HANiFDOSTLAR.NET

 

Kuran Müslümanı
 

(Şahıs odaklı din anlayışından Allah odaklı din anlayışına...)

Ana Sayfa Hanif Mumin  Iste Kuran Kurandaki Din  Kur'an Yolu  Meal Dinle Sohbet Odasi Hanifler E- Kitaplik Kütüb-i Sitte ?  ingilizce Site Kuran islami Aliaksoy Org  Hasanakcay Net Tebyin-ül Kur'an Önerdiğimiz Siteler Bize Ulasin

 

- Konulara Göre Fihrist

- Saçma Hadisler

- Hadislerin-Sünnetin İncelemesi

- Haniflikle İlgili Sorular Cevaplar

- Misakın Elçisi Kim?

- Kuranda Namaz/Salat

- Onaylayan Nebi

- Kuranda Namaz/Salat

- Enbiya 104

- Kuranda Yeminler

- Adem Hakkında Sorular

- Ganimetleri Resulün Eline Nasıl Vereceğiz?

- Allahın ındinde YIL ve DOLUNAYLAR

- Abese ve Tevella

- Hadisçilerce Tahrif Edilen Ayetler

- Mübarek Yer, Mübarek Vakit

- Arkadaş Peygamber

- Kuranın İndirilişinden Günümüze Gelişi

- Bir Türban Sorusu

- Kuran ve Bize Öğretilenlerin Farkı

- Namazın Kılınışı

- Hadislere Göre Namaz

- Kuranda Salat Namaz mıdır?

- Kuran Yetmez Diyen Uydurukçular

- Bizler Hanif Dostlarız

- Sahih Hadis mi İstersiniz?

- Hakkı Yılmaz'ın Tebyin Çalışması

- Kur'anı Anlamada Metodoloji

- Tarikatçıların Çarpıttığı Birkaç Ayet

- Nasıl Kur'an Okuyalım?

- Kur'anı Kerim Nedir?

- Kur'anda Oruç

- Allah'sız Bir Din ve Allah'sız Bir Kur'an İnancı

- Kuransız Bir İslam Anlayışı ve Müşrikleşme

- Meal Çalışmasına Davet

- Allah Şahit Olarak Kafi Değil mi?

- Doğru Hadisleri Ne Yapacağız?

- Kur'andaki Muhammed ve Peygamberlerin Misyonu

- Mahrem, Avret, Ziynet

- Nur Suresi Çeviri-Yorum

- Cilbab

- Resule İtaat Ne Demektir?

- Hadis Kalburcuları ve Kalburları

- Kur'anı Kerim'in İndiriliş Gayesi

- Kur'anda Amellere Karşı Cahili Yaklaşım

- İslamdışı İnanışlara Kur'andan Örnekler

- Biri Şu Haram Üretim Tesislerini Kapatsın

- Tasavvufta İslam Var mı?

- İslamda Delil Sorunu

- Kurban Kesmek

- İlahi Hitabın Serüveni

- Ecel Nedir?

- Şirk, İşrak, Müşrik, Müşareke, Müşterik

- Büyü Yapan ve Yaptıranlar

- Peygamberlere Karşı Rabbani Yaklaşımlar

- Salat-ı Tefriciye yada Zikri Çarpıtmaya Bir Örnek

- Mucize Nedir?

- Ayrılıkların Nedenleri

- Sıfır Hata veya Kur'an

- Haniflik Nedir?

- Rabıta İle Şeyhlere Tapanlar

- Hadis Zindanının Mezhepçi Mahkumları

- İslam Dininin Öğrenilmesinde Kaynak Sorunu

- Fasık ve Münafıkların Genel Tanımlaması

- Hadisler, Hıristiyanlık ve Selman Rüştü

- Kur'anı kerim'in İndiriliş Gayesi

- Müstekbirlere Karşı Cahili Yaklaşım

- Halis-Hanif İslam

- Kur'anda Şefaat

- Fuhuş Tellalı Tefsirciler

- Hayızlıyken Neden Namaz Kılınmasın?

- Cebrail, Vahiy, Melek

- Dindarlıkta Müşrikleşme Temayülü

- Büyü Yapan ve Yaptıranlar

- Yaratılış, Adem, Havva

- Kur'an Yerel mi, Evrensel mi?

- Reform Dinde mi, Dindarlıkta mı?

- Ne Mutlu Tağutu Olmayanlara

- Peygambere Saygı(?)

- Hadislere Kanıt Diye Gösterilen Ayetler

- Allah Nazara Karışmadı mı?

- Kur'anı Kerimle Amel Etmek Mümkün mü?

- Kur'anda İnkar Edenlerin Vasıfları

- Müminlerin Vasıfları

- Allah'ın Vasıfları

- Kur'anın Vasıfları

- Dine Karşı Cahili Yaklaşımlar

- Kur'an Merkezli Din

- İrin Küpü Patladı; Mevlana

- Hurafe ve Bidatlar

- Peygamberi Tanrılaştırma

- Hz. İsa'nın Ölümü

- Allah'ın Mesajının Adı: Kelamullah

- Allah'ın Resule Uyarıları

- Kur'ana Göre Tenkit ve Eleştiri Nasıl Olmalı?

- Kur'anda Sevgi

- Sofuların Devlet Desteğiyle Desteklenmesi

- Hans Von Aiberg Aldatmacası

- Kabir Azabı Safsatası

- Kur'an Kıssalarının Önemi; Masal Değiller

- Kur'anda Toplumsal Sünnetler

- Tefsirde İsrailiyyat

- Kardeş Evliliği Olmadan Çoğalma

- Hans Von Aiberg Tutuklandı

- Kur'anda Tevbe Kavramı

- Yaşar Nuri Öztürk'ün Yorumuyla Namaz

- Karadelikler; Bir Büyük Yemin

- Mezhepçilerin Ümmi Açmazı

- Kabe Nedir? Mekkede midir, Kudüste mi?

- Kur'anda Ruh Kavramı

- Kur'anda Nefs Kavramı

- Amin Kavramı ve Putperestlik

- Diyanet İşleri Başkanlığının Sitemize Cevabına Cevaplar

- Resul ve Nebi -1

- Resul ve Nebi -2

- Sapık Bir Fırka: Hansçılar

- Cihad mı, Çapulculuk mu?

- Kur'an Deyip Namazı Yok Sayanlar

- Cennete Sadece Müslümanlar mı Girecek?

- Kur'anda El Kesme Cezası var mı?

- Nazar veya Göz Değmesi Var mı?

- Şehadet Getir, Münafık(?) Ol

- Kur'anda Eleştiri Metodu

- Hacc Mekkede mi, Bekkede mi?

- İslami Tebliğde Kur'an Metodu

- Saptırılan Kavram: Mekruh

- Kur'anda Cuma Namazı var mı?

- Of Be Kader, Allah mı Suçlu Yoksa Biz mi?

- Kader Açısından Cebir ve İhtiyar

- Baban Peygamber Olsa Ne Yazar

- Kur'anda İnsan Hukuku

- Vahdet-i Vücud, Şirkin Alası

- Tasavvufi Bilginin Kaynağı Vahiy mi?

- İslam'da Resullük Son Bulmuştur

- Teveffi Kelimesi ve Arap Dili

- Tasavvuf Üzerine Düşünceler

- Nefis Mertebelerinin İç Yüzü

- Allah Rızası Anonim Şirketi; Tarikatlar

- Tasavvuf ve Eşcinsellik -1

- Tasavvuf ve Eşcinsellik -2

- Nakşi Şeyhi Allah'ın Avukatı mı?

