HANiFDOSTLAR.NET

 

Kuran Müslümanı
 

(Şahıs odaklı din anlayışından Allah odaklı din anlayışına...)

Ana Sayfa Hanif Mumin  Iste Kuran Kurandaki Din  Kur'an Yolu  Meal Dinle Sohbet Odasi Hanifler E- Kitaplik Kütüb-i Sitte ?  ingilizce Site Kuran islami Aliaksoy Org  Hasanakcay Net Tebyin-ül Kur'an Önerdiğimiz Siteler Bize Ulasin

 

- Konulara Göre Fihrist

- Saçma Hadisler

- Hadislerin-Sünnetin İncelemesi

- Haniflikle İlgili Sorular Cevaplar

- Misakın Elçisi Kim?

- Kuranda Namaz/Salat

- Onaylayan Nebi

- Kuranda Namaz/Salat

- Enbiya 104

- Kuranda Yeminler

- Adem Hakkında Sorular

- Ganimetleri Resulün Eline Nasıl Vereceğiz?

- Allahın ındinde YIL ve DOLUNAYLAR

- Abese ve Tevella

- Hadisçilerce Tahrif Edilen Ayetler

- Mübarek Yer, Mübarek Vakit

- Arkadaş Peygamber

- Kuranın İndirilişinden Günümüze Gelişi

- Bir Türban Sorusu

- Kuran ve Bize Öğretilenlerin Farkı

- Namazın Kılınışı

- Hadislere Göre Namaz

- Kuranda Salat Namaz mıdır?

- Kuran Yetmez Diyen Uydurukçular

- Bizler Hanif Dostlarız

- Sahih Hadis mi İstersiniz?

- Hakkı Yılmaz'ın Tebyin Çalışması

- Kur'anı Anlamada Metodoloji

- Tarikatçıların Çarpıttığı Birkaç Ayet

- Nasıl Kur'an Okuyalım?

- Kur'anı Kerim Nedir?

- Kur'anda Oruç

- Allah'sız Bir Din ve Allah'sız Bir Kur'an İnancı

- Kuransız Bir İslam Anlayışı ve Müşrikleşme

- Meal Çalışmasına Davet

- Allah Şahit Olarak Kafi Değil mi?

- Doğru Hadisleri Ne Yapacağız?

- Kur'andaki Muhammed ve Peygamberlerin Misyonu

- Mahrem, Avret, Ziynet

- Nur Suresi Çeviri-Yorum

- Cilbab

- Resule İtaat Ne Demektir?

- Hadis Kalburcuları ve Kalburları

- Kur'anı Kerim'in İndiriliş Gayesi

- Kur'anda Amellere Karşı Cahili Yaklaşım

- İslamdışı İnanışlara Kur'andan Örnekler

- Biri Şu Haram Üretim Tesislerini Kapatsın

- Tasavvufta İslam Var mı?

- İslamda Delil Sorunu

- Kurban Kesmek

- İlahi Hitabın Serüveni

- Ecel Nedir?

- Şirk, İşrak, Müşrik, Müşareke, Müşterik

- Büyü Yapan ve Yaptıranlar

- Peygamberlere Karşı Rabbani Yaklaşımlar

- Salat-ı Tefriciye yada Zikri Çarpıtmaya Bir Örnek

- Mucize Nedir?

- Ayrılıkların Nedenleri

- Sıfır Hata veya Kur'an

- Haniflik Nedir?

- Rabıta İle Şeyhlere Tapanlar

- Hadis Zindanının Mezhepçi Mahkumları

- İslam Dininin Öğrenilmesinde Kaynak Sorunu

- Fasık ve Münafıkların Genel Tanımlaması

- Hadisler, Hıristiyanlık ve Selman Rüştü

- Kur'anı kerim'in İndiriliş Gayesi

- Müstekbirlere Karşı Cahili Yaklaşım

- Halis-Hanif İslam

- Kur'anda Şefaat

- Fuhuş Tellalı Tefsirciler

- Hayızlıyken Neden Namaz Kılınmasın?

- Cebrail, Vahiy, Melek

- Dindarlıkta Müşrikleşme Temayülü

- Büyü Yapan ve Yaptıranlar

- Yaratılış, Adem, Havva

- Kur'an Yerel mi, Evrensel mi?

- Reform Dinde mi, Dindarlıkta mı?

- Ne Mutlu Tağutu Olmayanlara

- Peygambere Saygı(?)

- Hadislere Kanıt Diye Gösterilen Ayetler

- Allah Nazara Karışmadı mı?

- Kur'anı Kerimle Amel Etmek Mümkün mü?

- Kur'anda İnkar Edenlerin Vasıfları

- Müminlerin Vasıfları

- Allah'ın Vasıfları

- Kur'anın Vasıfları

- Dine Karşı Cahili Yaklaşımlar

- Kur'an Merkezli Din

- İrin Küpü Patladı; Mevlana

- Hurafe ve Bidatlar

- Peygamberi Tanrılaştırma

- Hz. İsa'nın Ölümü

- Allah'ın Mesajının Adı: Kelamullah

- Allah'ın Resule Uyarıları

- Kur'ana Göre Tenkit ve Eleştiri Nasıl Olmalı?

- Kur'anda Sevgi

- Sofuların Devlet Desteğiyle Desteklenmesi

- Hans Von Aiberg Aldatmacası

- Kabir Azabı Safsatası

- Kur'an Kıssalarının Önemi; Masal Değiller

- Kur'anda Toplumsal Sünnetler

- Tefsirde İsrailiyyat

- Kardeş Evliliği Olmadan Çoğalma

- Hans Von Aiberg Tutuklandı

- Kur'anda Tevbe Kavramı

- Yaşar Nuri Öztürk'ün Yorumuyla Namaz

- Karadelikler; Bir Büyük Yemin

- Mezhepçilerin Ümmi Açmazı

- Kabe Nedir? Mekkede midir, Kudüste mi?

- Kur'anda Ruh Kavramı

- Kur'anda Nefs Kavramı

- Amin Kavramı ve Putperestlik

- Diyanet İşleri Başkanlığının Sitemize Cevabına Cevaplar

- Resul ve Nebi -1

- Resul ve Nebi -2

- Sapık Bir Fırka: Hansçılar

- Cihad mı, Çapulculuk mu?

- Kur'an Deyip Namazı Yok Sayanlar

- Cennete Sadece Müslümanlar mı Girecek?

- Kur'anda El Kesme Cezası var mı?

- Nazar veya Göz Değmesi Var mı?

- Şehadet Getir, Münafık(?) Ol

- Kur'anda Eleştiri Metodu

- Hacc Mekkede mi, Bekkede mi?

- İslami Tebliğde Kur'an Metodu

- Saptırılan Kavram: Mekruh

- Kur'anda Cuma Namazı var mı?

- Of Be Kader, Allah mı Suçlu Yoksa Biz mi?

- Kader Açısından Cebir ve İhtiyar

- Baban Peygamber Olsa Ne Yazar

- Kur'anda İnsan Hukuku

- Vahdet-i Vücud, Şirkin Alası

- Tasavvufi Bilginin Kaynağı Vahiy mi?

- İslam'da Resullük Son Bulmuştur

- Teveffi Kelimesi ve Arap Dili

- Tasavvuf Üzerine Düşünceler

- Nefis Mertebelerinin İç Yüzü

- Allah Rızası Anonim Şirketi; Tarikatlar

- Tasavvuf ve Eşcinsellik -1

- Tasavvuf ve Eşcinsellik -2

- Nakşi Şeyhi Allah'ın Avukatı mı?

