HANiFDOSTLAR.NET

 

Kuran Müslümanı
 

(Şahıs odaklı din anlayışından Allah odaklı din anlayışına...)

Ana Sayfa Hanif Mumin  Iste Kuran Kurandaki Din  Kur'an Yolu  Meal Dinle Sohbet Odasi Hanifler E- Kitaplik Kütüb-i Sitte ?  ingilizce Site Kuran islami Aliaksoy Org  Hasanakcay Net Tebyin-ül Kur'an Önerdiğimiz Siteler Bize Ulasin

 

- Konulara Göre Fihrist

- Saçma Hadisler

- Hadislerin-Sünnetin İncelemesi

- Haniflikle İlgili Sorular Cevaplar

- Misakın Elçisi Kim?

- Kuranda Namaz/Salat

- Onaylayan Nebi

- Kuranda Namaz/Salat

- Enbiya 104

- Kuranda Yeminler

- Adem Hakkında Sorular

- Ganimetleri Resulün Eline Nasıl Vereceğiz?

- Allahın ındinde YIL ve DOLUNAYLAR

- Abese ve Tevella

- Hadisçilerce Tahrif Edilen Ayetler

- Mübarek Yer, Mübarek Vakit

- Arkadaş Peygamber

- Kuranın İndirilişinden Günümüze Gelişi

- Bir Türban Sorusu

- Kuran ve Bize Öğretilenlerin Farkı

- Namazın Kılınışı

- Hadislere Göre Namaz

- Kuranda Salat Namaz mıdır?

- Kuran Yetmez Diyen Uydurukçular

- Bizler Hanif Dostlarız

- Sahih Hadis mi İstersiniz?

- Hakkı Yılmaz'ın Tebyin Çalışması

- Kur'anı Anlamada Metodoloji

- Tarikatçıların Çarpıttığı Birkaç Ayet

- Nasıl Kur'an Okuyalım?

- Kur'anı Kerim Nedir?

- Kur'anda Oruç

- Allah'sız Bir Din ve Allah'sız Bir Kur'an İnancı

- Kuransız Bir İslam Anlayışı ve Müşrikleşme

- Meal Çalışmasına Davet

- Allah Şahit Olarak Kafi Değil mi?

- Doğru Hadisleri Ne Yapacağız?

- Kur'andaki Muhammed ve Peygamberlerin Misyonu

- Mahrem, Avret, Ziynet

- Nur Suresi Çeviri-Yorum

- Cilbab

- Resule İtaat Ne Demektir?

- Hadis Kalburcuları ve Kalburları

- Kur'anı Kerim'in İndiriliş Gayesi

- Kur'anda Amellere Karşı Cahili Yaklaşım

- İslamdışı İnanışlara Kur'andan Örnekler

- Biri Şu Haram Üretim Tesislerini Kapatsın

- Tasavvufta İslam Var mı?

- İslamda Delil Sorunu

- Kurban Kesmek

- İlahi Hitabın Serüveni

- Ecel Nedir?

- Şirk, İşrak, Müşrik, Müşareke, Müşterik

- Büyü Yapan ve Yaptıranlar

- Peygamberlere Karşı Rabbani Yaklaşımlar

- Salat-ı Tefriciye yada Zikri Çarpıtmaya Bir Örnek

- Mucize Nedir?

- Ayrılıkların Nedenleri

- Sıfır Hata veya Kur'an

- Haniflik Nedir?

- Rabıta İle Şeyhlere Tapanlar

- Hadis Zindanının Mezhepçi Mahkumları

- İslam Dininin Öğrenilmesinde Kaynak Sorunu

- Fasık ve Münafıkların Genel Tanımlaması

- Hadisler, Hıristiyanlık ve Selman Rüştü

- Kur'anı kerim'in İndiriliş Gayesi

- Müstekbirlere Karşı Cahili Yaklaşım

- Halis-Hanif İslam

- Kur'anda Şefaat

- Fuhuş Tellalı Tefsirciler

- Hayızlıyken Neden Namaz Kılınmasın?

- Cebrail, Vahiy, Melek

- Dindarlıkta Müşrikleşme Temayülü

- Büyü Yapan ve Yaptıranlar

- Yaratılış, Adem, Havva

- Kur'an Yerel mi, Evrensel mi?

- Reform Dinde mi, Dindarlıkta mı?

- Ne Mutlu Tağutu Olmayanlara

- Peygambere Saygı(?)

- Hadislere Kanıt Diye Gösterilen Ayetler

- Allah Nazara Karışmadı mı?

- Kur'anı Kerimle Amel Etmek Mümkün mü?

- Kur'anda İnkar Edenlerin Vasıfları

- Müminlerin Vasıfları

- Allah'ın Vasıfları

- Kur'anın Vasıfları

- Dine Karşı Cahili Yaklaşımlar

- Kur'an Merkezli Din

- İrin Küpü Patladı; Mevlana

- Hurafe ve Bidatlar

- Peygamberi Tanrılaştırma

- Hz. İsa'nın Ölümü

- Allah'ın Mesajının Adı: Kelamullah

- Allah'ın Resule Uyarıları

- Kur'ana Göre Tenkit ve Eleştiri Nasıl Olmalı?

- Kur'anda Sevgi

- Sofuların Devlet Desteğiyle Desteklenmesi

- Hans Von Aiberg Aldatmacası

- Kabir Azabı Safsatası

- Kur'an Kıssalarının Önemi; Masal Değiller

- Kur'anda Toplumsal Sünnetler

- Tefsirde İsrailiyyat

- Kardeş Evliliği Olmadan Çoğalma

- Hans Von Aiberg Tutuklandı

- Kur'anda Tevbe Kavramı

- Yaşar Nuri Öztürk'ün Yorumuyla Namaz

- Karadelikler; Bir Büyük Yemin

- Mezhepçilerin Ümmi Açmazı

- Kabe Nedir? Mekkede midir, Kudüste mi?