- Kur'anda "ve+la" Öbeği

- Putlar ve Tapanlar

- Son Peygamberimizin Okuma Yazması

- Mesih ve çarpıtılan Bir Ayet

- Hac İzlenimleri

- "Üzerinde 19 var" da Son Nokta

- Secde Emri

- Kur'andaki Hac

- Aracıların Gaybı Bildiği İnancı

- Tarikatçı - Müşrik Karşılaştırması

- Gazali'nin Kadına Bakışı

- Kur'anda Kadına Verilen Önem

- Başörtüsü Allah'ın Emri Değil

- Başörtüsü Takmak Kur'anda Var mı?

- Kur'anda Kadın Dövmek Var mı?

- Cariye, Köle; Utanmaz Mealciler

- Kadına Yönelik Şiddet

- Sünnet Edilen Kızın Öyküsü

- Erkekçe ve Kadınca Meal Konusu, Nebe 33. Ayet

- Harem - Selamlık Kimin Emri?

- Zina, Evlilik ve Örtünme Adabı

- Cariyeleri Aç, Hür Kadınları Kapat (!)

- Çok Eşliliği Yasaklayan Ayetler

- Kur'ana Göre Evlilik Hukuku

- 2 Kadın = 1 Erkek, Uydurma mı?

- Danimarkalı mı Sapık, Buhari mi?

- Ebu Hanife, Cariyenin Avreti

- Nisa 25, Hür Kadın ve Fahişe İfadesi

- Maymunların Hadisi ve Recm Vahşeti

- Hz. Muhammed'in Tebliği

- Peygamberi Tanrılaştırma

- Angarya Haline Getirilen İbadet

- Buhari'nin Hadislerini Buhari Yazmamıştır

- Hadis ve Sünnet Gerçeği

- Uydurma Hadisler, İslamın Kara Boyası

- Hadisler Dinin kaynağı Olamaz

- Uydurmaların Sınırı Yok; Şeytan Geyiği

- Beşeri Hükümler Neden Kutsal Oluyor?

- Hadis - Kur'an Çelişkisi

- Kur'anda/Dinde Olanlar ve Olmayanlar

- Cehennem'den Çıkış Yok

- Kur'anda Tağut

- Ebu Hureyre Gerçekte Kimdir?

- Hadis - Mantık Çelişkileri

- Kurban ve Kurban Bayramı Nereden Geliyor?

- Hadislere Göre Kur'an Eksiktir

- Bildiri: İslam Anlayışında Reform

- Arapça mı, Arap Saçı mı?

- Koca mı Üstün, Allah mı?

- Esbab-ı Nüzül Komedi Hadisleri

- İşte Geleneğin Dini

- Ulul Emir İle Kim Kastediliyor?

- Kul Hakkı

- Yezidi Bir Gelenek: Aşure Tatlısı

- Hz. İbrahim'den Asrımıza Dersler

- Taklitçiliğin Boyutları

- Seb-ul Mesani Nedir?

- Kelle Sayılarak Gerçek Bulmak

- Kıyamet - Mahşer Günü ve Sonrası

- Kur'anda Namaz Vakitleri

- Kur'anda Cuma Konusu

- Salih Olmak Yetmez

- Hudeybiye Anlaşması Uydurma mı?

- Kitap Yüklü Eşekler

- Kur'andaki Hac

- Hz. Nuh'un Oğlu Kimdi? İftira mı?

- Ruhun Ağırlığına Başka Bakış

- Hz. İbrahim Yalancı Değildi

- İncil'de Kadına Bakış

- Şirkin Büyüğü Küçüğü Olur mu?

- Kur'andaki Abdest ve Hijyen

- Din de Bir Araçtır

- Kur'an Okumanın Zararları

- Kur'anda Dua Ayetleri

- Kur'anda Tarih Kavramı ve Bilinci

- Şekilsel Secde Kur'anda Yok mu?

- Salat ve salatı İkame

- Kur'andaki Emr Kavramı Üzerine

- Dindar İnsanlar Şirk Koşar

- Alak Suresinin İlk Beş Ayeti

- Men Arefe'nin Çözümü

- Kur'andaki Av Yasağı

- Fıtrat ve Namaz Vakitleri

- Kur'anda İnsan Hukuku

- Din Büyüklerini Tanrılaştırma

- Allah'a ve Muhammed'e Değil

- Kur'andaki Örnek Tevekkül

- Şekilsel Rüku Kur'anda Yok mu?

- Hz. İbrahim Kuşları Kesti mi?

- Ehli Sünnet Dininin Anayasası

- İnsan Allah'ın Halifesi mi?

- Kur'an Üzerinde Düşünmek

- Şirkin Kuyusuna Düşenlere Uyarılar

- Kur'an Ölülere Okunmak İçin mi İndirildi?

- Ayda Okunan Kur'an Masalı

- Hz. İbrahim, Safa ve Merve Masal mı?

- "Haç"er-ul Esved (!)

- Mevlana Sahte Bir Peygamber Değil mi?

- Tasavvufun Tanrısı İki Zıttır

- Kur'andaki Tasavvuf: Teveccüh

- Önce Batıl ve Hurafe İle Savaşalım

- Resuller Haram Kılamaz mı?

- Elçi Muhammed ile İnsan Muhammed'in Farkı

- Tarikatlarda Aracılar Rezaleti

- Nur Suresi 31. Ayet Nasıl Çarpıtılıyor?

- Sırat Kıldan İnce, Kılıçtan Keskin mi?

- Kur'anda Zalimler

- Bütün Mehdileri Çöpe Atıyoruz

- Kur'ana Göre Ramazan Ayı ve Haram Aylar

- Tasavvufçuların İlahı; Varlık ve Yokluk

- Tasavvufçuların Küçük Putları

- Sünnet Etmek yaratılışı Değiştirmedir

- Son Peygamberimizin Mektupları

- Fıtrat ve Namaz Vakitleri

- Mescid-i Aksa Nerede?

- Büyük Kandırmaca: Hadis

- Kur'an Neden Arapça Olarak İndirilmiştir?

- Kimin dini? Kimin Kitabı? Kimin Meali?

- Evliya Kelimesinin geçtiği Ayetler

- Şimdiye Kadar Yaşanan İslam

- Ayın Yarılması Diye Bir Mucize Yoktur

- Kabe Dikili Taş Değil mi?


Up | Down | Top | Bottom
 
Şu da emredildi: Yüzünü dine bir Hanif olarak çevir. Sakın müşriklerden olma.

Yunus Suresi 105

Ben bir Hanif olarak yüzümü gökleri ve yeri yaratana döndürdüm. Müşriklerden değilim ben.

Enam Suresi 79

İbrahim ne bir Yahudi idi, ne de bir Hıristiyan. O sadece hanif bir müslümandı. O müşriklerden değildi.

Ali İmran Suresi 67

Şu da kuşkusuz ki, İbrahim başlıbaşına bir ümmetti; bir Hanif olarak Allah'ın önünde eğiliyordu. Müşriklerden değildi.

Nahl Suresi 123

De ki Allah doğrusunu söylemiştir / vaadinde sadıktır.Haydi artık Hanif olarak İbrahim'in Milleti'ne uyun! Müşriklerden değildi o.

Ali İmran Suresi 95

Allah'a ortak koşmadan, Hanifler olarak... Allah'a ortak koşan kişi, gökten düşmüş de kendisini kuşlar kapışıyor veya rüzgar onu uzak bir yere fırlatıp atıyor gibidir.