- Kur'anda "ve+la" Öbeği

- Putlar ve Tapanlar

- Son Peygamberimizin Okuma Yazması

- Mesih ve çarpıtılan Bir Ayet

- Hac İzlenimleri

- "Üzerinde 19 var" da Son Nokta

- Secde Emri

- Kur'andaki Hac

- Aracıların Gaybı Bildiği İnancı

- Tarikatçı - Müşrik Karşılaştırması

- Gazali'nin Kadına Bakışı

- Kur'anda Kadına Verilen Önem

- Başörtüsü Allah'ın Emri Değil

- Başörtüsü Takmak Kur'anda Var mı?

- Kur'anda Kadın Dövmek Var mı?

- Cariye, Köle; Utanmaz Mealciler

- Kadına Yönelik Şiddet

- Sünnet Edilen Kızın Öyküsü

- Erkekçe ve Kadınca Meal Konusu, Nebe 33. Ayet

- Harem - Selamlık Kimin Emri?

- Zina, Evlilik ve Örtünme Adabı

- Cariyeleri Aç, Hür Kadınları Kapat (!)

- Çok Eşliliği Yasaklayan Ayetler

- Kur'ana Göre Evlilik Hukuku

- 2 Kadın = 1 Erkek, Uydurma mı?

- Danimarkalı mı Sapık, Buhari mi?

- Ebu Hanife, Cariyenin Avreti

- Nisa 25, Hür Kadın ve Fahişe İfadesi

- Maymunların Hadisi ve Recm Vahşeti

- Hz. Muhammed'in Tebliği

- Peygamberi Tanrılaştırma

- Angarya Haline Getirilen İbadet

- Buhari'nin Hadislerini Buhari Yazmamıştır

- Hadis ve Sünnet Gerçeği

- Uydurma Hadisler, İslamın Kara Boyası

- Hadisler Dinin kaynağı Olamaz

- Uydurmaların Sınırı Yok; Şeytan Geyiği

- Beşeri Hükümler Neden Kutsal Oluyor?

- Hadis - Kur'an Çelişkisi

- Kur'anda/Dinde Olanlar ve Olmayanlar

- Cehennem'den Çıkış Yok

- Kur'anda Tağut

- Ebu Hureyre Gerçekte Kimdir?

- Hadis - Mantık Çelişkileri

- Kurban ve Kurban Bayramı Nereden Geliyor?

- Hadislere Göre Kur'an Eksiktir

- Bildiri: İslam Anlayışında Reform

- Arapça mı, Arap Saçı mı?

- Koca mı Üstün, Allah mı?

- Esbab-ı Nüzül Komedi Hadisleri

- İşte Geleneğin Dini

- Ulul Emir İle Kim Kastediliyor?

- Kul Hakkı

- Yezidi Bir Gelenek: Aşure Tatlısı

- Hz. İbrahim'den Asrımıza Dersler

- Taklitçiliğin Boyutları

- Seb-ul Mesani Nedir?

- Kelle Sayılarak Gerçek Bulmak

- Kıyamet - Mahşer Günü ve Sonrası

- Kur'anda Namaz Vakitleri

- Kur'anda Cuma Konusu

- Salih Olmak Yetmez

- Hudeybiye Anlaşması Uydurma mı?

- Kitap Yüklü Eşekler

- Kur'andaki Hac

- Hz. Nuh'un Oğlu Kimdi? İftira mı?

- Ruhun Ağırlığına Başka Bakış

- Hz. İbrahim Yalancı Değildi

- İncil'de Kadına Bakış

- Şirkin Büyüğü Küçüğü Olur mu?

- Kur'andaki Abdest ve Hijyen

- Din de Bir Araçtır

- Kur'an Okumanın Zararları

- Kur'anda Dua Ayetleri

- Kur'anda Tarih Kavramı ve Bilinci

- Şekilsel Secde Kur'anda Yok mu?

- Salat ve salatı İkame

- Kur'andaki Emr Kavramı Üzerine

- Dindar İnsanlar Şirk Koşar

- Alak Suresinin İlk Beş Ayeti

- Men Arefe'nin Çözümü

- Kur'andaki Av Yasağı

- Fıtrat ve Namaz Vakitleri

- Kur'anda İnsan Hukuku

- Din Büyüklerini Tanrılaştırma

- Allah'a ve Muhammed'e Değil

- Kur'andaki Örnek Tevekkül

- Şekilsel Rüku Kur'anda Yok mu?

- Hz. İbrahim Kuşları Kesti mi?

- Ehli Sünnet Dininin Anayasası

- İnsan Allah'ın Halifesi mi?

- Kur'an Üzerinde Düşünmek

- Şirkin Kuyusuna Düşenlere Uyarılar

- Kur'an Ölülere Okunmak İçin mi İndirildi?

- Ayda Okunan Kur'an Masalı

- Hz. İbrahim, Safa ve Merve Masal mı?

- "Haç"er-ul Esved (!)

- Mevlana Sahte Bir Peygamber Değil mi?

- Tasavvufun Tanrısı İki Zıttır

- Kur'andaki Tasavvuf: Teveccüh

- Önce Batıl ve Hurafe İle Savaşalım

- Resuller Haram Kılamaz mı?

- Elçi Muhammed ile İnsan Muhammed'in Farkı

- Tarikatlarda Aracılar Rezaleti

- Nur Suresi 31. Ayet Nasıl Çarpıtılıyor?

- Sırat Kıldan İnce, Kılıçtan Keskin mi?

- Kur'anda Zalimler

- Bütün Mehdileri Çöpe Atıyoruz

- Kur'ana Göre Ramazan Ayı ve Haram Aylar

- Tasavvufçuların İlahı; Varlık ve Yokluk

- Tasavvufçuların Küçük Putları

- Sünnet Etmek yaratılışı Değiştirmedir

- Son Peygamberimizin Mektupları

- Fıtrat ve Namaz Vakitleri

- Mescid-i Aksa Nerede?

- Büyük Kandırmaca: Hadis

- Kur'an Neden Arapça Olarak İndirilmiştir?

- Kimin dini? Kimin Kitabı? Kimin Meali?

- Evliya Kelimesinin geçtiği Ayetler

- Şimdiye Kadar Yaşanan İslam

- Ayın Yarılması Diye Bir Mucize Yoktur

- Kabe Dikili Taş Değil mi?


Up | Down | Top | Bottom
 
Şu da emredildi: Yüzünü dine bir Hanif olarak çevir. Sakın müşriklerden olma.

Yunus Suresi 105

Ben bir Hanif olarak yüzümü gökleri ve yeri yaratana döndürdüm. Müşriklerden değilim ben.

Enam Suresi 79

İbrahim ne bir Yahudi idi, ne de bir Hıristiyan. O sadece hanif bir müslümandı. O müşriklerden değildi.

Ali İmran Suresi 67

Şu da kuşkusuz ki, İbrahim başlıbaşına bir ümmetti; bir Hanif olarak Allah'ın önünde eğiliyordu. Müşriklerden değildi.

Nahl Suresi 123

De ki Allah doğrusunu söylemiştir / vaadinde sadıktır.Haydi artık Hanif olarak İbrahim'in Milleti'ne uyun! Müşriklerden değildi o.

