HANiFDOSTLAR.NET

 

Kuran Müslümanı
 

(Şahıs odaklı din anlayışından Allah odaklı din anlayışına...)

Ana Sayfa Hanif Mumin  Iste Kuran Kurandaki Din  Kur'an Yolu  Meal Dinle Sohbet Odasi Hanifler E- Kitaplik Kütüb-i Sitte ?  ingilizce Site Kuran islami Aliaksoy Org  Hasanakcay Net Tebyin-ül Kur'an Önerdiğimiz Siteler Bize Ulasin

 

- Konulara Göre Fihrist

- Saçma Hadisler

- Hadislerin-Sünnetin İncelemesi

- Haniflikle İlgili Sorular Cevaplar

- Misakın Elçisi Kim?

- Kuranda Namaz/Salat

- Onaylayan Nebi

- Kuranda Namaz/Salat

- Enbiya 104

- Kuranda Yeminler

- Adem Hakkında Sorular

- Ganimetleri Resulün Eline Nasıl Vereceğiz?

- Allahın ındinde YIL ve DOLUNAYLAR

- Abese ve Tevella

- Hadisçilerce Tahrif Edilen Ayetler

- Mübarek Yer, Mübarek Vakit

- Arkadaş Peygamber

- Kuranın İndirilişinden Günümüze Gelişi

- Bir Türban Sorusu

- Kuran ve Bize Öğretilenlerin Farkı

- Namazın Kılınışı

- Hadislere Göre Namaz

- Kuranda Salat Namaz mıdır?

- Kuran Yetmez Diyen Uydurukçular

- Bizler Hanif Dostlarız

- Sahih Hadis mi İstersiniz?

- Hakkı Yılmaz'ın Tebyin Çalışması

- Kur'anı Anlamada Metodoloji

- Tarikatçıların Çarpıttığı Birkaç Ayet

- Nasıl Kur'an Okuyalım?

- Kur'anı Kerim Nedir?

- Kur'anda Oruç

- Allah'sız Bir Din ve Allah'sız Bir Kur'an İnancı

- Kuransız Bir İslam Anlayışı ve Müşrikleşme

- Meal Çalışmasına Davet

- Allah Şahit Olarak Kafi Değil mi?

- Doğru Hadisleri Ne Yapacağız?

- Kur'andaki Muhammed ve Peygamberlerin Misyonu

- Mahrem, Avret, Ziynet

- Nur Suresi Çeviri-Yorum

- Cilbab

- Resule İtaat Ne Demektir?

- Hadis Kalburcuları ve Kalburları

- Kur'anı Kerim'in İndiriliş Gayesi

- Kur'anda Amellere Karşı Cahili Yaklaşım

- İslamdışı İnanışlara Kur'andan Örnekler

- Biri Şu Haram Üretim Tesislerini Kapatsın

- Tasavvufta İslam Var mı?

- İslamda Delil Sorunu

- Kurban Kesmek

- İlahi Hitabın Serüveni

- Ecel Nedir?

- Şirk, İşrak, Müşrik, Müşareke, Müşterik

- Büyü Yapan ve Yaptıranlar

- Peygamberlere Karşı Rabbani Yaklaşımlar

- Salat-ı Tefriciye yada Zikri Çarpıtmaya Bir Örnek

- Mucize Nedir?

- Ayrılıkların Nedenleri

- Sıfır Hata veya Kur'an

- Haniflik Nedir?

- Rabıta İle Şeyhlere Tapanlar

- Hadis Zindanının Mezhepçi Mahkumları

- İslam Dininin Öğrenilmesinde Kaynak Sorunu

- Fasık ve Münafıkların Genel Tanımlaması

- Hadisler, Hıristiyanlık ve Selman Rüştü

- Kur'anı kerim'in İndiriliş Gayesi

- Müstekbirlere Karşı Cahili Yaklaşım

- Halis-Hanif İslam

- Kur'anda Şefaat

- Fuhuş Tellalı Tefsirciler

- Hayızlıyken Neden Namaz Kılınmasın?

- Cebrail, Vahiy, Melek

- Dindarlıkta Müşrikleşme Temayülü

- Büyü Yapan ve Yaptıranlar

- Yaratılış, Adem, Havva

- Kur'an Yerel mi, Evrensel mi?

- Reform Dinde mi, Dindarlıkta mı?

- Ne Mutlu Tağutu Olmayanlara

- Peygambere Saygı(?)

- Hadislere Kanıt Diye Gösterilen Ayetler

- Allah Nazara Karışmadı mı?

- Kur'anı Kerimle Amel Etmek Mümkün mü?