Hacc Suresi 31


Up | Down | Top | Bottom

HABERLER

 

 








 

 

  Hanif Islam

 

Kur'an Çalışmaları
 Hanif Dostlar Ana Sayfa -> Kur'an Çalışmaları
Konu Konu: Kur’andaki Kök Kelimeler Sözlüğü Yanıt YazYeni Konu Gönder
Yazanlarda
Gönderi << Önceki Konu | Sonraki Konu >>
medeni0002
Uzman Uye
Uzman Uye
Simge

Katılma Tarihi: 15 kasim 2010
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 936
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı medeni0002

انس kök kelimesinin lügat çağrışımları:
                     Bu kökü,türevleriyle birlikte değerlendirdiğimiz zaman yine bununda bir veya birkaç yerde buluştuklarını görüyoruz.bunlardan birisi ve en önemlisi bence sevgidir.burada horoz ve bakire kelimeleri geçtiğine göre bu sevgi daha çok cinsel bir sevgiyi çağrıştırıyor,bu kökten gelen insan kelimesi de erkek ve dişinin cinsel birleşmesiyle meydana gelmiş bir varlık değil midir?o halde bu iddiamız isabetli oluyor.burada ateş geçiyor.ateş sıcaklığı çağrıştırır.bu ateşin yanmasıyla(yani cinsel aşklar sonucunda)sıcak yuvalar kurulmuyor mu?demekki fıtrattan gelen ateş zarar değil,fayda veriyor.çünkü o muhabbet ve aşk olmasaydı insan nesli kuruyup yok olurdu.insanların cinsel hazları da muhabbet ve aşkın sonucu meydana gelmiyor mu?
                    burada anlamak,görmek kelimeleri geçiyor.insanlar birbirlerini anlayıp dinleyince ve güzel yüzlerini görünce sevgi ve muhabbet başlamıyor mu?siz görmediğiniz insanı nasıl seversiniz?atalarımız ne demiş''gözden ırak olan gönülden de ırak olur'' dememişler mi?.demekki bu kökten gelen kelimelerden ''görmek''kelimesi boşuna oraya konmamış,bu kelimede zincirin halkalarından birisi..burada hissetmek geçiyor.yani sevginin gönülden geldiğini (fıtrattan olduğunu)ilan ediyor.
                    Yusuf5:''Babası, şöyle dedi: “Yavrucuğum! Rüyanı kardeşlerine anlatma. Yoksa,sana tuzak kurarlar.Çünkü şeytan, insanın apaçık düşmanıdır.”(Diyanet Meali)
                   burada altı çizili olarak geçen kelimenin yerine ''insan''değil de ''sevgi''kelimesini koysak anlam bozulmuyor ve çok anlamlı bir mana meydana geliyor,adeta tefsir ediyor.farklı kökten gelen bir anlam koymuş olsak büyük oranda mana bozulabilirdi,ancak aynı kökten bir anlam koyarsak (zıt anlamlı bir kelime olmadığı sürece)mananın büyük oranda bozulmama durumlarıyla karşılaştım..hatta çok ilginç ve güzel anlamlarda ortaya çıkabiliyor..onun için aynı kökten gelen kelimeleri liste halinde sizlere sunuyoruzki kolay mukayese yapabilelim diye..
                  selamlar,sevgiler.


__________________
medeniyet
Yukarı dön Göster medeni0002's Profil Diğer Mesajlarını Ara: medeni0002 Ziyaret medeni0002's Ana Sayfa
 
medeni0002
Uzman Uye
Uzman Uye
Simge

Katılma Tarihi: 15 kasim 2010
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 936
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı medeni0002

 

KAYNAĞI

TÜRKÇE  KÖKÜ

ARAPÇA KÖKÜ

M.Ç.K.L.

az önce

انف

B.T.K.C.

beğenmemek

انف

M.S.M.T.

burun

انف

M.S.M.T.

büyük burunlu kişi

انف

B.T.K.C.

çekinmek

انف

M.S.M.T.

dağ çıkıntısı

انف

B.T.K.C.

devenin burnu acımak

انف

M.S.M.T.

efendi

انف

M.S.M.T.

her şeyin evveli

انف

B.T.K.C.

kabul etmemek

انف

M.S.M.T.

seyyid

انف

B.T.K.C.

taraf

انف

B.T.K.C.

tenezzül etmemek

انف

B.T.K.C.

انف

B.T.K.C.

ulu

انف

B.T.K.C.

yeni

انف

B.T.K.C.

zirve

انف

 



__________________
medeniyet
Yukarı dön Göster medeni0002's Profil Diğer Mesajlarını Ara: medeni0002 Ziyaret medeni0002's Ana Sayfa
 
medeni0002
Uzman Uye
Uzman Uye
Simge

Katılma Tarihi: 15 kasim 2010
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 936
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı medeni0002

                     selamlar,kıymetli dostlarım,
                    sözlüğüme çeşni katmak ve size yaptığımız işin ciddiyet ve önemini vurgulamak için değişik tarzlarla bu işi devam ettirdiğimin farkındasınızdır umarım.bu vechile araya zaman zaman kurallar ve bilgilendirmelerde sunuyorum.işte bu konuyla ilgili olarak bir internet sitesinden alıntılar yapacağım.bu alıntısını yaptığım Arif Beyin görüşlerinin çoğuna bende katılıyorum.tabiki sizde katılabirsinizde katılmayabilirsinizde..şayet katılmıyorsanız gerekçelerinizi öğrenmekte isterim doğrusu.işte o alıntım:
 
KLASİK ARAPÇA ÖĞRENİM METODUNUN PROBLEMİ NE? (1)
“Selamunaleykum. Birçok insan gibi çalışmalarınızdan istifade eden biri olarak teşekkürü ve hayır duayı bir borç bilirim. Ben uzun zamandır (15 seneden fazla) Arapçayla uğraşan biriyim. Şöyle desem, sözümü abartmış olmam galiba: Arapça için verdiğim emek ve zamanla bu zamanın iki üç fakültesini bitirirdim rahatlıkla. Hemen belirteyim ki bitireceğim hiçbir fakülteyi Arapçaya değişmem ama sormadan edemiyorum: Bu kadar uzun ve çetrefilli yollardan geçmeden öğrenilmez miydi?...
sorusuna Arif Çevikel Beyefendi'nin Cevabı:
Önce sevgili ilim talibinin tesbitini doğru bulduğumuzu ifade edelim. Evet, “Sarf-Nahiv” ilmine dair Emsile, Bina, Maksut, Avamil, İzzi, Merah vb. diye devam edip giden klasik Arapça eğitim metodu sorunludur. Sorun sadece usul ile sınırlı değildir. Esas’ta da problem vardır. Zaten yöntem ve muhtevadaki sorun da esastaki bu sorundan kaynaklanmaktadır. Bu sorun sadece yukarıda sayılanları kapsamaz, Katru’n-Neda, en-Nahvu’l-Vâdıh ve hatta İbn ‘Akîl gibi bu baba dahil edilebilecek klasik metotla üretilmiş Arap dili öğrenimine dair eserleri de kapsar.
Bunu hem klasik medrese usulünde hem de modern usulde Arapça tahsil etmiş biri olarak söyleyebilirim sanıyorum.


Şimdi, isbat etmek şartıyla, şu tesbiti yapabiliriz: Klasik Arapça öğrenim metodunun en temel problemi, “eksen kayması”dır. Tıpkı, bir insanı ayakta tutan omurgadaki disk kaymasına benzer. Eğer disk kayarsa, bir daha belinizi zor doğrultursunuz. Arapça’nın omurgasında yaşanan disk kayması da, Arapça’nın belini iki büklüm etti. Durum gitgide kötüleşti ve en sonunda 5 yıl, 7 yıl, 9 yıl ve hatta daha fazla klasik Arapça dil talimi verip de yine de Arapça’ya vakıf kılamayan bir garip “model” çıktı.


Bu “eksen kayması” nerede yaşandı peki?


Arapça’da eksen kayması, bir dilin olmazsa olmaz üç unsurunda yaşandı: “lafız-mana-maksat”. Önce lafız-mana çiftinde ortaya çıktı bu “eksen kayması”. Zira bu ikilide eksen “mana” olmalıydı, ama Arapça dil öğreniminin tarihi sürecinde yaşanan kırılma sonucunda eksen “lafız” oldu. Yani, belagat ile nahiv ilminin arasındaki köprü atıldı.