Ali İmran Suresi 95

Allah'a ortak koşmadan, Hanifler olarak... Allah'a ortak koşan kişi, gökten düşmüş de kendisini kuşlar kapışıyor veya rüzgar onu uzak bir yere fırlatıp atıyor gibidir.

Hacc Suresi 31


Up | Down | Top | Bottom

HABERLER

 

 








 

 

  Hanif Islam

 

Kur'an'da İnanç Konuları
 Hanif Dostlar Ana Sayfa -> Kur'an'da İnanç Konuları
Konu Konu: Kuran’da Oruç Yanıt YazYeni Konu Gönder
Yazanlarda
Gönderi << Önceki Konu | Sonraki Konu >>
muhliskul
Ayrıldı
Ayrıldı
Simge

Katılma Tarihi: 26 nisan 2007
Yer: Australia
Gönderilenler: 854
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı muhliskul

Merhaba

 Sekli icerige sahip ibadetlerden biri olan, oruc ibadeti, acik ve net bir sekilde Kuran'da mevcuttur.  Orucun uygulanmasina mani durumlar haric mutlak bir sekilde yapilmasi istenmektedir.2/183,185,187 Oruc'u muteakip olarak hacc, kurban vb sekli ibadetler listenin devaminda yer almaktadirlar.

Ben  25 seneyi askin bir zamandir klasik bir ifadeyle Oruc tutmus degilim. Kendi yorumum beni boyle bir uygulamadan uzaklastirdi. Muhammed ve arkadaslarinin namazi,orucu,hacci, kurbani,tavafi ve daha nice sekli menasikleri uyguladiklarini kesin olarak bilmeme ve savunmama karsilik bunlarin tersine bir uygulamaya yonelisim bir tezat gibi gorulebilir.

Bu anlayisimi kisaca izah eden bazi yazilarim olmustu, fakat Kuran yonelisinin henuz baslangicini bile gerceklestirmekte muktedir olarak gorunmeyen bir haraketin, dikkatlerini dagitmak istemeyisim detaya inmeme engel olmaktaydi. Bilindigi uzere Kuran merkezli bir din anlayisi savunuldugunda, ilk gundeme gelen konular ibadetler olmaktadir. Tabiki en birinci sirada da Namaz   vardir. Dar kafali bir yapiya sahip klasik Islam toplumuna bu konuyu anlatmanin ne kadar imkansiz oldugunu cogunuz bilirsiniz.  Kuran yonelisimizin acemi gunlerinde yasadigimiz aci tecrubeler sonucu vardigimiz anlayis, Kuran'in ana mesajindan dikkatleri uzaklastiran bu konularin gundeme gelmelerini geciktirici bir yontemle insanlara ulasmak oldu. Samimi olarak itiraf edecek olursam bu tarz anlatimi henuz  gercek manada basarabilmis degilim, belki bu sahsimin bir eksikligidir.

Benim sekli ibadetlere dair gorusum, bunlarin ilahi kaynakli olmayip insan icadi oldugu yonundedir. Kuran oncesindeki vahiylerde  ve Kuran vahyinde ,   inancin ozune uygunluk sartiyla insanlar yapageldikleri tapinislarinda serbest birakilmislardir.  Tapinislarin sirkten arindirilmis bir bicimde gerceklesmesi mecburiyetinin yanisira, bu uygulamalarin  anlamli olmalari ve fayda getirmeleri  geregi yonunde de mesajlar verilmistir. Tapinisin seklinin ehemmiyetsizligi bilinci olusturulmaya calisilmistir.

Resul Muhammed'in uygulamalarinda sekilperest olmayisinin sonucu olarak, ayni tapinisin farkli versiyonlari olustugunu gormekteyiz. Muhammed'in bu esnekligi daha sonraki siyasi kaos donemlerinde tutucu cevrelerin  istismarina ugramistir. Farkli ekoller  bu uygulamalarin  degisiklik arzetmesine   akil erdiremeyip, bir tek seklin dogruluguna karar verip ona gore secim yapmistir.

Muhammed ahlakina uygun olarak devam edebilmis bir Islami uygulama soz konusu olsaydi, kendisini daimi olarak duzenleyerek her caga isik tutabilecekti. Yani   Muhammed'in gununun sartlarini yorumlamak sureti ile, Kuran'in degisen ortamlara mesajini  tekrarlamasina zemin hazirlayacakti.

Kuran'a yonelisin  ardindan gordugumuz reaksiyonlar cogumuzu,  mutedil davranmaktan uzaklastirmistir  . Ustumuze ayni tekerlemelerle gelmekten bikmayan kimselerin "Kuran yeterse namazi vesaireyi Kuran'dan detaylariyla bize gosterin"   tarzi baskilari sonucu onlari tatmin edememenin yorgunlugundan " olmayan seyi nasil gostereyim" kolayciligina  basvurulmustur.  Boylelikle klasik Islam anlayisi Kuran mesajini anlamaktan kendisini perdeleyen bir Kuran cemaati dogmasini basarmis olmaktadir. Cunku Kuran'daki mevcut  kesin hakikatleri,yok saymak  icin olusan yorum tarzi   ,asamali olarak  Kuran'in butun konularina  yansitilmak zorunda kalinacaktir. Boylelikle Teorilerin ispat edilmesi icin   ilmi yontemler terkedilecek ve dogmatic   bir kult  anlayisi olusacaktir.

 Klasik Islamin (Kuran'dan uzaklasmis sekli)   ekmegine yag surecek,uc davranislardan uzak durup ,  Kuran mesajini Muhammed netliginde gunumuze tasimanin Kuran'i  usullerini kesfetmemiz gerekmektedir. Bir cok konularda aydinlandigima inanmamla birlikte  iste budur diyebilecegim dort basi mamur bir pakete sahip degilim, hic bir kimseninde sahip oldugunu sanmiyorum.Ancak  kollektif   gayretler sarfederek  buyuk mesafeler katetmemiz mumkun olacaktir diye dusunuyorum.

Baslik konu oruca geri donecek olursak, orucun gunumuz sartlarinda Islamin ana ilkelerinin bir kismina ters dustugunu soylememiz mumkundur. Insan sagligina zararli oldugu kesin olan bu uygulamayi, guya bilimsel olarak savunanlar inanc baskisi altinda yapmaktadirlar. Hic bir bilim adami bu kadar zaman susuz ve gidasiz kalmanin faydasini savunamaz. Gunumuz biliminin  kisa araliklarla beslenmenin insan sagligina en uygun oldugunu soyledigini bilmeyen yoktur.  Hastaligi oruc tutmamaya  mazaret olarak  gosteren Kuran'in ,hastaliklara yol acan bu  uygulamayi ebedi olarak mecbur kilmasi soz konusu olamaz. Saglikli yasamak icin, kisa araliklarla beslenmeye muhtac olarak yaratilmis bir bunyeye sahip oldugumuzu bilimsel olarak kesfeden muslumanin Islami sorumlulugu ulastigi bilgiye gore sekillenmelidir diye dusunuyorum.

Allah'a emanet olun.

Kadir

Yukarı dön Göster muhliskul's Profil Diğer Mesajlarını Ara: muhliskul
 
aliaksoy
Uzman Uye
Uzman Uye


Katılma Tarihi: 05 subat 2007
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 989
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı aliaksoy

Selam Muhliskul kardeşim;

Düşüncelerini çok önemsiyorum ama anlamakta ve gruplandırmakta / tanımlamakta cidden güçlük çekiyorum.