- Kur'anda Ruh Kavramı

- Kur'anda Nefs Kavramı

- Amin Kavramı ve Putperestlik

- Diyanet İşleri Başkanlığının Sitemize Cevabına Cevaplar

- Resul ve Nebi -1

- Resul ve Nebi -2

- Sapık Bir Fırka: Hansçılar

- Cihad mı, Çapulculuk mu?

- Kur'an Deyip Namazı Yok Sayanlar

- Cennete Sadece Müslümanlar mı Girecek?

- Kur'anda El Kesme Cezası var mı?

- Nazar veya Göz Değmesi Var mı?

- Şehadet Getir, Münafık(?) Ol

- Kur'anda Eleştiri Metodu

- Hacc Mekkede mi, Bekkede mi?

- İslami Tebliğde Kur'an Metodu

- Saptırılan Kavram: Mekruh

- Kur'anda Cuma Namazı var mı?

- Of Be Kader, Allah mı Suçlu Yoksa Biz mi?

- Kader Açısından Cebir ve İhtiyar

- Baban Peygamber Olsa Ne Yazar

- Kur'anda İnsan Hukuku

- Vahdet-i Vücud, Şirkin Alası

- Tasavvufi Bilginin Kaynağı Vahiy mi?

- İslam'da Resullük Son Bulmuştur

- Teveffi Kelimesi ve Arap Dili

- Tasavvuf Üzerine Düşünceler

- Nefis Mertebelerinin İç Yüzü

- Allah Rızası Anonim Şirketi; Tarikatlar

- Tasavvuf ve Eşcinsellik -1

- Tasavvuf ve Eşcinsellik -2

- Nakşi Şeyhi Allah'ın Avukatı mı?

- Kur'anda "ve+la" Öbeği

- Putlar ve Tapanlar

- Son Peygamberimizin Okuma Yazması

- Mesih ve çarpıtılan Bir Ayet

- Hac İzlenimleri

- "Üzerinde 19 var" da Son Nokta

- Secde Emri

- Kur'andaki Hac

- Aracıların Gaybı Bildiği İnancı

- Tarikatçı - Müşrik Karşılaştırması

- Gazali'nin Kadına Bakışı

- Kur'anda Kadına Verilen Önem

- Başörtüsü Allah'ın Emri Değil

- Başörtüsü Takmak Kur'anda Var mı?

- Kur'anda Kadın Dövmek Var mı?

- Cariye, Köle; Utanmaz Mealciler

- Kadına Yönelik Şiddet

- Sünnet Edilen Kızın Öyküsü

- Erkekçe ve Kadınca Meal Konusu, Nebe 33. Ayet

- Harem - Selamlık Kimin Emri?

- Zina, Evlilik ve Örtünme Adabı

- Cariyeleri Aç, Hür Kadınları Kapat (!)

- Çok Eşliliği Yasaklayan Ayetler

- Kur'ana Göre Evlilik Hukuku

- 2 Kadın = 1 Erkek, Uydurma mı?

- Danimarkalı mı Sapık, Buhari mi?

- Ebu Hanife, Cariyenin Avreti

- Nisa 25, Hür Kadın ve Fahişe İfadesi

- Maymunların Hadisi ve Recm Vahşeti

- Hz. Muhammed'in Tebliği

- Peygamberi Tanrılaştırma

- Angarya Haline Getirilen İbadet

- Buhari'nin Hadislerini Buhari Yazmamıştır

- Hadis ve Sünnet Gerçeği

- Uydurma Hadisler, İslamın Kara Boyası

- Hadisler Dinin kaynağı Olamaz

- Uydurmaların Sınırı Yok; Şeytan Geyiği

- Beşeri Hükümler Neden Kutsal Oluyor?

- Hadis - Kur'an Çelişkisi

- Kur'anda/Dinde Olanlar ve Olmayanlar

- Cehennem'den Çıkış Yok

- Kur'anda Tağut

- Ebu Hureyre Gerçekte Kimdir?

- Hadis - Mantık Çelişkileri

- Kurban ve Kurban Bayramı Nereden Geliyor?

- Hadislere Göre Kur'an Eksiktir

- Bildiri: İslam Anlayışında Reform

- Arapça mı, Arap Saçı mı?

- Koca mı Üstün, Allah mı?

- Esbab-ı Nüzül Komedi Hadisleri

- İşte Geleneğin Dini

- Ulul Emir İle Kim Kastediliyor?

- Kul Hakkı

- Yezidi Bir Gelenek: Aşure Tatlısı

- Hz. İbrahim'den Asrımıza Dersler

- Taklitçiliğin Boyutları

- Seb-ul Mesani Nedir?

- Kelle Sayılarak Gerçek Bulmak

- Kıyamet - Mahşer Günü ve Sonrası

- Kur'anda Namaz Vakitleri

- Kur'anda Cuma Konusu

- Salih Olmak Yetmez

- Hudeybiye Anlaşması Uydurma mı?

- Kitap Yüklü Eşekler

- Kur'andaki Hac

- Hz. Nuh'un Oğlu Kimdi? İftira mı?

- Ruhun Ağırlığına Başka Bakış

- Hz. İbrahim Yalancı Değildi

- İncil'de Kadına Bakış

- Şirkin Büyüğü Küçüğü Olur mu?