Kur’an, kendi ifadesiyle “mubin bir Arapça” ile gelmiştir. Hatta, mubîn kelimesinin “Arapça” ile kullanılmadığı yerlerde dahi zımnen onun “mübin bir Arapça ile geldiğine” dair bir atıf var gibidir. Mesela “Kitabun Mubîn”, “Kitabun Arabiyyun Mubîn” şeklinde anlaşılabilir.


Mubîn, “ebâne” fiilinden türetilmiştir. Hem geçişli hem geçişsiz manayı içinde barındırır. Yani hem “özünde açık” (lazım), hem de “hakikati açıklayıcı” (müteaddi) anlamına.


Kur’an’ın “özünde açık ve hakikati açıklayıcı” olması, Arapça’dan mı kaynaklanıyor, vahiyden mi? Bu suale behemehal ikincisini gösterirdim ama önümde “bi-lisanin Arabiyyin mubîn” (apaçık ve açıklayıcı Arapça bir lisanla) ibaresi olmasaydı. Demek ki, mubin olmanın Arapça’dan kaynaklanan bir boyutu var.


“Fasih Arapça” (el-Arabiyyetu’l-Fusha), Mübin Arapça’nın karşılığıdır. “Anlamın ortaya çıkması” manasına gelen fesahat lafızda değil manadadır. Lafız mananın kabı ve hizmetçisidir. Mana da maksadın hizmetçisidir. Bu yüzden, Arap diline dair ilk metinler bu üçlüyü göstererek kaleme alındı. Mesela Arap gramerinin kurucu dil dâhisi Sîbeveyh’in el-Kitab’ı değil sadece sarf-nahiv kitabı değildi. Belagat ve fesahat kitabıydı da.


Yukarıda dile getirdiğimiz boyut, Allahu alem, Arapça’nın dünyada hemen hiçbir dile nasip olmayan “bakirliği”dir. Binyıllardır çölün içindeki vahalarda kapalı havza toplumu olarak yaşayan bir kavmin dili olan Arapça, adeta bir konserve gibi “dondurulmuş” ve korunmuştur.


Tam bu noktada Oryantalistlerin faraziyelerine dayanan önyargılı “Sami dil ailesi” tezlerine kuşkuyla yaklaşmak gerektiğini düşünüyorum. Onlar içinden önyargılı garezkarlar, utanmasalar Arapça’nın İbranice’nin bozulmuşu olduğunu söyleyecekler. Sürgünler, soykırımlar, düşmanını taklitler arasında birkaç kere tüm kültürüyle birlikte yok olma tehlikesi atlatan ve icad edilmiş bir kimlik olarak Babil sürgünü sonrası ortaya çıkan Yahudi kimliği ve bu sümmetedarik kimliğin dili mi Arapça’nın anası olacak? Hele ki tarih var.

Peki, sarf ve nahiv, ikiz kardeşleri olan fesahat ve belagatten nasıl ayrıldı?''

Bu Konuda Aynı Sitede Yer Alan Yorum ve Tenkitler ise Şunlardır:
Yazan: | Tarih: 2009-09-16 02:18:41
Konu: arapça bir vahiy dilidir
ALLAH (C.C)İNSANLIĞA SON MESAJINI ARAPÇA OLARAK İNDİRMİŞTİR.BU ALLAHIN YÜCE VE HİKMETLİ TAKDİRİDİR.TÜRKÇENİN İÇİNDEKİ ARAPÇA FARSÇA UNSURLAR ÇIKTI MI TÜRKÇENİN EDEBİLİĞİ GİDER,GERİYE ALTTAN İTTİRGEÇLİ,ÜSTTEN TÜTTÜRGEÇLİ OTURGAÇLI GÖTÜRGEÇ KALIR.GÖLGE YAPMA BAŞKA İHSAN İSTEMEYİZ ŞOVENİSTLİĞİN GEREĞİ YOK.


Yazan: | Tarih: 2009-01-05 13:00:45
Konu : Arap dili
Selamlar.
Tüm yazıyı okudum. Bu konuya 15 yıllık bir emek verdiğinizi söylüyor ve bu konuda yazılı metinleri, öğretimin yapı taşlarını da ortaya koyuyorsunuz.
Peki bu zaman içinde, kaç tür Arapça olduğunu öğrenemediniz mi?
Bozulmamış-bakir ve konserve gibi diyorsunuz...
Hangi konserve ve bakirlik?
Sadece kabile toplumu olabilen Arapların, ciddi bir dili olmadığını, özellikle sami dillerinden alıntılarla 200 kelimelik dile sahip olduklarını yine bu zaman içinde öğrenemediniz mi? Yoksa emeğiniz vechile söylemek zor mu geliyor?
Şuna dürüstçe, 15 seneyi çöpe attım desenize.
Onlarca Arap ülkesindeki bugün yaşayan dillerinde batı kökenli yapıdan neden söz etmiyorsunuz?
Esre ve üsreler dilin çaresizliğinden anlatı sorunlarındandır diye niye açıklamıyor lafı geveliyorsunuz?
Bende yıllarımı verdim bu dile. İlkel bir dil işte var mı başka ifadesi...
Türkçemizdeki; "Sizinle tanışmış olmak bendenize büyük onur verdi" gibi nazik-kibar anlamı tam yüklü bir cümleyi Arapça ile ortaya koysanıza bakayım.
Zaten bu nedenle, gerçek Arapçayı öğretmek ve okuduğunu anlamak (o zaten yıllar ve yıllar alır) yerine üstün körü harf ve kelime öğretisi ile hiç bir Arapçaya uymayan telaffuzlarla sözde (kuran okumayı öğretmek) diye milleti kandırmaktan öte nedir?
İlkel anlayış ve düşünce kalıpları içinde (benim tespit edip bulduğum, daha kimbilir ne kadar çok vardır) 63 Arapça lehçesi mevcut.
Bugün Suudi Arabistan ve Mısır Arapçaları olarak baktığımızda Kuran'ı Kerim farklı anlatı göstermektedir. Kaldı ki; Kuran bunun ötesinde Kureyş Arapçası ile yazılmıştır. Peki bu Arapçaya vakıf olan kim var bugün...
Eğer Arapçadan konuşacaksanız bunları dile getirin.
Allah'ın selamı üzerinize olsun.
Cevap almak için, müsaadeniz olursa yine misafiriniz olacağım.''

Klasik Arapça öğrenim metodunun problemi ne? (2)
 

Soru şuydu: Peki, sarf ve nahiv, ikiz kardeşleri olan fesahat ve belagatten nasıl ayrıldı?

Bittabi önce bir ve beraber idi. Buna, Arap gramerinin babası ve dil dâhisi Sibeveyh’in el-Kitab’ını misal vermiştik. Bu ayrımın başımıza ne çoraplar ördüğünü bilmeyen bazı çağdaş nahivciler hâlâ Sibeveyh’i “nahivci”, el-Kitab’ı “nahiv kitabı” gibi takdim ederler. Oysaki o, eserinde “lafızlar ve manaları”, “sözün güzeli ve çirkini” ve “mecaz” bahislerine derinlemesine dalmış bir dil allamesi.

Sibeveyh, Basra okuluna mensuptu. Ünlü kitabı Basralı hocası ve ilk Arap lugatı sahibi büyük dil arkeologu Halil b. Ahmed’in ders notlarından oluşur. Bu okulun çeşmesinden sulanan Ahfeş, Ebu Ubeyde Ma’ber b. El-Müsenna, Müberred, Sa’leb, Zeccac gibi altın isimlerin hepsi de nahiv-belagat/lafız-mana birliğini korudular.

