HANiFDOSTLAR.NET

 

Kuran Müslümanı
 

(Şahıs odaklı din anlayışından Allah odaklı din anlayışına...)

Ana Sayfa Hanif Mumin  Iste Kuran Kurandaki Din  Kur'an Yolu  Meal Dinle Sohbet Odasi Hanifler E- Kitaplik Kütüb-i Sitte ?  ingilizce Site Kuran islami Aliaksoy Org  Hasanakcay Net Tebyin-ül Kur'an Önerdiğimiz Siteler Bize Ulasin

 

- Konulara Göre Fihrist

- Saçma Hadisler

- Hadislerin-Sünnetin İncelemesi

- Haniflikle İlgili Sorular Cevaplar

- Misakın Elçisi Kim?

- Kuranda Namaz/Salat

- Onaylayan Nebi

- Kuranda Namaz/Salat

- Enbiya 104

- Kuranda Yeminler

- Adem Hakkında Sorular

- Ganimetleri Resulün Eline Nasıl Vereceğiz?

- Allahın ındinde YIL ve DOLUNAYLAR

- Abese ve Tevella

- Hadisçilerce Tahrif Edilen Ayetler

- Mübarek Yer, Mübarek Vakit

- Arkadaş Peygamber

- Kuranın İndirilişinden Günümüze Gelişi

- Bir Türban Sorusu

- Kuran ve Bize Öğretilenlerin Farkı

- Namazın Kılınışı

- Hadislere Göre Namaz

- Kuranda Salat Namaz mıdır?

- Kuran Yetmez Diyen Uydurukçular

- Bizler Hanif Dostlarız

- Sahih Hadis mi İstersiniz?

- Hakkı Yılmaz'ın Tebyin Çalışması

- Kur'anı Anlamada Metodoloji

- Tarikatçıların Çarpıttığı Birkaç Ayet

- Nasıl Kur'an Okuyalım?

- Kur'anı Kerim Nedir?

- Kur'anda Oruç

- Allah'sız Bir Din ve Allah'sız Bir Kur'an İnancı

- Kuransız Bir İslam Anlayışı ve Müşrikleşme

- Meal Çalışmasına Davet

- Allah Şahit Olarak Kafi Değil mi?

- Doğru Hadisleri Ne Yapacağız?

- Kur'andaki Muhammed ve Peygamberlerin Misyonu

- Mahrem, Avret, Ziynet

- Nur Suresi Çeviri-Yorum

- Cilbab

- Resule İtaat Ne Demektir?

- Hadis Kalburcuları ve Kalburları

- Kur'anı Kerim'in İndiriliş Gayesi

- Kur'anda Amellere Karşı Cahili Yaklaşım

- İslamdışı İnanışlara Kur'andan Örnekler

- Biri Şu Haram Üretim Tesislerini Kapatsın

- Tasavvufta İslam Var mı?

- İslamda Delil Sorunu

- Kurban Kesmek

- İlahi Hitabın Serüveni

- Ecel Nedir?

- Şirk, İşrak, Müşrik, Müşareke, Müşterik

- Büyü Yapan ve Yaptıranlar

- Peygamberlere Karşı Rabbani Yaklaşımlar

- Salat-ı Tefriciye yada Zikri Çarpıtmaya Bir Örnek

- Mucize Nedir?

- Ayrılıkların Nedenleri

- Sıfır Hata veya Kur'an

- Haniflik Nedir?

- Rabıta İle Şeyhlere Tapanlar

- Hadis Zindanının Mezhepçi Mahkumları

- İslam Dininin Öğrenilmesinde Kaynak Sorunu

- Fasık ve Münafıkların Genel Tanımlaması

- Hadisler, Hıristiyanlık ve Selman Rüştü

- Kur'anı kerim'in İndiriliş Gayesi

- Müstekbirlere Karşı Cahili Yaklaşım

- Halis-Hanif İslam

- Kur'anda Şefaat

- Fuhuş Tellalı Tefsirciler

- Hayızlıyken Neden Namaz Kılınmasın?

- Cebrail, Vahiy, Melek

- Dindarlıkta Müşrikleşme Temayülü

- Büyü Yapan ve Yaptıranlar

- Yaratılış, Adem, Havva

- Kur'an Yerel mi, Evrensel mi?

- Reform Dinde mi, Dindarlıkta mı?

- Ne Mutlu Tağutu Olmayanlara

- Peygambere Saygı(?)

- Hadislere Kanıt Diye Gösterilen Ayetler

- Allah Nazara Karışmadı mı?

- Kur'anı Kerimle Amel Etmek Mümkün mü?

- Kur'anda İnkar Edenlerin Vasıfları

- Müminlerin Vasıfları

- Allah'ın Vasıfları

- Kur'anın Vasıfları

- Dine Karşı Cahili Yaklaşımlar

- Kur'an Merkezli Din

- İrin Küpü Patladı; Mevlana

- Hurafe ve Bidatlar

- Peygamberi Tanrılaştırma

- Hz. İsa'nın Ölümü

- Allah'ın Mesajının Adı: Kelamullah

- Allah'ın Resule Uyarıları

- Kur'ana Göre Tenkit ve Eleştiri Nasıl Olmalı?

- Kur'anda Sevgi

- Sofuların Devlet Desteğiyle Desteklenmesi

- Hans Von Aiberg Aldatmacası

- Kabir Azabı Safsatası

- Kur'an Kıssalarının Önemi; Masal Değiller

- Kur'anda Toplumsal Sünnetler

- Tefsirde İsrailiyyat

- Kardeş Evliliği Olmadan Çoğalma

- Hans Von Aiberg Tutuklandı

- Kur'anda Tevbe Kavramı

- Yaşar Nuri Öztürk'ün Yorumuyla Namaz

- Karadelikler; Bir Büyük Yemin

- Mezhepçilerin Ümmi Açmazı

- Kabe Nedir? Mekkede midir, Kudüste mi?

