HANiFDOSTLAR.NET

 

Kuran Müslümanı
 

(Şahıs odaklı din anlayışından Allah odaklı din anlayışına...)

Ana Sayfa Hanif Mumin  Iste Kuran Kurandaki Din  Kur'an Yolu  Meal Dinle Sohbet Odasi Hanifler E- Kitaplik Kütüb-i Sitte ?  ingilizce Site Kuran islami Aliaksoy Org  Hasanakcay Net Tebyin-ül Kur'an Önerdiğimiz Siteler Bize Ulasin

 

- Konulara Göre Fihrist

- Saçma Hadisler

- Hadislerin-Sünnetin İncelemesi

- Haniflikle İlgili Sorular Cevaplar

- Misakın Elçisi Kim?

- Kuranda Namaz/Salat

- Onaylayan Nebi

- Kuranda Namaz/Salat

- Enbiya 104

- Kuranda Yeminler

- Adem Hakkında Sorular

- Ganimetleri Resulün Eline Nasıl Vereceğiz?

- Allahın ındinde YIL ve DOLUNAYLAR

- Abese ve Tevella

- Hadisçilerce Tahrif Edilen Ayetler

- Mübarek Yer, Mübarek Vakit

- Arkadaş Peygamber

- Kuranın İndirilişinden Günümüze Gelişi

- Bir Türban Sorusu

- Kuran ve Bize Öğretilenlerin Farkı

- Namazın Kılınışı

- Hadislere Göre Namaz

- Kuranda Salat Namaz mıdır?

- Kuran Yetmez Diyen Uydurukçular

- Bizler Hanif Dostlarız

- Sahih Hadis mi İstersiniz?

- Hakkı Yılmaz'ın Tebyin Çalışması

- Kur'anı Anlamada Metodoloji

- Tarikatçıların Çarpıttığı Birkaç Ayet

- Nasıl Kur'an Okuyalım?

- Kur'anı Kerim Nedir?

- Kur'anda Oruç

- Allah'sız Bir Din ve Allah'sız Bir Kur'an İnancı

- Kuransız Bir İslam Anlayışı ve Müşrikleşme

- Meal Çalışmasına Davet

- Allah Şahit Olarak Kafi Değil mi?

- Doğru Hadisleri Ne Yapacağız?

- Kur'andaki Muhammed ve Peygamberlerin Misyonu

- Mahrem, Avret, Ziynet

- Nur Suresi Çeviri-Yorum

- Cilbab

- Resule İtaat Ne Demektir?

- Hadis Kalburcuları ve Kalburları

- Kur'anı Kerim'in İndiriliş Gayesi

- Kur'anda Amellere Karşı Cahili Yaklaşım

- İslamdışı İnanışlara Kur'andan Örnekler

- Biri Şu Haram Üretim Tesislerini Kapatsın

- Tasavvufta İslam Var mı?

- İslamda Delil Sorunu

- Kurban Kesmek

- İlahi Hitabın Serüveni

- Ecel Nedir?

- Şirk, İşrak, Müşrik, Müşareke, Müşterik

- Büyü Yapan ve Yaptıranlar

- Peygamberlere Karşı Rabbani Yaklaşımlar

- Salat-ı Tefriciye yada Zikri Çarpıtmaya Bir Örnek

- Mucize Nedir?

- Ayrılıkların Nedenleri

- Sıfır Hata veya Kur'an

- Haniflik Nedir?

- Rabıta İle Şeyhlere Tapanlar

- Hadis Zindanının Mezhepçi Mahkumları

- İslam Dininin Öğrenilmesinde Kaynak Sorunu

- Fasık ve Münafıkların Genel Tanımlaması

- Hadisler, Hıristiyanlık ve Selman Rüştü

- Kur'anı kerim'in İndiriliş Gayesi

- Müstekbirlere Karşı Cahili Yaklaşım

- Halis-Hanif İslam

- Kur'anda Şefaat

- Fuhuş Tellalı Tefsirciler

- Hayızlıyken Neden Namaz Kılınmasın?

- Cebrail, Vahiy, Melek

- Dindarlıkta Müşrikleşme Temayülü

- Büyü Yapan ve Yaptıranlar

- Yaratılış, Adem, Havva

- Kur'an Yerel mi, Evrensel mi?

- Reform Dinde mi, Dindarlıkta mı?

- Ne Mutlu Tağutu Olmayanlara

- Peygambere Saygı(?)

- Hadislere Kanıt Diye Gösterilen Ayetler

- Allah Nazara Karışmadı mı?

- Kur'anı Kerimle Amel Etmek Mümkün mü?

- Kur'anda İnkar Edenlerin Vasıfları

- Müminlerin Vasıfları

- Allah'ın Vasıfları

- Kur'anın Vasıfları

- Dine Karşı Cahili Yaklaşımlar

- Kur'an Merkezli Din

- İrin Küpü Patladı; Mevlana

- Hurafe ve Bidatlar

- Peygamberi Tanrılaştırma

- Hz. İsa'nın Ölümü

- Allah'ın Mesajının Adı: Kelamullah

- Allah'ın Resule Uyarıları

- Kur'ana Göre Tenkit ve Eleştiri Nasıl Olmalı?

- Kur'anda Sevgi

- Sofuların Devlet Desteğiyle Desteklenmesi

- Hans Von Aiberg Aldatmacası

- Kabir Azabı Safsatası

- Kur'an Kıssalarının Önemi; Masal Değiller

- Kur'anda Toplumsal Sünnetler

- Tefsirde İsrailiyyat

- Kardeş Evliliği Olmadan Çoğalma

- Hans Von Aiberg Tutuklandı

- Kur'anda Tevbe Kavramı

- Yaşar Nuri Öztürk'ün Yorumuyla Namaz

- Karadelikler; Bir Büyük Yemin

- Mezhepçilerin Ümmi Açmazı

- Kabe Nedir? Mekkede midir, Kudüste mi?

- Kur'anda Ruh Kavramı

- Kur'anda Nefs Kavramı

- Amin Kavramı ve Putperestlik

- Diyanet İşleri Başkanlığının Sitemize Cevabına Cevaplar

- Resul ve Nebi -1

- Resul ve Nebi -2

- Sapık Bir Fırka: Hansçılar

- Cihad mı, Çapulculuk mu?

- Kur'an Deyip Namazı Yok Sayanlar

- Cennete Sadece Müslümanlar mı Girecek?