Basra okulunun karşısında Kûfe okulu yer aldı. Bu okulun babası Kisâî ve onun öğrencisi Ferra da Kufe okulunun en ünlü isimlerinden idi. Onlar da lafızla manayı, nahivle belağati ayırmadı.

Bağdat kurulduktan sonra Basra ve Kufe okullarının ilim çayları, Bağdat’a doğru aktı ve orada ırmak oldu. Bu ırmağa “Basra okulu” demek yerine “Ebu Ali Farisi Okulu” dense yeridir. Zeccac’ın talebesi olan Farisi, İbn Cinni’nin de hocası idi. Zemahşeri’nin de bir halkasını oluşturduğu ilim zinciri Ebu Ali Farisi’ye kadar uzanır. Bu yüzden Keşşaf’ın kaynağında bazıları Zeccac’ın tefsirini görürler.

Bu iki okulun biri dilin uydaşım eseri, diğeri sabit olduğunu savunuyordu. İki okulu birleştiren Ebu Ali Farisi, dili yepyeni bir kurallar dizgesi üzerine oturttu. Bu kuralların tümünün temelinde şu ilke yatıyordu: Nahv ile belagatin ayrılmazlığı.

İşte semasında tek yıldız diyebileceğimiz Delailu’l-İ’câz ve Esraru’l-Belağa gibi iki muhalled eserin yazarı Cürcani, bu ölümsüz eserleri bu çizginin bir mümessili olarak verdi. Bu eserlerde Cürcani’nin amacı “Nahivle belagati etle tırnak gibi kaynatmak” idi.

Dr. Abdülaziz Atîk, Fî Tarihi’l-Belâğati’l-Arabiyye adlı eserinde şöyle diyor: “Zemahşeri Keşşaf’ını Abdülkahir Cürcani’nin belağata ilişkin görüşleri çerçevesinde oluşturdu”. Keşşaf’ın kendinden sonraki hemen tüm tefsirleri ve özellikle de Beydavi ve Ebussuud tefsirini etkilediğini hatırlamanın tam sırası.

Cürcani, belagatte tutturduğu başarıya, kanaatimce, nahvin sadeliği ilkesinden yola çıkarak ulaşmıştı. Ona göre Arap dilinde kelam sadece şu üç şey üzerine kurulur: Failiyye-mef’uliyye-idafiyye. Dolayısıyla: fail merfu, mef’ul mansub, muzafun ilayh mecrurdur. Gerisi bu üçüne hamledilir, asıl değildir. Merfuda da aslolan isim cümlesidir, gerisi ferdir.” (el-Cumel).

Nahiv-belagat birliği süreci Sekkaki ile zirvesine çıkmıştı ki, birden bir kopuş oldu. Nahivle belagatin birbirinden kopuş tarihinde dikkatimizi ilk çeken isim et-Telhis ve onun şerhi mesabesindeki el-Îdâh adlı eseri Osmanlı Medreseleri’nin olmazsa olmazı olan Hatib Kazvini (ö. 739/1338). Meani ilmi için alternatif bir tanım getiren Kazvini, belagatı “kodifiye” ederek bir kurallar manzumesine dönüştürdü. Sonuçta etle tırnağın, teori ile pratiğin arası ayrıldı.

Daha sonra bu kopuş gittikçe derinleşti. Bunun doğal sonucu, pratikten kopuk ve teoriye odaklanmış bir dil bilgisi öğretimi oldu. Bunun en tehlikeli sonucu dilin canlı bir organizma olduğunu unutup sanki ölüymüş/nesneymiş muamelesi yapmak oldu.

Medreseler, talebenin Arapça’yı “edinmesini” temin etmek yerine “öğrenmesini” öncelediler. Lafız o kadar büyüdü ki, mana lafzın büyüyen cüssesi altında soluk alamaz oldu. İyi derecede Arapça bilen bir Arab’ın dahi ömür boyu kullanmadığı “ik’ansese, ikşa’arra, iclevveze” gibi fiil kalıpları talebeye çektirildi.

Sonuçta şu oldu:

1. Lafız ve mana etle tırnaktı, etle tırnak birbirinden ayrıldı. Maksat ise “gramer” değil “anlamak” idi. İkili birbirinden ayrılınca, elde manasız bir gramer yığını kaldı. Yıllarını veren talib-i ilim, “alet ilmi” olan dili elde edip bir türlü “maksat ilme” gelemedi. Dilin gramerini bir Arap’tan çok daha iyi biliyor, ama kurallarını bildiği dili bir türlü öğrenemiyordu. Bu, insanı tarif etmek için önce etini ve kemiğini ayırıp, tarife ondan sonra başlamaya benziyordu.

2. Bu eksen kayması sürecinde gramer kuralları bir kartopu gibi büyüdü, mana kar tanesi gibi küçüldü. Denge mana aleyhine bozuldu. İlim öğrenme maksadı dil öğrenmeye, dil öğrenme de gramer öğrenmeye indirgendi. Oysaki ilim bile kendi başına bir maksat değil, haşyete ulaşmanın bir aracıydı.

3. Dil öğreniminin en iyi metodu bir çocuğun ana dilini edinişine en yakın yöntemle bir dili “edinmek” idi. Fakat dil gramer kuralları yığını olarak kodlanınca, bu kodları öğrenip çözmek bir ömre mal olacak bir uğraş haline geldi.

Klasik sarf-nahiv yöntemiyle dil öğrenecek sabra sahip olmayan zamane talipleri, bir başka yanlışa yöneldi: Batılıların dil öğrenim yöntemine…

O yöntemin taklidiyle yazılan dil öğrenim setleri bıtırak gibi piyasayı kapladı. Kendi kadim yöntemimizi ıslah etmeyi düşünen ya olmadı, ya da oldu benim haberim olmadı. Bunlara bir de ticaret maksadıyla çıkarılan görsel setler eklenince, Arapça öğretmekle Mahmutpaşa’ya “turist rehberi” yetiştirmek aynı şey zannedildi.

Not: Soru sahibi ilim talibi, müteradifleri soruyor. Bizce mutlak müteradif diye bir şey yoktur. Kelime farklıysa, anlam da farklıdır. Bu konuda en güzel eserlerden biri Osmanlı ulemasından Ebu’l-Beka’nın yazdığı el-Külliyyat’tır.

Arif Çevikel

http://lisanularab.blogcu.com adlı siteden alıntıdır.

                 selamlar,sevgiler.


__________________
medeniyet
Yukarı dön Göster medeni0002's Profil Diğer Mesajlarını Ara: medeni0002 Ziyaret medeni0002's Ana Sayfa
 
medeni0002
Uzman Uye
Uzman Uye
Simge

Katılma Tarihi: 15 kasim 2010
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 936
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı medeni0002