- Kur'andaki Abdest ve Hijyen

- Din de Bir Araçtır

- Kur'an Okumanın Zararları

- Kur'anda Dua Ayetleri

- Kur'anda Tarih Kavramı ve Bilinci

- Şekilsel Secde Kur'anda Yok mu?

- Salat ve salatı İkame

- Kur'andaki Emr Kavramı Üzerine

- Dindar İnsanlar Şirk Koşar

- Alak Suresinin İlk Beş Ayeti

- Men Arefe'nin Çözümü

- Kur'andaki Av Yasağı

- Fıtrat ve Namaz Vakitleri

- Kur'anda İnsan Hukuku

- Din Büyüklerini Tanrılaştırma

- Allah'a ve Muhammed'e Değil

- Kur'andaki Örnek Tevekkül

- Şekilsel Rüku Kur'anda Yok mu?

- Hz. İbrahim Kuşları Kesti mi?

- Ehli Sünnet Dininin Anayasası

- İnsan Allah'ın Halifesi mi?

- Kur'an Üzerinde Düşünmek

- Şirkin Kuyusuna Düşenlere Uyarılar

- Kur'an Ölülere Okunmak İçin mi İndirildi?

- Ayda Okunan Kur'an Masalı

- Hz. İbrahim, Safa ve Merve Masal mı?

- "Haç"er-ul Esved (!)

- Mevlana Sahte Bir Peygamber Değil mi?

- Tasavvufun Tanrısı İki Zıttır

- Kur'andaki Tasavvuf: Teveccüh

- Önce Batıl ve Hurafe İle Savaşalım

- Resuller Haram Kılamaz mı?

- Elçi Muhammed ile İnsan Muhammed'in Farkı

- Tarikatlarda Aracılar Rezaleti

- Nur Suresi 31. Ayet Nasıl Çarpıtılıyor?

- Sırat Kıldan İnce, Kılıçtan Keskin mi?

- Kur'anda Zalimler

- Bütün Mehdileri Çöpe Atıyoruz

- Kur'ana Göre Ramazan Ayı ve Haram Aylar

- Tasavvufçuların İlahı; Varlık ve Yokluk

- Tasavvufçuların Küçük Putları

- Sünnet Etmek yaratılışı Değiştirmedir

- Son Peygamberimizin Mektupları

- Fıtrat ve Namaz Vakitleri

- Mescid-i Aksa Nerede?

- Büyük Kandırmaca: Hadis

- Kur'an Neden Arapça Olarak İndirilmiştir?

- Kimin dini? Kimin Kitabı? Kimin Meali?

- Evliya Kelimesinin geçtiği Ayetler

- Şimdiye Kadar Yaşanan İslam

- Ayın Yarılması Diye Bir Mucize Yoktur

- Kabe Dikili Taş Değil mi?


Up | Down | Top | Bottom
 
Şu da emredildi: Yüzünü dine bir Hanif olarak çevir. Sakın müşriklerden olma.

Yunus Suresi 105

Ben bir Hanif olarak yüzümü gökleri ve yeri yaratana döndürdüm. Müşriklerden değilim ben.

Enam Suresi 79

İbrahim ne bir Yahudi idi, ne de bir Hıristiyan. O sadece hanif bir müslümandı. O müşriklerden değildi.

Ali İmran Suresi 67

Şu da kuşkusuz ki, İbrahim başlıbaşına bir ümmetti; bir Hanif olarak Allah'ın önünde eğiliyordu. Müşriklerden değildi.

Nahl Suresi 123

De ki Allah doğrusunu söylemiştir / vaadinde sadıktır.Haydi artık Hanif olarak İbrahim'in Milleti'ne uyun! Müşriklerden değildi o.

Ali İmran Suresi 95

Allah'a ortak koşmadan, Hanifler olarak... Allah'a ortak koşan kişi, gökten düşmüş de kendisini kuşlar kapışıyor veya rüzgar onu uzak bir yere fırlatıp atıyor gibidir.

Hacc Suresi 31


Up | Down | Top | Bottom

HABERLER

 

 








 

 

  Hanif Islam

 

İhsan ELİAÇIK
 Hanif Dostlar Ana Sayfa -> İhsan ELİAÇIK
Konu Konu: karmatiler... Yanıt YazYeni Konu Gönder
Yazanlarda
Gönderi << Önceki Konu | Sonraki Konu >>
asım
Uzman Uye
Uzman Uye


Katılma Tarihi: 14 agustos 2008
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 1700
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı asım

“Karmatî” ile “Kiremit” sözcüğü aynı kökten…

“Kiremit”, TDK sözlükte şöyle tanımlanmış: “Çatıları örtmekte kullanılan, kızıl toprağın renginde, pişmiş balçık levha…” (En fakir köyler taştandır ve üstü kiremittir.-F. R. Atay).