- Kur'anda Ruh Kavramı

- Kur'anda Nefs Kavramı

- Amin Kavramı ve Putperestlik

- Diyanet İşleri Başkanlığının Sitemize Cevabına Cevaplar

- Resul ve Nebi -1

- Resul ve Nebi -2

- Sapık Bir Fırka: Hansçılar

- Cihad mı, Çapulculuk mu?

- Kur'an Deyip Namazı Yok Sayanlar

- Cennete Sadece Müslümanlar mı Girecek?

- Kur'anda El Kesme Cezası var mı?

- Nazar veya Göz Değmesi Var mı?

- Şehadet Getir, Münafık(?) Ol

- Kur'anda Eleştiri Metodu

- Hacc Mekkede mi, Bekkede mi?

- İslami Tebliğde Kur'an Metodu

- Saptırılan Kavram: Mekruh

- Kur'anda Cuma Namazı var mı?

- Of Be Kader, Allah mı Suçlu Yoksa Biz mi?

- Kader Açısından Cebir ve İhtiyar

- Baban Peygamber Olsa Ne Yazar

- Kur'anda İnsan Hukuku

- Vahdet-i Vücud, Şirkin Alası

- Tasavvufi Bilginin Kaynağı Vahiy mi?

- İslam'da Resullük Son Bulmuştur

- Teveffi Kelimesi ve Arap Dili

- Tasavvuf Üzerine Düşünceler

- Nefis Mertebelerinin İç Yüzü

- Allah Rızası Anonim Şirketi; Tarikatlar

- Tasavvuf ve Eşcinsellik -1

- Tasavvuf ve Eşcinsellik -2

- Nakşi Şeyhi Allah'ın Avukatı mı?

- Kur'anda "ve+la" Öbeği

- Putlar ve Tapanlar

- Son Peygamberimizin Okuma Yazması

- Mesih ve çarpıtılan Bir Ayet

- Hac İzlenimleri

- "Üzerinde 19 var" da Son Nokta

- Secde Emri

- Kur'andaki Hac

- Aracıların Gaybı Bildiği İnancı

- Tarikatçı - Müşrik Karşılaştırması

- Gazali'nin Kadına Bakışı

- Kur'anda Kadına Verilen Önem

- Başörtüsü Allah'ın Emri Değil

- Başörtüsü Takmak Kur'anda Var mı?

- Kur'anda Kadın Dövmek Var mı?

- Cariye, Köle; Utanmaz Mealciler

- Kadına Yönelik Şiddet

- Sünnet Edilen Kızın Öyküsü

- Erkekçe ve Kadınca Meal Konusu, Nebe 33. Ayet

- Harem - Selamlık Kimin Emri?

- Zina, Evlilik ve Örtünme Adabı

- Cariyeleri Aç, Hür Kadınları Kapat (!)

- Çok Eşliliği Yasaklayan Ayetler

- Kur'ana Göre Evlilik Hukuku

- 2 Kadın = 1 Erkek, Uydurma mı?

- Danimarkalı mı Sapık, Buhari mi?

- Ebu Hanife, Cariyenin Avreti

- Nisa 25, Hür Kadın ve Fahişe İfadesi

- Maymunların Hadisi ve Recm Vahşeti

- Hz. Muhammed'in Tebliği

- Peygamberi Tanrılaştırma

- Angarya Haline Getirilen İbadet

- Buhari'nin Hadislerini Buhari Yazmamıştır

- Hadis ve Sünnet Gerçeği

- Uydurma Hadisler, İslamın Kara Boyası

- Hadisler Dinin kaynağı Olamaz

- Uydurmaların Sınırı Yok; Şeytan Geyiği

- Beşeri Hükümler Neden Kutsal Oluyor?

- Hadis - Kur'an Çelişkisi

- Kur'anda/Dinde Olanlar ve Olmayanlar

- Cehennem'den Çıkış Yok

- Kur'anda Tağut

- Ebu Hureyre Gerçekte Kimdir?

- Hadis - Mantık Çelişkileri

- Kurban ve Kurban Bayramı Nereden Geliyor?

- Hadislere Göre Kur'an Eksiktir

- Bildiri: İslam Anlayışında Reform

- Arapça mı, Arap Saçı mı?

- Koca mı Üstün, Allah mı?

- Esbab-ı Nüzül Komedi Hadisleri

- İşte Geleneğin Dini

- Ulul Emir İle Kim Kastediliyor?

- Kul Hakkı

- Yezidi Bir Gelenek: Aşure Tatlısı

- Hz. İbrahim'den Asrımıza Dersler

- Taklitçiliğin Boyutları

- Seb-ul Mesani Nedir?

- Kelle Sayılarak Gerçek Bulmak

- Kıyamet - Mahşer Günü ve Sonrası

- Kur'anda Namaz Vakitleri

- Kur'anda Cuma Konusu

- Salih Olmak Yetmez

- Hudeybiye Anlaşması Uydurma mı?

- Kitap Yüklü Eşekler

- Kur'andaki Hac

- Hz. Nuh'un Oğlu Kimdi? İftira mı?

- Ruhun Ağırlığına Başka Bakış

- Hz. İbrahim Yalancı Değildi

- İncil'de Kadına Bakış

- Şirkin Büyüğü Küçüğü Olur mu?