- Kur'anda İnkar Edenlerin Vasıfları

- Müminlerin Vasıfları

- Allah'ın Vasıfları

- Kur'anın Vasıfları

- Dine Karşı Cahili Yaklaşımlar

- Kur'an Merkezli Din

- İrin Küpü Patladı; Mevlana

- Hurafe ve Bidatlar

- Peygamberi Tanrılaştırma

- Hz. İsa'nın Ölümü

- Allah'ın Mesajının Adı: Kelamullah

- Allah'ın Resule Uyarıları

- Kur'ana Göre Tenkit ve Eleştiri Nasıl Olmalı?

- Kur'anda Sevgi

- Sofuların Devlet Desteğiyle Desteklenmesi

- Hans Von Aiberg Aldatmacası

- Kabir Azabı Safsatası

- Kur'an Kıssalarının Önemi; Masal Değiller

- Kur'anda Toplumsal Sünnetler

- Tefsirde İsrailiyyat

- Kardeş Evliliği Olmadan Çoğalma

- Hans Von Aiberg Tutuklandı

- Kur'anda Tevbe Kavramı

- Yaşar Nuri Öztürk'ün Yorumuyla Namaz

- Karadelikler; Bir Büyük Yemin

- Mezhepçilerin Ümmi Açmazı

- Kabe Nedir? Mekkede midir, Kudüste mi?

- Kur'anda Ruh Kavramı

- Kur'anda Nefs Kavramı

- Amin Kavramı ve Putperestlik

- Diyanet İşleri Başkanlığının Sitemize Cevabına Cevaplar

- Resul ve Nebi -1

- Resul ve Nebi -2

- Sapık Bir Fırka: Hansçılar

- Cihad mı, Çapulculuk mu?

- Kur'an Deyip Namazı Yok Sayanlar

- Cennete Sadece Müslümanlar mı Girecek?

- Kur'anda El Kesme Cezası var mı?

- Nazar veya Göz Değmesi Var mı?

- Şehadet Getir, Münafık(?) Ol

- Kur'anda Eleştiri Metodu

- Hacc Mekkede mi, Bekkede mi?

- İslami Tebliğde Kur'an Metodu

- Saptırılan Kavram: Mekruh

- Kur'anda Cuma Namazı var mı?

- Of Be Kader, Allah mı Suçlu Yoksa Biz mi?

- Kader Açısından Cebir ve İhtiyar

- Baban Peygamber Olsa Ne Yazar

- Kur'anda İnsan Hukuku

- Vahdet-i Vücud, Şirkin Alası

- Tasavvufi Bilginin Kaynağı Vahiy mi?

- İslam'da Resullük Son Bulmuştur

- Teveffi Kelimesi ve Arap Dili

- Tasavvuf Üzerine Düşünceler

- Nefis Mertebelerinin İç Yüzü

- Allah Rızası Anonim Şirketi; Tarikatlar

- Tasavvuf ve Eşcinsellik -1

- Tasavvuf ve Eşcinsellik -2

- Nakşi Şeyhi Allah'ın Avukatı mı?

- Kur'anda "ve+la" Öbeği

- Putlar ve Tapanlar

- Son Peygamberimizin Okuma Yazması

- Mesih ve çarpıtılan Bir Ayet

- Hac İzlenimleri

- "Üzerinde 19 var" da Son Nokta

- Secde Emri

- Kur'andaki Hac

- Aracıların Gaybı Bildiği İnancı

- Tarikatçı - Müşrik Karşılaştırması

- Gazali'nin Kadına Bakışı

- Kur'anda Kadına Verilen Önem

- Başörtüsü Allah'ın Emri Değil

- Başörtüsü Takmak Kur'anda Var mı?

- Kur'anda Kadın Dövmek Var mı?

- Cariye, Köle; Utanmaz Mealciler

- Kadına Yönelik Şiddet

- Sünnet Edilen Kızın Öyküsü

- Erkekçe ve Kadınca Meal Konusu, Nebe 33. Ayet

- Harem - Selamlık Kimin Emri?

- Zina, Evlilik ve Örtünme Adabı

- Cariyeleri Aç, Hür Kadınları Kapat (!)

- Çok Eşliliği Yasaklayan Ayetler

- Kur'ana Göre Evlilik Hukuku

- 2 Kadın = 1 Erkek, Uydurma mı?

- Danimarkalı mı Sapık, Buhari mi?

- Ebu Hanife, Cariyenin Avreti

- Nisa 25, Hür Kadın ve Fahişe İfadesi

- Maymunların Hadisi ve Recm Vahşeti

- Hz. Muhammed'in Tebliği

- Peygamberi Tanrılaştırma

- Angarya Haline Getirilen İbadet

- Buhari'nin Hadislerini Buhari Yazmamıştır

- Hadis ve Sünnet Gerçeği

- Uydurma Hadisler, İslamın Kara Boyası

- Hadisler Dinin kaynağı Olamaz

- Uydurmaların Sınırı Yok; Şeytan Geyiği

- Beşeri Hükümler Neden Kutsal Oluyor?