“Kermite” Nebati dilinde kırmızı göz anlamına geliyor. “Karmat”, aynı zamanda sıradan “köylü” demek. “Karmatîler”in lideri Hamdan b. Eş’as hem sıradan bir köylü (hamal) , hem de kırmızı gözlü, kısa bacaklı birisi… İsmailîlerden koparak başlattığı harekete de bu nedenle “Karmatîler” denmiş…

Bu durumda Karmatîler, “işçiler”, “köylüler” , “kızıllar” demek oluyor. Hareket mensuplarının birbirilerine “refîk” (yoldaş) diye hitap etmelerini de eklersek, İslam tarihinin tam ortasında (h.279/ m.892) Mezopotamya bataklıklarında ortaya çıkan Zenc Hareketi’nin  (bkz. İslam’ın kayıp şehri: el-Muhtare başlıklı makale) mirasçısı olarak ortaya çıkan Karmatîler’in nasıl bir topluluk oldukları tahmin edilebilir…

***

Evet, konumuz ortaçağ İslam dünyasında “hayalet gibi dolanan” ve fakat aslında “ıpıssız aşiyanlar, kimsesiz köyler, çökük damlar”ın hikayesinden başka bir şey olmayan bir hareketin hikayesi…

Sarayların asude bahçelerinden bakarsanız ıpıssız aşiyanları, kimsesiz köyleri, çökük damları, Mezopotamya’nın bataklıklarını, bu bataklıklarda Afrika’dan getirilerek çalıştırılan köleleri, onların itirazlarını, isyanlarını, acılarını, umutlarını göremezsiniz…

Bunun için sarayın dışına çıkmayı, İslam tarihine başka bir pencereden bakmayı denemeniz gerekir.

Evet, İslam’ın öteki/aykırı tarihinden bahsediyoruz.

Bu yazıda konumuz, Zenc Hareketi’nin külleri üzerinde adalet, eşitlik, kardeşlik talepleri ile yükselmiş, mülkiyette ortaklaşacılığı savunmuş, İslam tarihinde doğal olarak ezilen kitlelerin ezeli önderi “Ali” yi bayraklaştırmış, İslam’ın öteki/aykırı tarihinden bir yüz: Karmatîler…

Yani İslam’ın okuduğumuzda bize başka bir dünyadan bahsediliyormuş gibi gelen bilmediğimiz, bilemediğimiz, yok saydığımız dram ve trajedilerle dolu tarihinden bir yaprak…

***

Önce tarihi arka plan…

Üçüncü halife Osman bin Affan’ın, ikinci halife Ömer bin Hattab’ın toprak politikasında yaptığı iki önemli değişiklik, sonraki yıllarda büyük toprak sahipleri ve onlara ikta edilmiş topraklarda çalışan işçiler, emekçiler, toprak köleleri yani marabalar ordusu oluşturmuştu.

Ömer bin Hattab’ın özellikle Kureyş’in toprak sahibi olamayacağı ve Medine’den çıkamayacağı yolunda getirdiği yasağın kalkmasının İslam tarihinde sanıldığından çok fazla etkisi olmuştur.

Halife Osman’dan sonra Emevîler ve ardından Abbasîler bir ganimet, rant ve toprak ağaları devletine dönüşmüştü. Arabistan’ın, Irak’ın, Suriye’nin, İran’ın, Mısır’ın verimli topraklarına tek başlarına sahip olan aristokrat bir zümre ortaya çıkmış, saray hayatı, debdebe, tantana almış başını gitmiş, ezilen halk kitleleri adeta kaderine terk edilmiş, Afrika’dan (zenc), Hind’den (zutt) getirilen köleler bataklıklarda, pirinç tarlalarında, maden ocaklarında karın tokluğuna çalıştırılmaya başlanmıştı.

Sadece doğu eyaletindeki Hindukuş gümüş madenlerinde 10 bin işçi çalışmaktaydı. Altın batıdan, özellikle Nubya ve Sudan’dan getiriliyordu. Bakır Isfehan çevresinden elde ediliyordu.  Basra körfezinden inci çıkarılıyordu.  Altın ve zenci köleler Doğu Afrika’dan, misk Tibet’ten, kaliteli kumaş Malaga’dan, ipek elbiseler, toprak mamulleri ve kağıt Çin’den, kilim ve yaygılar Ermenistan’dan, baharat değerli taşlar, ilaçlar, mızraklar ve kafur Hindistan’dan, pamuk, ipek dokumalar, kağıt, kürk ve Asyalı köleler Maveraünnehir’den,  kilimler, başlıklar, meyveler ve içecekler İran’dan, keten elbiseler, eteklikler ve yaygılar Bizans’tan getirilmekteydi.

Böylece muazzam servetlere sahip tüccar tabakası oluşmuş, bir kısmının serveti milyonlara varmıştı. Mustağni bir sermayedar sınıf (bahçe sahipleri) oluşmuş, anonim şirket (Şirket el-Daman), bağımsız şirket (Şirket el-Muvefaza) türünde doğudan batıya uzanan dev şirketler (küresel sermaye!) meydana gelmişti.

İmparatorluk topraklarında yaşanan muazzam gelişmenin (büyüme!) Karmatîlerin felsefi proğramı olan İhvan-ı Safa Risaleleri’nde sınıfsal analize tabi tutulduğunu görüyoruz.  İhvan-ı Safa o günkü toplumu üç tabakaya ayırır: Zenginler, orta halliler ve yoksullar…

İmparatorluğun büyük şehirlerinde böylesi bir gelişme ve büyüme yaşanırken iç bölgelerde sefalet de alabildiğine derinleşmişti. “Ipıssız aşiyanlar, kimsesiz köyler, yıkık damlar” kendi haline terk edilmişti.  Buralarda binlerce kişi zor şartlarda çalışmakta ve yaşamakta idi.

Statükocu fıkıh zekatı 40/1’de dondururken tarih akıyordu. Tarihin gerisinde kalmama çabası demek olan içtihat, bu uçurumu gidermek ve sefaleti ortadan kaldırmak için bir türlü işletilmiyordu. Böylece zekat kısa sürede nostaljik bir dini ritüel haline geldi, fıkıh kitaplarının sarı sayfalarına hapsoldu. Ama hayat durmadı, alabildiğine gelişti, karmaşıklaştı, çelişkiler derinleşti. Böylece İslam’ın yayıldığı yerlerde peygamberin rüyasının aksine zengin ile yoksul arasındaki uçurum kapanmak bir yana iyice açıldı…

Erken dönemlerden itibaren Mevâlîler, Şiîler, Haricîler, Mutezilîler, Horasanlılar, Hürremîler, Zenciler, İsmailîler, Karmatîler gibi isyan hareketlerinin yatağının işte bu “ıpıssız aşıyanlar, kimsesiz köyler, yıkık damlar” olduğunu görüyoruz. Sosyal hayat boşluk kabul etmez; İslam’ın imparatorluklarla birlikte ortaya çıkan müreffeh yüzüne karşılık, öteki yüzünün de beraberinde yükseldiğini, tarih boyunca isyanlarla kendini gösterdiğini görüyoruz.

Sünnî zihin “ıpıssız aşiyanlardan, kimsesiz köylerden, yıkık damlardan” çıkan bu hareketlerin tarihini bilmez. Saray tarihçileri bu hareketleri aşağılık yaftalarla mahkum ederler. Bu tür kitaplarda “zındıklık, sapıklık, dinsizlik, servet düşmanlığı, malda ve kadında ortaklık, namazı inkar, sünneti red, Kabe’yi yıkma, çapulculuk, haydutluk, teröristlik” gibi ithamların bini bir paradır.

İslam tarihini galiplerin gözüyle okuyanların beyinlerinin böyle yıkandığını, İslam’ın öteki yüzünün özenle yok sayıldığını görüyoruz. Bu amaçla el-Muhtare örneğinde olduğu gibi şehirleri yok edilmiş, kitapları yakılmış, tarihe sarayın penceresinden bakmamız sağlanmıştır.

Oysa tarihe  sarayların penceresinden değil; “kimsesiz köylerin, yıkık damların” penceresinden bakabilmemiz lazım.

***

Buradan baktığımızda bambaşka bir tarih ile karşılaşırız.

Hamdan Karmat… Bir hamal…

Yaydığı fikirlerin adalet, eşitlik, kardeşlik, imamet esaslarına dayandığını görüyoruz.

Giderek küçük guruplar oluşturmaya başlıyor. Köylere, bataklıklara, kabilelere, Abbasî aristoklarının topraklarında çalışan tuz işçilerine, yenilmiş Zenci kölelere adamlar (daî) göndererek fikirlerini yayıyor.

Mevâlîler (Abbasî burjuva sınıfına dahil olmayan Müslüman sınıf) ve Zımmîler (Abbasî burjuvazisinden rahatsız gayr-i müslim sınıf) ve yönetimden rahatsız ezilen kitleler çağrısına kulak vermeye ve hareket giderek güçlenmeye başlıyor.

Karmatîlerin ilk günlerden itibaren eşitlikçi bir paylaşım hareketi olarak dikkat çekmeye başladığını görüyoruz. Harekete katılanlar için ilk farz “infak” (mal verme, paylaşım, bölüşüm) idi. Öyle ki bu namazdan bile önce geliyordu.

Hareketin sosyal hedefi zengin-yoksul ayrımını ortadan kaldırmak, köleliğe son vermek, toprak reformu yaparak iktalara (devlet tarafından zenginlere bağışlanan topraklar) son vermek, herkesi çalışır, üretir hale getirmek, İslam dünyasının hiçbir yerinde aç ve yoksul bırakmamaktı. Peygamberin rüyasında geçtiği gibi; bir kadın San’a’dan Hadremevt’e kadar tek başına gidecek, Allah’tan başka kimseden korkulmadığını görecekti… Bir adam elinde altın ve gümüşle günlerce dolaşacak, zekat verecek kimse bulamayacaktı…

Önce Ramazan ayındaki zekat, fitre ve sadakaları ortak bir havuza toplayarak başladılar. Harekete katılan her kadın ve erkek ortak havuza bir dinar verecekti. Hamdan Karmat buna giriş infakı (hijra) diyordu. Hareketin mensuplarından da ayrıca yedi dinarlık ahd veya mithak adı verdikleri yemin töreni infakı (bulgha) alınıyordu. Ayrıca 12 dinarlık tebliğe muhatap kişinin bölge daisi ile tanışması sırasında alınan vergi (necva) vardı. Giderek tüm servetlere beşte bir verme kuralı koydular.

Nihaî amaç giderek oranlı infaklardan özel mülkiyetin ortadan kaldırıldığı bir anlayışa geçmekti.

Bu amaçla Zenc hareketinin el-Muhtare şehri gibi, aşağı Mezopotamya’da “Dâru’l-Hicre” adlı bir şehir kurdular. Peygamberimizin hicret ettiği Medine’nin bir ismi de Daru’l-Hicre idi. Ona özenerek Medine’deki gibi bir “kardeşlik iktisadı” kurmak istiyorlardı.

Çok sayıda insan buraya toplandı. İşçiler, köylüler, efendilerinden kaçan köleler, kimsesizler, yoksullar akın akın şehre hicret etmeye başladı. Kimin neyi varsa buraya getiriyordu. Herkesten yeteneğine göre alınıyor, ihtiyacına göre dağıtılıyordu. Öyle ki kısa süre içinde silah ve at dışında özel mülkiyet “gönüllü” olarak kalktı. İranlı seyyah Nasır-Hüsrev Daru’l-Hicre’yi ziyaret ettiğinde insanların ne vergi, ne de aşar  vergisi vermediğini söyler. Yoksul veya borcu olan bir kimseye işini kurması veya durumu düzelinceye kadar infak farzdı. Toplumun diğer mensuplarının ilk görevi buydu. Bunu yapmadan namaz kılması boşunaydı. Borç (karz/kredi) sadece ortak havuzdan (Beytu’l-mal) alınabilirdi. Bütün kredi ve borç işlemleri buradan yönetilmekteydi. Tahıllar ücretsiz değirmenlerde öğütülürdü. Değirmencilerin ücretleri ve değirmen için gerekli tamir masrafları kamudan (Beytu’l-mal) karşılanmaktaydı.

Halife Osman bin Affan’dan beri devam eden ikta (zengine toprak bağışı) sistemini kaldırdılar. Toprak köleliğine son verdiler. Yoksul çiftçilere ekip biçme karşılığı toprağın kullanım hakkını verdiler. Kimse toprağın sahibi olamazdı. Toplumsal servetin dışarı çıkışını önlemek amacıyla kurşundan para bastırdılar. Uzak Doğu ve Hindistan başta olmak üzere bir çok ülkeye dış ticareti teşvik ettiler.

İranlı seyyah Nasır-ı Hüsrev Daru’l-Hicre’yi 443/1053 yılındaki ziyareti sırasında gördüklerini hayranlıkla aktarır… Şehirde yaşayanların sahip oldukları sığırlar, mücevherler, eşya vb. şeyler toplandı. Her köyde güvenilir kimseleri dai olarak seçtiler. Karşılık olarak bu idareci yoksullara elbiseler temin ettiler ve halkın ihtiyaçlarını karşıladılar. Böylece şehirde yoksul hiç kimse kalmamıştı. Herkes topluma yaptığı infakla büyük bir mertebeye layık olmak için sabırla ve gayretle çalışmaktaydı.

Kadınların hepsi elde ettiklerini getirdiler ve hatta çocuklar mahsule dadanan kuşları korkutup kaçırtmakla kazandıkları paraları bile vermekte idiler. Hiç kimse kılıcı ve silahları dışında şahsi mülkiyete sahip değildi. “Madem ki toprağımız var, kardeşlerimiz var, güven içinde yaşayabiliriz, şahsi mal biriktirmemize gerek yok” anlayışı yerleşmişti. Tek bir yoksul ve sakat kalmamakla üzere açlar doyurulmakta ve çıplaklar giydirilmekte idi.

Karmatîlerin kurduğu düzen içinde kadınlardın rolü üst düzeydeydi. İdarede yer almaları, üst düzey toplantılara erkeklerle birilikte katılmaları kadınların hareketteki rollerini göstermesi açısından kayda değerdir. Ayrıca kadınlar da kazandıkları parayı bu sebeple birliğe ödüyorlardı.

Malatî gibi abdest alırken ibriğini bir cariyesi, havlusunu başka cariyesi tutan saray tarihçisi böylesi kadın-erkek kardeşliğini anlayabilecek kafadan yoksun olduğundan “Kadın erkek birlikte oluyorlar, erkeklerle rastgele yatıyorlardı” diye alçakça yazabilmektedir. Bu kafanın, örneğin Medineli Ensarın, Mekkeli Muhacirlere “İki eşim var, boşanayım biriyle sen evlen” demesini, “Karılarını misafirlerine sunuyorlardı” (!) diye yazması içten bile değildir. Kafa bu olunca dilin de zembereği olmuyor…

Anadolu’daki “Ahîlik” (kardeşlik) geleneği de Karmatîlerin felsefî proğramı olan “İhvan-ı Safa” risalelerine dayanmaktadır. Ahilikteki Lonca sisteminin İhvan-ı Safa Risalleri’nde yer aldığını Fuad Köprülü, Massignon ve Hodgson gibi yazarlar ittifakla söylerler. Lonca sisteminde bir borcun anapara dışında ödenecek miktarı yoktur. (Faiz yasaktır). Yıkıcı rekabete, tekelleşmeye izin verilmez. Ortaklaşa üretim ve paylaşım düzeni esastır. Böylesi bir esnaf ve ticaret anlayışı Karmatîlerin Daru’l-Hicre’sinde vardı. Osmanlı’nın ilk yıllarındaki Ahîlik ve sonraki yıllarda gelişen “Mirî” (kamu) toprak düzeni anlayışı da buradan gelmektedir…

***

Karmatîlerin namazı, orucu, haccı inkar ettiği iddiası meseleyi anlamamaktan kaynaklanıyor. Şöyle ki: Klasik Sünnîlik namaz, oruc, hac gibi “nusuk”ları temel farz, mülk ile ilişkiyi ise nafile derecesinde görür. Kırkta bir zekat yeterlidir. İnfak zenginin himmetine bırakılmıştır. Halife Osman’ın Ebuzer’e dediği gibi kimseye ihtiyaçtan fazlasını verme mecburiyeti getirilemez. Ama örneğin fıkıh kitaplarında geçtiği gibi kişi namaz kılmaya mecbur tutulabilir, hatta kılmazsa kırbaç cezası bile verilebilir. Aksi halde dinin direği yıkılır (!).

Karmatîler ise tam tersini düşünüyor. Onlara göre dinde aslolan mülk ile ilişkidir. Kırkta bir zekat oranı hem Kur’an’da geçmez, hem de tarihseldir, değişebilir. Esas amaç zengin-yoksul ayırımının ortadan kaldırılması, mülkiyet ilişkilerine sosyal adalet, eşitlik, hakça paylaşım getirmektir. Dinin temeli buradan ortaya çıkar. Namaz, oruc, hac gibi “nusuk”lar ise bireysel olup kişinin himmetine bırakılmıştır…

İşte bunu Sünnî zihin namazı, orucu, haccı inkar olarak anlıyor.

Bu nedenle Abbasî şehirlerinin ortasında dev camiler var, ezanlar okunuyor, cumalar kılınıyor, hac kervanları törenle uğurlanıyor, sokaklarda kadınlar çarşafa bürünüyor. Fakat aynı şehirlerde zenginler debdebe, yoksullar sefalet içinde… Cami önleri dilenciden geçilmiyor, uzak beldelerde ıpıssız aşiyanlar, kimsesiz köyler, yıkık damlar sefaletin kucağına terk edilmiş… Nusuklar devlet eliyle öne çıkmış, meydana dikilmiş, mülkiyet ilişkileri ise kişinin insafına, gönlüne, himmetine bırakılmış…

Karmatî şehrinde ise zengin yok, aç ve yoksul kalmamış, dilenene de rastlanmıyor. Şehrin meydanında devasa tapınaklar yok, isteyen cami yaptırıyor, oruç tutuyor, hacca gidiyor. Mülkiyet ilişkileri devlet eliyle öne çıkmış, meydana dikilmiş, nusuklar ise kişinin insafına, gönlüne, himmetine bırakılmış…

Siz olsanız hangisinde yaşamak isterdiniz?

Çağımızda bize ilham verecek hangisi?

Peygamberimizin her türden sünnetini küçük yaşlardan beri ezberlediniz: Sarık, cübbe, sakal,    misvak, kabak yemeği… Oysa bunların sünnetle ne alakası var?

Ama bir sünnetlerin anası (ummu’s-sunne) var ki nedense kimse yanaşmaz: Mal biriktirmezdi!

Malum sünnet diye Kur’an’ın ete kemiğe bürünüşüne, peygamberimizde yaşar/yürür hale gelişine diyoruz.

Adam peygamberin kürsüsünden konuşuyor ve konuştuğu, yazdığı üzerinden mal biriktirmede hiçbir beis görmüyor. Peygamberden daha fazla mülk sahibi olmaya utanmıyor. Eğer bu mülk yığma matah bir şey olsaydı, kimse merak etmesin en önce Peygamberde olurdu. Öyle ya Allah “nimetini” en önce, herkesten önce resulünde görmek isterdi, değil mi?

***

Karmatî hareketinin en önemli yönü ilmî ve kültürel faaliyetlere verdikleri önemdir. Bu açıdan baktığımızda büyük alimler çıkardıklarını ve dev eserler ürettiklerini görüyoruz.  En başta “İhvan-ı Safa Risaleleri”nin onlara ait olduğu biliniyor. İbn Nedim, hareketin ilk kurucusu Hamdan Karmat’ın kayınbiraderi Abdan’a ait olduğunu belirttiği dört eserden bahseder: Kitâbu’l-Hudûd, Kitâbu’l-Melâhim, Kitâbu’l-Mizân, Kitâbu’l-Makâsıd… Abdullah el-Mağribi ise Karmatîlerin hukuk normlarını oluşturan kişi olarak bilinir. 50 eseri olduğu belirtilir. Bu eserlerden 20 kadarı günümüze ulaşmıştır. En önemle eseri “Deâimu’l-İslâm fi Zikri’l-Helâl ve’l- Haram” Karmatî fıkhının abide eseri olarak kabul edilir. Arapça basımı mevcuttur.

Böyle onlarca alim ve fikir adamı yetiştirmişler. Ünlü Hallac-ı Mansur da Karmatî olduğu suçlaması ile 8 yıl hapiste tutulduktan sonra asılmıştır. Hallac’ın da Karmatî fikirleri doğrultusunda ihtiyaçtan fazla mal biriktirmeyi haram saydığı, devrin mülk sahiplerine Ebuzer gibi isyan ettiği, bir çok fakihin “Enel-Hak” sözünün idamı gerektirecek bir söz olmadığını, fıkhî mülahazalara dayanarak cevaz çıkamayacağını söylemesine rağmen, asıl sebep başka olduğu için idam edildiğini biliyoruz. Bizlere hep ‘kendini tanrı yerine koydu, onun için idam edildi’ diye öğretildi. Halbuki asıl sebep teolojik değil; ekonomi-politikti. “Lehu’l-mülk” diye haykırması, kavmin iktidar ve zenginlikten şımarmış ileri gelenleri (mele-i mütref ) takımına, müstağnilerine, bahçe sahiplerine isyan etmesiydi. Bu fikirlerin toplumda yayılması çok tehlikeli görüldüğü için ve o devirde bu fikirlerin savunulduğu ana muhalif akım Karmatîler olduğu için, onlara destek verdi. Bundan daha tehlikeli birisi olur muydu?

***

Karmatîlerin “Şiî” oluşuna gelince…

Doğrusu işin bu tarafı ile hiç ilgilenmiyorum. İlham alınacak hiçbir yön de bulamıyorum. Kanımca “Sunnî saltanat idelojisi” nasıl iktidar mezhebi olup devrini tamamlamışsa, “Şiî imamet mitolojisi” de ezilen kitlelerin bir zamanlar kurtuluş umudu idi. O da devrini tamamladı.

Cabirî’nin dediği gibi her ikisi de aşılmadıkça İslam dünyasının önünde yeni ufuklar açılmayacaktır.

İnşa çağında bize yeni bir dil lazım.

Sosyal adalet, infak, mülkiyet ve ekonomi-politik yaklaşımları bakımından Karmatîlik benzeri hareketlerde Peygamber ocağının ateşini gördüm. Geçmişin külüne değil; ateşine talipseniz yabana atmayın derim.

