HANiFDOSTLAR.NET

 

Kuran Müslümanı
 

(Şahıs odaklı din anlayışından Allah odaklı din anlayışına...)

Ana Sayfa Hanif Mumin  Iste Kuran Kurandaki Din  Kur'an Yolu  Meal Dinle Sohbet Odasi Hanifler E- Kitaplik Kütüb-i Sitte ?  ingilizce Site Kuran islami Aliaksoy Org  Hasanakcay Net Tebyin-ül Kur'an Önerdiğimiz Siteler Bize Ulasin

 

- Konulara Göre Fihrist

- Saçma Hadisler

- Hadislerin-Sünnetin İncelemesi

- Haniflikle İlgili Sorular Cevaplar

- Misakın Elçisi Kim?

- Kuranda Namaz/Salat

- Onaylayan Nebi

- Kuranda Namaz/Salat

- Enbiya 104

- Kuranda Yeminler

- Adem Hakkında Sorular

- Ganimetleri Resulün Eline Nasıl Vereceğiz?

- Allahın ındinde YIL ve DOLUNAYLAR

- Abese ve Tevella

- Hadisçilerce Tahrif Edilen Ayetler

- Mübarek Yer, Mübarek Vakit

- Arkadaş Peygamber

- Kuranın İndirilişinden Günümüze Gelişi

- Bir Türban Sorusu

- Kuran ve Bize Öğretilenlerin Farkı

- Namazın Kılınışı

- Hadislere Göre Namaz

- Kuranda Salat Namaz mıdır?

- Kuran Yetmez Diyen Uydurukçular

- Bizler Hanif Dostlarız

- Sahih Hadis mi İstersiniz?

- Hakkı Yılmaz'ın Tebyin Çalışması

- Kur'anı Anlamada Metodoloji

- Tarikatçıların Çarpıttığı Birkaç Ayet

- Nasıl Kur'an Okuyalım?

- Kur'anı Kerim Nedir?

- Kur'anda Oruç

- Allah'sız Bir Din ve Allah'sız Bir Kur'an İnancı

- Kuransız Bir İslam Anlayışı ve Müşrikleşme

- Meal Çalışmasına Davet

- Allah Şahit Olarak Kafi Değil mi?

- Doğru Hadisleri Ne Yapacağız?

- Kur'andaki Muhammed ve Peygamberlerin Misyonu

- Mahrem, Avret, Ziynet

- Nur Suresi Çeviri-Yorum

- Cilbab

- Resule İtaat Ne Demektir?

- Hadis Kalburcuları ve Kalburları

- Kur'anı Kerim'in İndiriliş Gayesi

- Kur'anda Amellere Karşı Cahili Yaklaşım

- İslamdışı İnanışlara Kur'andan Örnekler

- Biri Şu Haram Üretim Tesislerini Kapatsın

- Tasavvufta İslam Var mı?

- İslamda Delil Sorunu

- Kurban Kesmek

- İlahi Hitabın Serüveni

- Ecel Nedir?

- Şirk, İşrak, Müşrik, Müşareke, Müşterik

- Büyü Yapan ve Yaptıranlar

- Peygamberlere Karşı Rabbani Yaklaşımlar

- Salat-ı Tefriciye yada Zikri Çarpıtmaya Bir Örnek

- Mucize Nedir?

- Ayrılıkların Nedenleri

- Sıfır Hata veya Kur'an

- Haniflik Nedir?

- Rabıta İle Şeyhlere Tapanlar

- Hadis Zindanının Mezhepçi Mahkumları

- İslam Dininin Öğrenilmesinde Kaynak Sorunu

- Fasık ve Münafıkların Genel Tanımlaması

- Hadisler, Hıristiyanlık ve Selman Rüştü

- Kur'anı kerim'in İndiriliş Gayesi

- Müstekbirlere Karşı Cahili Yaklaşım

- Halis-Hanif İslam

- Kur'anda Şefaat

- Fuhuş Tellalı Tefsirciler

- Hayızlıyken Neden Namaz Kılınmasın?

- Cebrail, Vahiy, Melek

- Dindarlıkta Müşrikleşme Temayülü

- Büyü Yapan ve Yaptıranlar

- Yaratılış, Adem, Havva

- Kur'an Yerel mi, Evrensel mi?

- Reform Dinde mi, Dindarlıkta mı?

- Ne Mutlu Tağutu Olmayanlara

- Peygambere Saygı(?)

- Hadislere Kanıt Diye Gösterilen Ayetler

- Allah Nazara Karışmadı mı?

- Kur'anı Kerimle Amel Etmek Mümkün mü?

- Kur'anda İnkar Edenlerin Vasıfları

- Müminlerin Vasıfları

- Allah'ın Vasıfları

- Kur'anın Vasıfları

- Dine Karşı Cahili Yaklaşımlar

- Kur'an Merkezli Din

- İrin Küpü Patladı; Mevlana

- Hurafe ve Bidatlar

- Peygamberi Tanrılaştırma

- Hz. İsa'nın Ölümü

- Allah'ın Mesajının Adı: Kelamullah

- Allah'ın Resule Uyarıları

- Kur'ana Göre Tenkit ve Eleştiri Nasıl Olmalı?