                     Bana Göre Arapça ile ilgili Başlıca Problemlerimiz Şunlardır:
                        1-Kur'an hem ilmi arapçanın hemde halk arapçasının nümuneleriyle doludur..bu nümunelere göre Arapça dizayn edildiği zaman hem çok kolay olacaktır,hemde sevilecektir..Doğrusu ben Kur'an Arapçasını modern Arapça'dan hem daha iyi anlayabiliyorum hem de daha akıcı ve kolay buluyorum.
                        2-Kur'an Arapçasının bir özelliği de az kelimelerle çok şey ifade etmesi.örneğin bizde de atasözleri buna benzer bir durumdur.''sakla samanı gelir zamanı''ifadesindeki ‘saman’ kelimesinden asıl kastedilen şeyin ‘saman’ değil de ‘mal’ olduğunu çoğu kimse anlar.''yani bu mecaz ifadelere Kur'anda da yer verilmiştir.ancak karışıklıklara sebep olan şeyler sadece kural arapçasına uymadığı için bu tür tarzlar ya unutulmuş,yada kelimelerin kök bilgisi zayıflığından dolayı kullanıldığı zamanda yanlış anlaşılmalar ortaya çıkmıştır.
                        3-Kur'anda emsile(misalller) tablosunu doğrulayan cümleler pek çoktur.o halde emsilede bir yanlışlık yoktur.Yanlışlık Kur'an Arapçasından uzaklaşılmasıdır.Günlük pratiği yapılmayan her dil unutulur.unutulan şey aslında pratiğidir.kuralları okuduğunuz zaman hatırlayabilirsiniz,ancak pratiği yapılmadığı için unutulan şey pratiği oluyor.Burada Arapça'nın zor bir dilmiş gibi görünmesinin en büyük sebeplerinden biride  budur.Aslında bu sadece Arapça'ya münhasır olan bir şey değil,bütün dillere mahsus olan bir şeydir.
                        4-cümle kurarken Kur'an cümleleriyle cümle kurmakta derdimizi anlatmaya isteklerimizi ortaya koymaya yüzde 90 oranında yeterlidir.Ancak bununda pratiği yapılmadığı için Arapça bir dağa tırmanmak gibi zor görünüyor,ancak bence hiçte öyle değildir.Kalan o yüzde 10'da bize bırakılmış,Kur'an ''ezzeytüne verrummane..''dedikten sonra size kadayıfı veya bifteki de sıralamamıştır..buna gerekte yok zaten..ama kadayıf ve bifteki de senin söylemene bırakmıştır.o kadarını da sen üret demek istemiştir.bu insanların düşünmesine kelamını geliştirmelerine pay bırakılması anlamınada geliyor.
                        5-Arapça'nın zor görünmesinin bir sebebi de kelimelerin içindeki illetli harflerdir ki.bunlar vav,ye,elif harfleridir.bazen gizlenir,bazen açığa çıkarlar,bazen elife bazen ye'ye dönüşürler.bunun kurallarını bilmek ilim ve ve bilgi ister.bunu halk pek bilemez.o halde bununda çözüm yollarını bulmak çok zor değildir.Bence bunun bir kaç yolu veya çözümü şöyle olabilir.
                        a-içinde illetli olmayan kelimelerle cümleler kurulmalıdır.,emsile(misaller)tablosundaki nesara'nın,feale'nin veya darabe'nin seçilmesi bence çok anlamlıdır ve bunda bir mesajda vardır.
                        b-Arapça'da en az 2000 tane kök kelime vardır(ki türevleriyle birlikte binlerce oluyor.)bunların 700 tanesini illetli harflerin içinde bulunduğu kelimeler varsayarsak kalan 1300 tane kök kelimeyle bir halk rahatlıkla cümle kurabilir.(türevlerini de katarsak bu binlerce olur.)maalesef bu yöntemi hiç kimse dile getiripte uygulamaya çalışmamıştır.amaç mübiyn olmak ise yani anlaşılmak ise bence bu yöntemde mübiyn olmaya uyumluluklardan birisi olacaktır.Bakara 185:''... Allah sizin için kolaylık ister, zorluk istemez...''(Diyanet Vakfı Meali)
                        c-çocukken şu şekilde dil öğreniriz.bunları formülleştirirsek: harfler+heceler+kelimeler+cümleler,burada basitten kemaliyata doğru bir gidiş var, yani önce kelimeler basit kelimelerle başlanacak,sonra uzun kelimeler.yani önce kökler,kök kelimeler,sonra cümleler vs. Fıtrattan gelen bu durum bize lisan öğrenmeyi çok güzel öğretiyor ama kullanan kim?.
                   Çocukken önce eşyaya veya varlıklara  adlar  veririz,adlardan sonra kelimelerin hizalamasını yani cümle terkibini öğreniriz.cümleyi iyice konuştuğumuz zaman bile kurallarını pek düşünmeyiz.yani misal olarak,siz herhangi birisiyle konuşurken,''Ben yarın okula gideceğim''cümlesini söylediğinizi varsayalım,bu cümledeki ben'in özne,okulun nesne,gideceğim'inde fiil olduğunu düşünmeden konuşursunuz.zaten bunları düşünürken cümleler kurmaya çalışırsanız,rahat cümle kuramazsınız.kurallar geldiği zaman mana ve ruh bir kenara çelilir.oysaki mana ve ruh çocuklarda 1.plandadır.onlar cümleler kurarken kurallar hep bir kenarda durur,ama fazla uzağada gitmez.fazla uzağa gitmiş olsaydı,''ben yarın okula gideceğim'' cümlesi yerine ''okul yarın bana gidecek’’ gibi abes bir cümlede oluşuverebirdi.o halde bununda doğru sıralamasını ''mana+ruh+kurallar'' şeklinde yapabiliriz.yukarıdaki yorumda Arif Beyin şikayet ettiği durum bunu demek istiyorki bu görüşüne bende katılıyorum,kuralları ilk başa alarak dil öğretmek çok zaman harcatır ve günlük pratikte ister.ama maalesef kuralları medreselerde öğretilen arapçanın günlük pratiğine pek gidilmediği gibi normal kuralların yerine aşırı kuralcı arapça öğretilmeye çalışılmıştır.oysaki Cürcani’nin el Cümel’inde de belirttiği gibi durum o kadar abartılacak gibi değildir ve çok basittir.Cürcani’ye göre Arap dilinde kelam sadece şu üç şey üzerine kurulur: Failiyye-mef’uliyye-idafiyye. Dolayısıyla: fail merfu,mef’ul mansub,muzafun ilayh mecrurdur. Gerisi bu üçüne hamledilir, asıl değildir. Merfuda da aslolan isim cümlesidir, gerisi ferdir.” (el-Cumel).Kur'anı Kerimin cümle yapısı da umumen bu şekildedir.buna rağmen Arapça fıtrattan uzaklaşılan metotlar sebebiyle hep zor bir dil olarak uygulanmıştır..ama bahsettiğim sıralama yani fıtrattan gelen dil öğretimindeki bu sıralama şeklinde olmuş olsaydı bütün taşlar zamanında yerine oturmuş olurdu ve ana dilimiz gibi rahatça konuşabildiğimiz,yazabildiğimiz yeni bir lisan daha öğrenmiş olurduk..bu fıtrattan verilen dil öğretimi çocuklar için Allah'ın nimetlerinden biridir.yüce Rabbim onları öyle proğramlamıştır.bu proğramla onlar çinceyi bile zorlanmadan öğrenirlerken Arapça’da niye zorlansınlarki?
                   ondan sonrada vay arapça şöyle zor vay arapça böyle zor gibi iddialar.bence bu iddialar doğru değildir.hele hele bunu kolaylaştırma alternatiflerinin bile uygulanmadığını ve Arapça'nın önüne konulan büyük dağları görünce bu iddialar bana haksız suçlamalar ve iddialar olarak geliyor.
                   Ey Türk,titre ve kendine gel,aslına fıtratına dön.
                   selamlar,sevgiler.