- Hadis - Kur'an Çelişkisi

- Kur'anda/Dinde Olanlar ve Olmayanlar

- Cehennem'den Çıkış Yok

- Kur'anda Tağut

- Ebu Hureyre Gerçekte Kimdir?

- Hadis - Mantık Çelişkileri

- Kurban ve Kurban Bayramı Nereden Geliyor?

- Hadislere Göre Kur'an Eksiktir

- Bildiri: İslam Anlayışında Reform

- Arapça mı, Arap Saçı mı?

- Koca mı Üstün, Allah mı?

- Esbab-ı Nüzül Komedi Hadisleri

- İşte Geleneğin Dini

- Ulul Emir İle Kim Kastediliyor?

- Kul Hakkı

- Yezidi Bir Gelenek: Aşure Tatlısı

- Hz. İbrahim'den Asrımıza Dersler

- Taklitçiliğin Boyutları

- Seb-ul Mesani Nedir?

- Kelle Sayılarak Gerçek Bulmak

- Kıyamet - Mahşer Günü ve Sonrası

- Kur'anda Namaz Vakitleri

- Kur'anda Cuma Konusu

- Salih Olmak Yetmez

- Hudeybiye Anlaşması Uydurma mı?

- Kitap Yüklü Eşekler

- Kur'andaki Hac

- Hz. Nuh'un Oğlu Kimdi? İftira mı?

- Ruhun Ağırlığına Başka Bakış

- Hz. İbrahim Yalancı Değildi

- İncil'de Kadına Bakış

- Şirkin Büyüğü Küçüğü Olur mu?

- Kur'andaki Abdest ve Hijyen

- Din de Bir Araçtır

- Kur'an Okumanın Zararları

- Kur'anda Dua Ayetleri

- Kur'anda Tarih Kavramı ve Bilinci

- Şekilsel Secde Kur'anda Yok mu?

- Salat ve salatı İkame

- Kur'andaki Emr Kavramı Üzerine

- Dindar İnsanlar Şirk Koşar

- Alak Suresinin İlk Beş Ayeti

- Men Arefe'nin Çözümü

- Kur'andaki Av Yasağı

- Fıtrat ve Namaz Vakitleri

- Kur'anda İnsan Hukuku

- Din Büyüklerini Tanrılaştırma

- Allah'a ve Muhammed'e Değil

- Kur'andaki Örnek Tevekkül

- Şekilsel Rüku Kur'anda Yok mu?

- Hz. İbrahim Kuşları Kesti mi?

- Ehli Sünnet Dininin Anayasası

- İnsan Allah'ın Halifesi mi?

- Kur'an Üzerinde Düşünmek

- Şirkin Kuyusuna Düşenlere Uyarılar

- Kur'an Ölülere Okunmak İçin mi İndirildi?

- Ayda Okunan Kur'an Masalı

- Hz. İbrahim, Safa ve Merve Masal mı?

- "Haç"er-ul Esved (!)

- Mevlana Sahte Bir Peygamber Değil mi?

- Tasavvufun Tanrısı İki Zıttır

- Kur'andaki Tasavvuf: Teveccüh

- Önce Batıl ve Hurafe İle Savaşalım

- Resuller Haram Kılamaz mı?

- Elçi Muhammed ile İnsan Muhammed'in Farkı

- Tarikatlarda Aracılar Rezaleti

- Nur Suresi 31. Ayet Nasıl Çarpıtılıyor?

- Sırat Kıldan İnce, Kılıçtan Keskin mi?

- Kur'anda Zalimler

- Bütün Mehdileri Çöpe Atıyoruz

- Kur'ana Göre Ramazan Ayı ve Haram Aylar

- Tasavvufçuların İlahı; Varlık ve Yokluk

- Tasavvufçuların Küçük Putları

- Sünnet Etmek yaratılışı Değiştirmedir

- Son Peygamberimizin Mektupları

- Fıtrat ve Namaz Vakitleri

- Mescid-i Aksa Nerede?

- Büyük Kandırmaca: Hadis

- Kur'an Neden Arapça Olarak İndirilmiştir?

- Kimin dini? Kimin Kitabı? Kimin Meali?

- Evliya Kelimesinin geçtiği Ayetler

- Şimdiye Kadar Yaşanan İslam

- Ayın Yarılması Diye Bir Mucize Yoktur

- Kabe Dikili Taş Değil mi?


Up | Down | Top | Bottom
 
Şu da emredildi: Yüzünü dine bir Hanif olarak çevir. Sakın müşriklerden olma.