- Kur'anda Sevgi

- Sofuların Devlet Desteğiyle Desteklenmesi

- Hans Von Aiberg Aldatmacası

- Kabir Azabı Safsatası

- Kur'an Kıssalarının Önemi; Masal Değiller

- Kur'anda Toplumsal Sünnetler

- Tefsirde İsrailiyyat

- Kardeş Evliliği Olmadan Çoğalma

- Hans Von Aiberg Tutuklandı

- Kur'anda Tevbe Kavramı

- Yaşar Nuri Öztürk'ün Yorumuyla Namaz

- Karadelikler; Bir Büyük Yemin

- Mezhepçilerin Ümmi Açmazı

- Kabe Nedir? Mekkede midir, Kudüste mi?

- Kur'anda Ruh Kavramı

- Kur'anda Nefs Kavramı

- Amin Kavramı ve Putperestlik

- Diyanet İşleri Başkanlığının Sitemize Cevabına Cevaplar

- Resul ve Nebi -1

- Resul ve Nebi -2

- Sapık Bir Fırka: Hansçılar

- Cihad mı, Çapulculuk mu?

- Kur'an Deyip Namazı Yok Sayanlar

- Cennete Sadece Müslümanlar mı Girecek?

- Kur'anda El Kesme Cezası var mı?

- Nazar veya Göz Değmesi Var mı?

- Şehadet Getir, Münafık(?) Ol

- Kur'anda Eleştiri Metodu

- Hacc Mekkede mi, Bekkede mi?

- İslami Tebliğde Kur'an Metodu

- Saptırılan Kavram: Mekruh

- Kur'anda Cuma Namazı var mı?

- Of Be Kader, Allah mı Suçlu Yoksa Biz mi?

- Kader Açısından Cebir ve İhtiyar

- Baban Peygamber Olsa Ne Yazar

- Kur'anda İnsan Hukuku

- Vahdet-i Vücud, Şirkin Alası

- Tasavvufi Bilginin Kaynağı Vahiy mi?

- İslam'da Resullük Son Bulmuştur

- Teveffi Kelimesi ve Arap Dili

- Tasavvuf Üzerine Düşünceler

- Nefis Mertebelerinin İç Yüzü

- Allah Rızası Anonim Şirketi; Tarikatlar

- Tasavvuf ve Eşcinsellik -1

- Tasavvuf ve Eşcinsellik -2

- Nakşi Şeyhi Allah'ın Avukatı mı?

- Kur'anda "ve+la" Öbeği

- Putlar ve Tapanlar

- Son Peygamberimizin Okuma Yazması

- Mesih ve çarpıtılan Bir Ayet

- Hac İzlenimleri

- "Üzerinde 19 var" da Son Nokta

- Secde Emri

- Kur'andaki Hac

- Aracıların Gaybı Bildiği İnancı

- Tarikatçı - Müşrik Karşılaştırması

- Gazali'nin Kadına Bakışı

- Kur'anda Kadına Verilen Önem

- Başörtüsü Allah'ın Emri Değil

- Başörtüsü Takmak Kur'anda Var mı?

- Kur'anda Kadın Dövmek Var mı?

- Cariye, Köle; Utanmaz Mealciler

- Kadına Yönelik Şiddet

- Sünnet Edilen Kızın Öyküsü

- Erkekçe ve Kadınca Meal Konusu, Nebe 33. Ayet

- Harem - Selamlık Kimin Emri?

- Zina, Evlilik ve Örtünme Adabı

- Cariyeleri Aç, Hür Kadınları Kapat (!)

- Çok Eşliliği Yasaklayan Ayetler

- Kur'ana Göre Evlilik Hukuku

- 2 Kadın = 1 Erkek, Uydurma mı?

- Danimarkalı mı Sapık, Buhari mi?

- Ebu Hanife, Cariyenin Avreti

- Nisa 25, Hür Kadın ve Fahişe İfadesi

- Maymunların Hadisi ve Recm Vahşeti

- Hz. Muhammed'in Tebliği

- Peygamberi Tanrılaştırma

- Angarya Haline Getirilen İbadet

- Buhari'nin Hadislerini Buhari Yazmamıştır

- Hadis ve Sünnet Gerçeği

- Uydurma Hadisler, İslamın Kara Boyası

- Hadisler Dinin kaynağı Olamaz

- Uydurmaların Sınırı Yok; Şeytan Geyiği

- Beşeri Hükümler Neden Kutsal Oluyor?

- Hadis - Kur'an Çelişkisi

- Kur'anda/Dinde Olanlar ve Olmayanlar

- Cehennem'den Çıkış Yok

- Kur'anda Tağut

- Ebu Hureyre Gerçekte Kimdir?

- Hadis - Mantık Çelişkileri

- Kurban ve Kurban Bayramı Nereden Geliyor?

- Hadislere Göre Kur'an Eksiktir

- Bildiri: İslam Anlayışında Reform

- Arapça mı, Arap Saçı mı?

- Koca mı Üstün, Allah mı?

- Esbab-ı Nüzül Komedi Hadisleri

- İşte Geleneğin Dini

- Ulul Emir İle Kim Kastediliyor?

- Kul Hakkı

- Yezidi Bir Gelenek: Aşure Tatlısı

- Hz. İbrahim'den Asrımıza Dersler

- Taklitçiliğin Boyutları

- Seb-ul Mesani Nedir?

- Kelle Sayılarak Gerçek Bulmak

- Kıyamet - Mahşer Günü ve Sonrası

- Kur'anda Namaz Vakitleri

- Kur'anda Cuma Konusu

- Salih Olmak Yetmez

- Hudeybiye Anlaşması Uydurma mı?

- Kitap Yüklü Eşekler

- