HANiFDOSTLAR.NET

 

Kuran Müslümanı
 

(Şahıs odaklı din anlayışından Allah odaklı din anlayışına...)

Ana Sayfa Hanif Mumin  Iste Kuran Kurandaki Din  Kur'an Yolu  Meal Dinle Sohbet Odasi Hanifler E- Kitaplik Kütüb-i Sitte ?  ingilizce Site Kuran islami Aliaksoy Org  Hasanakcay Net Tebyin-ül Kur'an Önerdiğimiz Siteler Bize Ulasin

 

- Konulara Göre Fihrist

- Saçma Hadisler

- Hadislerin-Sünnetin İncelemesi

- Haniflikle İlgili Sorular Cevaplar

- Misakın Elçisi Kim?

- Kuranda Namaz/Salat

- Onaylayan Nebi

- Kuranda Namaz/Salat

- Enbiya 104

- Kuranda Yeminler

- Adem Hakkında Sorular

- Ganimetleri Resulün Eline Nasıl Vereceğiz?

- Allahın ındinde YIL ve DOLUNAYLAR

- Abese ve Tevella

- Hadisçilerce Tahrif Edilen Ayetler

- Mübarek Yer, Mübarek Vakit

- Arkadaş Peygamber

- Kuranın İndirilişinden Günümüze Gelişi

- Bir Türban Sorusu

- Kuran ve Bize Öğretilenlerin Farkı

- Namazın Kılınışı

- Hadislere Göre Namaz

- Kuranda Salat Namaz mıdır?

- Kuran Yetmez Diyen Uydurukçular

- Bizler Hanif Dostlarız

- Sahih Hadis mi İstersiniz?

- Hakkı Yılmaz'ın Tebyin Çalışması

- Kur'anı Anlamada Metodoloji

- Tarikatçıların Çarpıttığı Birkaç Ayet

- Nasıl Kur'an Okuyalım?

- Kur'anı Kerim Nedir?

- Kur'anda Oruç

- Allah'sız Bir Din ve Allah'sız Bir Kur'an İnancı

- Kuransız Bir İslam Anlayışı ve Müşrikleşme

- Meal Çalışmasına Davet

- Allah Şahit Olarak Kafi Değil mi?

- Doğru Hadisleri Ne Yapacağız?

- Kur'andaki Muhammed ve Peygamberlerin Misyonu

- Mahrem, Avret, Ziynet

- Nur Suresi Çeviri-Yorum

- Cilbab

- Resule İtaat Ne Demektir?

- Hadis Kalburcuları ve Kalburları

- Kur'anı Kerim'in İndiriliş Gayesi

- Kur'anda Amellere Karşı Cahili Yaklaşım

- İslamdışı İnanışlara Kur'andan Örnekler

- Biri Şu Haram Üretim Tesislerini Kapatsın

- Tasavvufta İslam Var mı?

- İslamda Delil Sorunu

- Kurban Kesmek

- İlahi Hitabın Serüveni

- Ecel Nedir?

- Şirk, İşrak, Müşrik, Müşareke, Müşterik

- Büyü Yapan ve Yaptıranlar

- Peygamberlere Karşı Rabbani Yaklaşımlar

- Salat-ı Tefriciye yada Zikri Çarpıtmaya Bir Örnek

- Mucize Nedir?

- Ayrılıkların Nedenleri

- Sıfır Hata veya Kur'an

- Haniflik Nedir?

- Rabıta İle Şeyhlere Tapanlar

- Hadis Zindanının Mezhepçi Mahkumları

- İslam Dininin Öğrenilmesinde Kaynak Sorunu

- Fasık ve Münafıkların Genel Tanımlaması

- Hadisler, Hıristiyanlık ve Selman Rüştü

- Kur'anı kerim'in İndiriliş Gayesi

- Müstekbirlere Karşı Cahili Yaklaşım

- Halis-Hanif İslam

- Kur'anda Şefaat

- Fuhuş Tellalı Tefsirciler

- Hayızlıyken Neden Namaz Kılınmasın?

- Cebrail, Vahiy, Melek

- Dindarlıkta Müşrikleşme Temayülü

- Büyü Yapan ve Yaptıranlar

- Yaratılış, Adem, Havva

- Kur'an Yerel mi, Evrensel mi?

- Reform Dinde mi, Dindarlıkta mı?

- Ne Mutlu Tağutu Olmayanlara

- Peygambere Saygı(?)

- Hadislere Kanıt Diye Gösterilen Ayetler

- Allah Nazara Karışmadı mı?

- Kur'anı Kerimle Amel Etmek Mümkün mü?

- Kur'anda İnkar Edenlerin Vasıfları

- Müminlerin Vasıfları

- Allah'ın Vasıfları

- Kur'anın Vasıfları

- Dine Karşı Cahili Yaklaşımlar

- Kur'an Merkezli Din

- İrin Küpü Patladı; Mevlana

- Hurafe ve Bidatlar

- Peygamberi Tanrılaştırma

- Hz. İsa'nın Ölümü

- Allah'ın Mesajının Adı: Kelamullah

- Allah'ın Resule Uyarıları

- Kur'ana Göre Tenkit ve Eleştiri Nasıl Olmalı?

- Kur'anda Sevgi

- Sofuların Devlet Desteğiyle Desteklenmesi

- Hans Von Aiberg Aldatmacası

- Kabir Azabı Safsatası

- Kur'an Kıssalarının Önemi; Masal Değiller

- Kur'anda Toplumsal Sünnetler

- Tefsirde İsrailiyyat

- Kardeş Evliliği Olmadan Çoğalma

- Hans Von Aiberg Tutuklandı

- Kur'anda Tevbe Kavramı

- Yaşar Nuri Öztürk'ün Yorumuyla Namaz

- Karadelikler; Bir Büyük Yemin

- Mezhepçilerin Ümmi Açmazı

- Kabe Nedir? Mekkede midir, Kudüste mi?

- Kur'anda Ruh Kavramı

- Kur'anda Nefs Kavramı

- Amin Kavramı ve Putperestlik

- Diyanet İşleri Başkanlığının Sitemize Cevabına Cevaplar

- Resul ve Nebi -1

- Resul ve Nebi -2

- Sapık Bir Fırka: Hansçılar

- Cihad mı, Çapulculuk mu?

- Kur'an Deyip Namazı Yok Sayanlar

- Cennete Sadece Müslümanlar mı Girecek?

- Kur'anda El Kesme Cezası var mı?

- Nazar veya Göz Değmesi Var mı?

- Şehadet Getir, Münafık(?) Ol

- Kur'anda Eleştiri Metodu

- Hacc Mekkede mi, Bekkede mi?

- İslami Tebliğde Kur'an Metodu

- Saptırılan Kavram: Mekruh

- Kur'anda Cuma Namazı var mı?

- Of Be Kader, Allah mı Suçlu Yoksa Biz mi?

- Kader Açısından Cebir ve İhtiyar

- Baban Peygamber Olsa Ne Yazar

- Kur'anda İnsan Hukuku

- Vahdet-i Vücud, Şirkin Alası

- Tasavvufi Bilginin Kaynağı Vahiy mi?

- İslam'da Resullük Son Bulmuştur

- Teveffi Kelimesi ve Arap Dili

- Tasavvuf Üzerine Düşünceler

- Nefis Mertebelerinin İç Yüzü

- Allah Rızası Anonim Şirketi; Tarikatlar

- Tasavvuf ve Eşcinsellik -1

- Tasavvuf ve Eşcinsellik -2

- Nakşi Şeyhi Allah'ın Avukatı mı?

- Kur'anda "ve+la" Öbeği

- Putlar ve Tapanlar

- Son Peygamberimizin Okuma Yazması

- Mesih ve çarpıtılan Bir Ayet

- Hac İzlenimleri

- "Üzerinde 19 var" da Son Nokta

- Secde Emri

- Kur'andaki Hac

- Aracıların Gaybı Bildiği İnancı

- Tarikatçı - Müşrik Karşılaştırması

- Gazali'nin Kadına Bakışı

- Kur'anda Kadına Verilen Önem

- Başörtüsü Allah'ın Emri Değil

- Başörtüsü Takmak Kur'anda Var mı?

- Kur'anda Kadın Dövmek Var mı?

- Cariye, Köle; Utanmaz Mealciler

- Kadına Yönelik Şiddet

- Sünnet Edilen Kızın Öyküsü

- Erkekçe ve Kadınca Meal Konusu, Nebe 33. Ayet

- Harem - Selamlık Kimin Emri?

- Zina, Evlilik ve Örtünme Adabı

- Cariyeleri Aç, Hür Kadınları Kapat (!)

- Çok Eşliliği Yasaklayan Ayetler

- Kur'ana Göre Evlilik Hukuku

- 2 Kadın = 1 Erkek, Uydurma mı?

- Danimarkalı mı Sapık, Buhari mi?

- Ebu Hanife, Cariyenin Avreti

- Nisa 25, Hür Kadın ve Fahişe İfadesi

- Maymunların Hadisi ve Recm Vahşeti

- Hz. Muhammed'in Tebliği

- Peygamberi Tanrılaştırma

- Angarya Haline Getirilen İbadet

- Buhari'nin Hadislerini Buhari Yazmamıştır

- Hadis ve Sünnet Gerçeği

- Uydurma Hadisler, İslamın Kara Boyası

- Hadisler Dinin kaynağı Olamaz

- Uydurmaların Sınırı Yok; Şeytan Geyiği

- Beşeri Hükümler Neden Kutsal Oluyor?

- Hadis - Kur'an Çelişkisi

- Kur'anda/Dinde Olanlar ve Olmayanlar

- Cehennem'den Çıkış Yok

- Kur'anda Tağut

- Ebu Hureyre Gerçekte Kimdir?

- Hadis - Mantık Çelişkileri

- Kurban ve Kurban Bayramı Nereden Geliyor?

- Hadislere Göre Kur'an Eksiktir

- Bildiri: İslam Anlayışında Reform

- Arapça mı, Arap Saçı mı?

- Koca mı Üstün, Allah mı?

- Esbab-ı Nüzül Komedi Hadisleri

- İşte Geleneğin Dini

- Ulul Emir İle Kim Kastediliyor?

- Kul Hakkı

- Yezidi Bir Gelenek: Aşure Tatlısı

- Hz. İbrahim'den Asrımıza Dersler

- Taklitçiliğin Boyutları

- Seb-ul Mesani Nedir?

- Kelle Sayılarak Gerçek Bulmak

- Kıyamet - Mahşer Günü ve Sonrası

- Kur'anda Namaz Vakitleri

- Kur'anda Cuma Konusu

- Salih Olmak Yetmez

- Hudeybiye Anlaşması Uydurma mı?

- Kitap Yüklü Eşekler

- Kur'andaki Hac

- Hz. Nuh'un Oğlu Kimdi? İftira mı?

- Ruhun Ağırlığına Başka Bakış

- Hz. İbrahim Yalancı Değildi

- İncil'de Kadına Bakış

- Şirkin Büyüğü Küçüğü Olur mu?

- Kur'andaki Abdest ve Hijyen

- Din de Bir Araçtır

- Kur'an Okumanın Zararları

- Kur'anda Dua Ayetleri

- Kur'anda Tarih Kavramı ve Bilinci

- Şekilsel Secde Kur'anda Yok mu?

- Salat ve salatı İkame

- Kur'andaki Emr Kavramı Üzerine

- Dindar İnsanlar Şirk Koşar

- Alak Suresinin İlk Beş Ayeti

- Men Arefe'nin Çözümü

- Kur'andaki Av Yasağı

- Fıtrat ve Namaz Vakitleri

- Kur'anda İnsan Hukuku

- Din Büyüklerini Tanrılaştırma

- Allah'a ve Muhammed'e Değil

- Kur'andaki Örnek Tevekkül

- Şekilsel Rüku Kur'anda Yok mu?

- Hz. İbrahim Kuşları Kesti mi?

- Ehli Sünnet Dininin Anayasası

- İnsan Allah'ın Halifesi mi?

- Kur'an Üzerinde Düşünmek

- Şirkin Kuyusuna Düşenlere Uyarılar

- Kur'an Ölülere Okunmak İçin mi İndirildi?

- Ayda Okunan Kur'an Masalı

- Hz. İbrahim, Safa ve Merve Masal mı?

- "Haç"er-ul Esved (!)

- Mevlana Sahte Bir Peygamber Değil mi?

- Tasavvufun Tanrısı İki Zıttır

- Kur'andaki Tasavvuf: Teveccüh

- Önce Batıl ve Hurafe İle Savaşalım

- Resuller Haram Kılamaz mı?

- Elçi Muhammed ile İnsan Muhammed'in Farkı

- Tarikatlarda Aracılar Rezaleti

- Nur Suresi 31. Ayet Nasıl Çarpıtılıyor?

- Sırat Kıldan İnce, Kılıçtan Keskin mi?

- Kur'anda Zalimler

- Bütün Mehdileri Çöpe Atıyoruz

- Kur'ana Göre Ramazan Ayı ve Haram Aylar

- Tasavvufçuların İlahı; Varlık ve Yokluk

- Tasavvufçuların Küçük Putları

- Sünnet Etmek yaratılışı Değiştirmedir

- Son Peygamberimizin Mektupları

- Fıtrat ve Namaz Vakitleri

- Mescid-i Aksa Nerede?

- Büyük Kandırmaca: Hadis

- Kur'an Neden Arapça Olarak İndirilmiştir?

- Kimin dini? Kimin Kitabı? Kimin Meali?

- Evliya Kelimesinin geçtiği Ayetler

- Şimdiye Kadar Yaşanan İslam

- Ayın Yarılması Diye Bir Mucize Yoktur

- Kabe Dikili Taş Değil mi?


Up | Down | Top | Bottom
 
Şu da emredildi: Yüzünü dine bir Hanif olarak çevir. Sakın müşriklerden olma.

Yunus Suresi 105

Ben bir Hanif olarak yüzümü gökleri ve yeri yaratana döndürdüm. Müşriklerden değilim ben.

Enam Suresi 79

İbrahim ne bir Yahudi idi, ne de bir Hıristiyan. O sadece hanif bir müslümandı. O müşriklerden değildi.

Ali İmran Suresi 67

Şu da kuşkusuz ki, İbrahim başlıbaşına bir ümmetti; bir Hanif olarak Allah'ın önünde eğiliyordu. Müşriklerden değildi.