Yunus Suresi 105

Ben bir Hanif olarak yüzümü gökleri ve yeri yaratana döndürdüm. Müşriklerden değilim ben.

Enam Suresi 79

İbrahim ne bir Yahudi idi, ne de bir Hıristiyan. O sadece hanif bir müslümandı. O müşriklerden değildi.

Ali İmran Suresi 67

Şu da kuşkusuz ki, İbrahim başlıbaşına bir ümmetti; bir Hanif olarak Allah'ın önünde eğiliyordu. Müşriklerden değildi.

Nahl Suresi 123

De ki Allah doğrusunu söylemiştir / vaadinde sadıktır.Haydi artık Hanif olarak İbrahim'in Milleti'ne uyun! Müşriklerden değildi o.

Ali İmran Suresi 95

Allah'a ortak koşmadan, Hanifler olarak... Allah'a ortak koşan kişi, gökten düşmüş de kendisini kuşlar kapışıyor veya rüzgar onu uzak bir yere fırlatıp atıyor gibidir.

Hacc Suresi 31


Up | Down | Top | Bottom

HABERLER

 

 








 

 

  Hanif Islam

 

İhsan ELİAÇIK
 Hanif Dostlar Ana Sayfa -> İhsan ELİAÇIK
Konu Konu: Açlıkla boğuşan bir ülkede din söylemleri Yanıt YazYeni Konu Gönder
Yazanlarda
Gönderi << Önceki Konu | Sonraki Konu >>
evrensel
Ayrıldı
Ayrıldı
Simge

Katılma Tarihi: 16 kasim 2009
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 422
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı evrensel

Açlıkla boğuşan bir ülkede din söylemleri

(Not: Aşağıdaki yazı bundan 8 yıl önce 2002 seçimlerinden hemen sonra yazıldı. 2003 yılında çıkan “İhya’dan İnşa’ya” kitabıma da aynı başlıkla koydum. Son zamanlarda inşa etmeye çalıştığımız söylemin temel gerekçelerini gayet açık ortaya koyuyor. Mesele gelip geçici iktidarlarla ilgili değil; iş derinlerde ve temel “din algısının” dönüşümü ile ilgili. Gördüğüm lüzum üzerine yeniden yayınlıyorum…)

***

“Son yapılan araştırmalarda Türk toplumunun davranışlarını belirleyen temel unsurun “iş ve aş” kaygısı olduğu belirtiliyor. Hatta öyle ki toplumumuz yoğun ekonomik kriz nedeniyle iş ve aş kaygısından başka bir şey düşünemez hale gelmiştir. Toplum tarafından devlet, ekonomik ve sosyal olarak en önemli sığınak olarak görülmekte ve toplumda oldukça güçlü bir “sosyal devlet” talebi bulunmaktadır. Toplumun bilinçaltındaki devleti “baba” olarak gören muhayyile hala çok güçlüdür.

Öyle görünüyor ki Orhun Abideleri’nde geçen “Açları doyurdum, yoksulu giydirdim, dağılmış milleti topladım, Yüce Tanrı babam İlteriş Kağan’ı ve annem Bilge Hatun’u gökteki yanına çekmiş ve Türk milletinin başına kağan olarak dikmiş.. ibareleri toplumumuzun bilinçaltındaki “devlet baba” imajında hala yaşamaktadır. Toplumun devletten beklentileri bin küsur yıl önce dikilen Orhun Abideleri’ndeki ile neredeyse aynısıdır.

Seçimlere ilk defa giren bir partinin, seçim meydanlarında pilavlı nohut ve poşet içinde ekmek dağıtarak, okul kitaplarının bedava dağıtacağını vadederek oylarını artırması, bu bilinçaltına hitap etmenin sonuç getirdiğini göstermektedir. Keza seçimlerde sürekli olarak “doyurma, giydirme” gibi bol keseden umut dağıtan partilerin sürpriz yapması üzerinde iyi düşünülmelidir. Halkın düşürüldüğü bu bitap durumdan oy devşirenlerin umut tacirliği yapıp yapmadıkları ise ayrı bir tartışma konusudur. Açık olan şu ki Türk halkı kuru ekmeğe muhtaç edilmiş, iş ve aş vaadi dışında hiçbir taleple ilgilenemez hale getirilmiştir.

***

Bu noktada “açlık ve din” ilişkisi önemli bir sorun haline gelmektedir. Hz. Ali’nin bir sözü oldukça anlamlıdır; “Aç adamın dini olmaz!” Yine İmam-ı Gazali’nin “Din ile dünya ikiz kardeş gibidir. Din bozulunca dünya, dünya buzulunca din bozulur!” sözü üzerinde iyi düşünülmelidir.