Sen salat tartışması sırasında da salat ve bütün şekli tapınışlar için benzeri bir görüş ileri sürmüştün. Ben de bu görüşün sınırlarını zorlamak, ortaya çıkarmak adına tevhid ilkelerine aykırı düşmemek kaydıyla toplumların atalarından kalan (mesela Türkler için ateş üstünden atlamak gibi) ritüelleri "dini" olarak sürdürüp sürsüremeyeceklerini sormuştum. O aşamada konu daha ileri gidemedi.

Ancak sen burada bu fikrine daha ilginç bir boyut daha kattın.

Orucun insan sağlığına zararlı olduğunu bilimsel verileri esas alarak söylüyorsun.

Sana göre oruç da, sonuç olarak insan icadı bir ritüel.

Sorum şu: Esası insan ürünü olan, tevhit ilkelerine aykırı düşmeyen ( daha doğrusu şirk barındırmayan) bu ritüel, "insan sağlığına zararlı" olmasına rağmen Allah tarafından emredilmiş mi oluyor ?

"Kuran'ın, hastalıklara yol açan bu uygulamayı ebedi olarak mecbur kılmasının söz konusu olamayacağı" yargısının temel mantığını biraz daha açarsan mutlu olurum.

Muhabbetlerimle...


__________________
"(Onu size indirdik ki) <Kitap, yalnız bizden önceki iki topluluğa indirildi, biz ise onların okumasından habersizdik (o Kitâpları okuyamıyor, dillerini anlayamıyorduk)> demeyesiniz."(En'am,156)
Yukarı dön Göster aliaksoy's Profil Diğer Mesajlarını Ara: aliaksoy Ziyaret aliaksoy's Ana Sayfa
 
ismail2
Groupie
Groupie


Katılma Tarihi: 15 mart 2006
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 40
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı ismail2

Merhaba Mindar,

Öncelikle sana ay takvimi ve güneş takvimi kavramlarını araştırmanı öneriyorum. Çözümü orada bulacağına eminim. Kuran oruç, hac gibi ibadetlerde �ay�ı dikkate almıştır. Bu nedenle miladi tavimdeki ayla karıştırmamak lazım.Miladi takvimin ayları ortalama 30 günlük sürelerdir. Hicri ay takvimi ise gerçekten gökyüzündeki ayı dikkate alır.

Sayın haktansapmaz, Sıcaklık, susuzluğa dikkat çekiyorsunuz. Ancak çöllerin, arapların yaşadıkları yerlerin sıcaklığına dikkati çekmek istiyorum.Bazen ibadetler zor olabilir. Ama emirlere uymak gerek.

 

Orucun temel de fakirleri anlamakla hiç alakası yoktur. Oruç insanın bedenini ve ruhunu eğiten, düzenleyen bir aktivitedir. Etkileri anlamadığınıza göre oldukça sağlıklı olduğunuzu düşünüyorum. Oruç stresse , kalbe iyi gelir. İnsanı gündelik ihtiyaçlardan uzaklaştırarak, mana boyutuna ulaşmasını sağlar. Daha farklı olursunuz. Açlık hisside sadece ilk günlerde yaşanır. Ramazan ın ortalarında artık açlık falan hissedilmez olur.

Ama unutmayın, oruç koruyucu bir aktivetedir. Tedavi edici değil.Mesela tansiyon yada şeker hastasıysanız, iyice kötü olabilirsiniz. Ama oruç tutarsanız, tansiyon yada şeker hastalığına yakalanma ihtimaliniz azalır.

Herkes bilim konusunda atıp tutuyor. Bilimsel olarak zararlıymış falan. Yok öyle bir şey. Bilimsel olarak diyorsanız, lütfen bilimsel yöntemleri kullanın. Mesela makale ismi, deney sonuçları, yaşanmış vakalar gibi.Eğer bilim diyorsanız, size ingilizce bir kitap önereyim. Bilimsel olarak insan vücudu nasıl incelenir görün.

Body Clock isimli bir kitap var. Onu bulup okumanızı tavsiye ediyorum. Vücüdumuzdaki ayar mekanizmaları, işleyişler, ayın ve güneşin etkileri.

Gerçekten ikna edici bir kitap.

Sevgilerimle.
Yukarı dön Göster ismail2's Profil Diğer Mesajlarını Ara: ismail2
 
muhliskul
Ayrıldı
Ayrıldı
Simge

Katılma Tarihi: 26 nisan 2007
Yer: Australia
Gönderilenler: 854
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı muhliskul

 

Merhaba,

Ali   Aksoy yazdi; Ben de bu görüşün sınırlarını zorlamak, ortaya çıkarmak adına tevhid ilkelerine aykırı düşmemek kaydıyla toplumların atalarından kalan (mesela Türkler için ateş üstünden atlamak gibi) ritüelleri "dini" olarak sürdürüp sürsüremeyeceklerini sormuştum. O aşamada konu daha ileri gidemedi.

 Sayin Ali bey soylediginiz dogru, bu tarz bir sorunuz olmustu, hatirladigim kadar benim buna olan yanitim  , spekulasyonlara girmek gibi bir arzum olmadigi seklinde idi.  Olmuslari konusmamizin faraziyeler uzerinde durmaktan daha fazla verimli olacagi yonunde bir kanaat belirtmistim. Halen de ayni dusunmekteyim. Soylediginizi anliyorum, fakat bunun uzerine bir  fikir beyan etmekte cekimser kalmayi tercih ediyorum. Umarim anlayis gosterirsiniz.

Ali Aksoy yazdi ;Ancak sen burada bu fikrine daha ilginç bir boyut daha kattın.

Orucun insan sağlığına zararlı olduğunu bilimsel verileri esas alarak söylüyorsun.

Sana göre oruç da, sonuç olarak insan icadı bir ritüel.

Sorum şu: Esası insan ürünü olan, tevhit ilkelerine aykırı düşmeyen ( daha doğrusu şirk barındırmayan) bu ritüel, "insan sağlığına zararlı" olmasına rağmen Allah tarafından emredilmiş mi oluyor ?

"Kuran'ın, hastalıklara yol açan bu uygulamayı ebedi olarak mecbur kılmasının söz konusu olamayacağı" yargısının temel mantığını biraz daha açarsan mutlu olurum.

Bir onceki yazimda belirttigim uzere tapinis sekillerinin mucidi insandir. Kurban, kutsal mekan, kutsal yapit, kutsal vakit, kutsal tapinis figurleri vesaire.

Benim anlayisim, Kuran vahyi ile yuce Allah insanlarin tapinis bicimleriyle asiri  ilgilenmemis, tapinisin ozu ile ilgilenmistir. Kurban rituelinde  oldugu gibi kan ve etin yani seklin degil ,takvanin-ozun onemsenmesi  gerektigi vurgulanmistir. Vahiy  metodunun one cikan en onemli  ozelliklerinden biri, muhatap  toplumun algilayis biciminin, ilmi duzeyinin surekli olarak goz onunde tutulmasidir . Allah'in vahiy ile muradi insanlari hakka yoneltmek oldugundan, anlamakta gucluk cekilecek bir duzeyde onlara hitap etmesi dusunulemez.  Toplumun diliyle hitap edilmesi ilkesi bunlarin hepsini icermektedir. Muhataplarin  sahip olduklarini kullanarak  onlari egitmek ve hakka yoneltmek yonteminin derin etkileri tarih incelendiginde acikca gorulecektir.