- Kur'anda El Kesme Cezası var mı?

- Nazar veya Göz Değmesi Var mı?

- Şehadet Getir, Münafık(?) Ol

- Kur'anda Eleştiri Metodu

- Hacc Mekkede mi, Bekkede mi?

- İslami Tebliğde Kur'an Metodu

- Saptırılan Kavram: Mekruh

- Kur'anda Cuma Namazı var mı?

- Of Be Kader, Allah mı Suçlu Yoksa Biz mi?

- Kader Açısından Cebir ve İhtiyar

- Baban Peygamber Olsa Ne Yazar

- Kur'anda İnsan Hukuku

- Vahdet-i Vücud, Şirkin Alası

- Tasavvufi Bilginin Kaynağı Vahiy mi?

- İslam'da Resullük Son Bulmuştur

- Teveffi Kelimesi ve Arap Dili

- Tasavvuf Üzerine Düşünceler

- Nefis Mertebelerinin İç Yüzü

- Allah Rızası Anonim Şirketi; Tarikatlar

- Tasavvuf ve Eşcinsellik -1

- Tasavvuf ve Eşcinsellik -2

- Nakşi Şeyhi Allah'ın Avukatı mı?

- Kur'anda "ve+la" Öbeği

- Putlar ve Tapanlar

- Son Peygamberimizin Okuma Yazması

- Mesih ve çarpıtılan Bir Ayet

- Hac İzlenimleri

- "Üzerinde 19 var" da Son Nokta

- Secde Emri

- Kur'andaki Hac

- Aracıların Gaybı Bildiği İnancı

- Tarikatçı - Müşrik Karşılaştırması

- Gazali'nin Kadına Bakışı

- Kur'anda Kadına Verilen Önem

- Başörtüsü Allah'ın Emri Değil

- Başörtüsü Takmak Kur'anda Var mı?

- Kur'anda Kadın Dövmek Var mı?

- Cariye, Köle; Utanmaz Mealciler

- Kadına Yönelik Şiddet

- Sünnet Edilen Kızın Öyküsü

- Erkekçe ve Kadınca Meal Konusu, Nebe 33. Ayet

- Harem - Selamlık Kimin Emri?

- Zina, Evlilik ve Örtünme Adabı

- Cariyeleri Aç, Hür Kadınları Kapat (!)

- Çok Eşliliği Yasaklayan Ayetler

- Kur'ana Göre Evlilik Hukuku

- 2 Kadın = 1 Erkek, Uydurma mı?

- Danimarkalı mı Sapık, Buhari mi?

- Ebu Hanife, Cariyenin Avreti

- Nisa 25, Hür Kadın ve Fahişe İfadesi

- Maymunların Hadisi ve Recm Vahşeti

- Hz. Muhammed'in Tebliği

- Peygamberi Tanrılaştırma

- Angarya Haline Getirilen İbadet

- Buhari'nin Hadislerini Buhari Yazmamıştır

- Hadis ve Sünnet Gerçeği

- Uydurma Hadisler, İslamın Kara Boyası

- Hadisler Dinin kaynağı Olamaz

- Uydurmaların Sınırı Yok; Şeytan Geyiği

- Beşeri Hükümler Neden Kutsal Oluyor?

- Hadis - Kur'an Çelişkisi

- Kur'anda/Dinde Olanlar ve Olmayanlar

- Cehennem'den Çıkış Yok

- Kur'anda Tağut

- Ebu Hureyre Gerçekte Kimdir?

- Hadis - Mantık Çelişkileri

- Kurban ve Kurban Bayramı Nereden Geliyor?

- Hadislere Göre Kur'an Eksiktir

- Bildiri: İslam Anlayışında Reform

- Arapça mı, Arap Saçı mı?

- Koca mı Üstün, Allah mı?

- Esbab-ı Nüzül Komedi Hadisleri

- İşte Geleneğin Dini

- Ulul Emir İle Kim Kastediliyor?

- Kul Hakkı

- Yezidi Bir Gelenek: Aşure Tatlısı

- Hz. İbrahim'den Asrımıza Dersler

- Taklitçiliğin Boyutları

- Seb-ul Mesani Nedir?

- Kelle Sayılarak Gerçek Bulmak

- Kıyamet - Mahşer Günü ve Sonrası

- Kur'anda Namaz Vakitleri

- Kur'anda Cuma Konusu

- Salih Olmak Yetmez

- Hudeybiye Anlaşması Uydurma mı?

- Kitap Yüklü Eşekler

- Kur'andaki Hac

- Hz. Nuh'un Oğlu Kimdi? İftira mı?

- Ruhun Ağırlığına Başka Bakış

- Hz. İbrahim Yalancı Değildi

- İncil'de Kadına Bakış

- Şirkin Büyüğü Küçüğü Olur mu?

- Kur'andaki Abdest ve Hijyen

- Din de Bir Araçtır

- Kur'an Okumanın Zararları

- Kur'anda Dua Ayetleri

- Kur'anda Tarih Kavramı ve Bilinci

- Şekilsel Secde Kur'anda Yok mu?

- Salat ve salatı İkame

- Kur'andaki Emr Kavramı Üzerine

- Dindar İnsanlar Şirk Koşar

- Alak Suresinin İlk Beş Ayeti

- Men Arefe'nin Çözümü

- Kur'andaki Av Yasağı

- Fıtrat ve Namaz Vakitleri

- Kur'anda İnsan Hukuku

- Din Büyüklerini Tanrılaştırma

- Allah'a ve Muhammed'e Değil

- Kur'andaki Örnek Tevekkül

- Şekilsel Rüku Kur'anda Yok mu?

- Hz. İbrahim Kuşları Kesti mi?

- Ehli Sünnet Dininin Anayasası

- İnsan Allah'ın Halifesi mi?

- Kur'an Üzerinde Düşünmek

- Şirkin Kuyusuna Düşenlere Uyarılar

- Kur'an Ölülere Okunmak İçin mi İndirildi?

- Ayda Okunan Kur'an Masalı

- Hz. İbrahim, Safa ve Merve Masal mı?

- "Haç"er-ul Esved (!)

- Mevlana Sahte Bir Peygamber Değil mi?

- Tasavvufun Tanrısı İki Zıttır

- Kur'andaki Tasavvuf: Teveccüh

- Önce Batıl ve Hurafe İle Savaşalım

- Resuller Haram Kılamaz mı?