__________________
medeniyet
Yukarı dön Göster medeni0002's Profil Diğer Mesajlarını Ara: medeni0002 Ziyaret medeni0002's Ana Sayfa
 
medeni0002
Uzman Uye
Uzman Uye
Simge

Katılma Tarihi: 15 kasim 2010
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 936
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı medeni0002

 

KAYNAĞI

TÜRKÇE  KÖKÜ

ARAPÇA KÖKÜ

M.Ç.K.L.

halk

انم

M.S.M.T.

insanlar

انم

M.S.M.T.

mahlukat

انم

 



__________________
medeniyet
Yukarı dön Göster medeni0002's Profil Diğer Mesajlarını Ara: medeni0002 Ziyaret medeni0002's Ana Sayfa
 
medeni0002
Uzman Uye
Uzman Uye
Simge

Katılma Tarihi: 15 kasim 2010
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 936
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı medeni0002

                      Dillerde Cümle Terkibi:
ben okula gittim(Türkçe)
zehebtü ilel medraseti (Arapça)
I went to school (ingilizce)
                      bunu kurallarıyla açıklarsak şöyle bir formül ortaya çıkar:
      fail+mef'ul+fiil(Türkçe)
      fiil+fail+mef'ul(Arapça)
      fail+fiil+mef'ul(ingilizce)
    
                      Genel olarak dillerde cümle terkibi bu şekildedir.Gerisi teferruattır ve çokta mühim değildir,bu basit fakat mühim kurallar çiğnenmediği sürece manadada büyük değişiklik olmaz.
                     Kıymetli dostlarım,birde şu durumu hatırlatmak isterimki Modern Arapça ve kuralları Ku'andan asırlar sonra ortaya çıkmış dilbilgisi kurallarıdır.Kur'anın cümle yapısı modern kurallara da bazen uymaz.farklılıklarıda vardır.işte bu özellikleri hakkında daha geniş bilgiyi sizlere Hakkı Yılmaz Hocamın ''işte Kur'an''adlı tefsirinden aynen aktarıyorum:

Kur'an ve Dilbilgisi

 

     Kur'an’ın indiği dönemde bugünkü Arapça dilbilgisi kuralları henüz belirlenmemişti. O zamanlar Arapların elinde birkaç şairin şiirlerinden başka herhangi bir yazılı metin yoktu. Sözlü kültür devam edip geliyordu.  Kur'an böyle bir dönemde o günkü Arapçanın yapısına ve kullanımına uygun olarak nazil olmaya başladı.

     Arapçaya ait bu günkü dilbilgisi kuralları Kur'an'ın inişinden yaklaşık 150-200 sene sonra Sibeveyh, Ahfeş (ölümü H. 177 M.793), Kisâî, İsa b. Ömer, Yunus b. Habib ve Ebu Ubeyde Ma'mer b. Müsenna gibi bilginlerce oluşturuldu. Nitekim Türkçe dilbilgisi kuralları da  dilin ilk oluşumundan asırlar sonra belirlenmiştir.

     Bu nedenle, Kur'an’ın indiği dönemdeki Arapça dil bilgisi kuralları ile yakın zamanda oluşturulan dil bilgisi kuralları arasında bazı farklar mevcuttur. Bunun örnekleri Kur'an'ın değişik yerlerinde görülmektedir. Kur'an'ı anlamak isteyenlerin bu önemli konuyu göz önünde bulundurmaları gerekir. Aksi halde Kur'an'ı anlamakta zorluk çekilir ya da Kur'an eksik anlaşılabilir.

     Konuyla ilgili bazı önemli örnekler şunlardır:

 

     a- “Ma” ve “men” ism-i mevsullerinin kullanımı

 

     Bugünkü mevcut Arapça dilbilgisi kurallarına göre, cansız varlıklar ve akılsız hayvanlar için “şey” anlamında “ما  ma” sözcüğü kullanılır; Allah, melekler ve akıllı varlık olan insan için de “kişi” anlamında “من  men” sözcüğü kullanılır.

     Ne var ki, Kur'an’ın indiği dönemde böyle bir ayırım söz konusu değildir. O dönem “ma” sözcüğü hem Allah hem de insan için kullanılmaktaydı. “Men” ise hem Allah hem de akıllı insan için kullanıldığı gibi, ayrıca akılsız hayvanlar için de kullanılıyordu. Aşağıda bu uygulamanın örnekleri görülmektedir:

“ما  Ma” ism-i mevsulünün Allah için kullanıldığı ayetler

 

     “Ve ma [ما ] haleka’z-zekere ve’l-ünsa.”   (Leyl 3)

     “Ve’s-semai ve ma [ما] benâhâ, ve’l-ardı ve ma [ما] tahâhâ ve nefsin ve ma [ما] sevvâhâ.” (Şems; 5-7)

 

     İyi düşünülürse, Allah için bu iki ism-i mevsulden birinin ya da ötekinin [من ya da ما] kullanılması arasında herhangi bir fark yoktur. Zira Allah'ı yaratıklarının akıllarıyla akıllı ya da yaratıklarının akılsızlığıyla akılsız gibi değerlendirmek imkânsızdır. Çünkü Allah kullardaki akıldan da hayvanlardaki akılsızlıktan da münezzehtir. Bu anlamda Allah’a özgü bir sözcük de olmadığına göre, maksadın zorunlu olarak Arap dilindeki sözcüklerden herhangi birisiyle ifade edilmesi zorunluluğu vardır. Nitekim Allah erkek olmadığı halde O’ndan hep müzekker/eril sözcüklerle bahsedilmektedir.

 

     Şu ayetlerde de “ma” ism-i mevsulü insan için kullanılmıştır:

 

     “… ما  Ma tabe leküm….” (Nisa; 3) Dilbilgisi kurallarına göre “من طاب لكم /men tabe leküm” olmalıydı.

 

     “…  ما  Ma nekeha âbâüküm…” (Nisa; 22). Dilbilgisi kurallarına göre “من نكح /men nekaha” olmalıydı.

 

     “… ما  Ma verâe zâliküm….” (Nisa; 24). Dilbilgisi kurallarına göre “من وراء /men verâe” olmalıydı.

 

     “من  Men” ism-i mevsulu aşağıdaki ayette kural dışı olarak sürüngen ve dört ayaklı hayvanlar için kullanılmıştır.

 

     “….ve minhüm من يمشى  men yemşi ala batnıhi…. Ve minhüm من يمشى  men yemşi ala erbaın” (Nur; 45) dil bilgisi kurallarına göre “ما يمشى /ma yemşi” olmalıydı.

 

     b- Eril zamir, dişil zamir:

 

     Bugünkü Arapça dilbilgisi kurallarına göre eril sözcük için eril zamir, dişil sözcük için de dişil zamir kullanılması gerekir. Kur'an'a baktığımızda ise durum böyle değildir. Bazen dişil sözcük için eril zamirin kullanıldığı da görülmektedir.

     Örnekler:

     “فى بطونه  fi butunihi” (Nahl 66) dilbilgisi kurallarına göre  “بطونها butuniha” olmalıydı.

     “الوانه  Elvanühü” (Fatır 28) dilbilgisi kurallarına göre “الوانها elvanüha” olmalıydı.

     “ظهوره  zuhurihi” (Zuhruf 13) dilbilgisi kurallarına göre “ظهورها zuhuriha” olmalıydı.

     “فيه  fihi” (Tahrim 12) dilbilgisi kurallarına göre “فيها  fiha” olmalıydı. Hâlbuki Enbiya 91'deki durum bugünkü dilbilgisi kurallarına uygundur.

     “hüm فيها  fiha” (Mümin 11) dilbilgisi kurallarına göre “فيه  fihi” olmalıydı.

     “منه  minhü” (Nahl 67) dilbilgisi kurallarına göre “ منها  minha” olmalıydı.

     “ثمره  semerihi” (Ya Sin 35) dilbilgisi kurallarına göre “ثمرها semeriha” olmalıydı.

 

     c- Sıfat tamlamaları:

 

     Bugünkü dil bilgisi kurallarına göre de sıfat tamlamalarında sıfat ile mevsuf arasında tarif-tenkir [belirlilik-belirsizlik], tezkir-te'nis [erillik-dişillik], ifrad-tesniye-cemi' [tekillik-ikillik-çoğulluk] ve i'rab [son hareke] konularında uyum olması gerekmektedir. Hâlbuki Kur'an'da bu kurala uymayan kullanımlar mevcuttur:

     “Beldeten ميتا  meyten” (Furkan 49, Zühruf 11, Kaf 11) dilbilgisi kurallarına göre “beldeten ميتتا  meyteten” olmalıydı.