 Kabeyi Allah'a adanmis bir tapinak olarak inananlarla, en etkili mucadele boyle verilmis ve  nihayetinde  Kabe,sirkin yuvasi olmaktan ,tevhidin bayragi konumuna donusturulmustur.  Evin-Tapinagin sahibi-rabbi   olarak Allah'i taniyanlarin, icine dustukleri  inanc tezatlarinin uzerinde yogunlasilmasinin tercih edilip,  Tapinagin topyekun reddedilmeyisinin asil sebebi daha iyi anlasilmaktadir. 

Kuran hic bir zaman Allah'a has kilinmis tapinma sekline, mahalline, tapinagina itiraz etmemistir. Islami  birlikteligi yikmak ve fesad cikarmak icin kasdi insa edilenler ve yapilanlar bundan  haric tutulmalidir. 

Medine yasamiyla  birlikte,oruc ve benzeri uygulamalarin onem kazanmasinin bu  cevrenin onlara verdigi    dini degerle iliskisi cok buyuktur.

Vahyin ruhunu olusturan konularin, muhatap toplumun yapisi geregi one cikmis ritueller ve bilinc duzeyi ile ayristirilmasi cok buyuk bir onem arzetmektedir. 

Inanc sagligini on plana alan vahiy, insanligin  yuzyillar sonra ancak kesfedip kavrayabilecegi bir konuyu gecistirdigi icin suclanamaz diye dusunuyorum.  

Allah'a emanet.

Kadir

Yukarı dön Göster muhliskul's Profil Diğer Mesajlarını Ara: muhliskul
 
muhliskul
Ayrıldı
Ayrıldı
Simge

Katılma Tarihi: 26 nisan 2007
Yer: Australia
Gönderilenler: 854
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı muhliskul

Merhaba,

 Bir arkadas kinayeli olarak benimle alay ediyor.   Ben kuru bir inad gutmuyorum. Isteyenler saygin kaynaklara yonelip arastirsinlar. Internet uzerinden buraya ilistirebilecegim  ingilizce   sayisiz yazi mevcut.   Diet uzmanlarinin kontrolu olmaksizin birakin bir ayi 48 saati askin bile oruc tutmamalisiniz.  Ingilizce fasting olarak kullanilan kelimenin  diet alaninda  bizim tuttugumuz orucla  karistirilmasi  buyuk bir yanlis olur. Sivi aliminin kesintisiz devam edip yalniz bir tek tarz besin uzerine yogunlasilan detox orucudur bu. Hic yemeden icmeden ozellikle icmeden tutulan bir orucu destekleyen bir tek bilimsel yazi okumadim.  Inanc savunma gayesi ile yapilanlari buna dahil etmiyorum.

Orucu bir ibadet olarak kucumsemiyorum, ruhi kazanimlarinin olup, olmadigi uzerine bir yorum getirmiyorum, Inanarak layikiyla yapanlarin  ecrini Allah kat kat versin.

Allah'a emanet. 

Yukarı dön Göster muhliskul's Profil Diğer Mesajlarını Ara: muhliskul
 
aliaksoy
Uzman Uye
Uzman Uye


Katılma Tarihi: 05 subat 2007
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 989
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı aliaksoy

Selam Muhliskul kardeşim;

Senin bu düşüncene göre, insanlar aslında bir nebze de olsa Allah'ı bir şeye mecbur etmiş olmuyor mu ?

Mesela, insanlık şu içinde bulunduğumuz dönemde veya sonrasında yepyeni yahut öncekilerin karması olan bir tapınış / ayin modeli geliştirse ve yeni bir resul / nebi gelse, Allah bu tapınışın şirke bulaşan veya tevhide aykırı yönlerini gidererek sürdürülmesine izin verecek.

Daha somut bir örnekle, mesela şu sıralar bizim insanlarımız "mevlüt" isimli, uyduruk bir ayini, "kandil geceleri" adlı uydurulmuş günlerde "dini gayeler" ile icra ediyorlar.

Bu mantığa göre, şimdi bir nebi gelecek olsa belki Allah, kandil geceleri uygulamasını ve mevlidi top yekün kaldırmak yerine bir nevi "ihtiyaca / talebe" binaen bunu yeni sisteme uyarlayıp emredecek.

Doğru mu anlamışım ?

Eğer doğru anlamış isem tuhafıma giden yönü şudur:

Hangi toplumda olursa olsun bu tür uygulamalar "dini" gayelere dayanır. Yani temelinde ilahi olmayan, uyduruk bir din anlayışının, din adamlarının dayatmalarının izlerini barındırır.

Tarihten görünen o ki, insan daima bu ritüelleri dejenere etmekte, abartmakta, detaylandırmakta ve ortaya bambaşka bir şey çıkarmaktadır.
 
Mesela müslümanlar olarak bu gün yaşadığımız şey budur.

Bütün bu ritüeller, ilahi olmayan dini gayeler temeline dayandığına göre, bunların toptan reddi daha uygun olmaz mıydı ? Buna engel bir hal var mı?

Bu hususta bence savunulabilecek en makul açıklama; bunlar her ne kadar "dini" içerikli ritüel de olsa sürdrülmelerinde "kamusal" veya "bireysel" fayda varsa, sırf bu faydanın devam edip sağlama alınması amacına dönük bir hüküm olabilir şeklindeki izahtır.

Somut örnek olması bakımından mesela bu gün insanların "kan bağışı" şeklinde bir ritüeli bulunsa,  bu ritüelin dini değil ama insani gerekçelerle sürdürülmesi mümkün olabilir.

Belki Hacc, oruç ve benzeri ritüeller (bu mantık çerçevesinde) dini olmaktan çok, insani / toplumsal gerekçelerle emredilmiştir.

Varmak istediğim nokta şu ki, bu görüş doğru kabul edildiğinde, insanların algısında senin de bahsettiğin gibi halen daha "kutsal" , "mistik"  olarak yer edinmiş ibadetler, aslında kutsallık ve mistisizmden çok öte, ileri derecede rasyonel ve fayda temeline oturmuş görevler olabilir.

Görevin gerekçesi, kutsallık ve mistizm olmayıp, "rasyonel fayda" temeline dayandığı zaman, uygulanma şekil ve süresi de, bu faydanın temin edilebilirliliğine bağlanmış olacak, rasyonel fayda son bulduğunda yahut bu rasyonel fayda ile alakası olmayan toplumlar bakımından görev de son bulacaktır.

Bunun en çarpıcı örneği insanların "zekat" olarak adlandırdığı, az bir arkadaş ile bizim "sadaka" olarak adlandırdığımız "ibadet"tir.

Emrediliş şekli bakımından salat yahut oruçtan hiç bir farkı yoktur. Salat, Hacc, Oruç ne kadar ibadet idi ise zekat / sadaka da o kadar ibadettir. Hoş, Kuran'da yer alışına bakılırsa en çok titizlik gösterilen bir eylemdir.

Gelin görün ki, insanoğlu salata atfettiği kutsallığı, zekat / sadakaya atfedememiştir.

Belki, salatın aynı zekat/sadakada olduğu gibi insanları bir araya toplama, dini öğrenme, sorunları görüşme, müşavere etme gibi toplumsal faydayı esas alan yönleri vardı da bunun için emredildi.