Nahl Suresi 123

De ki Allah doğrusunu söylemiştir / vaadinde sadıktır.Haydi artık Hanif olarak İbrahim'in Milleti'ne uyun! Müşriklerden değildi o.

Ali İmran Suresi 95

Allah'a ortak koşmadan, Hanifler olarak... Allah'a ortak koşan kişi, gökten düşmüş de kendisini kuşlar kapışıyor veya rüzgar onu uzak bir yere fırlatıp atıyor gibidir.

Hacc Suresi 31


Up | Down | Top | Bottom

HABERLER

 

 








 

 

  Hanif Islam

 

İhsan ELİAÇIK
 Hanif Dostlar Ana Sayfa -> İhsan ELİAÇIK
Konu Konu: allah eşitliği takdir etti... Yanıt YazYeni Konu Gönder
Yazanlarda
Gönderi << Önceki Konu | Sonraki Konu >>
asım
Uzman Uye
Uzman Uye


Katılma Tarihi: 14 agustos 2008
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 1700
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı asım

Kur’an’da bir ayet var, yazının başlığı oradan aldım.

Mevcut meallere bakılırsa, bu tür konuların çoğunda olduğu gibi “sinirleri  alınmış” ayetlerden birisi ile daha karşı karşıya olduğumuz görülüyor.

“Eşitlik” kavramına duyulan antipati nedeniyle türlü teviller yapılarak anlaşılmaz hale sokulmuş.

Bakın ne diyor ayet: “Yeryüzünde sabit dağlar varetti. Orasını bereketlendirdi. Orada dört mevsim güç/kuvvet kaynaklarını (egvâtuhâ), isteyenler/ihtiyaç sahipleri eşit olarak yararlansın diye (sevâen li’s-sâilîn) takdir etti.” (Fussilet; 41/10).

Ayette geçen “isteyenler için eşitçe” (sevâen li’s-sâilîn) ifadesi “eşitliğin” bir Kur’an kavramı olduğunun apaçık delilidir. Sadece burada değil; başka yerlerde de özellikle “rızık” söz konusu olduğunda “eşitlik” kavramının dikkat çekici bir şekilde vurgulandığını görüyoruz. (bk. Nahl; 71).

Ayette geçen “dört günde” (fî erbeati eyyâm) dört mevsim içinde yani bütün bir yıl boyunca, “güçler/kuvvetler” (egvât) da insana güç veren, kuvvet toplamasını sağlayan gıdalar/rızık ve rızık kaynakları manasındadır. Kur’an, bunlara yeryüzündeki güç/kuvvet kaynakları (egvâtuhâ) diyor. “Egvât”  Türkçe’de de kullanılan “guvve” nin çoğuludur ki kuvvet diye telaffuz ederiz. En geniş anlamıyla yeryüzünde rızık biriktirici tüm servet ve güç yığıcı tüm iktidar kaynaklarını ifade eder.

İşte, Allah, yeryüzünün tüm güç ve kuvvet kaynaklarının/servet ve iktidar araçlarının isteyenler yani ona ihtiyacı olanlar arasında “eşitçe” dağıtılmasını/paylaştırılmasını “takdir” ettiğini söylüyor.

Bu şu demek: Böyle buyurdu Allah! Böyle olmasını istiyor!

Ne istiyor? Yeryüzünde güç ve kuvvet kaynaklarında eşitlik!

Yarattığı rızık ve rızık kaynaklarının zenginler arasında dönüp dolanan bir tahakküm aracı  (devlet) olmasını istemiyor! (Haşr; 7).

Her türden sosyal, politik, iktisadi güç ve kuvvet kaynaklarının “eşitçe” dağıtılmasını, bir yerde merkezîleştirilmemesini (temerküz), ortaklaşacı üretim ve paylaşım düzeni içinde bunlardan tüm insanların faydalanmasını istiyor! (Fussilet; 10).

Demek ki neyi “takdir” ediyor? Zengin ile yoksul arasındaki uçurumun sürüp gitmesini, bunun bir imtihan olmasını değil; uçurumun kapatılmasını, “eşit” hale gelmeyi…

Demek ki neyi “irade” ediyor? Güç ve kuvvetin ömür boyu üsttekilere, acziyet ve zaafiyetin de ömür boyu alttakilere ait olmasını değil; güç ve kuvvet kaynaklarının eşitçe dağıtılmasını, kimseye tapulanmamasını, ezmek, sömürmek ve tahakküm gibi hegomonya araçlarına dönüşmemesini, bilakis “kamucu amaçlar” için yayılarak seferber edilmesini…

Lütfen bu ayeti (Fussilet; 10) tekrar tekrar okuyun, üzerinde düşünün. Diğer eşitlik ayetleri (ör. Nahl; 71, Haşr; 7) ile karşılaştırınız…

***

Ayet doğrudan adalet, özellikle de eşitlik mesajı verdiğine göre, devam edelim…

Rağıp el-Isfehanî’nin dediği gibi adalet eşitçe paylaştırma (et-taqsît ala’s-sevâ) demektir. (el-Müfredat, ADL mad.). Bu durumda adaletin ruhu ve sevk-i sebebi (emredilme yönü) eşitlik olmuş olur.

Bu iki türlü olur: Biçimsel eşitlik ve fonksiyonel eşitlik…

Biçimsel eşitlik Aristo’nun “dağıtıcı adalet” dediği şeydir ki kişinin dil, din, ırk, bölge, kavmiyet, milliyet, mülkiyet, cinsiyet vs. ayrımı yapılmaksızın herkesin eşit görülmesidir. Eski Yunan adalet tanrıçası Themis resmindeki gibi burada adaletin gözü kapalıdır, kimin ne olduğuna bakmaz. Acilen sağlanması gereken ilk etaptaki eşitlik budur.

Fonksiyonel eşitlikte ise adaletin gözü açıktır. Kimin ne olduğuna bakar. Örneğin yemek dağıtılırken herkesin yemek hakkı olduğunu söylemek biçimsel eşitliktir. Kimseye dili, dini, ırkı, bölgesi, mülkiyeti, cinsiyeti veya yaşı sebebiyle ayrımcılık yapılamaz. Fakat çocuklara ayrı, hastalara ayrı yemek vermek fonksiyonel eşitliktir. Burada adaletin göze açıktır ve kimin ne olduğuna bakar ve fonksiyonuna göre dağıtır. Aristo buna da “denkleştirici adalet” der.

Ali Şeriati de, bu ayrımın Kur’an’da adalet (denkleştirme) ve kıst (hakkı olanı verme) kavramları ile yapıldığını söyler. Adaletin mahkeme, yargı, hukuk, adliye teşkilatı gibi üst yapıda, Kıst’ın ise mülkiyet ilişkileri gibi alt yapıda olacağını ifade eder.

***

Demek ki “İslam’da eşitlik yok; adalet var” sözü,   “İslam’da devrim yok; diriliş var” sözü gibi içi boş manasız bir demogojidir.

“Eşitlik” ve “devrim” bal gibi Kur’an kavramlarıdır. (bkz. “Devrimci İslam”, ve “ İslam ve sosyal değişim” adlı kitap çalışmalarımız; İst., 1992).

İnsanların “farklı” renk, tip, cinsiyet ve karakterde yaratılması eşit yaratılmadığı anlamına gelmez. Farklıyım diye adam eşit olamayacağını iddia ediyor. Farklılıktan eşitsizlik ve hatta üstünlük çıkarmaya kalkıyor. Eşitlik davası tam da burada lazımdır.