Öyle görünüyor ki din (İslam) muhataplarını vasat düzeyde geçim imkanlarına sahip varlıklar olarak görmekte, bu ön kabul doğrultusunda insanları ahlaklı ve dürüst olmaya çağırmaktadır.

Maddi alt yapısı çökmüş, açlıkla boğuşan bir insanda “din” nasıl tutacaktır?

Türk insanı devleti baba olarak gördüğü için, her ne yapsa içine atmaktadır. Bu durumu iç kanama geçiren bir hastanın durumuna benzetebiliriz. Halkımız iç kanama geçirmekte, tepkisi dışarıdan belli olmamaktadır. Örneğin Arjantin’deki gibi sokaklara dökülmemekte, kanını içine akıtmaktadır. Bu ise tıbben çok tehlikeli bir durum olup, hastanın aniden ölmesine sebep olabilmektedir. Günlük gazetelerin üçüncü sayfalarında yer alan “Kızını sattı, gelinini pazarlarken yakalandı” vb. türünden haberler iç kanamanın hangi boyutlara geldiğini gösterir çarpıcı örneklerdir.

Bu durumda “iş ve aş” arayışı “inanma” arayışının önüne geçmiş görünmektedir. İnsanlara “ahlaklı olun, dürüst olun” dendiğinde “Açız aç, iş, aş istiyoruz” cevabı alınmaktadır. Bunun anlamı şudur; “Ben açım! Aç ayı oynar mı?”

***

Marksist literatürde sıklıkla kullanılan “Din milletlerin afyonudur” sözü üzerinde durmakta yarar vardır.

Aç ve bitap bırakılmış insanlara bazı hocaların çıkıp “Sabredin, Allah sizi fakirlikle imtihan ediyor” telkininde bulunmaları ne derece doğrudur? Bu durumda din yürürlükteki durumu onaylayıcı ve meşrulaştırıcı bir konuma getirilmiş olmuyor mu? Böylesi bir din gerçekten afyon misyonu mu üstleniyor acaba?

Halbuki dinin (İslam’ın) adalet talebi esas itibariyle bu çarpık durumun hesabının sorulması anlamına geliyor. Bugün dünyadaki altı milyar insanın bir milyarı aşırı şişmanlık (ebozite) hastalığından patlayacak durumdayken, buna karşılık bir milyar insan da bir deri bir kemik açlık sınırında yaşıyor. Her ikisinin de birer milyar olması acaba tesadüf müdür? Açıkca görülüyor ki birinin “azı” diğerinin “fazlası” haline gelmiştir. Üç tane Amerikalı’nın geliri 48 ülkenin milli gelirinden daha fazladır. Böylesi bir tabloda “din söylemlerini” yeniden gözden geçirmek gerekmektedir.

***

Garip bir şekilde her tür adaletsizliğe isyanla başlayan dinlerin, daha sonraları isyanları bastırmanın aracı olarak kullanıldıklarını görüyoruz. Bu çerçevede açlıkla boğuşan bir ülkede ve dünyada din söylemi “kaderci” bir temel üzerine oturtulamaz. Tam tersi ilk çıktığında olduğu gibi açlığa, adaletsizliğe ve buna neden olanlara “gür bir isyan” şeklinde tezahür etmelidir.

Din söylemleri aç insanları namaz kılmaya, oruç tutmaya çağırma yerine, daha çok maddi bölüşümdeki adaletsizliklere dikkat çeken, açlığın nedenlerini sorgulayan, buna kimin sebep olduğunu araştıran ve hortumcuların yakasına yapışan bir söyleme kaydırılmalıdır.

Hz. Peygamber’in çağrısında o günkü Arap toplumunu ilgilendirmeyen, yaşadığı çağa, coğrafyaya ve mekana yabancı hiçbir tema göremeyiz.

Hz. Ali’nin dediği gibi aç adamın dini olmaz.

“Açlık dinin işi değildir, bu sol bir söyleme kaymak olur” endişesi tümüyle yersizdir. Bu noktada endişesi olanlara Hz. Peygamber’in “Hulfu’l-Fudul” yıllarında neler yaptığını, soyguncuların yakasına nasıl yapıştığını araştırmalarını tavsiye ederim. Din, sadece “üst yapı” kurumlarıyla ilgilenen bir olgu değildir. Bilakis hayatın içinde, insanoğlunun her türlü acısında hemen yanıbaşındadır. Doğumunda, ölümünde, açlığında, susuzluğunda, düğününde, sevincinde daima insanoğlunun yanındadır.