- Kur'andaki Abdest ve Hijyen

- Din de Bir Araçtır

- Kur'an Okumanın Zararları

- Kur'anda Dua Ayetleri

- Kur'anda Tarih Kavramı ve Bilinci

- Şekilsel Secde Kur'anda Yok mu?

- Salat ve salatı İkame

- Kur'andaki Emr Kavramı Üzerine

- Dindar İnsanlar Şirk Koşar

- Alak Suresinin İlk Beş Ayeti

- Men Arefe'nin Çözümü

- Kur'andaki Av Yasağı

- Fıtrat ve Namaz Vakitleri

- Kur'anda İnsan Hukuku

- Din Büyüklerini Tanrılaştırma

- Allah'a ve Muhammed'e Değil

- Kur'andaki Örnek Tevekkül

- Şekilsel Rüku Kur'anda Yok mu?

- Hz. İbrahim Kuşları Kesti mi?

- Ehli Sünnet Dininin Anayasası

- İnsan Allah'ın Halifesi mi?

- Kur'an Üzerinde Düşünmek

- Şirkin Kuyusuna Düşenlere Uyarılar

- Kur'an Ölülere Okunmak İçin mi İndirildi?

- Ayda Okunan Kur'an Masalı

- Hz. İbrahim, Safa ve Merve Masal mı?

- "Haç"er-ul Esved (!)

- Mevlana Sahte Bir Peygamber Değil mi?

- Tasavvufun Tanrısı İki Zıttır

- Kur'andaki Tasavvuf: Teveccüh

- Önce Batıl ve Hurafe İle Savaşalım

- Resuller Haram Kılamaz mı?

- Elçi Muhammed ile İnsan Muhammed'in Farkı

- Tarikatlarda Aracılar Rezaleti

- Nur Suresi 31. Ayet Nasıl Çarpıtılıyor?

- Sırat Kıldan İnce, Kılıçtan Keskin mi?

- Kur'anda Zalimler

- Bütün Mehdileri Çöpe Atıyoruz

- Kur'ana Göre Ramazan Ayı ve Haram Aylar

- Tasavvufçuların İlahı; Varlık ve Yokluk

- Tasavvufçuların Küçük Putları

- Sünnet Etmek yaratılışı Değiştirmedir

- Son Peygamberimizin Mektupları

- Fıtrat ve Namaz Vakitleri

- Mescid-i Aksa Nerede?

- Büyük Kandırmaca: Hadis

- Kur'an Neden Arapça Olarak İndirilmiştir?

- Kimin dini? Kimin Kitabı? Kimin Meali?

- Evliya Kelimesinin geçtiği Ayetler

- Şimdiye Kadar Yaşanan İslam

- Ayın Yarılması Diye Bir Mucize Yoktur

- Kabe Dikili Taş Değil mi?


Up | Down | Top | Bottom
 
Şu da emredildi: Yüzünü dine bir Hanif olarak çevir. Sakın müşriklerden olma.

Yunus Suresi 105

Ben bir Hanif olarak yüzümü gökleri ve yeri yaratana döndürdüm. Müşriklerden değilim ben.

Enam Suresi 79

İbrahim ne bir Yahudi idi, ne de bir Hıristiyan. O sadece hanif bir müslümandı. O müşriklerden değildi.

Ali İmran Suresi 67

Şu da kuşkusuz ki, İbrahim başlıbaşına bir ümmetti; bir Hanif olarak Allah'ın önünde eğiliyordu. Müşriklerden değildi.

Nahl Suresi 123

De ki Allah doğrusunu söylemiştir / vaadinde sadıktır.Haydi artık Hanif olarak İbrahim'in Milleti'ne uyun! Müşriklerden değildi o.

Ali İmran Suresi 95

Allah'a ortak koşmadan, Hanifler olarak... Allah'a ortak koşan kişi, gökten düşmüş de kendisini kuşlar kapışıyor veya rüzgar onu uzak bir yere fırlatıp atıyor gibidir.

Hacc Suresi 31


Up | Down | Top | Bottom

HABERLER

 

 








 

 

  Hanif Islam

 

Alıntılar, Makaleler
 Hanif Dostlar Ana Sayfa -> Alıntılar, Makaleler
Konu Konu: Gerçek Hayat Dini ve Kandil Geceleri Yanıt YazYeni Konu Gönder
Yazanlarda
Gönderi << Önceki Konu | Sonraki Konu >>
savasen
Uzman Uye
Uzman Uye


Katılma Tarihi: 24 eylul 2005
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 331
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı savasen

Gerçek Hayat Dini ve Kandil Geceleri

“Müslümanlarca kandil geceleri diye bilinen geceler; Rabiulevvel ayının onikinci gecesi olan Mevlid, Recep ayının ilk cuma gecesi olan Regaib, yine Recep ayının yirmiyedinci gecesi olan Mirac, şaban ayının onbeşinci gecesi olan Beraat ve Ramazan ayının yirmi yedinci gecesi olan Kadir Gecesidir. Osmanlılar döneminde II.Selim zamanından başlayarak, minarelerde kandiller yakılarak duyurulup kutlandığı için "Kandil" olarak anılmaya başlamıştır. Yukarıda adı geçen gecelerin hiçbirisini Peygamber Efendimiz kutlamamıştır. Bunlar Peygamberimizden çok zaman sonra kutlanmaya başlamıştır.” (Diyanet İslam Ansiklopedisi (DİA), c. 24, s. 300)

Devletin resmi din kurumu Diyanet’in hazırladığı ansiklopedide “kandil” maddesinde bunlar yazıyor.