Demek ki adaletin amacı (biçimsel veya fonksiyonel) eşitliği sağlamadır. Bu iki türüyle eşitlik sağlandığında adalet gerçekleşmiş olur. Bunlar iç içe geçmiş, biri olmadan diğeri olmayan, biri diğerini doğuran kavramlardır. Hakkaniyet, dağıtıcı adalet, denkleştirici adalet veya mutlak eşitlik, nispi eşitlik vs. diye daha Hukuk Fakültelerinin birinci sınıflarında öğretilir.

***

Kur’an’da adalet ve eşitlik kavramları birkaç çeşittir; Adalet, Kıst, Vasat, Hakk, Vezn, Sevâ… Bunların her biri meselenin ayrı bir yönünü ifade eder ve kavramı bütün yönleri ile detaylandırır. (bkz. “Adalet Devleti; Ortak iyinin iktidarı” adlı kitap çalışmamız; İst, 2003).

Örneğin eşitlik (sevâ) başlıca üç düzeyde ele alınır:

Birinci düzey: İnsanın yaratılışı anlatılırken kullanılır: “İnsan kendisinin başıboş bırakılacağını mı sanır? O akıtılan bir meninin içinden bir nutfe değil miydi?  Sonra bu aşılanmış bir yumurta oldu, derken Allah onu eşitleyip biçimlendirdi. Ondan da iki eşi; erkek ve dişiyi varetti” (Kıyamet; 75/36-39).

“Sonra onu eşitçe yaratıp düzenledi. Ona kendi ruhundan üfledi. Ve size kulaklar, gözler, kalpler verdi. Ne kadar az şükrediyorsunuz?” (Secde; 32/9).

Görüldüğü gibi insanın yaratılışını anlatan ayetlerde “sevâ/tesviye” kavramının kullanılması çok manidardır. “Biçim verdi, düzenledi, tam yaptı” denmek istenirken hep eşitlik kökünden gelen bu kavram kullanılır. Bunun anlamı insanın yaratılış anında kadın erkek eşit bir şekilde yaratıldığı, ana rahminde böylece biçim verildiği, düzenlendiğidir. Yaratılıştaki eşitlik anlatılmak istenir.

İkinci düzey: Dünya hayatındaki bir takım farklılıklar anlatılırken kullanılır: “Kör ile gören eşit olur mu? Karanlık ile aydınlık eşit olur mu?” (Nahl; 16/16), “Hacıları su verme ve Mescid-i Haram’ı onarma ile Allah yolunda cihad eşit olur mu?” (Tevbe; 9/19), “Oturanlar ile malları ve canlarıyla cihad edenler eşit olur mu?” (Nisa; 4/95), “Kendine bile sahip olmayan zavallı bir kul  ile verdiğimiz rızıklardan gizli açık infak eden eşit olur mu?” (Nahl; 16/75).

Görüldüğü gibi burada da dünya hayatında insanlar arasında fizikî, tabiî, ahlakî veya amelî bir takım farklar karşılaştırılır ve bunların sanki aralarında hiç fark yokmuş gibi olamayacağı belirtilir. Ancak farklılıklardan eşitsizlik çıkarmak, dahası bunu bir ayrıcalıklı sınıflaşmaya dönüştürerek, özellikle rızık ve rızık kaynaklarının kullanımı konusunda sınıflaşma ve eşitsizlik yaratılmaya kalkışılınca üçüncü düzeydeki eşitlik ayetleri gelir ve tekrar birinci düzeydeki yaratılıştaki eşitlik temasına dönülür.

Üçüncü düzey: Rızık ve rızık kaynaklarının kullanımı anlatırken kullanılır:  “Yeryüzünde sabit dağlar varetti. Orasını bereketlendirdi. Orada dört mevsim güç/kuvvet kaynaklarını (egvâtuhâ), isteyenler/ihtiyaç sahipleri eşit olarak yararlansın diye (sevâen li’s-sâilîn) takdir etti.” (Fussilet; 41/10), “Rızıkta üstün kılınanlar (zenginler) yanlarındaki (yoksullar) ile eşit hale gelmemek için onlara vermiyorlar. Allah’ın nimetini mi inkar ediyor bunlar? (Nahl; 16/71).

Görüldüğü gibi birinci düzeyde eşitlik, ana rahmindeki yaratılış ile başlıyor.  Burada bir ayırım yapılmıyor ve yaratılış anlatılırken hep eşitlik kökünden gelen kavram (sevâ/tesviye) kullanılıyor. Sonra ikinci düzeyde insanoğlu dünyaya geliyor. Dünyanın çeşitle halleri sebebiyle farklılaşmalar oluyor. Dil,  din, ırk, renk, mülkiyet, cinsiyet, kavmiyet ve milliyet temelinde yaşanan bu farklılaşmaların Allah’ın bütün insanlar için yarattığı rızık ve rızık kaynaklarında (üretim araçlarının kullanımında) bir eşitsizliğe ve sınıflaşmaya yol açtığı görülünce buna “dur” deniliyor ve üçüncü düzeyde “eşitliğin takdir edildiği” açıklanarak, tekrar yaratılıştaki eşitlik düzeyine çekilinmesi çağrısı yapılıyor.

Bunun anlamı “farklı fakat eşit” yaşama çağırısıdır.

Özellikle rızık ve rızık kaynaklarının kullanımı konusundaki eşitsizliğe Kur’an’ın tahammülü olmadığını görüyoruz. Öyle ki yoksulluk boyutundaki eşitsizlik “Allah’ın nimetini inkar”,  açlık boyutundaki eşitsizlik de  “Allah’a ortak koşmak” olarak görülmektedir. (bkz. Nahl; 16/71,112 ve Fussilet; 41/10 ile öncesi ve sonrasındaki ayetler.)

***

Demek ki şairin “Bir mesele var ki bütün meselelerin başı” dediği şey Kur’an’da esaslı bir şekilde ele alınan adalet ve eşitlik meselesidir.

Eşitliği, “sola ait bir kavram” kompleksiyle adaletten ayıran ve “İslam’da eşitlik değil; adalet var” diyen söylem yukarıda görüldüğü gibi Kur’an verileriyle bağdaşmamaktır. 70’li yılların sağcılaştırma operasyonlarından kalma olup hiçbir geçerliliği yoktur.

Etrafınıza bakın; dil, din, mezhep, meşrep, renk, ırk, bölge, kavmiyet, meslek, milliyet, cinsiyet ve mülkiyetten kaynaklanan yığınla adaletsizlikler ve eşitsizlikler görmüyor musunuz?

Kur’an, yukarıdaki ikinci düzey kullanımda nelerin birbiriyle eşit olamayacağını söylüyor.  Oturanla cihat eden, başkasına köle olanla, kendisi kazanıp gizli açık infak eden ve adaleti emredenin eşit olamayacağı gibi…

Dikkat edilirse bunların hepsi fizikî mecburiyet (kör ve sağır ile gören ve işiten vb.), doğadaki farklılıklar (aydınlık ile karanlık vb.) ve ahlakî meziyet farklılıklarıdır. Ancak bu farklılıkların hiç birisi rızık ve rızık kaynaklarının (güç ve kuvvet kaynaklarının) eşitçe paylaşılmasına ve dağıtılmasına mani değildir.