Belki de insan, salatın toplumsal yönlerini protokolleştirip / sıradanlaştırıp / şekilleştirip / etkisizleştirip, mistik yönlerini kendini tatmine yönelik bir araç olarak benimsedi.

Böylece ortaya mistik yönleri abartılmış, kutsanmış bir salat ile, mistik yönleri budanmış bir zekat / sadaka çıktı.

Hacc konusunda da, Haccın o dönemin somut koşullarında ifa ettiği rasyonel fayda ile bu gün ifa ettiği rasyonel faydanın asla aynı olmadığı sanırım tartışılacak bir konu bile değildir.

İşte bütün bu tartışmalar bir zamanlar İbrahimim kardeşle tartıştığımız, ayetleri maksadına göre okuma  -  lafzının zahirine göre okuma / anlama / hüküm çıkarma konusuna geliyor.

O tartışmada, İbrahimim kardeşim, muamelata dair ayetlerin ( örneğin miras hükümlerinin) maksadına göre anlaşılması / uygulanması gerekir demişti. Aynı paralel mantıkla hemen şunu sormuştum:

Peki ibadetlere ilişkin emirler de böyle maksadına göre okunabilir mi ?

Cevaben bunu reddetmişti.

İşte şu tartıştığımız husus, bu konunun somut bir örnek üzerinden açılımıdır.

Burada kritik olan şey, Allah'ın kulların hiç bir eylemine ihtiyacı olmadığı hakikatidir. Eğer benim icra edeceğim bir eyleme Allah'ın hiç bir ihtiyacı yok ise, bu emredilmiş eylemden faydalanan kimdir ?

Elbette o eylemi yapan insan ve (bence) toplumdur.

İşte salt bu mantık dahi, ibadetleri (ki bence Allah'ın bütün emirleri aynıdır, ibadet olanı olmayanı yoktur) fayda temeline oturtur.

Bu aşamada, insanlar faydayı iki esas üzerine bina edebilirler:

Birincisi; rasyonel / görünen / bilinebilen / kısmen bile olsa ölçülebilen fayda

İkincisi; mistik / içsel / soyut fayda.  (Örneğin namaz kılan bir kimsenin bu eylemi sırasında duyduğu huzur)

Ben derim ki, Allah'ın bütüm emirleri rasyonel fayda temeline dayanır.

Mistizm, işin insanı bireysel olarak ilgilendiren yönüdür. Dolayısı ile, kişiye olumlu katkısı olduğu müddetçe bundan da dolaylı bir rasyonel fayda hasıl olabilir. Huzurlu insan topluma herhalde faydalıdır.

Ancak; Allah'ın emirleri mistik esaslara dayandırılıp toplumsal veya bireysel rasyonel faydaları yok edilirse artık uygulanmakta olan şey emredilme gerekçesini kaybettiği için asla ilahi rızaya uygun düşmez.

Mistik tatmin, Allah'ın emrileri içerisinde kişiye ancak ekstra bir faydadır. Esas olan toplumun veya bireyin gözle görülen, bilinebilen, açık ve somut rasyonel faydasıdır.

Bunun delili, Allah'ın Kuran'da emreylediği şeyler için daima gerekçeler göstermesidir.

Bu açıdan bakıldığında, ibadetler de aynı muamelat hükümleri gibi maksadına göre okunabilir. Kaldı ki, bana göre az önce belirttiğim üzere Allah'ın emirleri, şunlar ibadet, şunlar muamelat diye bölünemez. Allah'ın bütün emirleri aynıdır / aynı derecededir.

İşin şekle bürünmüş kısmı, - sırf bu şekil sebebi ile rasyonel bir fayda doğurmadığı müddetçe - ilahi olmaktan ziyade "beşeri" dir.

Belki bu yüzden Kuran'da salatın şeklini bulamıyoruz.

Muhabbetlerimle... 



__________________
"(Onu size indirdik ki) <Kitap, yalnız bizden önceki iki topluluğa indirildi, biz ise onların okumasından habersizdik (o Kitâpları okuyamıyor, dillerini anlayamıyorduk)> demeyesiniz."(En'am,156)
Yukarı dön Göster aliaksoy's Profil Diğer Mesajlarını Ara: aliaksoy Ziyaret aliaksoy's Ana Sayfa
 
ibrahimim
Uzman Uye
Uzman Uye
Simge

Katılma Tarihi: 17 ekim 2006
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 506
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı ibrahimim

 

 

Ey inananlar, açıklandığı zaman hoşunuza gitmeyecek şeyleri sormayın. Eğer Kur'an indirilirken onları sorarsanız, size açıklanır. Hâlbuki Allah onlardan geçmiştir. Allah bağışlayandır, halimdir. (MÂİDE/101)

 

 

 “…Bugün sizin için dininizi olgunlaştırdım, size nimetimi tamamladım ve size din olarak İslâm'a razı oldum…”  (MÂİDE/3)

 

 

 

Dini piramidi kategorilere ayırırsak;

1) İman/inanmak

2) Ahlak/erdemli yaşantı

3) İbadet/tapınma

4) Şeriat/hukuk

İman bir dine girip girmemeyle ilgilidir kişinin yol ayrımı/dönüm noktasıdır, ya iman edip dine girecek yada iman etmeyerek dine girmeyecek. Bu insanın kimlik ve kişilik sorunudur…

İman ilkelerinin değişmeyeceği hususunda hemfikir olduğumuzu düşünüyorum…

 

Ahlak hem ferdi ilgilendiren hem de toplumu ilgilendiren bir mevzuudur, insan ferdi olarak ahlaklı olup şahsiyetini kurtarır, ahlaklı olan bir insanın topluma da faydası olur…

Ahlak ilkelerinin de değişmeyeceği hususunda hemfikir olduğumuzu düşünüyorum…

 

 

İbadet (namaz, oruç, hac vb..) kişinin kendini ilgilendiren bir mevzuudur, ibadetin amacı Allah ve ahret bilincini taze tutmak yani imanı güncellemek ve ahlakı yaşamak Salih amel ortaya koymak için yapılan ritüeller… İmanı taze tutmak ahlakı güncellemek olduğundan da bir yönüyle de sosyaldir.

İnsan kendinden daha güçlü/üstün bir güce ihtiyaç duyar, bu onun fıtratında vardır. Bu yüzdende insan hep bir şeylere tapar/ibadet eder, bu bazen put, bazen de gerçek ilaha olur/olmuş…

Kur’an’da emredilen ibadetler (namaz, oruç, hac vb..) ister ilahi kaynaklı, isterse insan kaynaklı olsun fark etmez, son vahiyle beraber Kur’an’da geçen şekilsel ibadetler evrenseldir…

Bu ibadetlerin yapılmasını Allah istemiştir, Allah’ın istemesinin dışında yeni bir ibadet şekli belirlemek zandan öteye gitmez, De ki: "Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah bağışlayandır, esirgeyendir." (ÂLİ IMRÂN/31) Bu ayettin nüzul sebebi hepinizce malum; kitap ehlinden resule gelerek “biz Allah’ı seviyoruz bu yüzden Allah bizi yakmaz” diyorlar ve bunun üzerine bu ayet nazil oluyor.