- Elçi Muhammed ile İnsan Muhammed'in Farkı

- Tarikatlarda Aracılar Rezaleti

- Nur Suresi 31. Ayet Nasıl Çarpıtılıyor?

- Sırat Kıldan İnce, Kılıçtan Keskin mi?

- Kur'anda Zalimler

- Bütün Mehdileri Çöpe Atıyoruz

- Kur'ana Göre Ramazan Ayı ve Haram Aylar

- Tasavvufçuların İlahı; Varlık ve Yokluk

- Tasavvufçuların Küçük Putları

- Sünnet Etmek yaratılışı Değiştirmedir

- Son Peygamberimizin Mektupları

- Fıtrat ve Namaz Vakitleri

- Mescid-i Aksa Nerede?

- Büyük Kandırmaca: Hadis

- Kur'an Neden Arapça Olarak İndirilmiştir?

- Kimin dini? Kimin Kitabı? Kimin Meali?

- Evliya Kelimesinin geçtiği Ayetler

- Şimdiye Kadar Yaşanan İslam

- Ayın Yarılması Diye Bir Mucize Yoktur

- Kabe Dikili Taş Değil mi?


Up | Down | Top | Bottom
 
Şu da emredildi: Yüzünü dine bir Hanif olarak çevir. Sakın müşriklerden olma.

Yunus Suresi 105

Ben bir Hanif olarak yüzümü gökleri ve yeri yaratana döndürdüm. Müşriklerden değilim ben.

Enam Suresi 79

İbrahim ne bir Yahudi idi, ne de bir Hıristiyan. O sadece hanif bir müslümandı. O müşriklerden değildi.

Ali İmran Suresi 67

Şu da kuşkusuz ki, İbrahim başlıbaşına bir ümmetti; bir Hanif olarak Allah'ın önünde eğiliyordu. Müşriklerden değildi.

Nahl Suresi 123

De ki Allah doğrusunu söylemiştir / vaadinde sadıktır.Haydi artık Hanif olarak İbrahim'in Milleti'ne uyun! Müşriklerden değildi o.

Ali İmran Suresi 95

Allah'a ortak koşmadan, Hanifler olarak... Allah'a ortak koşan kişi, gökten düşmüş de kendisini kuşlar kapışıyor veya rüzgar onu uzak bir yere fırlatıp atıyor gibidir.

Hacc Suresi 31


Up | Down | Top | Bottom

HABERLER

 

 








 

 

  Hanif Islam

 

Kadın ve Aile
 Hanif Dostlar Ana Sayfa -> Kadın ve Aile
Konu Konu: Aileyi mi, toplumu mu? Yanıt YazYeni Konu Gönder
Yazanlarda
Gönderi << Önceki Konu | Sonraki Konu >>
efrayim58
Uzman Uye
Uzman Uye


Katılma Tarihi: 13 subat 2007
Gönderilenler: 1098
Gönderen: 10 mayis 2011 Saat 16:48 | Kayıtlı IP Alıntı efrayim58

     Efrayim,

     Sevgili hanif dostlar,

     Bu günlerde televizyonlarda bol,bol duyduğumuz bir cümle hakkında fikir beyan edeceğim.Bu fikre olumlu veya olumsuz katkılarınızı beklerim.

     'Benim başkaca kadınlarla ilişkim,sadece beni ve ailemi ilgilendirir.BAŞKALARINI İLGİLENDİRMEZ.' Diyen biri ve bu cümleyi destekleyen koca koca profösörler,gazeteciler,kanaat önderleri v.s,v.s.

      Birde,olayı şu cahil arkadaşınızın gözüyle değerlendirelim.

      Bu ilişkilerde,bebek olma ihtimali var mı? Var.Bu ihtimale karşı genellikle aşağıdaki işlemler yapılmaktadır:

      1-) Bebek doğmadan kürtaj yapılır.

      2-) Bebek doğduktan sonra öldürülür.

      3-)Doğan bebek,camiye,sokağa v.s yerlere bırakılır.

      4-) Ya da,babasız büyütülür.O ÇOCUĞU HALK ARASINDA NE DENDİĞİNİ SÖYLEMEYE GEREK YOK.

       Bu dört madde,aileyimi ilgilendirir,toplumu mu?

       Sevgi ile,

     

     

    

 

Yukarı dön Göster efrayim58's Profil Diğer Mesajlarını Ara: efrayim58
 
efrayim58
Uzman Uye
Uzman Uye


Katılma Tarihi: 13 subat 2007
Gönderilenler: 1098
Gönderen: 11 mayis 2011 Saat 11:26 | Kayıtlı IP Alıntı efrayim58

    Efrayim,

    Sevgili hanif dostlar,

    Eleştirilerinizi bekliyorum,

    Sevgi ile,

 

 

Yukarı dön Göster efrayim58's Profil Diğer Mesajlarını Ara: efrayim58
 
IIVVII
Groupie
Groupie


Katılma Tarihi: 03 agustos 2010
Gönderilenler: 73
Gönderen: 11 mayis 2011 Saat 14:11 | Kayıtlı IP Alıntı IIVVII

Dikkatli olursa soylediklerinizin hic biri olmaz. Farklı
bir açıdan ele alınması gerek bence eğer üzerinde
durulacaksa.
Yukarı dön Göster IIVVII's Profil Diğer Mesajlarını Ara: IIVVII
 
efrayim58
Uzman Uye
Uzman Uye


Katılma Tarihi: 13 subat 2007
Gönderilenler: 1098
Gönderen: 11 mayis 2011 Saat 17:16 | Kayıtlı IP Alıntı efrayim58

     Efrayim,

     Sevgili 11VV11,

      Dikkatli olursa soylediklerinizin hic biri olmaz.Demişsiniz.Ne kadar dikkatli olursan ol,nekadar önlem alırsan al, yine kaçak olduğunu bilirsiniz.Sokaklar,böyle dikkatli ilişkilerden doğan çocuklarla dolu...

      Farklı bir açıdan ele alınması gerek bence eğer üzerinde
durulacaksa.
Demişsiniz.Bu cümlenizi hiç anlayamaım.