Keza bu farklılıklar üstteki-alttaki, ezen-ezilen, zengin-yoksul, yöneten-yönetilen, doğulu-batılı, zenci-beyaz, kadın-erkek, asker-sivil, Alevî-Sünnî, Türk-Kürt, Arap-Acem vs. eşitsizliklerine yol açamaz…

İşte burada Allah “eşitliği” takdir ettiğini söylüyor. Böyle olmasını murad ediyor, iradesini bu yönde açıklıyor. Kanımca ayette ifade edilen manayı başka yönlere çekip bu vurguyu ıskalamak bilmeden yapılıyorsa mazeret, bilinçsiz yapılıyorsa gaflet, bile bile yapılıyorsa hıyanettir.

Kur’an söz konusu eşitliği sağlamanın türlü yollarını göstermiştir; Zekat, sadaka, infak, karz-ı hasen, i’ta gibi verme/paylaşma emirleri hep bu “takdirin” yerine gelmesi, gerçekleşmesi içindir. Hacc, tavaf, ihram, namaz, secde, saf bağlama vs. hep bu eşitliği gösteren ve örnekleyen ritüellerden (nusuk) ibarettir.

Ana rahminde bir atımlık nutfe ve aşılanmış yumurta (alak) halinde oluşurken eşit değil miydik? Orada tek bir nefs olarak eşitçe yaratılıp biçim verilmemiş miydik? (Şems; 91/7: Ve nefsin ve mâ sevvâhâ).

“O ki seni yarattı, (özüne) eşitliği koydu, adaleti yerleştirdi” (İnfitâr; 82/7; Ellezî halagake, fesevvâke, feadaleke).



__________________
O halde yüzünü, Allah'ı bir tanıyarak dine, Allah'ın insanları üzerine yaratmış olduğu fıtratına doğrult. Allah'ın yaratışında değişiklik bulunmaz. Dosdoğru din budur. Fakat insanların çoğu bilmezler.
Yukarı dön Göster asım's Profil Diğer Mesajlarını Ara: asım
 
Guests
Guest Group
Guest Group


Katılma Tarihi: 01 ekim 2003
Gönderilenler: -259
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı Guests

Âyetin doğru manalandırılması için üç kelimenin doğru anlaşılması gerekir. Bu kelimeler: "sevéen", séilîn" ve "evqét" kelimeleridir.

Yazar, "séilîn"i :"isteyenler", "sevéen"i (hal anlamıyla): "eşit olarak", "eqvét"ı da: "mevsim güç/kuvvet kaynakları" diye çevirmiş...

Aslında burada evqât:rızıklar, sevéen (4'ün sıfatı olarak) tam/eşit, séilîn de: "soranlar" şeklinde anlaşılırsa ayetin verdiği mesaj daha doğru anlaşılmış olacak.

Bu ayet bir önceki ayetin devamı olarak, "soranlara (lis-séilîn), dünyayı ve üzeride yükselen dağları ve ora geçimliklerini (dünyanın yetiştirdiği rızıkları) toplam tam 4 günde yarattığını söylüyor. Anladığım kadarıyla ayet bunu söylüyor.

Kanaatımca yazar kurguladığı anlam dolayısıyla ayeti bam başka anlama çekmiş. Ayete yüklediği bu anlamla, olmasını istediği şekle sokma gayreti içerisine girmiş. Anlaşılan yazar "eşitlik" kavramına kilitlenmiş. Halbu ki, yeryüzünde her canlıya eşit yararlanma imkan ve gücü verilmediği oldukça açık. Şu bir gerçek ki, her canlı yaşadığı bölgede bölgenin imkanlarına (bereketine/verimliliğine) ve de büyük etken sahip olduğu gücüne göre yeryüzü rızkından yararlanabilmekte. Yani hayvanlar arasında da,  yazarın arzuladığı eşitliği ve adaleti görmek mümkün değildir... En azından dünya sakinlerinin (tüm canlıların) öyle yaratmadığını görüyoruz. Yoksa ben mi yanlış bakıyor, görüyorum!

Yukarı dön Göster Guests's Profil Diğer Mesajlarını Ara: Guests
 
isimsiz
Uzman Uye
Uzman Uye


Katılma Tarihi: 02 haziran 2010
Gönderilenler: 137
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı isimsiz

Merhaba,

 

[Fusilet/9-10]: Siz, yeri iki günde/evrede yaratanı mı inkâr ediyor ve O’na eşler/ortaklar kılıyorsunuz? O, alemlerin Rabbidir. Onun {Yerin} üzerinde sabit dağlar kıldı ve orayı bereketlendirdi. Ve orada, talep edenler/arayanlar için eşit olmak üzere dört günde/evrede rızıklar takdir etti.

 

“Sevaen” sözcüğü, 4’e sıfat olursa çeviri “eşit dört günde” olmalıdır (ki anlamsızdır) diye düşünüyorum. “Tam dört günde” demek ile “dört günde” demek zaten aynı şeydir. Bu yüzden “sevaen” nin “tam” olarak çevrilmesini (ki sözcüğün Kuran’da bu anlamda kullanıldığını göremiyorum) isabetli bulmuyorum.

 

Ayrıca yazarın “dört mevsim” çevirisini de hem ayetin bir önceki ayetle ilişkili olmasından, hem de “dört mevsim kuvvet kaynakları” ifadesinin zorlama olduğunu düşündüğümden, doğru bulmuyorum.

 

“es-sailin” ile de tüm canlıların değil insanların kastedildiğini ve “rızık eşitliği” bağlamında Nahl/71 ile temelde aynı şeyi anlattığını düşünüyorum.

 

Selam

 

 

Yukarı dön Göster isimsiz's Profil Diğer Mesajlarını Ara: isimsiz
 
sasha
Uzman Uye
Uzman Uye


Katılma Tarihi: 27 kasim 2009
Gönderilenler: 368
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı sasha

Bu ayet yazarin isledigi sekilde, bir esitlik mesaji vermiyor.

Yazar her ne kadar esitlik kavramini islemeye/uygun dusurmeye calismissa da, rizik bakimindan bu esitlik yok ne yazik ki..

Yeryuzunde insan veya diger canlilarin hizmetine sunulmus riziklar sonsuz ama kullanim anlaminda sinirlidir.

Bir penguen'i dogal ortamda Akdeniz sularinda yasatamassiniz. Tipki kutup noktasinda dogal ortamda cilek yetistiremeyeceginiz gibi..






__________________
sana iyi görünen bir başkasının kötüsüyse ona "gerçek" değil “düşün” denir. gerçekler değişmez ama düşün değişkendir.
Yukarı dön Göster sasha's Profil Diğer Mesajlarını Ara: sasha
 
isimsiz
Uzman Uye
Uzman Uye


Katılma Tarihi: 02 haziran 2010
Gönderilenler: 137
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı isimsiz

sasha Yazdı:


Yeryuzunde insan veya diger canlilarin hizmetine sunulmus riziklar sonsuz ama kullanim anlaminda sinirlidir.

Bir penguen'i dogal ortamda Akdeniz sularinda yasatamassiniz. Tipki kutup noktasinda dogal ortamda cilek yetistiremeyeceginiz gibi..

Ayet ne söylüyor, siz ne söylüyorsunuz...