Fakat kandil gecelerini bizzat organize eden, camilerde mevlid ve dua merasimleri düzenleyen, bu geceler münasebetiyle kutlama mesajları yayınlayan ve halkın kendilini kutlayan da yine Diyanet’in kendisi…

Peki bu nasıl oluyor?

Çünkü bu gecelerin kutlanması bir halk geleneği değil; devlet politikası da ondan.

Nedir devlet politikası?

İslam’ı doğuş tabiatına uygun olarak bir “gerçek hayat dini” olmaktan çıkarıp, “mübarek gün ve geceler dini” haline getirmek…

Gündüzün ortasında, hayatın kalbinde atan bir din olmaktan çıkarıp, el ayak çekilince, hayatın tümüyle uykuya çekildiği gece vakitlerinde hatırlanan bir “tapınak ve ayin” dini haline sokmak…

Çünkü Fransız laiklerin Hristıyanlığa layık gördüğü muamele buydu. Türk laiklerin de İslamiyete layık göreceği muamele de bundan başkası olamazdı…

Peki nedir işin aslı?

Bunu anlamak için, İslam’a “eski dünya dinlerini” dönüştüren reformcu özelliği açısından bakmayı bilmek gerekir.

Çünkü İslam, modern dönemde değil; o dinlerin hüküm sürdüğü dönemde doğmuştur. Onlarla kıyas yapılmadan tabiatında neyin yattığı ve karakterinin ne olduğu anlaşılmaz. Bu nedenle İslam’ı modernitenin alternatifiymiş gibi sunmak ve sürekli onunla kıyaslamak yanlıştır. Olsa olsa modernitenin İslam’dan nasıl etkilenerek kiliseye karşı çıktığı konuşulabilir. Çünkü kiliseye asırlar önce İslam karşı çıkmış ve eleştirmişti…

***

İslam, eski dünya dinleri tabir ettiğimiz Yahudilik, Hristıyanlık, Mecusilik, Sabilik, Maniheizm vs. “tapınak ve ayin dinlerinin” hüküm sürdüğü bir dönemde doğmuştur. Yer yer bunların formlarını kullanmakla birlikte bütün bunları dönüştürmüş ve dini, tapınaktan sokağa, bir sınıfın tasallutundan halkın yaşam alanlarına çekmiştir. Böylece din “gerçek hayat dini” (dinu’l-gayyime) haline gelebilmiştir.

Örneğin miraca eski dünya dinlerinde sadece din adamları, zenginler, tanrı-krallar vs. çıkabilirdi. Merdiven anlamına gelen mirac/mearic onların tekelindeydi. Gerçek hayat dininin peygamberi “Mü’minin miracı namazdır” diyerek bunu sokaktaki adamın tek kişilik eylemine, “Namaz bütün kötülüklerden alıkoyar” ayetini okuyarak da, namazı gündelik hayatın içine çekti. Böylece namaz bir “tapınak ayini” olmaktan çıktı, hayat akışının rasyonel ilişkilerini düzenleyen itici bir motivasyona dönüştü.

Yine eski dünya dinlerinde “Tanrıların her yıl dünyayı yeniden yaratması” inanışı vardı. Bu güne “Nevruz” demekteydiler. Yenigün anlamına gelen bu günde baştanrı dünyada bir yıl boyunca olup bitecekleri planlar, dünyanın yıllık yeniden yaratılışının kararlarını alırdı. “Şaman” veya “Brahman”lar Tanrı’nın katına çıkarak bunun bilgisine sahip olurlardı. Babil (Tanrı’nın kapısı) ülkesinin kralı, Babil kulesine çıkarak bu bilgiye tanrıdan alır ve insanlara duyururdu. O yıl kimin ölüp kimin yaşayacağı, yılın kurak mı bereketli mi geçeceği, nerede hangi felaketin olacağının bilgileriydi bunlar… Tanrı-kralın kulları da o gün tapınakta toplanarak, Tanrıların kendileri için hayır dilemesini, ömürlerini uzatmasını, zenginlik vermesini, kuraklığa ve felakete maruz bırakmamasını niyaz ederlerdi. Tanrılar bu niyazlara göre icabında o yıl boyunca diledikleri kullarına bunları yazmazdı. (Eliade).

***

Dipdiri yaşam kaynağı ve yarattıkları üzerinde titreyen (hayyu gayyum) Allah, Gerçek hayat kitabı (kitabun gayyime) olan Kur’an’da bu inanışı kökten değiştirerek şöyle buyurdu:

“O, her gün yeni bir iş ve oluştadır” (55/Rahman, 29).

Böylece yaratılış yıllık olmaktan çıktı; değil aylığa, haftalığa hatta günlüğe, “âna” çekildi.

Çünkü “O her gün bir iş ve oluştadır” ifadesi varlık âlemindeki “sürekli yaratmaya” işaret etmektedir. Ayette geçen “yevm” kelimesi gün içinde, gün boyunca, böyle böyle her gün, her an manasında kullanıldığına göre (Razi) bütün iş ve oluş O’nun yaratması olmuş olur.

Demek ki Allah bu yaratmaya varlığı katmakta, varlıkların kendi eylemleri, iş ve oluşları yaratmanın bir parçası olarak ele alınmaktadır. “Denizlerde dağ gibi yüzen gemiler O’nundur” (55/24) ayetinde de işaret edildiği gibi, gemileri yapan, yürüten aslında insanlar olmasına rağmen O’na nisbet edilmektedir. Keza çocuğu erkek ve dişinin iş ve oluşu meydana getirmesine rağmen “Size çocuk veren, rahîmlerde yaratan O’dur” denmektedir. Bedir günü düşmanın üzerine ok atan veya toprak saçan peygamber olmasına rağmen “Attığında atan sen değildin, Bizdik atan” denmektedir.