 

İki karşılaştırma  “…Kim açlıktan daralır, günaha istekle yönelmeden bunlardan yemek zorunda kalırsa ona günah yoktur. Doğrusu, Allah bağışlayandır, esirgeyendir. (MÂİDE/3)

 

Açlıktan daralma yoksa keyfi beslenme varsa günaha vardır anlamı çıkar…

 

Yeryüzünde sefere çıktığınız zaman inkâr edenlerin size bir kötülük yapmalarından korkarsanız, namazı kısaltmanızdan ötürü size bir günah yoktur. Muhakkak ki kâfirler, sizin açık düşmanınızdır. (NİSA/101)

 

Sefer hali ve korku hali yoksa kısaltmanın günahı vardır anlamı çıkar…

 

 

Geçmişle ilgili iki örnek; Ey inananlar, sizden öncekilere yazıldığı gibi korunmanız için sizin üzerinize de oruç yazıldı; (BAKARA/183)

 

"Ey Meryem, Rabbine divan dur, secde et ve (O'nun huzurunda) eğilenlerle beraber eğil!" (ÂLİ IMRÂN/43)

 

İlk resulden son resule ve günümüze kadar iman, ahlak ve ibadetler evrensellini korumuştur/değişmemiştir… Sadece mekânlar değişmiştir kıblenin yönü ve toplantı merkezleri/yerleri vs…

İman ahlakı doğurur, ahlak ibadetlerle ayakta durur…

 

 

Şeriat/hukuk toplumu ilgilendirir, toplum değiştikçe/geliştikçe şeriat/hukuk ta değişir ve gelişir temel ahlak ilkelerinden sapmadan…

 

Selam ve dua ile...

 

 



__________________
Ey inananlar, Allah'tan korkarsanız O size iyi ile kötüyü ayırdedici bir anlayış verir, kötülüklerinizi örter ve sizi bağışlar. Allâh büyük lutuf sâhibidir
Yukarı dön Göster ibrahimim's Profil Diğer Mesajlarını Ara: ibrahimim
 
aliaksoy
Uzman Uye
Uzman Uye


Katılma Tarihi: 05 subat 2007
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 989
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı aliaksoy

Selam;

Kuran beyanında / anlamında "fonksiyonellik" üzerinde biraz durmak istiyorum.

Kuran nasıl Allah'ın kelamı ise, tabiat alem de Rabbin eylemidir. Onlar  da ayettir.

Bu nedenle, Kuran ayetleri hususunda düşünen, yorum yapan kimseler ne kadar müfessir idiler ise, Allah'ın kevni ayetleri hususunda düşünüp / çalışıp, insanların hayrına işler yapanlar da en az onlar kadar müfessirdir.

Şu alemde, herhangi bir zerre var mıdır ki, sebep-sonuç ilişkisinin dışında, sebepsiz ve gayesiz bulunsun.

Allah'ın hiç bir yaratışı, hiç bir sözü "sırf öyle istediği için" değildir. Her yaratışı, her sözü, her emri muhakkak ver muhakkak bir sebep-sonuç ilişkisine, sebep-sonuç fonksiyonuna, nihayetinde kendisi dışında, yarattıklarının faydasına dayanır.

Böyle olduğu içindir ki, Kuran emirler kadar ve hatta daha fazla "gerekçeler" barındırır.

Allah'ın muhatap aldığı insan, akledebildiği içindir ki, sebep-sonuç ilişkisi ona açıklanmış, formel düşünme yeteneği harekete geçirilmiştir.

Kuran'ın akletmeye, düşünmeye yaptığı vurgunun, işaretin, yönlendirmenin göreceli fazlalığı ve derinliği  söylediğim hususun en temel delilidir.

Bu öyle bir Kuran ki, bizlerin "ibadet" olarak ayrı bir tanımlamaya tabi tuttuğumuz orucu emrederken, "korunmanız için" gerekçesini, salat için de "kötülüklerden alıkoyma" gibi bir gerekçeyi beyan eylemiştir.

Bundan başka da her neyi emretmiş ise, muhakkak ve muhakkak bilinebilen / bilinebilecek bir faydaya dayanmaktadır.

Gece okumasının kısaltılmasındaki gerekçeyi bir düşününüz. İnsanların  kendi yaşamlarında bizzat, apaçık bilip durduğu böylesi bir gerekçe dahi ayet metnine dahil edilerek izah edilmiştir.

Bu yönüyle Kuran ve din, gizem örgülerinden oluşmuş mistik bir hezeyan değil, olabildiğince rasyonel, olabildiğince realist bir beyan, bir gerçektir.

Hatta Kuran'ın bu realist / rasyonel bakışı bırakın o dönem insanını bu günün insanına bile fazla gelmekte, güneşin gözleri kamaştırması gibi, akletmeye getirdiği özendirme, aklını kullanmakta tereddüt edenlerin zihnini kamaştırmakta, bu kamaşmadan ürken ve dini, gizemler, büyüler, tılsımlar, fobiler örüntüsü olarak öğrenip yaşayanlar için Kuran'dan kaçış gerekçesini oluşturmaktadır.

İnsan, kendi aklını küçümsemektedir. "Kuran meali okumayın, sapıtırsınız" diyen zihniyetin durumu en iyimser bakışla ancak bu olabilir.

Düşünün... Bundan 1400 sene önce vahyedilen bir beyan şunu söylüyor:

"Yeryüzünde gezip dolaşın da Allah'ın yaratmaya ilkin nasıl başladığına bir bakın"

Yokluk, açlık içerisindeki çöl insanlarına şu eylemi özendiriyor:

"Onlar gökyüzüne bakarlar da: "Rabbimiz Sen bunları boşuna yaratmadın" derler.

Göğün nasıl bina edildiğine bakmayı salık veren irade, insanların her gün gökyüzüne zaten baktığını bilmiyor mu?

Deveye bakmayı salık veren irade, bu insanların zaten günün pek çok vaktinde develerle haşır - neşir olduğunu bilmiyor mu?

Tüm bu beyanlar,  "söz sanatı" olsun diye mi söylendi?

Eğer şöyle bir "bakıverme / göz gezdirme" ile iman edilebilecek, iş bitiverecek idi ise ne diye bunca insanlık başka başka inançların peşine düştü ?

Gerçek şu ki, Kuran'ın 1400 sene önce ortaya koyduğu gerçekçi, objektif, akılcı, faydacı, rasyonel bakış bu günün müslümanlarına bile üç beş beden büyük gelmektedir.

Şu iki yargı:

Allah'ın hiç bir şeye ihtiyacı yoktur. Alemlerden müstağnidir.

İbadetler de sırf insanın faydası içindir, Allah'ın bundan hiç bir çıkarı yoktur.

Söylemekle bitmiyor. Gerçekten yaşama yansıması da böyle mi ?

Geçmiş kavimlerin putlarına sunu sunduklarında onların bundan faydalanacakları / kendilerini sevecekleri / iyi davranacakları yönündeki saçmalık bozuntusu inanışının en gizli kırıntılarından tamamen arınmış durumda mıyız ?

Gerçekten müslümanların çoğu, yaptıkları herhangi bir ibadetin sonucunda, "Evet, iyiki Allah böyle emretmiş. Şu, şu, şu faydalarını fazlası ile görüp, yaşadım / gördük / yaşadık diyebiliyor mu?

Yoksa bir çoğu açıktan beyan etsin yahut etmesin, hala daha "sırf Allah istediği için yapıyorum" modunda, sanki bu işte Allah'ın açıklamadığı gizemli bir menfaati varmış havasında mı ?