İslam’ın büyük düşünürlerinden İbni Kayyım el-Cevziyye İ’lamu’l-Muvakkiîn adlı eserinde İslam’ın adalet felsefesini çok güzel özetlemektedir; “Allah’ın bir ismi de ‘el-adl’ (adalet) tir. Yerler ve gökler adaletle ayakta durur. Allah adaletin gerçekleşmesini tek bir şekle ve tek bir yola hasretmemiştir. Her ne şey adaleti sağlıyorsa o şeriattandır. Allah’ın rızası da ve muradı da oradadır...”

Hz. Ömer’in dediği gibi “Adalet mülkün (devletin) temelidir”.

Devlet, karın doyurmak, üst baş giydirmek için değil; bu işler yapılırken ortaya çıkan haksızlıkları gidermek, korkuyu önlemek ve güvenliği sağlamak için vardır. Böylece “adalet” sağlanmış olacaktır. Bu sebeple özgürlüğü kısıtlayan tek şey adalettir. Açlıkla boğuşan bir ülkede din söylemleri “adalet” temelinde yükselmek durumundadır.

Ezanın Türkçe okunması, ana dilde ibadet, Kur’an’ın şifresi, kehanetleri vb. söylemler, aslında dini hayatın dışına itmektedir. İnsanlar, kendi yaşamsal sorunlarıyla ilgilenmeyen bir din söylemine muhatap olmaktadırlar. Sanki dinin işi somut ve reel sorunlardan ziyade mitoloji, kehanet, cifr, üfürükçülük gibi işlerle uğraşmaktır. Gerçi varlığını bunlara borçlu olan dinler olmuştur tarihte, ama İslam bunları sürdürmek değil; insanları bunlardan kurtarmak için gelmiştir.

Dini toplumun somut sorunlarından koparanlara göre sanki Allah yeryüzünün sahici sorunlarına bigâne kalan bir tanrıdır. Fakirlerin değil zenginlerin Allah’ıdır. İnsanlar açlıktan ölürken o ihtirasla sürekli kendisine ibadet edilmesini istemektedir. Bu, Kur’an’ın “Allah”ı değil; olsa olsa Yunan’ın “Zeus’u” olabilir. Çünkü Kur’an’ın Allah’ı Rahman ve Rahimdir. Gerektiğinde “Bu kızı hangi suçtan dolayı öldürdünüz?” diye sorar, sivri sineği örnek vermekten bile çekinmez.

Bu dinin peygamberi “Ben fakirliğimle övünürüm” derken, “Ben her türlü imkan elimdeyken yemiyorum ve yedirmiyorum. Devletin başında olmam beni zengin etmiyor. İşte bununla övünmekteyim...” demek istiyordu.

Şu halde doğrudan hayatın içinden ilham alan, yaşamın dinamik temposunu yakalayan bir din söylemi yakalanmalıdır. Çünkü Kur’an yaşayan realitenin sorularına cevap olarak gelmiştir. Cevap daima sorudan sonra gelir. Önce hayatın ve insanın yaşamsal soruları ortaya çıkar, insanlar sorular arasında gidip gelmeye başlayınca Kur’an bunlardan doğru olanı teyid için gelir. İnsanların küllenmiş vicdanını harekete geçmeye, onları batıl bağımlılıklardan kurtarmaya, oluş ve akışa tepki vermeye çağırır. Yol göstericiliğin asıl anlamı da bu olmalıdır...” (İ. Eliaçık, İhya’dan İnşa’ya, s. 241, Çıra, 2003, İst.)

Görüldüğü gibi ana tema hep aynı.

“Bir kökün inkışaf seyrinde” yol alıyoruz…

***

Türkçe’de çok güzel deyimler var, aklıma geldi onlarla bitireyim; “dişe dokunur bir şey söylemek”, “etliye sütlüye karışmamak”, “suya sabuna dokunmak” gibi…

Yani…

* “Yişe dokunur bir şey var mı” ona bakacaksınız.

Ne demek dişe dokunmak?

Yani “dişe dokunan”; ağıza giren, dişe dokunan, açlıkla, yoksullukla ilgili bir şey var mı? Adamın sabahtan beri ağzından içeri bir şey girmemiş; “dişine bir şey dokunmamış”, geçmiş karşısına vaaz veriyor, nutuk atıyorsun. Dişe dokunan bir şey yok!

* “Etliye sütlüye karışıyor mu” ona bakacaksınız.

Ne demek etliye sütlüye karışmamak?

Yani insanlar açlıkla boğuşurken zengin sofralarının “etlisi ve sütlüsü” ile ilgili bir şey demiyorsun. Vaaz veriyor, hikaye anlatıyor, milleti afyonluyorsun!

* “Suya sabuna dokunuyor mu” ona bakacaksınız.

Ne demek suya sabuna dokunmak?