Bunların anlamı şu olsa gerek: Allah varlığı -burada insanı- yaratmaya katmaktadır. Hepsinin birden yaptığı işe “yaratma” demektedir. Gün boyunca insanların sağa sola koşturması; kiminin doğması, kiminin ölmesi, kiminin yolculuk yapması, kiminin parkta oturması, bir trenin kasabadan geçmesi, havaalanlarından uçakların kalkması, inmesi, suların akması, yağmurun yağması, şelâlenin çağıldaması, ağaç yapraklarının hışırdaması, yerde yılanın sürünmesi, gökte kartalın uçması, şimşeğin çakması, yıldırımın düşmesi, göçmen kuşların dizi dizi göçmesi, çobanın sürüsüyle dağlarda gezmesi, koyunların ağıllardan su içmesi vs. bütün tarihî, tabiî ve insanî iş ve oluş “şe’n” kavramının içine girmektedir.

Allah’ın her an iş ve oluşta olması insanlara rağmen olmadığı gibi, insanların iş ve oluşta olması da Allah’a rağmen olmamaktadır. Bilakis “birlikte” olmaktadır. Deniz ile balıkların “birlikte” iş ve oluş halinde olması gibi… Burada bütün varlık ve oluşun tek bir kelimede toplanarak ifadesi söz konusudur. O tek kelime “Allah”tır. Ve o Allah her an bir iş ve oluştadır…

“Bir zerredir ki Hakk’ın sonsuz zerresi

Bir zerre bile ondan kopamaz ayrılarak

Gece ve gündüz bu evrensel sofradan

Her can rızkın almada ortaklaşarak

Rahat ve asude bir döşektir canlılara hep

Bir alevli top üzerinde lâkayt ve endişeden uzak

Asıl maksat ezeli hükmü bulmasıdır varlığın

Görünüşteki sevap ve hata hep bahanedir

Oluşun her zerresi bunda bulur hayat neşesini

Yaratılan her şey bundan çeker ölüm içkisini”

(Ziya Paşa)

***

Demek ki yaratılış yıllık, aylık, haftalık veya günlük planlanmadığı için, her an bir iş ve oluş (şe’n) söz konusu olduğu için, iş ve oluşlar da insanların eylemleriyle birlikte oluştuğu için, bu iş ve oluşların planlandığı bir gün veya gece (Ör. Beraat gecesi) de söz konusu değildir.

Dolayısıyla bu gün ve gecelerde toplanıp hakkımızda hayırlı olanın yazılmasını isteme diye bir şey de mevzubahis değildir. Hakkımızda hayırlı olan, bu gecelerde değil; doğrudan hayatın içinde gerçekleştireceğimiz iş ve oluşlarda ortaya çıkacak ve belirlenecektir. Buna biz kendimiz karar vereceğiz. Kur’an şöyle der; “Kaderiniz kendi elinizdedir.” (36/Yasin, 19). “Herkesin kaderi kendi boynuna dolanmıştır” (17 İsra, 13)…

***

Hz. Peygamber ve sahabeler bunun bilincinde oldukları için hiçbir “kandil gecesinde” bir araya gelip toplantı düzenlememiş ve merasim yapmamıştır. Çünkü bunlar artık eski dünya dinleri ile birlikte eski çağlarda kalmıştı.

Fakat sonraki yüzyıllarda eski dünya dinlerinin adet ve inanışlarının, gerçek hayat dininin üzerine iyiden iyiye abandığını, çullandığını ve kuşatarak ne yazık ki onu gerilettiğini görüyoruz. İslam’ın dini dünyaya getirdiği reform bu yüzden ne yazık ki unutulmuş ve tekrar eskiye dönülmüştür. Cemaleddin Efgani’nin dediği gibi “Hiçbir peygamber yoktur ki getirdiği din kendisinden sonra ters yüz edilmemiş olsun…”

***

Şurası unutulmamalı ki İslam’ın “gerçek haylat dini” olarak algılanması, hayata hükmedenleri rahatsız edecek bir durumdur.

Bunun için böyle bir dinin “halkların vicdanı” olmaktan çıkarılıp “halkların afyonu” haline getirilmesi gerekir.

Gündüzden kovulup gecelere hapsedilmesi gerekir.

Sokaktan çekilip “tapınağa” hapsedilmesi gerekir.

“İbadet” (çalışma, üretme, meydana getirme) olmaktan çıkarılıp “ayin” haline sokulması gerekir.

“Amel” (çaba, uğraş, eylem, hareket) olmaktan çıkarılıp “ritüel” haline dönüştürülmesi gerekir.

Gündüzün gerçek hayat mecralarında akan iyilik, adalet, zulme ve haksızlığa isyan, sözün namusu, doğruluk, dürüstlük, vefa, sevgi, merhamet ve cihat yolu olarak değil; insanların, o da gecelerde dua, yakarış, kandil, ayin, tütsü, sır ve tılsım ihtiyacını karşılayan bir “sosyolojik fenomen” olarak görülmesi gerekir. Zaten din denilen şey esasında budur ve devlet ona bundan başka bir rol de vermemelidir.

Bunun için “kandil geceleri” bir halk geleneği değil; devlet politikasıdır. Arkasından devlet çekildiği an kimse hatırlamaz bile.