Araştırıp gerçekten "bakan" insanlar için alemlerde her bir zerrenin "sebep-sonuç" ilişkisi kurulabilip, yaratlılanlara sunduğu faydalar uzun uzun, kesin yargılı cümlelerle, delillerle izah edilebiliyorken, "namaz" isimli ritüelde Allah'ın akletmemiz için indirdiği ayetlerin bilmediğimiz bir dilde tekrarının Allah'a geri okunması, beden hareketlerine eşlik eden "manasını bilmeden okuma / yakarma" eyleminin sadece "huzur buluyorum" tarzında bir gerekçe ile geçiştirilmesi gayet normal ve Kuran formatına uygun bir durum mu?

Kendi kendini kandırma yeteneği de insana verilmiş bir yetenektir ve hastalıklardan kurtulmada, zorlu bir mücadelede motivasyon kazanmada öz telkin olarak makul ve mantıklı / sebep-sonuç ilişkisi temeline dayanan bir nimettir.

Bu yetenek, olmayanı var, olanı yok gibi göstermede özellikle Kuran'ın getirdiği "din" gibi akılcı bir sistemi, tılsımlara, gizemlere velhasıl mistik hezeyanlara boğdurma işinde kullanılırsa, var oluş gerekçesindeki sebep-sonuç ilişkisi bozulur ve fayda değil zarar doğurur.

İman dahil Allah'ın hiç bir emri / isteği bölünemez. Tamamı  yarattıkları ve özellikle insanın lehinedir.

Ve gerçekten Allah Kuran'ı beyan buyurarak insana ne güzel lütufta bulunmuştur.

Ve şu bir hakikat ki, bu mantık hiç bir resulde hiç bir beyanda  değişmemiştir.

Aynı sebep-sonuç ilişkisi ve fayda ilkesi, Musa'nın toplumunda Tevrat'ı, İsa'nın devrince İncil'i gerektirmiştir.

Bakış açısı, gerekçeler, Allah'ın sünneti hiç değişmemiştir. Bu, eskimez dindir.

İşte bu nedenledir ki, Allah, tamamen tahrif edildiğini iddia etmediği Tevrat ve İncil'i, evrensel ve değişmez görerek  tahrif edildiğini kendisinin pek iyi bildiği ayetler hangileri ise  düzeltip  "SÜRDÜRMEK" yerine, onları ait oldukları devir ve şartlar içerisinde bırakmış,  o hiç tükenmeyen  "söz" kaynağından  yeni  bir  "beyan"  indirmiştir.

Tevrat ve İncil ne kadar evrensel idi ise, Kuran da o kadar evrenseldir.

Tevrat ve İncil ne kadar tarihsel idi ise, Kuran da o kadar tarihseldir.

Kuran'ın İncil'e, İncil'in Tevrat'a karşı hiç bir üstünlüğü yoktur.

Hepsi aynı Allah'ın alemlere bir öğüt olarak indirdiği ayetlerdir.

Ortak olan, hiç değişmeyen şey, insanların günün koşullarının gerektirdiği faydasından başka bir şey değildir.

Aynı, etrafınızda bulunan ve aynı yaratıcının eseri olan her şey gibi...

Aynı hiç değişmeyen Sünnetullah gibi...

Düşünün, bu öyle bir Kuran ki, Vakıa suresinde mahşerdeki insanları üç sınıf ediyor da, Allah'a en yakın / en üstün olanlarının meziyetini "dünya hayatında hayır yarışlarında en önde olmak" olarak açıklıyor.

Müminleri de "İnsanlar için çıkarılmış en hayırlı bir topluluk" olarak anıyor.

İşte hiç değişmeyen, hiç eskimeyen akılcı ve faydacı din budur.

Muhabbetlerimle...


__________________
"(Onu size indirdik ki) <Kitap, yalnız bizden önceki iki topluluğa indirildi, biz ise onların okumasından habersizdik (o Kitâpları okuyamıyor, dillerini anlayamıyorduk)> demeyesiniz."(En'am,156)
Yukarı dön Göster aliaksoy's Profil Diğer Mesajlarını Ara: aliaksoy Ziyaret aliaksoy's Ana Sayfa
 
mindar
Uzman Uye
Uzman Uye
Simge

Katılma Tarihi: 02 kasim 2006
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 371
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı mindar

orucun zamanı ile alakalı bi arkadaş ay takvimi olaylarını öğrenmeni isterim demiş..

şimdi diyelimki hadi bizimki güneş ay yılı hesabından geri gidiyor
araplarınki de mi geri gidiyor..

1)bu ramazan her sene aynı aya gelmez mi..?
2) ramazanda 30 gün ve ya ramazan ayının tamamında oruç tutulacak diye bir ibare nerde geçiyor.?
3) oruç tutmanın yemek içmemek seks yapmamak olduğunu nerden anlıyoruz.?

basitmiş gibi gelebilir bu sorular ama biraz düşünün lütfen.
Yukarı dön Göster mindar's Profil Diğer Mesajlarını Ara: mindar
 
ASsLAN
Newbie
Newbie


Katılma Tarihi: 26 kasim 2006
Yer: Bolivia
Gönderilenler: 31
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı ASsLAN

mindar Yazdı:
orucun zamanı ile alakalı bi arkadaş ay takvimi olaylarını öğrenmeni isterim demiş..

şimdi diyelimki hadi bizimki güneş ay yılı hesabından geri gidiyor
araplarınki de mi geri gidiyor..

1)bu ramazan her sene aynı aya gelmez mi..?
2) ramazanda 30 gün ve ya ramazan ayının tamamında oruç tutulacak diye bir ibare nerde geçiyor.?
3) oruç tutmanın yemek içmemek seks yapmamak olduğunu nerden anlıyoruz.?

basitmiş gibi gelebilir bu sorular ama biraz düşünün lütfen.

(BAKARA suresi 187. ayet):


Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helal kılındı. Onlar, sizin örtüleriniz, siz de onlara örtüsünüz. Allah, gerçekten sizin, nefislerinize ihanet etmekte olduğunuzu bildi, tevbenizi kabul etti ve sizi bağışladı. Artık onlara yaklaşın ve Allah'ın sizin için yazdıklarını dileyin. Fecir vakti, sizce beyaz iplik siyah iplikten ayırd edilinceye kadar yiyin, için, sonra geceye kadar orucu tamamlayın. Mescidlerde itikafta olduğunuz zamanlarda onlara (kadınlarınıza) yaklaşmayın. Bunlar, Allah'ın sınırlarıdır, (sakın) onlara yanaşmayın. İşte Allah, insanlara ayetlerini böylece açıklar; umulur ki sakınırlar.

Yukarı dön Göster ASsLAN's Profil Diğer Mesajlarını Ara: ASsLAN
 

<< Önceki Sayfa 25 Sonraki >>
  Yanıt YazYeni Konu Gönder
Yazıcı Sürümü Yazıcı Sürümü

Forum Atla
Sizin yetkiniz yok foruma yeni mesaj ekleme
Sizin yetkiniz yok forumdaki mesajlara cevap verme
Sizin yetkiniz yok forumda konu silme
Sizin yetkiniz yok forumda konu düzenleme
Sizin yetkiniz yok forumda anket açma
Sizin yetkiniz yok forumda ankete cevap yazma

Powered by Web Wiz Forums version 7.92
Copyright ©2001-2004 Web Wiz Guide
hanif islam

Real-Time Stats and Visitor Reports Sitemizin Gunluk, Haftalik, aylik Ziyaretci  Detaylari Real-Time Stats and Visitor Reports

     Sayfam.de  

blog stats