdi inanci apacik bir  sirktir" ifademin biraz sert oldugunu yazmistiniz. Aciklamalarimdan sonra bir saptama olarak bunu soyledim. Mehdi inanci hususunda kafalari karistirilmis insanlara bu konuda ithamda bulunmuyorum. Tam olarak ne sonuc dogurdugunu bilmedikleri bir dusuncelerinden oturu onlara siz musriksiniz diyemem. Sadece bu inancin vehametini dillendirmek arzusu guttum. Yinede uyarinizi dikkate alip biraz daha temkinli ifade etmeye calisacagim,insallah. 

Allah'a emanet olun saygiyla

 

Yukarı dön Göster muhliskul's Profil Diğer Mesajlarını Ara: muhliskul
 
bisaniye
Groupie
Groupie
Simge

Katılma Tarihi: 19 haziran 2007
Yer: Nauru
Gönderilenler: 97
Gönderen: 24 agustos 2007 Saat 18:08 | Kayıtlı IP Alıntı bisaniye

Tüm samimi inanan kardeşlerimize selamlar

Bembeyaz rumuzlu arkadaşa hatırlatmak istedim,

Kur an ı Kerim imizde Mehdi kavramının geçmediğini ifade etmişsiniz,

yapıcı olarak hatırlatmak istedim "mehdi" ifadesi geçmektedir Yüce

Kitabımızda.(Gelip gelmeyeceği konusunda ise bir fikrim
bukunmamaktadır.)

Ali İmran-46
وَيُكَلّ 16;مُ النَّاسَ فِي الْمَهْدِ وَكَهْلا 11; وَمِنَ الصَّالِ 81;ِينَ

Ve yükellimün nase fil mehdi ve kehlev ve mines salihiyn
“O, beşikte de, yetişkin çağında da insanlarla konuşacak, salihlerden olacaktır.”

Ayrıca ; Maide-110 , Meryem-29 da geçmekte olup,

Taha-53 ve Zuhruf-10 ayetlerinde   "mehde"   مَهْدً   

ifadeleri de geçmektedir. 

Saygılar.






Yukarı dön Göster bisaniye's Profil Diğer Mesajlarını Ara: bisaniye
 

Sayfa Sonraki >>
  Yanıt YazYeni Konu Gönder
Yazıcı Sürümü Yazıcı Sürümü

Forum Atla
Sizin yetkiniz yok foruma yeni mesaj ekleme
Sizin yetkiniz yok forumdaki mesajlara cevap verme
Sizin yetkiniz yok forumda konu silme
Sizin yetkiniz yok forumda konu düzenleme
Sizin yetkiniz yok forumda anket açma
Sizin yetkiniz yok forumda ankete cevap yazma

Powered by Web Wiz Forums version 7.92
Copyright ©2001-2004 Web Wiz Guide
hanif islam

Real-Time Stats and Visitor Reports Sitemizin Gunluk, Haftalik, aylik Ziyaretci  Detaylari Real-Time Stats and Visitor Reports

     Sayfam.de  

blog stats