Müslüman milletlerin halk geleneği kandil gecelerinde değil; peygamberden geldiği şekliyle namazlarda, cumada, ramazanda, bayram günlerinde ve hac da yaşıyor. Bunların hepsi de (akşam ve yatsı hariç) hayatın kalbinin attığı yerde; gündüzün orta yerinde gerçekleşiyor. Sizce bu bir tesadüf mü?

Kur’an’da hep gündüze, şafağa, tanyerine yemin edilir yani dile gelip konuşmaya çağrılır. Gece doğan yıldız (tarık), geceyi yararak doğan şafak (fecr), aydınlık saçan güneş (şems), aydınlık sabah (duha), geceyi yararak doğan tanyeri (felaq)… Geceye yemin edilirken bile “Gündüze yürüyen gece” (ve’l-leyli iza yesr) denir. “Gece yarılarında kalk çünkü gündüz seni zorlu bir uğraş bekliyor” denir. Karanlığa boğan gecenin (leyl) ardından hemen aydınlığa çıkaran gündüz vurgusu yapılır.

Çünkü İslam esas olarak bir gündüz dinidir. Yani çalışma, hareket ve yaşam dinidir. Gece sadece gündüzü iyi geçirmek için bir dinleme ve hazırlıktır. Geceyi gündüzden, gündüzü geceden ayıramazsınız. Hele gündüzü iptal edip her şeyi geceye hiç hapsedemezsiniz. O zaman gerçek hayat dinini “kandil (gece) dini” haline getirmiş olursunuz…

O zaman siz geceleri dua edip huzur içinde uyurken, bütün dini enerjinizi geceye hasrederken, gündüzleri topraklarınız işgal edilir, hazinelerinize el konur haberiniz bile olmaz…

Recep İhsan ELİAÇIK



__________________
En uzak mesafe iki kafa arasındaki mesafedir.
Birbirini anlamayan...
Can Yücel
Yukarı dön Göster savasen's Profil Diğer Mesajlarını Ara: savasen
 
adalet
Uzman Uye
Uzman Uye
Simge

Katılma Tarihi: 02 ekim 2006
Gönderilenler: 1195
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı adalet

   Bu güzel ve etkileyici yazısından dolayı, Recep Bey'e çok teşekkür eder,halk dalkavukluğu yapan aydın müsveddelerinden ayrılıp,Rabbine doğru bir yol tutturduğu için kendisini tebrik ederim.

__________________
"Bir kavme olan kininiz sizi adaletten ayırmasın.."
Yukarı dön Göster adalet's Profil Diğer Mesajlarını Ara: adalet
 
savasen
Uzman Uye
Uzman Uye


Katılma Tarihi: 24 eylul 2005
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 331
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı savasen

Kutsal An

—Pek mübarek ama aslı yok şeyler—

Geçenlerde kendime suçüstü yaptım.

Mevlit dinlerken yakaladım.

Üretilmiş ve dinleşmiş olmasına rağmen,

Güzel sesle okunduğunda insanı duygulandırdığını fark ettim.

Neden olmasın?

Çoluk çocuğun doğum günü kutlanıyor da,

Peygamberin doğum günü niye kutlanmasın.

Üstelik iyi ki doğmuş.

Festival havasında haddi aşmadan konferans ve panellerle, yarışma ve etkinliklerle pekâlâ kutlanabilir.

Havai fişekler atılabilir.

Resulü hatırlamak ve gençlere onun önemini anlatmak adına güzel bir faaliyet olmaz mı?

Olur, olur da

İnsanı rahatsız eden şeyler var;

İşine geldiği için mevlit okutmak,

Bununla tatmin olup asıl sorumluluklarını unutmak,

Ardından mevlidi din yerine koyup güya dine saygının örneğini oluşturmak.

Mevlidin sadece kültürel bir motif olarak olsa olsa bir örf ya da halk âdeti olduğunu bile bile onu ibadet şekline dönüştürenlere ne demeli?

Ömer Nasuhi Bilmen’in Büyük İslam İlmihali’nden

Kandil geceleri ve namazlarıyla alakalı…

Aklımızla alay eder gibi şu cümlelere bir bakın;

"Regaip gecesi namazı şöyle ki: Receb-i Şerif’in ilk Cuma gecesine Leyle-i Regaip denir. Bazı zatların beyanına göre bu gecede resulü Ekrem sallallahü aleyhi vessellem efendimiz tecelli’i ef’ale mazhar olup nûri ef’ale müstağrak olmakla Hak Tealâ hazretlerine şükür için on iki rekât namaz kılmıştır.

Resulü Ekrem efendimizin muhterem valideleri rahmine bu regaip gecesinde şeref vermiş olduğuna dair olan bir rivayet pek muvafık görülmemektedir. Çünkü bu gece ile vilâdet-i nebeviyyeleri arasında müddet, bunun hilafına şahittir. Şu kadar var ki hazreti Amine’nin fahr-i âlem efendimizi hamil olduğuna bu geceden itibaren muttali olmuş olması melhuzdur. Maahaza Leyle-i Regaip pek mübarek bir gecedir. Zaten regaip; nefis mergup, bahası ağır, çok ata ve ihsan manasına olan Ragibe’nin cem’idir. Bu geceyi ibadetle ihyanın sevabı pek çoktur. Fakat bu gecede kılınacak namazın mesnuniyeti (sünnet olması), mendubiyeti hakkında kuvvetli bir delil mevcut görülmemektedir. Bu gecede toplanıp regaip namazını cemaatle kılmanın bir bidat olduğu tasrih edilmektedir. Zaten teravihten başka hiçbir nafile namazını birbirlerini çağırarak cemaatle kılmak kerahatten hali değildir. Ancak bir yerde bulunan iki üç zatın bu gibi namazları cemaatle kılmaları caiz görülmüştür."