 

Yukarı dön Göster isimsiz's Profil Diğer Mesajlarını Ara: isimsiz
 
sasha
Uzman Uye
Uzman Uye


Katılma Tarihi: 27 kasim 2009
Gönderilenler: 368
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı sasha

isimsiz Yazdı:

sasha Yazdı:
Bu ayet yazarin isledigi sekilde, bir esitlik mesaji vermiyor.

Yazar her ne kadar esitlik kavramini islemeye/uygun dusurmeye calismissa da, rizik bakimindan bu esitlik yok ne yazik ki..

Yeryuzunde insan veya diger canlilarin hizmetine sunulmus riziklar sonsuz ama kullanim anlaminda sinirlidir.

Bir penguen'i dogal ortamda Akdeniz sularinda yasatamassiniz. Tipki kutup noktasinda dogal ortamda cilek yetistiremeyeceginiz gibi..

Ayet ne s�yl�yor, siz ne s�yl�yorsunuz...

 



Yazar sadece ayeti irdelememis, yazarin islemis oldugu esitlik kavrami icinde ayet icerigi kullanilmis sadece, bir fikri sunmak amacli. Once bunu ayristirin, sonra cevap yazin.

Neymis ayet bakalim?

Allah dort gunde sabit daglari yaratmis. Oraya bolluk ve bereket vermis.
Ihtiyac sahiplerinin esit faydalanmasi  adina da cesitli riziklar sunmus.

-Sabit daglar dunyanin her yerinde bulunur.
-Bu daglarda cografi kosullara gore, topraktan cesitli urunler/riziklar cikar.
-Bu riziklarin cesitliligi sonsuz olmasina karsin, insana dair KULLANIM bakimindan sinirlidir, cografya farkindan dolayi.

- Verdigim penguen ornegi sizi sasirtmis olmali.. Cunku siz ayeti yorumlarken sadece insani baz aldiniz, icerige iliskin.  Penguen'le sabit daglari bagdastiramadiniz.

Bir onceki ayetle beraber okursaniz, ki ben oyle yaptim, Alemlerin Rabbi tanimlamasini gorursunuz. Ayette gecen "yer" ifadesi karalari ve denizleri kapsar. Bir genel anlamiyla Allah tarafindan sunulan tohum sadece dagda degil, ova ve denizde de biter.

Yeryuzunde sadece insanlar alemi yok. Hayvanlari yaratan da baska bir Rab degil. Bu yuzden onlarin da rizkini hesaba katmak zorundasiniz.
Yeryuzu insan, hayvan vs. ortak kullanim alani.

Bu sebeple Penguen'i Akdeniz sularinda yasatamassiniz demistim. Oysa yasamasi gerekir yaratildiysa, cunku o da baska bir hayvana  rizik.

Keza diger ornegimde de;

Yilin 6 ayi gunes gormeyen buzulda, dogal ortamda cilek yetistirmeniz mumkun degildir.





__________________
sana iyi görünen bir başkasının kötüsüyse ona "gerçek" değil “düşün” denir. gerçekler değişmez ama düşün değişkendir.
Yukarı dön Göster sasha's Profil Diğer Mesajlarını Ara: sasha
 
isimsiz
Uzman Uye
Uzman Uye


Katılma Tarihi: 02 haziran 2010
Gönderilenler: 137
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı isimsiz

Yazar sadece ayeti irdelememis, yazarin islemis oldugu esitlik kavrami icinde ayet icerigi kullanilmis sadece, bir fikri sunmak amacli. Once bunu ayristirin, sonra cevap yazin. Ben yazarın ne dediğiyle değil, sizin ayetten ne anladığınızla ilgilenmiştim. Amacım ayeti bir daha gözden geçirip düşünmenizdi. Ancak görüyorum ki yine aynı minvalde yazmışsınız.

Neymis ayet bakalim?
Bakalım.

Allah dort gunde sabit daglari yaratmis. Oraya bolluk ve bereket vermis.
Ihtiyac sahiplerinin esit faydalanmasi  adina da cesitli riziklar sunmus.
Allah’ın dört evrede yaptığı iş, rızık takdiridir. Yeri yaratması ise iki evrede gerçekleşmiştir. Dağlar da buna dahildir. “Yevm” sözcüğü, Arapça’da her zaman ‘gün’ anlamında kullanılmaz. Bu kelime aynı zamanda zamandan bir kesiti, anı ifade eder.  

-Sabit daglar dunyanin her yerinde bulunur.
-Bu daglarda cografi kosullara gore, topraktan cesitli urunler/riziklar cikar.
-Bu riziklarin cesitliligi sonsuz olmasina karsin, insana dair KULLANIM bakimindan sinirlidir, cografya farkindan dolayi.
Ayette anlatılanın coğrafyayla falan alakası yok.

- Verdigim penguen ornegi sizi sasirtmis olmali..
Şaşırtmadı, güldürdü. Cunku siz ayeti yorumlarken sadece insani baz aldiniz, icerige iliskin.  Penguen'le sabit daglari bagdastiramadiniz. Bağdaştırmam gerekmiyor ki zaten.

Bir onceki ayetle beraber okursaniz, ki ben oyle yaptim, Alemlerin Rabbi tanimlamasini gorursunuz. Ayette gecen "yer" ifadesi karalari ve denizleri kapsar. Bir genel anlamiyla Allah tarafindan sunulan tohum sadece dagda degil, ova ve denizde de biter.
???

Yeryuzunde sadece insanlar alemi yok. Hayvanlari yaratan da baska bir Rab degil. Bu yuzden onlarin da rizkini hesaba katmak zorundasiniz.
Yeryuzu insan, hayvan vs. ortak kullanim alani.
Evet ama “es-sailin” ile insana atıfta bulunuluyor. Zira, hayvanların ve bitkilerin bir kısmı da “egvat=rızık” dahilindedir. “sail, es-sail, es-sailin” sözcükleri Kuran’da hep insanlar için kullanılmıştır.

Bu sebeple Penguen'i Akdeniz sularinda yasatamassiniz demistim. Oysa yasamasi gerekir yaratildiysa, cunku o da baska bir hayvana  rizik.

Keza diger ornegimde de;

Yilin 6 ayi gunes gormeyen buzulda, dogal ortamda cilek yetistirmeniz mumkun degildir.

 

Selam

 

Yukarı dön Göster isimsiz's Profil Diğer Mesajlarını Ara: isimsiz
 
sasha
Uzman Uye
Uzman Uye


Katılma Tarihi: 27 kasim 2009
Gönderilenler: 368
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı sasha

Selam, Sayin isimsiz,

Bence siz ayeti daha dikkatli okuyup, mantik suzgecinizden gecirirseniz, daha isabetli ve saglikli yorumlar yapacaginizi dusunuyorum.

Ayetten ne anladigim da gayet acik ortada aslinda, yazarin fikrine yonelik yazdigim olumlamama mesajimda.. Ayet, yazarin sundugu fikir bazinda, bir esitlik anlatmiyor. Yazarin sundugu diyorum, zira ilk mesajim bu topigin ilk asilan mesaj icerigine yoneliktir. Ama daha genis kapsamli izah gerekiyor sanirim.