      Sevgi ile,

Yukarı dön Göster efrayim58's Profil Diğer Mesajlarını Ara: efrayim58
 
IIVVII
Groupie
Groupie


Katılma Tarihi: 03 agustos 2010
Gönderilenler: 73
Gönderen: 11 mayis 2011 Saat 21:28 | Kayıtlı IP Alıntı IIVVII

Sayin Efrayim58

Sizin demenize gore yani ne kadar dikkat edersen et kacak
olabilir mantigina gore, normal ailelerinde 10 larca
cocugu olmali 50 yasina gelene kadar. Tek cocuk veya iki
cocuk sahibi insanlar nasil basariyor bu isi. Hem artik
tipta ilerledi bayan kisminin iliskiden once alacagi bir
hap ilede durum kontrol edilebiliyor.

Demek istedigim sey, konuya, sizin bahsettiginiz acidan
degilde ahlaki veya toplumda yaratacagi olumsuz etkiler
acisindan yaklasilirsa belki daha cok tartisabiliriz.

Saygilarimla.
Yukarı dön Göster IIVVII's Profil Diğer Mesajlarını Ara: IIVVII
 
efrayim58
Uzman Uye
Uzman Uye


Katılma Tarihi: 13 subat 2007
Gönderilenler: 1098
Gönderen: 12 mayis 2011 Saat 13:57 | Kayıtlı IP Alıntı efrayim58

    Efrayim,

    Sevgili 11VV11,

    Tek bebek de olsa toplumun yarası değilmidir?

    Demek istedigim sey, konuya, sizin bahsettiginiz acidan
degilde ahlaki veya toplumda yaratacagi olumsuz etkiler
acisindan yaklasilirsa belki daha cok tartisabiliriz.
Demişsiniz.

    Tam da bu noktada benim söylediklerim önem kazanıyor.Bebeğe karşı çıkan olmuyor.

      Ama ahlak dediğiniz zaman,'kardeşim bu iki kişinin arasındaki bir ilişki. Kimseyi ilgilendirmeyen bir özel hayattır.Siz ahlak bekçisimisiniz,kim bu bekçilik görevini size verdi' v.s,v.s diyorlar.

     'Kişileri de,toplumu da,ilgilendiren bir konu değil,sadece ailemi ilgilendirir,size ne' diyebilmektedirler.

     Bebeğin doğmasını ortaya koyarsanız,itiraz imkanı kalkar ve önlemini alıyoruz diyemezler.

     Sevgi ile,

Yukarı dön Göster efrayim58's Profil Diğer Mesajlarını Ara: efrayim58
 
IIVVII
Groupie
Groupie


Katılma Tarihi: 03 agustos 2010
Gönderilenler: 73
Gönderen: 14 mayis 2011 Saat 00:28 | Kayıtlı IP Alıntı IIVVII

Haklisiniz bu tur iliskilerden dogan tek bir cocuk bile
yaradir. Bu ceza yaptirimi getirtebilecek yeterli bir
sebeptir. Fakat ben isimi yapiyorum dikkatlide oluyorum
olmazsam ozaman kesin cezami diyen adamada farkli birsey
soyleyebilmek lazim.
Yukarı dön Göster IIVVII's Profil Diğer Mesajlarını Ara: IIVVII
 
t-duran
Katilimci Uye
Katilimci Uye


Katılma Tarihi: 05 subat 2012
Gönderilenler: 1
Gönderen: 05 subat 2012 Saat 16:16 | Kayıtlı IP Alıntı t-duran

Aile Üzerine Düşüncelerim

Aile deyince aklıma ne geliyor.

Ben aile yaşamı ve akraba çevresi içinde bulunmuş biri
olarak aile üzerine bazı gözlemlerimi ve düşüncelerimi
paylaşmak istiyorum, ben evli olmayan biri olarak ve aile
yaşantısına çok ortak olmayan biri olarak bu yazıyı
yazmaya başlıyorum, aile üzerine gözlemlerde bulundum,
aile üzerine çeşitli bilim dallarının aileye bakışını
okudum, ama dediğim gibi aile yaşamının içinde olup da
çok aile ilişkilerinde bulunmayan, sorumluluk almayan
biri olarak yazacağım bu yazıyı.

Çoğu kişinin aklına aile deyince, anne ve babanın olduğu,
kardeşlerin, nenelerin ve dedelerin olduğu bir oluşum
aklına gelir. Yeryüzünde çeşitli aile oluşumları varmış -
babanın olmadığı bir aile, kadının birden çok erkekle
evlendiği aile- benim gördüğüm çoğu aile oluşumları benim
aileme benzer aile oluşumları idi -benim ailem, anne,
baba, kardeş, nene -. ve çeşitli aile içi yönetimler var:
diktatör aile, demokratik eşit aile gibi- benim gördüğüm
aile yönetimleri çoğunlukla demokratik eşit olmayan
aileler.

Çekirdek bir aile nasıl oluşur, kadın ve erkek evlenir,
evlenme kararlarını kişiler farklı beklentiler ve farklı
duygular içinde alırlar, Bazı kızlar evden kaçmak için
evlenir, bıkmıştır baba, abi baskısından, belli yaştan
sonra da çevre baskısından bıkmıştır bu durumdan
kurtulmak için evlenme kararı alır, bu durumda çoğunlukla
sağlıklı karar alamaz kişi ve evlendiği erkek te böyle
çıkınca, büyük ümitsizlik yaşar, erkekler içinde pek
farklı değildir durum. Dul bir kadın ise çevrenin verdiği
rahatsız bakışlardan dolayı hiç istemediği bir evlilik
yapabilmekte, Erkek annesine baktırmak
için evlenebilmekte. 
Cinsel yaşam bir toplumda sorun olarak görüldüğünde,
engellendiğinde -seven iki kişinin birlikteliği ile,
fuhuş şeklinde yaşanan cinsel birliktelik ayrı tutulmalı
kesinlikle- kişiler çoğunlukla cinsellik ihtiyaçları için
evlilik kararı almakta ...  Herkes böyle evlilik kararı
almaz tabi, bazıları ailenin oluşması için gerekli
şeyleri bilir, bir tek cinselliğe, bir tek ekonomik güce
dayandırılamaz olduğunu bilir, ekonomi bir ailede olması
gerekir ama bunun yanında bir insan aileden beklediği
başka şeylerin var olduğunu bilir, bunlar; güvenliktir,
sorunlara ortak baş edebilme kabiliyeti göstermektir, o
ailede bulunmaktan zaman geçirmekten keyif almaktır,
paylaşımda bulunma kabiliyetini göstermektir, bunlarla
birlikte birbirlerini tanıyarak kadın ve erkeğin
cinselliklerini yaşamasıdır.