Bazı zatlar

Kim bunlar, bu bilgiye nereden ve nasıl ulaşmışlar belli değil,

Bu geceyi ibadetle ihyanın sevabı pek çok.

İyi de

Sünnet veya mendub olduğuna dair bir delil yok.

Regaip namazını cemaatle kılmanın bir bidat olduğu tasrih ediliyor.

Fakat

İki üç zatın bu gibi namazları cemaatle kılmaları caiz görülüyor.

Yok devenin başı

Lahana turşusu yiyerek perhiz yapmak böyle oluyor demek ki.

Pek mübarek ama aslı yok şeyler

Çok sevap ama sünnet bile değil.

Nitekim

Berat gecesi için söylenenler de aynı;

"Berat gecesi namazı şöyle ki Şaban-ı Şerif’in on beşine tesadüf eden geceye Leyle-i Berat denir, pek mübarek bir gecedir. Leyle-i Berat’ta mahlûkatın bir sene içindeki rızklarına zengin veya fakir aziz veya zelil olacaklarına ihya veya imate edileceklerine ecellerine ve hacıların adetlerine dair tarafı ilahiden meleklere malumat verileceği beyan olunmaktadır.

Velhasıl berat gecesinde ibadet ve tatta ve nafile namaz kılmakta birçok sevaplar vardır. Fakat bu geceye mahsus şekli muayyen mesnun (sünnet) bir namaz yoktur. Bu husustaki rivayetler kuvvetli değildir."

Kadir gecesi için söylenenler de;

"Deniliyor ki kadir namazının en az iki rekât ortası yüz rekât en çoğu da bin rekâttır. Bu namaz iki rekât kılındığı takdirde her rekâtında iki yüz ayeti celile okunmalı yüz rekâta kadar kılındığı takdirde her rekâtında Fatiha-i Şerife’den sonra süresiyle üç kerede ihlâs süre-i celilesi okunup her iki rekâtta bir selam verilmelidir. “Allahümme inneke afüvvün tühibbül avfe fa’fü annî” yani “Ya Rabbi, sen affedicisin affı, bağışlamayı seversin beni affet” duası da tekrar edilmelidir.

Bu namazın bu veçhile kılınacağı hakkındaki rivayetler pek kuvvetli değildir. Asıl maksat bu geceyi mümkün olduğu kadar ihya etmektir. Bu kutsi gecede elden geldiği kadar sair nafile namazlar gibi tatavvuan namaz kılınabilir. Her halde tekellüften kaçınılması efdaldir."

Bu namazın bu veçhile kılınacağı hakkındaki rivayetler pek kuvvetli değil.

Ama

Asıl maksat bu geceyi mümkün olduğu kadar ihya etmek.

Yeterince delillendirilememiş çok ciddi iddialar.

Üstelik pek mübarek ama asılsızlar.

Şu namazı kılın.

Ancak,

Rivayetler pek kuvvetli değil.

Bunlar ya dayak yememiş ya da sayı saymasını bilmiyorlar.

Din ellerinde sahipsiz kalmış, sanki oyun oynuyorlar.

Kutsal

Yani temiz, münezzeh, yüce, mübarek, aziz ve saygıdeğer.

Dahası dokunulmaz.

Hepsi Allah’ın sıfatları.

Sadece onun.

Başka şeyler ona nispetle anlamlanırlar.

Böylesine bir İlah ile ilişkisini belirli gün ve saatlere sıkıştıranlar,

Kendileri gibi onu da tatile çıkarıyor,

Yılsonu muhasebesi tutturuyorlar.

Geri kalan zamanlarda istediklerini yapabilsinler diye belki de.

Allah’ın hatırını sayacakları yerde,

Tilki kurnazlığıyla,

Bütün olup-bitenin faturasını da ona kesiyorlar.

Pişkinliğe bakın ki,

Kazanırken, harcarken, tatile çıkıp, eğlenirken

Hatırlamadıkları Tanrı

Bu gün ve gecelerin karanlığında,

Birden yanı başlarında bitiyor.

Kapılarında biriktirdikleri günahlar için

Yok mu rahmet isteyen diyerek,

Çöplerini topluyor ve bu sümsükleri temize çıkarıyor.

Yağma Hasan böreği.

Fetheden siz olsanız da yabancı kültürlerle karşılaşmanın karşılıklı bir bedeli vardır.

Belki etkilediğiniz kadar da etkilenirsiniz.

Örneğin hızlı giden bir arabayla yavaş giden bir araba çarpıştığında,

Evet, yavaş giden hızlı giden tarafından sürüklenir.

Ama hızlı gidenin süratinde de bir değişme olur.

Bunun gibi zaman içerisinde dinin içine dinden olmayan pek çok şeyin girdiği bilinir.

Zamanın çok şeyi eskitip bozduğu düşünüldüğünde,

Bazı zaman aralıklarında hep dinin özüne dönmek gerekmiştir.

Bazen buna reform denir,

Bazen ıslahat

Bazen tecdid

Bazen de yenilenme

Bütün bu değişim ve dönüşümler çok zor,

Ve hep bir öcü gibi algılana gelmiştir.

Karşı çıkanlara gelince;

Muhataplarını kategorize ederek hep belden aşağı vururlar.

Artık siz sapık, ajan, kışkırtıcı, fitne ve en önemlisi

Ehl-i sünnet karşıtı bir düşman rolüne sokuluverirsiniz.

Gelenekleri dinin yerine koyanlara dikkat edin,

Ne hikmetse sistem aşığıdırlar.