1-Arapcaniz takdire sayan, ancak "yevm" sozcugunu acimlamaniz gereksiz olmus.  Konu bahsine dair, yaratilis safhasi 6 gun(insan algisina uygun dusmesi gerekliligi sebebiyle) olarak gecer kitapta.
Buna, Allah katinda denk gelen sureci kesin olarak bilmemiz imkansizdir. Ama biliriz ki  sonucta bu bir surectir. Veya evredir. Step, asama da diyebilirsiniz. Keza "an" olarak baz alsak da, yine karsiligina denk gelen  kesin sureci bilmemiz mumkun degildir.

2-Allah daglari,  son 4 evrede yaratmistir. Aslinda bu bir yoktan yaratma da degildir, bilakis duzenleme/donusturulme seklindedir. Tipki yer-gok ayrismasi gibi..Bir kisim daglar bazen yerin sIkIsmasi sonucu, bazen de zaten potansiyel varolan magmanin yukari dogru yol bulup yer yuzeyine fiskirip, tepkidigi sekilde(duzensiz boyutlarda) donup kalmasi sonucu donusturulmus/ duzenlenmistir.

3-Bu sebeple soylediginiz gibi, daglar ilk 2 ham evre doneminde degil,  kaba tabirle ince duzenlemeler diyebilecegimiz son 4 evrede duzenlenmislerdir.NAZIAT/27....32  Bu ayetlerde  oncelik sirasi daha belirgindir.

O, kuskusuz hepsini ayni anda/eszamanli yaratma gucune muktedirdir. Ama yapilan isin insana donusumu, cagrisim yapmasi ve algi bakimindan bir anlam tasimalidir. Allah gibi muhtesem bir iradenin "hokus pokus/abrakadabra ta taaa alin size gok, alin size yer, alin size dag" vs. misali yaratim yapmasi, belli evrelerin gerekcelerini kul'a gerek kitabi, gerek fiziki/dogasal ayetlerle sunarak anlatmamis olmasi  imkansizdir.RUM/7-8
Insan algisi bu sekilde calisir zira. Cahiliye doneminde de bu boyleydi, icinde bulundugumuz donemde de aynidir.

4-Ayette anlatilanin, cografya ile alakasi yakinen vardir sayin isimsiz.
Kavram karmasasina dusmeyin. Kavram karmasasina duserseniz, Allah sistemini, sistemin dogal fizik yasalarini alt ust edersiniz.

Bir bolgede bulunan dogal bir urunun veya kaynagin(yazida bahsedildigi sekliyle rizik, besin, dogal besin  kaynaklari vs.) baska bir cografyada alternatifinin bulunmasi veya hic bulunamamasi farkli birseydir, tam, eksiksiz, %100 mukemmel bir esitlik seklinde, dogal olarak dunya uzerinde her bolgede ayni anda bulunmasi, yetismesi baska birseydir.

Her urun/besin, her cografyada yetismez. Dunyadaki sistem, buna uygun degildir. Uygundur derseniz, bana Afrika'nin niye kurak oldugunu, kuzey kutbuna yakin yasayan insanin neden dogal ortaminda portakal yetistiremedigini aciklayiverin.

Koyulastirdigim cumledeki ikinci secenek, dunya uzerinde, dunyanin  dogal yapisi geregi mevcut degildir. Bunun gerekceside,  Allah sisteminde hayat bulmus dunyanin, en basit tanimiyla "klima" gereksinimidir.
Dolayisiyla, yazarin bu rizik/besin ve rizik kaynaklari paylasimi beklentisi, Kuran'a aykiridir. Kuran RAD/26 ve HUD/6 ayetiyle boyle bir esitlik olmadigini acikca belirtir.

5- Verdigim orneklemeye gulmekte haklisiniz. Zira ayetten anlamis oldugunuz,ileri surdugunuz sekliyle, salt insana indirgenmis rizik takdiridir. Halbuki Allah, tum 6 gunluk evre bitiminden sonra, 15. gunde hayvanlara dair rizik takdir etmis degildir. Ayetin gercek icerigini anlamak arzusundaysaniz bagdastirmaniz gerekir. Yok degilse sayet, bagdastirmaniza gerek yoktur.

6-Hayvanlarin ve bitkilerin bir kisminin insana rizik veya kendi iclerinde birbirlerine rizik olusu, onlarin yeryuzunde rizik aramayacagi veya rizik takdir edilmemis canlilar oldugu anlamina gelmez.

Bu soz konusu ayette, sizce insana atifta bulunulmasi
, HUD/6 daki gercegi degistirir mi sayin isimsiz?HICR/20 icerigini de gozden gecirin. Kuran'da geneli kapsayan, rizik takdiri gibi onemli bir kavram , tek bir ayete bagli kalinarak, salt insana indirgenebilir mi? NAZIAT/33 Bu sekilde yorumlanabilir mi?
Dediginiz sekilde olmasi icin, insan disindaki diger canlilarin baska bir Rab tarafindan yaratilmis olmasi gerekir.
Bu ayetler kesin hukum ayetleridir ve genel'i kapsar.

Siz kalkip salt insana indirgerseniz, bakin asagidaki gibi,zincirleme garip  bir komedi durum cikar ortaya..Gulecegi yoksa da gulesi gelir insanin..

Sizin mantiginizda gider, ayete dair, sadece insani baz alirsak;

Kuran'da hayvanlara rizik aramak icin(cunku onlarda ihtiyac sahipleri) bir yer/alan mevcut degildir. Soz konusu ayette anlatilan rizik takdiri sadece INSAN'a yoneliktir. Hayvana yonelik rizik takdiri yoktur.
Tesbihte hata olmaz;  Allah(hasa!), insan disindaki canlilari adeta terketmis, alenen " bakin basinizin caresine, benden size rizik yok!" demistir. Penguen bu sebeple kirilip gucenmis, nasilsa olecegim diyerek kendini kutup yollarina vurmustur.

Dunya uzerindeki tum hayvanlar, ozgun dogalari geregi, kendilerine takdir edilmemis rizki, tuketmekte ve yasamaktadir.
Oysa siz sayin isimsiz; koyunu ot yerken gorebilme yetisine sahip oldugunuz gibi, ayni koyunun, sizin gibi canli olmasi sebebiyle, nefes aldiginin ve ihtiyac sahibi oldugunun da bilincindesiniz.

Kitabi ayetleri baz alirken, canli  ayetleri dikkate almiyorsunuz.
Yazar'in ne dedigiyle ilgili olmadiginizi soyluyorsunuz, ama ne gariptir ki yazarin gittigi minvalde sunulan esitlik cikarimini  rizk takdirini sadece insana indirgeyerek olumluyorsunuz.Yanlis anlamissam sizi, duzeltin lutfen.

Sonra da bana donup ayeti tekrar gozden gecirmemi salik veriyorsunuz. Hangimiz ayeti tekrar gozden gecirmeliyiz sizce?

7-Peki tum bunlar degilse, ayetin ozunde anlatilmak istenen dunyaya eszamanli sekilde verilmis tam/esit rizik ne olabilir?
 Salt insani degil,ayni anda tum canlilari kapsayan,ayni anda/eszamanli  yasamlarini idame etmelerini saglayan esit rizik , hava/oksijen ve magma/yercekimidir.

Dunya uzerindeki her insan veya canli (ihtiyac sahipleri ) olene degin, dogasinin gerektirdigi  sekilde,istisnasiz hangi cografyada olursa olsun, Allah tarafindan takdir birincil rizik olan, hava/oksijeni ve yercekimini, sureye tabi olmaksizin  esit alir ve bu sayede yasamini idame eder.