Evlenen kadın ve erkek evlilikten nasıl bir beklenti
içindedir, sorunsuz bir aile ve çok mutlu olacağı bir
aile beklentisi içinde mi, yoksa aile oluşturmak için
çabalamak gerekir gibi bir düşüncesimi var. Sorunsuz bir
aile ve çok mutlu bir aile beklentisi içinde olan kişiler
başta bu beklentilerini bulamadıklarında hayal
kırıklıkları yaşarlar, bu kişiler aile yaşamını çok
bilmeden aile hayatı kuran kişilerdir -Öğretim görevlisi
Prof bir bayan şöyle bir öneri getirmişti bir sempozyumda
evlilik öncesinde evlenen kadın ve erkek bir aylık
evlilik kampına katılmalı dedi-.
Çoğunlukla Kadın ve erkek evlendiklerinde sorunlarla
karşılaşırlar bu sorunları aştıklarında birlikteliklerin
daha da güçlendiğine inanıyorum, mesela Türkiye'de gelin
kaynana sorunları çok fazla oluyor, aileler çok fazla
karışıyor yeni evlilerin işine, karışmalarının nedeni
belkide kendi istek ve arzularını zamanında
karşılayamamış olmaları, belkide gelin kaynana
ilişkisinde erkeğin annesi evlendiği kadınla oğlunu
duygusal anlamda paylaşmaktan duyduğu kıskançlık.
İnançların, adetlerin uyuşmaması, gelin görümce
çekememezliği, ekonomik nedenlerin kötü olması, ve
zamanla sorunlar farklı boyutlar alarak devam edip giden
bu sorunlar evliliğin ilk başlarında başlayabilir bu
sorunlara karşı kadın ve erkeğin verdiği ortak tepkiler
ve ortak alabildiği tutumlar önemlidir, bu sorunlara
verilen cevaplar başarılı olmaz ise, kişiler yıpranmaya
başlar, evlilik yıpranmaya başlar, eşler sorunlara ortak
çözümler üretemez iseler zamanla aynı evde oldukları
halde bir birinden bağımsız hareket etmeye başlarlar,
bazen bir eşin baskın çıkması sonucu bastırılan kişi
köşesine çekilir, böyle durumlarda eşle aynı evde
oldukları halde bir birlerine yapancılaşırlar, çocukları
var ise çocuklarının aile ortamını korumak için bu duruma
katlanırlar, bu katlanmayı genelde kadınlar yapıyor, yaş
ilerledikçe onları bir nebze olsa bir arada tutan
cinsellikte ortadan kalktıktan sonra hepten
yabancılaşırlar bir birine. Ailenin temelini kadın ve
erkek nasıl oluşturdu ise dünya ya gelen çocuklarda bu
durumdan etkileniyorlar -olumlu veya olumsuz- şunu
gördüm, iyi oluşmayan aile temelinden sonra aynı ailede
dünyaya gelen iki çocuktan biri kendi hayatını iyi
anlamda oluştura bilirken, iki kişinin aynı ortamda
yetişmesine karşı, iki kişide aynı etkilenmeyi
göstermiyor -insanlar doğuştan birbirinden farklı
doğuyor, mesela bazı benlikler doğuştan kaygı ile daha
kolay baş edebiliyor-, anne ve baba olan kişiler
yaşadıkları sorunları çözemeyince veya ailedeki diğer
bireyler, çekirdek aile ile yakın akrabaları arasında
yaşanan çatışmalar çözülmeyince, bu durum çocuklara da
yansıyor/yansıtıyorlar ve çocuklar bu yaşanan karmaşanın
içinde kafaları karışıp kalıyor, çocuk bu durumları
anlamaya çalışıyor ama bir yere oturtamıyor, çocuğun
aradığı güvenli bir ortam, sevgi ortamı oluşamıyor,
çocukta içinde devamlı bu sorunları düşünebiliyor -mesela
ilkokula giden bir çocuk var diyelim ve bu çocuğun nenesi
ve annesi evde kavga ediyor diyelim, bu uzun süre devam
eden bir süreç diyelim, çocuğa okulda öğretmen bazı
bilgiler verir -matematik, müzik gibi- çocuk okulda
bulunduğu sırada devamlı anne ve nenesinin durumunu
düşünmektedir, bu durumda olan çocuk anlatılan derslere
dikkatini veremez, çünkü bir çocuğun ilk beklediği
şeylerden biri kendini güvende hissetmesidir, huzurlu bir
ortamdır, bilgi alımı bu ihtiyaçlar karşılanmadan gelemez
-öğretmenin bu durumun farkına varmış olması gerekir ve
gerekli yerlere başvurup bu durumun aşılması için
çalışması gerekir, öğretmenin görevi sağlıklı birey
yetiştirmek değil mi- bu karmaşıklık çocukta ilerideki
ilişkilerinde başarısızlık göstermesine de neden
olabiliyor, bazı durumlarda da bu karmaşıklık içindeki
çocuğun ailesini ve çevresini, kültürünü sorgulamasına
neden olabiliyor, çünkü insan sıkıntı ve zorlanmaya çok
gelemiyor, insan belirsizlik/karmaşa ortamından
hoşlanmadığından karmaşa ortamını anlamaya, hayatı nasıl
belirli hale getiririm diye çalışmıyor mu, ailesini ve
çevresini sorgulamaya başlıyor, yalnız kalmak pahasına
bile, belkide hayatı anlamak isteği kişide daha ağır
basıyor, bir çok kişi hayatı anlayamadığından ötürü kaygı
yaşamıyor mu, kaygı yaşamamak kişi için önemli.