Bu nedenle de “İslam’ın ‘yoldaş’larının (‘refîk’lerinin)”, insana bir kez daha ‘tarih hiç ibret alınsaydı tekerrür eder miydi’ dedirten yenilmiş ve fakat görkemli tarihini saygıyla selamlıyorum. Tabi çoğu dinî, felsefî ve mezhebî fikirlerinin zamanı geçti, devir çok değişti ama ekonomi-politik görüşlerinin gayet Kur’anî ve Peygamberimizin mülk ile ilgili tutumuna paralel olduğunu, bu nedenle de ilham ve esin kaynağı olabileceği görüşündeyim.

(Tavsiye kitap; Ortadoğu’da marjinal bir hareket: Karmatîler, Yrd. Doç. Dr. Abdullah Ekinci, Odak, Ank., 2005).



__________________
O halde yüzünü, Allah'ı bir tanıyarak dine, Allah'ın insanları üzerine yaratmış olduğu fıtratına doğrult. Allah'ın yaratışında değişiklik bulunmaz. Dosdoğru din budur. Fakat insanların çoğu bilmezler.
Yukarı dön Göster asım's Profil Diğer Mesajlarını Ara: asım
 
mustacanta
Ayrıldı
Ayrıldı
Simge

Katılma Tarihi: 18 aralik 2009
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 198
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı mustacanta

Uzun ama güzel bir yazı.. paylaşım için teşekkürler..
Yukarı dön Göster mustacanta's Profil Diğer Mesajlarını Ara: mustacanta
 
duacı
Newbie
Newbie


Katılma Tarihi: 03 aralik 2009
Gönderilenler: 22
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı duacı

Selamlar,

Bize şimdiye kadar farklı anlatılan ve halen de tüm başucu tarih (özellikle sünni kaynaklardaki) kitaplarında "Asiler,Kızılbaşlar vs." olarak geçen "Karmatiler" meselesine bu açıdan yaklaşmak oldukça cesaret isteyen bir iş. Aslında İhsan hocanın bu yazısını okuduktan sonra kısa bir tur attım forum sitelerinde. Kendilerini alevi olarak tanımlayanlar Karmati meselesini çok iyi bilmemekle beraber (en azından benim dolaştığım yerlerdeki canlar.!), kendi (Alevi) tarihleri olarak görme eğilimiyle hemen sahip çıkmışlar. Sünniler ise baştan kestirip atıyorlar zaten, Namazsız, Oruçsuz, Hacsız vs. diye, ki bu yaklaşım yazı içinde de verilmiş. Benim ilgimi çeken nokta rivayetleri ele alırken, meseleyi getirmek istediğiniz yere göre seçebiliyor olmanız (Rivayetler o kadar farklı ki..!). Kaldı ki bu yöntem, hiç de ilmi olmamakla birlikte en çok tercih edilen oluyor. Alevi arkadaşlar "Ne güzel laik bir devlet kurmuşlar" "Namaz yok, oruç yok hac yok,içki yasak değil oh bee" havası ile modern popüler kültüre yeni bir damar arama sevdasında. Sünni arkadaşlar ise müslüman bile saymadıkları bu yenilmiş yutulmuş ve hatta kendileri kadar (sonradan) dejenere olmuş bir topluluğu, topyekün karalama derdinde. Dolayısıyla bu yazı sanki her iki tarafın da aşırılıklarına birer itiraz gibi. Yani hoca bence iki tarafında oklarını üzerine çekecek. Yok, aklı selim olanlar derseniz onlar zaten güzel olana güzel diyorlar, kötü olana da kötü. Bu anlamda yazı için teşekkürler İhsan bey. Böyle bir bakış açısı da varmış dedirttiğiniz için. Özellikle sonunda söylediği şu sözler için;

  " Tabi çoğu dinî, felsefî ve mezhebî fikirlerinin zamanı geçti, devir çok değişti ama ekonomi-politik görüşlerinin gayet Kur’anî ve Peygamberimizin mülk ile ilgili tutumuna paralel olduğunu, bu nedenle de ilham ve esin kaynağı olabileceği görüşündeyim."



__________________
emrolunduğun gibi dosdoğru ol
Yukarı dön Göster duacı's Profil Diğer Mesajlarını Ara: duacı
 
sabaha_dogru
Yeni Uye
Yeni Uye


Katılma Tarihi: 21 mart 2010
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 10
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı sabaha_dogru

Recep ihsan hocamın yüreğine sağlık. Yine kanımıza işleyen bir makale yazmış.

Allah kendisinden razı olsun..

Yukarı dön Göster sabaha_dogru's Profil Diğer Mesajlarını Ara: sabaha_dogru
 

Eğer Bu Konuya Cevap Yazmak İstiyorsanız İlk Önce giriş
Eğer Kayıtlı Bir Kullanıcı Değilseniz İlk Önce Kayıt Olmalısınız

  Yanıt YazYeni Konu Gönder
Yazıcı Sürümü Yazıcı Sürümü

Forum Atla
Sizin yetkiniz yok foruma yeni mesaj ekleme
Sizin yetkiniz yok forumdaki mesajlara cevap verme
Sizin yetkiniz yok forumda konu silme
Sizin yetkiniz yok forumda konu düzenleme
Sizin yetkiniz yok forumda anket açma
Sizin yetkiniz yok forumda ankete cevap yazma

Powered by Web Wiz Forums version 7.92
Copyright ©2001-2004 Web Wiz Guide
hanif islam

Real-Time Stats and Visitor Reports Sitemizin Gunluk, Haftalik, aylik Ziyaretci  Detaylari Real-Time Stats and Visitor Reports

     Sayfam.de  

blog stats