Soluyacaginiz hava/oksijenin ve magma/yercekiminin  olmadigi yerde, karun kadar yiyecek, icecek, para vs. rizkiniz da olsa,ne suyun,ne gunesin,  ne de insanin kendi  varliginin bir onemi yoktur. Oksijen yoksa soluyamaz, magma yoksa, gunes battiginda bilmemkacyuz eksilerde donar ve olur.

Canli yapisi birincil olarak bu riziklara programlidir. Diger ikincil rizik cesitlerinin tumu(su,yiyecek, isinma/gunes vs.), bu birincil rizik   yoksa sayet, anlamsiz bir zincirden ibarettir. Allah sisteminin tam esit rizik kavrami bu sekilde isler.

Dunya uzerinde dogasi geregi, ayni anda hicbir canli, hicbir cografyada,  "ben oksijen alamiyorum" diyemez. Keza dunya uzerindeki hicbir canli yercekiminden bagimsiz halde, suursuz sekilde uzaya/yukariya dogru ucmaz. Ne inegi, ne karpuzu, ne  insani, ne de tabiat anayi(dagi, irmagi, ormani, bitkileri) suursuz sekilde  ozgun dogasinda yukari ucarken goremessiniz.
Hava/oksijen'in ve magma/yercekiminin dongu saglayicisi kul degil, Allah oldugundan boylesi bir konuda tam esit sekilde, kullar arasi paylasim bizleri asan bir eylemdir.

Dolayisiyla;Yazarin, iktidar sahiplerine  gonderme yapmasina ragmen; dunya uzerinde gelmis gecmis hicbir iktidar sahibi ulus,uygarlik, zorba, diktator, emperyalist guc vs., yazarin zorlama kurguladigi sekilde, dunya uzerindeki hava/oksijeni veya magma/ yercekimini tekeline  alma luksune ve gucune  sahip degildir.









__________________
sana iyi görünen bir başkasının kötüsüyse ona "gerçek" değil “düşün” denir. gerçekler değişmez ama düşün değişkendir.
Yukarı dön Göster sasha's Profil Diğer Mesajlarını Ara: sasha
 
prangasiz
Uzman Uye
Uzman Uye


Katılma Tarihi: 11 mart 2010
Gönderilenler: 288
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı prangasiz

6 günde yarattım...

6 gün..yevm mi..o zaman gün..günse zaman..Allaha zaman
yok..öyleyse?

öyleyse şu:

6 aşamada yarattım..

yevm..aşama..
Yukarı dön Göster prangasiz's Profil Diğer Mesajlarını Ara: prangasiz
 
Guests
Guest Group
Guest Group


Katılma Tarihi: 01 ekim 2003
Gönderilenler: -259
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı Guests

isimsiz Yazdı:

Merhaba,

[Fusilet/9-10]: Siz, yeri iki günde/evrede yaratanı mı inkâr ediyor ve O’na eşler/ortaklar kılıyorsunuz? O, alemlerin Rabbidir. Onun {Yerin} üzerinde sabit dağlar kıldı ve orayı bereketlendirdi. Ve orada, talep edenler/arayanlar için eşit olmak üzere dört günde/evrede rızıklar takdir etti.

“Sevaen” sözcüğü, 4’e sıfat olursa çeviri “eşit dört günde” olmalıdır (ki anlamsızdır) diye düşünüyorum. “Tam dört günde” demek ile “dört günde” demek zaten aynı şeydir. Bu yüzden “sevaen” nin “tam” olarak çevrilmesini (ki sözcüğün Kuran’da bu anlamda kullanıldığını göremiyorum) isabetli bulmuyorum.

Ayrıca yazarın “dört mevsim” çevirisini de hem ayetin bir önceki ayetle ilişkili olmasından, hem de “dört mevsim kuvvet kaynakları” ifadesinin zorlama olduğunu düşündüğümden, doğru bulmuyorum.

“es-sailin” ile de tüm canlıların değil insanların kastedildiğini ve “rızık eşitliği” bağlamında Nahl/71 ile temelde aynı şeyi anlattığını düşünüyorum.

Selam

Değerli İsimsiz, öncelikle Nahl 71'den ne anladığımız önemli. Çevirisini vermediğiniz için ne anladığınızı bilemiyorum. Ancak ben bu ayeti de bir çok mealciden farklı anlıyorum. Onların çevirilerine örnek olarak R. İ. Eliaçık'n çevirisi:

"Bakın Allah rızık bakımından kiminizi kiminizden zengin kıldı. Oysa zenginler mallerını "arada fark kalmaz, eşit hale geliriz" diye yanındakilerle paylaşmıyorlar. Allah'ın nimetini mi inkar ediyorlar?"

Benim anladığım ise bundan çok farklı. Allah bu cümleyi "zenginler, mallarını ellerinin altındaki kölelerle eşit paylaşsınlar ve onda eşit duruma gelsinler..." meyanında kurmuyor. Ya ne diyor? Allah diyor ki; "Siz, eşit olmayasınız diye kölelerinizi mallarınıza ortak yapmazken, nasıl oluyor da Allah'a mülkünde ortaklar ittihaz ediyorsunuz?"

Bu temsili bir anlatımd. Buna benzer başka ayet(ler) de var.

Konumuz olan ayete dönelim:

 41/9-10: Soranlara cevaben de ki: Siz, yeri iki günde yaratanı inkar ediyor ve O'na denkler/eşler( kadın eş anlamında değil)/ortaklar mı oluşturuyorsunuz? Halbu ki O alemlerin sahibidir. Ve O, orada üzerinde yükselen dağlar oturtmuş ve orasını (yeri) verimli yapmış ve (yer dahil onun üstünde ve içinde var olan) yerin tüm besinlerini/geçim kaynaklarını (evqâtuhé) tam/toplam dört günde O düzenledi.

Değerli İsimsiz, "talapedenler/arayanlar için eşit olmak üzere takdir etti" söylemi vakıaya terstir. Her isteyenin/arayanın dünyada eşit olarak rızık kazanması mümkün olmayan/olamayan bir olgu. Zira taliplerin güçleri, zekaları, yetenekleri, becerileri, yaşadıkları ortamlar , imkanlar, araçlar, ömürleri, hatta şansları eşit değildir. Kaldı ki, insanlar mallarını paylaşsalar dahi yine de dünyada insanlar arasında eşitlik sağlanamaz.      

Yukarı dön Göster Guests's Profil Diğer Mesajlarını Ara: Guests
 

Sayfa Sonraki >>
  Yanıt YazYeni Konu Gönder
Yazıcı Sürümü Yazıcı Sürümü

Forum Atla
Sizin yetkiniz yok foruma yeni mesaj ekleme
Sizin yetkiniz yok forumdaki mesajlara cevap verme
Sizin yetkiniz yok forumda konu silme
Sizin yetkiniz yok forumda konu düzenleme
Sizin yetkiniz yok forumda anket açma
Sizin yetkiniz yok forumda ankete cevap yazma

Powered by Web Wiz Forums version 7.92
Copyright ©2001-2004 Web Wiz Guide
hanif islam

Real-Time Stats and Visitor Reports Sitemizin Gunluk, Haftalik, aylik Ziyaretci  Detaylari Real-Time Stats and Visitor Reports

     Sayfam.de  

blog stats