Sağlıklı bir ailenin kurulabilmesi için, kişilerin bir
arada yaşaması sağlıklı aile olması için yeterli değildir
- aynı kan bağından gelmesi de sağlıklı aile oluşumu için
yeterli değildir- bundan başka bazı şartların olması
gerekir diye düşünüyorum, bunlar: güvenli bir ortam, eşit
ilişkiler, adaletli bir yapı, İnsanı gereksinmelerini
karşılaya bildiği bir ortam da olmalı, bu gereksinmeler:
kendini bir yere ait hissetme, kendini değerli hissetme -
kişinin isteklerine önem verilmesi-, kendini
gerçekleştirebildiği, bir şeyleri ortaya koyabildiği bir
ortam. Maddi ve manevi paylaşımın olması gerekir, ama
böyle şeylerin olmadığı aileler vardır, böyle olmayan
aileler aile değil mi o zaman aile ama nasıl bir aile,
bazı ailelerde kişi kendini devamlı huzursuz bir ortamda
hisseder bu ortamda çeşitli şiddet biçimleri
uygulanmaktadır, kişinin fikirlerine değer verilmez,
eşitlik gibi şeylere değer verilmez, çevrenin yüzeysel
görüşlerine değer verilir, kişiler bu ailede isteklerini
yapamazlar, devamlı ertelerler, bastırırlar. Bu ailede,
sen bu aileye aitsin denir ama aile bireyleri bir birinin
önceliklerine, düşüncelerine, arzularını
anlayamadıklarından veya anlıyorlar da çeşitli
önyargıları yüzünden veya çevre neder gibi şeyleri
dikkate aldığından bu durumları dikkate almazlar ve kişi
kendini bulunduğu aileye ait hissedemez, böyle
davranışların oluşmasını etkileyen psikolojik etkenlerin
olduğu gibi, bu aileler davranışlarını çeşitli
kaynaklardan alırlar, mesela neden kadınları ikinci
planda tutuyorsun dediğimde, neden kadın ve erkek ayrı
oturuyor, neden erkeklerde bekâret sorunu yok dedimde,
şöyle cevaplar verirler genelde, şu veli böyle demiş,
seyyid efendi böyle diyor, şu mezhebin önde geleni böyle
demiş, şu hadis böyle demiş diyor bana, bu kişilerin
dayandığı kaynaklar Kuranı Kerim imiş, bende karşı
tarafın beni dinleyeceğini hissettimdi diyorum ki, bak
bakalım Kurana böyle şeyler geçiyor mu diyorum, veli
nemiş, seyyid neymiş, mezhep neymiş, hadis neymiş, yok
böyle şeyler diyorum, ama benim dememe bakma kendin
araştırman gerek diyorum.

Bazı ailede aile içinde ayrımcılık yapılmak da, bu
ayrımcılık bazı adet ve örflerle desteklenmekte ve doğal
bir şeymiş gibi algılanmakta, mesela bir genç erkek geçe
dışarı arkadaşları ile çıkabilirken, genç kadının
(genelde genç kız derler, kadın kız ayrımının nedeni ne?)
arkadaşları ile dışarı gezmeye çıkamıyor... Erkeklere
daha fazla sorumluluk yüklenmekte, erkek soyu devam
ettiren kişi olarak görülmekte, erkek kız kardeşinin
namusundan sorumluymuş gibi sözler söylenmekte.... bunlar
ayrımcılıktır. Genç kadının bu engellenmeler karşısında
kalması sonucu sıkıntılar yaşar, erkekte kaldıramayacağı
sorumluluklar yüklendiği için de aynı sıkıntıları yaşar.
İki kişide öfkeli, sinirli bir ruh hali içinde yaşar, bu
durumlar adeta genç erkek ve genç kadının bir birlerini -
insanlar sosyal ortamlarda kendisini de tanır-
tanımamalarına karşı yapılan bir durum gibi geliyor, bu
durum sonucunda birbirlerini -karşı cinsi- tanımayan genç
erkek ve genç kadının ilişkileri sorumlu geçmeye
başlayabilir. 
Karşılaşılan sorunlara verilen tepkiler uzun süre sonra
adetleri meydana getirir, mesela bir mahallede genç
kadının geçe dışarı arkadaşları ile çıkması komşular
tarafından normal karşılanmıyor diyelim, bu normal
karşılanmayan durum anneye ve babaya iletilmekte diyelim,
sonra genç kadın dışarı çıktığında bu mahalledeki
erkekler sözlü tacizde ve rahatsız edici bakışlarda
bulunuyor diyelim, böyle durumlarla bulunduğum bazı
çevrelerde karşılaştım, sonra anne ve babama genç kadına
zarar gelecek endişesi ile tedbir almaya başlar -soruna
çözüm üretmek için kolları sıvar-, burada aldığı tedbir
iki çeşit olabilir biri genç kadının doğasına-
kadınlığına, insanlığına aykırı olarak eve kapatır,
sosyal hayattan dışlar, kadın olduğu belli olmaması için,
kafasına başörtüsü taktırır, uzun çarşaflar giyindirmeye
başlar... bir başka anne ve baba da başta belirttiğim
soruna karşı farklı bir önlem alır (Hiç unutmam, 70
yaşlarında bir kadın bir şey anlatmıştı (şuan 74
yaşında), bu 70 yaşlarındaki kadının genç kızı 16
yaşlarında iken geçe eğlencesine gitmiş ve genç kız orada
oyunlar oynamış, eğlenmiş, bu eğlencede bulunan genç bir
erkek ertesi gün genç kadının annesine gelmiş demiş ki
senin kızın akşam çok oynadı demiş, o zaman 40 yaşında
olan kadın demiş ki kızım ne iyi yapmış eğlenmiş, kızdır
oynar demiş, anneye bu sözü eden erkekte şuan 48 yaş
çıvarındaymış ve bir aile kuramamış biriymiş),
tedbirlerden biri çevresine karşı genç kadının durumunu
savunacak bu durumdan dolayı kınanmaktan korkmayacak, bu
çevrede bulunan anne ve baba sosyal ortamda dışlanmaya
maruz kalabilir, bu dışlanmaya katlanacak, dışlanma
karşısında kendi gibi hareket edenlerle birliktelikler
kuracaktır, anne ve babanın en zor baş etmesi gereken ise
senelerce bu ortamda bulunmaktan dolayı kafalarında
oluşturdukları inançlarla baş edebilmeleridir, kişiyi
belli bir süreden sonra oluşturdukları inançları onu o
yapan şeyler olmaya başlıyor, bu oluşturdukları inançları
sorgulamadan alıyorlar çoğu zaman, ve belli bir yaştan
sonra bu inançları sorgulayacak cesareti gösteremiyorlar,
değişimden yana olamıyorlar, değişimin belli bir yaştan
sonra sevilmemesinin nedeni de, değişimin belirsizlikler
getirmesi, yeni karşılaşılacak durumun sonuçlarının nasıl
olacağını bilememek endişesi vardır. Diğer çözüm yolunu
seçen aile ise genç erkeklerin sözlü ve fiziksel tacizine
karşı emniyet güçlerini arıya çaktır ve yardım
isteyecektir, bu durumdan şikâyetçi olup çözüm üretmeye
çalışan derneklere başvuracaktır, onlarla hareket
edecektir, mahallede yeterli aydınlatma yok ise
aydınlatmayı sağlamak için belediyeye başvura çaktır ve
genç kadının arkadaşları ile dışarı çıkmasına güvenli bir
ortam sağlamaya çalışacaktır. Olaylar karşısında
verdiğimiz tepkiler zamanla kişiliğimizi oluşturur ve
zamanla da adetlerimizi, çoğunluk aynı tepkileri vermeye
başlarsa kültürü oluşturur, biz nasıl bir kültürü
oluşturmak istiyoruz? Benim oluşturmak istediğim kültür
genç kadınların ve genç erkeklerin tüm önyargılardan
uzak, tüm kısıtlamalardan uzak kişilik oluşumu ve bu
kişiliklerin oluşturduğu birliktelikler ve bu
birlikteliklerin sonucunda oluşacak sağlıklı aile.