     Ya Sin 33'te ise aynı tamlama bu günkü kurallara uygundur.

     “Kurûnen beyne zalike كثيرا  kesiren” (Furkan 38) dilbilgisi kurallarına göre “كثيرتا  kesireten” olmalıydı.

     “Cibillen كثيرا  kesiren” (Ya Sin 62) dilbilgisi kurallarına göre “كثيرتا kesireten” olmalıydı.

     Ribbiyyune كثير  kesir” (Al-i Imran 146) dilbilgisi kurallarına göre “كثيرة kesiretün” olmalıydı.

     “Nutfetün emşac” (İnsan 2). Burada çoğul sözcük tekil sözcüğe sıfat olmuştur. Dilbilgisi kurallarına göre ya “نطفة  nutfe” çoğul olmalıydı ya da “امشاج emşac” tekil olmalıydı.

 

     d-  Özne-yüklem uyumu:

 

     Bugünkü dilbilgisi kurallarına göre özne ile yüklem arasında tekillik-çoğulluk, erillik-dişillik konularında da uyum olması gerekmektedir. Ama Kur'an'da buna uymayan uygulamalar mevcuttur. Örnekler:

     “قال  Qale nisvetün” (Yusuf 30) dilbilgisi kurallarına göre cümlenin başında “قالت  Qalet” olmalıydı.

      “قالت  Qaleti’l-Yehûdü” (Maide; 18) dilbilgisi kurallarına göre “قال Qale” olmalıydı.

     “قالت  Qalet rusulühüm” (İbrahim 10) dilbilgisi kurallarına göre “قال Qale” olmalıydı.

     “قالت  Qalet il a'rabü” (Hucurat; 14) dilbilgisi kurallarına göre “قال Qale” olmalıydı.

 

     Bu örneklerin dışında, tesniye-cem’î, harf-i nefy [olumsuzluk edatı] olan “ما  ma” ve “ لا la ”nın kullanımı, çoğulun tesniyesi ve çoğulun çoğulu gibi daha bir çok konuda bugünkü dilbilgisi kurallarından farklı uygulamalar mevcuttur.

 
     Bütün bu bilgiler, Leyl suresinin 3. ayetinde geçen “ma” sözcüğüne verilmesi gereken doğru anlamla ilgilidir. Bu bilgiler değerlendirildiğinde, Allah için ister “ma” kullanılsın, ister “men” kullanılsın, fark etmeyeceği anlaşılmış olmalıdır.

                         selamlar,sevgiler.


__________________
medeniyet
Yukarı dön Göster medeni0002's Profil Diğer Mesajlarını Ara: medeni0002 Ziyaret medeni0002's Ana Sayfa
 
medeni0002
Uzman Uye
Uzman Uye
Simge

Katılma Tarihi: 15 kasim 2010
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 936
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı medeni0002

 

KAYNAĞI

TÜRKÇE  KÖKÜ

ARAPÇA KÖKÜ

M.Ç.K.L.

saat

انو

M.Ç.K.L.

vakit

انو

 



__________________
medeniyet
Yukarı dön Göster medeni0002's Profil Diğer Mesajlarını Ara: medeni0002 Ziyaret medeni0002's Ana Sayfa
 
medeni0002
Uzman Uye
Uzman Uye
Simge

Katılma Tarihi: 15 kasim 2010
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 936
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı medeni0002

 

KAYNAĞI

TÜRKÇE  KÖKÜ

ARAPÇA KÖKÜ

M.S.M.T.

ağır davranmak

انى

M.S.M.T.

ağırbaşlılık

انى

B.T.K.C.

gece boyunca

انى

B.T.K.C.

gece zamanı

انى

M.S.M.T.

geciken şey

انى

M.S.M.T.

gecikmek

انى

M.S.M.T.

gündüzün tamamı

انى

M.S.M.T.

hilm

انى

M.S.M.T.

idrak etmek

انى

M.S.M.T.

kap kacak

انى

M.Ç.K.L.

kaynar

انى

M.S.M.T.

kendini bulup yetişmek

انى

M.S.M.T.

kızgın sıvı

انى

M.Ç.K.L.

nasıl

انى

M.Ç.K.L.

nereden

انى

M.Ç.K.L.

pişmek

انى

M.S.M.T.

sabır

انى

M.Ç.K.L.

sıcak

انى

M.S.M.T.

temkin

انى

M.S.M.T.

temkinli olmak

انى

M.S.M.T.

vakar

انى

M.S.M.T.

vakti gelip çatmak

انى

M.S.M.T.

vaktinden geri bırakmak

انى

B.T.K.C.

yaklaşmak

انى

B.T.K.C.

yavaş

انى

B.T.K.C.

yavaş ve yumuşak hareket etmek

انى

B.T.K.C.

yemek ve su kabı

انى

B.T.K.C.

yumuşak

انى

B.T.K.C.

zamanı gelmek

انى

 



__________________
medeniyet
Yukarı dön Göster medeni0002's Profil Diğer Mesajlarını Ara: medeni0002 Ziyaret medeni0002's Ana Sayfa
 
medeni0002
Uzman Uye
Uzman Uye
Simge

Katılma Tarihi: 15 kasim 2010
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 936
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı medeni0002

                     انى Kelimesinin Çağrışımları:
                     işte sevgiyi çağrıştıran kelimelerden birisi daha..
                     burada;sıcak,pişmek,kaynamak kelimesi yumuşak ve yaklaşmak kelimeleri geçiyor.bunlar sevgiyi çağrıştırır..
                     selamlar,sevgiler.


__________________
medeniyet
Yukarı dön Göster medeni0002's Profil Diğer Mesajlarını Ara: medeni0002 Ziyaret medeni0002's Ana Sayfa
 
medeni0002
Uzman Uye
Uzman Uye
Simge

Katılma Tarihi: 15 kasim 2010
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 936
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı medeni0002

 

KAYNAĞI

TÜRKÇE  KÖKÜ

ARAPÇA KÖKÜ

M.S.M.T.

ahbap edinmek

اهل

B.T.K.C.

akraba

اهل

M.S.M.T.

alışmak

اهل

M.S.M.T.

ehli hayvan

اهل

B.T.K.C.

اهل

M.S.M.T.

ısınmak

اهل

M.S.M.T.

iç yağı

اهل

M.S.M.T.

katık

اهل

B.T.K.C.

mamur olmak

اهل

B.T.K.C.

meskun olmak

اهل

M.S.M.T.

milli

اهل

B.T.K.C.

sahip

اهل

M.S.M.T.

vatani

اهل

M.S.M.T.

yetki

اهل

M.S.M.T.

zeytin

اهل

 



__________________
medeniyet
Yukarı dön Göster medeni0002's Profil Diğer Mesajlarını Ara: medeni0002 Ziyaret medeni0002's Ana Sayfa
 

<< Önceki Sayfa 16 Sonraki >>
  Yanıt YazYeni Konu Gönder
Yazıcı Sürümü Yazıcı Sürümü

Forum Atla
Sizin yetkiniz yok foruma yeni mesaj ekleme
Sizin yetkiniz yok forumdaki mesajlara cevap verme
Sizin yetkiniz yok forumda konu silme
Sizin yetkiniz yok forumda konu düzenleme
Sizin yetkiniz yok forumda anket açma
Sizin yetkiniz yok forumda ankete cevap yazma

Powered by Web Wiz Forums version 7.92
Copyright ©2001-2004 Web Wiz Guide
hanif islam

Real-Time Stats and Visitor Reports Sitemizin Gunluk, Haftalik, aylik Ziyaretci  Detaylari Real-Time Stats and Visitor Reports

     Sayfam.de  

blog stats