Yani “Su gibi akan paraya” dokunacak, “Bu değirmenin suyu nereden geliyor”, insanlar açlıkla boğuşurken “Zenginlik içinde yüzmek” nasıl oluyor, “Kara para nasıl aklanıyor”(hangi sabunla yıkanıyor) hesabını soracaksınız. Suya sabuna dokunacaksanız! Bunlara dokunmazsanız, boşuna konuşmuş, “havanda su dövmüş” olursunuz…

“Diş” de, “etli” de, “sütlü” de, “su” da, “sabun”da, “havan” da hep bununla ilgilidir.

Halkımız bu deyimleri ne güzel söylemiş.

Türkçe’nin gözünü seveyim.

recepihsan@gmail.com

http://ihsaneliacik.wordpress.com



__________________
BİLİNÇSİZ BİR ŞEKİLDE ORTAYA ÇIKAN ALIŞKANLIKLARIN BEDELİNİ HİSSİZLEŞEREK ÖDERİZ...
Yukarı dön Göster evrensel's Profil Diğer Mesajlarını Ara: evrensel
 
İbrahimizm
Ayrıldı
Ayrıldı


Katılma Tarihi: 22 aralik 2009
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 127
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı İbrahimizm

yeni konu açamadığım için bu başlığa yazmayı en uygun buldum..


Hani şu kısa hikayeler vardır kimi yerde Almanya veya diğer yurtlar için..

adam devletin tepesindedir,ayrıca da bir veya bir kaç fabrikası vardır ve orada ucuz iş gücü olarak türkleri kullanır,velevki elemanımız sartlarının düzelimini istedi veya kafa tutmak istedi,o vakit patronu şöyle der..ya devam ya sınırdışı..yani değil fabrikadan seni yurt dışınada şutlarım..eleman elimecbur vaziyette devam eder sömürülmeye..


şimdi buradaki tabloya bakıyorum..türk insanı kendi yurdunda ucuz iş gücünü temsil ediyor,kafa tutarsan fabrika dışı...bunu yapanlar şu adına cumhuriyet dedikleri sistem içinde vahsi kapitalizmden sarhos olan tiranlardır...basbakana,cu
mbaba,tüsiat,müsiat,mason locasının müdavimleri lotarayenler...yani anlayacağınız ne vms nede ysyt..

türk insanı kendi yurdunda ucuz iş gücünü temsil ediyor derken bu yurt tamamen tiranların mı?..ki bu halkı kendi yurdunda mülteci konumunda bir yaşama mahkum etmişler..eğer öyleyse burada işimiz ne..?

ha öyle değilse yani bu memleket tiranların değilse o zaman kimin?Bizim mi..bizim diyenler hani neredeler..?

Alman atasözü;En büyük vatan severlik mesleğini en dürüst şekilde yapmandır''

Buradan hareketle bizlerin büyük çoğunluğunun vatan sever olduğu söylemebilir mi?

veya bu memleketin tüm refah ve yönetimini elinde tutanlar vatan sever midirler?

vatan sever değillerse bizim başımızda ne işleri var?

vatan severlerse eğer o vakit bunların vatan severlik tanımı Alman ata sözünün vatan severlik tanımıyla ne kadar uyumlu?

Bir memlekette emekliye umut vererek;60 lira 100 lira zam yapıp toplamda ortalama 800,900 tl ile insanları yaşatma çabasının adı bana göre VATAN HAİNLİĞİDİR..

bu yurdun çocuklarını asgari geçim şartlarının altında bir ücretle mülteciymişcesine bir yaşama zorlamak VATAN HAİNLİĞİDİR..yani...

bu ülkenin cumbabasıda,başbakanıda,gelmiş geçmiş idraksiz yönetimleride bu vatan hainliğinden nasiplerini almaktadırlar...devleti vatan hainleri idare ediyor haberiniz ola..derken devamla,

İş adamları krizde fabrikalarını yurt dışına çıkarır buna kimse ses çıkarmaz,insanıni 3 kuruşa çalıştırır kimse ses çıkarmaz,toplumu dejenere ederler kimse ses çıkarmaz,tv programları medya insanları eşşek yerine koyar kimse ses çıkarmaz..yani üç buçuk çapulcu yönetim konumuna gelmişler ve halktan aldıkları paralarla istihdam edilen güvenlik güçlerinide halkın üzerine sürerler kimse ses çıkarmaz..

bakınız ben nasıl anlıyorum..??

bir memlekette dahili ve harici yıkımcılar türediyse onlara o ülkenin evvel güçleri sonra halkı destek olur ama burada dikkat edin türk silahlı kuvvetlerine sadece bir örnek olsun diye..bugün ne durumdalar..??kendi konuımlarından bile emin değiller..bunun sebebi şudur?