Öğrenme bir hayat boyu sürer, insanlar cevaplar ararlar
hayatla ilgili, küçüklükten başlar daha bu cevap
arayışları bazı kişiler zamanla bu arayışlarını çeşitli
nedenlerle yitirirler veya her şeye bir kulp bulmaya
alışırlar. Çocuk, anne ve babasından birçok bilgi edinir,
anne ve baba çocuklarını çoğunlukla kendi istedikleri
gibi yetiştirme eğilimindedir, bazı anne ve baba kendi
hayatlarından şikayet ettikleri halde çocuklarının
hayatlarına şekil vermeye çalışırlar neden böyle
yaparlar, hayata kendilerinden bir miras bırakmaya mı
çalışmaktadır, yoksa kendi tecrübe ettikleri hayattan
başka hayatları var olamayaçağınımı düşünmekteler. Bazı
anne ve babalarda veya aile büyükleri çocuklarını
bulundukları çevreye uyum sağlayacak kişiler olarak
yetiştirmeye çalışırlar, bunu yaparken söyle bir gerekçe
öne sürerler, toplumdan dışlanma çocuğum, herkesin
gittiği yoldan git, burada çocuğunu koruma çabası vardır,
ama herkesin kendi yaşamını oluşturmak gibi bir
isteği/arzusu olduğunu bilmezler. Herkes kendi
yaptığından sorumlu ise herkes de kendi yaşamını
serbestçe oluştura bilmeli, kendi özgürlüğünü bir
başkasına devretmemeli kişi (kendi seçimlerini yapmak
kişiyi devamlı kaygıya düşürür ama bir başkasının kendi
adına verdiği karardan ötürü yanlışa düşmesi sonucu
duyacağı kaygı iki kat olur diye düşünüyorum, birisinin
başkası yerine verdiği kararın sorumluluğu alması da
büyük bir yüktür) Ben baba olmadığım için çocuk
büyütürken nasıl duygular içinde olurum bilemiyorum ama
düşüncem çocuğun en temel gereksinmesi olan sevgiyi
koşulsuz, karşılıksız, karşılaştırma yapmaksızın vermeye
çalışılmalı/çalışacağım, gerçekleştiremediğim hayallerimi
çocuk üzerinde gerçekleştirmeye çalışmayacağım, şöyle bir
duruma maruz bırakmayaçağım çocuğumu: herkes kendi
gelişimi içinde alabildiği sorumluluklar çerçevesinde
sorumluluk alır ama bazı durumlarda vardır ki fazla bir
sorumluluk almaya koşullandırılır çocuk, mesela bakan
olan bir babanın çocuğunun da bakan olması
beklenebiliyor, çocuk bir marangozhanede çalıştığında ve
işe gidip gelen ailesi ile vakit geçirmekten hoşlanan bir
insan olması küçümsenmekte, bakan olma sorumluluğunu
alamayan kişi zorla bakan olduğunda bu kişi bu mesleğin
verdiği sorumluluk altında ezilmeye başlar, görevin
verdiği gereksinmeleri yapamaz ise ve görevin
gerekliliklerini taşıyamaz ise hayatı bir trajediye
dönüşür, ben böyle durumlar içine sokmayacağım çocuğumu,
şiddetten uzak bir aile sağlamaya, kendini tanıması için
ve çocuğun değerlerinin serbestçe oluşmasını sağlayacak
ortamı yaratmaya çalışacağım. Anne, baba veya aileyi
kimler oluşturmuş ise çocuklarına karşı laik olmalıdır,
çünkü böyle olunduğunda kişi serbestçe sorgulayarak kendi
inancını en iyi şekilde seçer, anne ve babasının
inançlarını benimsemek zorunda bırakılmamalı, sırf anne
ve babası istediği diye oluşturduğu inançlar
sorgulanmadan alındığı için yanlış alınma ihtimali
vardır, inançları öylesine oluşmuştur, veya inançları
düşünceleri oluşurken anne, baba veya aileyi kimler
oluşturmuş ise bunların baskısı altında oluşan inanç
güçlünün altında oluşan inanç, çocuğun daha sonraki
hayatında da güçlü olana itaat anlayışı gelişebilir, güç
değiştiğinde fikirde değişir, bu hayatı anlamsız bir
şekilde yaşamaya neden olur, kişi kendi kişiliğini bir
türlü oluşturamaz. Soyut kavramları anlama yaşına
gelmeyen çocuklara, bazı anne ve babalar çocuklarına
kendi istemedikleri davranışlara engel olmak için günah
oğlum, haram bu oğlum, Allah cezalandırır bak oğlum gibi
şeyler diyorlar, bu çok açımasız bir davranış geliyor
bana. Ergenlik yaşına gelmiş çocuğuna, her anne ve baba
şöyle diyebilmeli: her edindiğin bilgiyi sorgula bu anne
ve babandan gelse bile, anne ve baban hatalı davrandı ise
söylemekten çekinme, çünkü biz de kendimizi, hayatı
anlama peşindeyiz, bir ömür boyu süren anlam arama
mücadelesi içindeyiz, her şeyi bilemeyiz diyebilmeli.
Böyle bir davranış çocuğun ileriki yaşamında hataya düşme
olasılığını azaltır, kolayca şarlatanların eline düşmez,
itaatkâr bir çocuk ileriki yaşamında sıkıntılar
çekebilir, hakkını arayamaz, her denene inanabilir. Bir
ülkede aile yaşamı nasıl ise o ülke yönetimi de o
şekildedir.