Pek bilinmez ama onlar Pavlus’tan öncedir tarihi açıdan

Statükonun köpekleri olarak.

Bundan da anlaşılacağı gibi,

Mevlit’in kullanımı ibadî değil, düpedüz siyasidir.

İçeriğine bakın sağlıklı bir İslam anlayışı da çıkmaz.

Şu tarihin dönekliğine bakın.

12 yy.’da

İşbiliye’de, Kurtuba’da

Kilise’nin bağnazlığına karşı Rönesans’ı desteklemiştik.

Müslümanların elinden bu dini kurtarmanın zorluğuyla,

20. yy.’da bize karşı bizi savunmak durumundayız.

Mevlit, Osmanlı örneğinde;

Fetret sonrası, siyasi ve sosyal açıdan karışıklık içinde bulunan toplumu yıkıcı propagandalara karşı korumak,

Ehl-i Sünnet görüşünü savunmak,

Devletin bütünlüğünü sağlamak görevini üstlenmişti.

Sünnet ehlinden kasıt devlet erkiydi.

Tersinden Türkiye’de;

Dinî faaliyetlerin yok sayıldığı ilk dönemlerde,

Bir yandan toplumun dinsiz kalmamasına yardım ederken,

Diğer taraftan dinin yerine göz dikmişti.

Bu güne gelince;

Hala halka sahte bir huzur vermesine,

Anlamsız tatmin gösterilerine rağmen,

İnsanların bardağını doldurmaya devam ediyor.

Bardağı dolan insanlar yeni ve farklı şeylere gerek duymuyor.

Batıl inançlarla dolmuş bir bardakta hak kendine yer bulamıyor.

Zira suyun saf ve temiz olanını aramaya ihtiyaçları kalmıyor.

Bu arada abartılı sevgi gösterileri arasında,

Peygamberin kendisi, hayatı ve mücadelesi buharlaşıp gidiyor.

Görüldüğü gibi her seferinde olaylara şekil veren şey, algılama biçimi oluyor

Samimiyet ve fedakârlık gösterileri arasında,

Cehaletten olsa gerek,

Peygambere tek kişilik bir loca tahsis edip bizden koparmak istiyorlar.

Bilirsiniz;

Şeytan göz kırptığında

Gerçeği örtmek o kadar zevklidir ki bazen bunu iyilikler bile üstlenir.

Yepyeni bir bakış açısıyla;

Peygamberimizin yaptıklarına bakınca,

Her türden putlaştırmaya karşı, aslında doğan bir devrimci düşünceyken,

Yerini muhafazakârlığa bırakıp zulmün ta kendisi olabiliyor.

Bu müptezellerin dolabına beygir olmaya görün.

Bunlar;

Ashab-ı Kehf’i uyuyan yedilere,

Kerbela’yı aşure gününe,

Hıdrellezi bahar bayramına,

İbadeti de kandil kutlamalarına dönüştürüp

Sırf kültürel kalsa belki fit olacağımız şeyleri

Devletin bekasına kurban ediyorlar.

Böylelikle;

Muhtemel bir başkaldırının sembolü olmasın diye

Azcık ata dini, biraz kutsallık,

Bir tutam peygamber aşkı, bir demet bilinmezlik esrarı,

Sermayenin elinde ince doğranmış bir vicdanla

Hiçbir katkısından tat alamayacağınız bir çorbaya dönüşüyor.

İşte rahatsızlığın özeti bu.

Ya İşin içine dini karıştırmadan

Toplayın sosyolog ve psikologlarınızı

Atsınlar teorilerini ortaya

Oluştursunlar gün ve gecelerini küçük büyük hikâyelerle

Dinin dışında bir tutkal bulsunlar da görelim.

Ya da dine biraz müsaade edin.

Yutsun o sanal ve sahte putlarınızı.

Gerçek nedir hayal nedir bir anlaşılsın bakalım.

Yoksa

Mevlit milleti birleştirsin,

Dini açıdan insanları tatmin edip uyuştursun,

Birileri bu birlikten arpalanıp semirtsin.

Üstelik din hala onların parasıyla üç para da etmesin.

Ayıp diye bir şey var.

Her şeye rağmen,

Milli birlik ve beraberliğe gelince;

Buna benim de ihtiyacım var.

Dine saygısızlık etmeyin de,

Varsın mevlitler okunsun memleketimde.

Musa ŞİMŞEKÇAKAN



__________________
En uzak mesafe iki kafa arasındaki mesafedir.
Birbirini anlamayan...
Can Yücel
Yukarı dön Göster savasen's Profil Diğer Mesajlarını Ara: savasen
 

Eğer Bu Konuya Cevap Yazmak İstiyorsanız İlk Önce giriş
Eğer Kayıtlı Bir Kullanıcı Değilseniz İlk Önce Kayıt Olmalısınız

  Yanıt YazYeni Konu Gönder
Yazıcı Sürümü Yazıcı Sürümü

Forum Atla
Sizin yetkiniz yok foruma yeni mesaj ekleme
Sizin yetkiniz yok forumdaki mesajlara cevap verme
Sizin yetkiniz yok forumda konu silme
Sizin yetkiniz yok forumda konu düzenleme
Sizin yetkiniz yok forumda anket açma
Sizin yetkiniz yok forumda ankete cevap yazma

Powered by Web Wiz Forums version 7.92
Copyright ©2001-2004 Web Wiz Guide
hanif islam

Real-Time Stats and Visitor Reports Sitemizin Gunluk, Haftalik, aylik Ziyaretci  Detaylari Real-Time Stats and Visitor Reports

     Sayfam.de  

blog stats