bir genel kurmay hem askerdir hem insan..güç sahibi..eğer savunmasını yaptığı memleketin çocukları siyasiler tarafından dandik uyduruk yasalarla sömürülüyorlarsa o vatanın evlatlarını onların ellerinden kurtarmak için KONUŞUR...der ki;ADAM OLUN..olmazsanız eğer ben sizi hizaya getirmesini bilirim..ama ne yazık ki bu hiçbir zaman olmadı..tersi oldu hep..bir memlekette halk açlıktan geberse bile ses çıkarmadıkları sürece(ses burada tepki,homurdanma)ordu sustu..içlerinden dikta heveslisi zorbalar(..ki evrende bunların en etkilsidir)türedi ama halkı düşünen çıkmadı..düşündükleri cumhuriyetleri rejimleri vs..

herkes sac ayağıdır,Ahmet sözünü geçirebildiği kişilere,Ramazan sözünün geçtiği kimselere..ama birde sistemin sac ayakları vardır ki en büyük sorumlulukta onlarda..çünkü 150 yıl süper konfor içinde yaşasa ne olur bir insan..insan olabilmek için evvel düşünebilmeli..ama asker,kendini salt yurt dışına endekslemişken evren gibi hödüklerinde gayretiyle,türk insanın hakları budanmıştır,düşünün ki sivil bir anayasamız bile yok..iş kanunlarına bakın..gücü nereden aldıklarına..yani asker tam tersine bir gidişat sergileşmiştir bugünde bunun acısını çekmektedir..

Eğer bir memlekette insanlar uyuz siyasiler tarafında yoksul aç sefil hale getirilmişlerse(bugün içinde bulunulan hal aynen böyledir)askere yurt içi savunma görevi farz olur..onun görevi halkı yurt dışına karşı düşmandan temizlemek değildir aynı zamanda iç düşmandanda temizlemektir..bakınız Lutfen Forumu zor duruma sokmayalimte sonuçta bir asker ve onun getirdiği değerlere bakın,çabaya bakın..gelmiş geçmiş hiçbir genel kurmay Lutfen Forumu zor duruma sokmayalimten bir örnek almamıştır,onlara göre varsa yoksa 3 veya 5 gün o konumda yaşamak..peki ya sonra?

Ben asla darbe meraklısı falan değilim..sadece ruh kaybolmuş onu söylemekteyim..bana göre asker kelimesinin anlamı adaleti tesis için güç namasındadır ama ne var ki bu kelime ideolojilerin tanımı olmuş..

ve bağlamında bayrak..

bende tek bayrak sevdası yoktur bilir misiniz?

ben tüm halkları temsil eden bayrağı sevdim aslında...hani şuna benziyor..eğer yunanistanda insanca düşünüp yaşayabiliyorsam oranın bayrağı altında olmaktan mutluluk duyarım bu ermenistan için de geçerli..hiçbir ayrımım ve düşmanlığım yok..halklar kendilerini bir bayrakla işaretlemişlerse o ayrımın Allah tarafından yapıldığını bilmemden dolayı tüm bayraklarına saygı duyarım..

bir bayrağa sevgi beslemek ayrı o bayrağın altında yaşamaktan mutluluk duymak ayrı..Türk bayrağını da seviyorum..tüm ulusların bayrağını sevdiğim gibi..ama o bayrağın altında yaşamaktan mutluluk duymuyorum bu ayrı..

yurt dendiğinde ben elçiyi anımsıyorum,hani mekke yurdu iken artık O orada yaşamaktan mutsuz olupta medineye gitmişti..ve diğerleri habeş kralının yurduna..bunlarda hep bir ibret var..nerede insanca yaşayabileceksem huzur ve güvende orası benim hem yurdum hem toprağım..


Yukarı dön Göster İbrahimizm's Profil Diğer Mesajlarını Ara: İbrahimizm
 

Eğer Bu Konuya Cevap Yazmak İstiyorsanız İlk Önce giriş
Eğer Kayıtlı Bir Kullanıcı Değilseniz İlk Önce Kayıt Olmalısınız

  Yanıt YazYeni Konu Gönder
Yazıcı Sürümü Yazıcı Sürümü

Forum Atla
Sizin yetkiniz yok foruma yeni mesaj ekleme
Sizin yetkiniz yok forumdaki mesajlara cevap verme
Sizin yetkiniz yok forumda konu silme
Sizin yetkiniz yok forumda konu düzenleme
Sizin yetkiniz yok forumda anket açma
Sizin yetkiniz yok forumda ankete cevap yazma

Powered by Web Wiz Forums version 7.92
Copyright ©2001-2004 Web Wiz Guide
hanif islam

Real-Time Stats and Visitor Reports Sitemizin Gunluk, Haftalik, aylik Ziyaretci  Detaylari Real-Time Stats and Visitor Reports

     Sayfam.de  

blog stats