Bazı anne ve babalar çocuklarına daha küçüklükten iki
yüzlülüğü gösteriyorlar, evde farklı davranıyor anne ve
babalar, akraba eş dost arasında farklı davranıyorlar,
aynı olayı iki yerde farklı sergiliyorlar ve böyle
davranmaları gerektiğini çocuklarına da söylüyorlar ve
bazı anne ve babalar çocukları haksız olsa bile çocukları
oldukları için çevreye karşı çocuklarını desteklerler, bu
durumun şöyle bir olumsuzluğu olabilir; çocuk büyüdüğünde
hep ben haklıyım demeye başlayabilir. Bu annenin
gösterdiği sevgi değildir, sevgide ayrımcılık yoktur -
gerçekleri göstermek vardır- iki yüzlülük yoktur.
Genellikle anneler çocuklarına çok düşkün olurlar -
annelerin çok yoğun olarak verdikleri inanılmaz bir emek
vardır, bundan dolayımıdır- özellikle anneler
çocuklarının küçük düşürülmesinden, aşağılanmasından,
çocuklarının bir işe yaramadığını görmek anneleri çok
üzüyor, çocukları yüzünden hiç bir anne suçlanmamalı, bu
durum annelere bu çok ağır gelmekte, büyük bir çelişki
yaşarlar içlerinde, yaşanan çelişkiler psikolojik
rahatsızlıkların baş göstermesine neden olabilir.

Ailede birlikte bir şeylerin paylaşılması ne güzeldir,
birlikte paylaşılan duygular, bir birine destek olmak ne
güzeldir, insan zaman zaman güçsüz duruma düşmekte
düştüğünde kalkması için ailesinin destek çıkması ne
güzeldir, kişinin kendini yalnız hissetmemesi, bir yere
ait olduğunu hissetmesi ne güzeldir. Ailede yaşayanlar
sanki hepsi bir kişiymiş gibi davranmaya başladıklarında
sıkıntılar meydana geliyor, bir birinin yerine karar
almalar gibi... ailede kişi bireysellini yitirmemeli,
kişilerin kendi fikirleri olduğunu ve kişilerin kendi
doğruları olduğunu ailede yaşayanlar bilmeli, bunu böyle
kabul etmeli. Kişiler de güzel duygular için,
doğrularından, tarafsız bakış açılarını kaybetmeden
yaşamlarını aile içinde sürdürmelidirler, ailedeki
kişiler bu durumu desteklemelidir.

Aile fertleri seneler içerisinde çeşitli görevler
üstlenirler, çeşitli roller alırlar, anne ve baba çocuğu
için belli bir yaşta emek sarfeder, sonra çocuk
büyüdüğünde anne ve babası sağ ise o anne ve babası için
bir emek sarfeder. Genelde anne ve baba çocuğuna nasıl
davrandı ise çocukluğunda ve gençliğinde çocukta
büyüdüğünde öyle davranıyor anne ve babasına. 65 yaşından
sonra ki kişilere yaşlı deniyor, ama ben şunu gördüm
çoğunlukla 50 yaşlarına gelen kişiler kendilerine
yaşlandık artık gibi şeyler diyorlar -belkide bunu
hayattan bıktıkları için veya sorumluluklarını
hafifletmek için diyorlar- bu kişilerin çocukları da bu
durumu destekliyorlar -onlarda anne ve babasının kendi
hayatlarına fazla karışmasını istemediklerinden diyorlar-
yaşlılar bir köşede otursun sesini çıkarmasın fazla,
yemek yapabiliyorsa yapsın, torun varsa baksın, hayattan
elini ayağını çekmeye başlıyor çoğu 50 - 60 yaşlarında ki
kişiler sosyalliklerini tamamen yitirmeye başlıyorlar.
google Türkiye de görsellerde şöyle bir arama yaptım,
"yaşlı/yaşlılar/yaşlı insan" yazdım resimlere baktığımda
buruşmuş yüzler yalnız başına kişiler, hüzünlü yüzler
gördüm, sonra google İngiliz de görsellerde arama yaptım,
"old/old people" yazdım daha sosyal ortamlarda çekilmiş
resimler, gülen yüzler, iş başında kişiler, elele erkek
ve kadın, yürüyüş yapan kişiler gördüm.
İnsan bedenen güçsüz bir duruma düşmeye başlar, beyin bu
duruma paralel bir düşüş göstermez, yaşlı kişinin
anlaması asla düşmez, 27 yaşında bir genç yeni bir konuyu
bir kere okumakta anlar ve bu okumayı yarım saate yapsın
diyelim, 65 yaşında ki kişide iki üç okumada anlayabilir
ve bu okumayı bir saate yapabilir. ama anlamada sorun
yoktur. yaşlılarda anlama sorunu var diyorsak bu sakat
bir düşüncedir. Ben insanın yaşlandıkça beyninin daha iyi
şekillendiğine veya beyninin yaşlandıkça daha çok
karıştığına inanıyorum -iki uçlu bir durum var burada-
yaşlandıkça kendi bütünlüğünü daha iyi tamamlama imkanı
vardır kişinin.

http://durankisiselyazilar.blogspot.com/2011/10/aile-
uzerine-dusuncelerim.html
Yukarı dön Göster t-duran's Profil Diğer Mesajlarını Ara: t-duran
 

Eğer Bu Konuya Cevap Yazmak İstiyorsanız İlk Önce giriş
Eğer Kayıtlı Bir Kullanıcı Değilseniz İlk Önce Kayıt Olmalısınız

  Yanıt YazYeni Konu Gönder
Yazıcı Sürümü Yazıcı Sürümü

Forum Atla
Sizin yetkiniz yok foruma yeni mesaj ekleme
Sizin yetkiniz yok forumdaki mesajlara cevap verme
Sizin yetkiniz yok forumda konu silme
Sizin yetkiniz yok forumda konu düzenleme
Sizin yetkiniz yok forumda anket açma
Sizin yetkiniz yok forumda ankete cevap yazma

Powered by Web Wiz Forums version 7.92
Copyright ©2001-2004 Web Wiz Guide
hanif islam

Real-Time Stats and Visitor Reports Sitemizin Gunluk, Haftalik, aylik Ziyaretci  Detaylari Real-Time Stats and Visitor Reports

     Sayfam.de  

blog stats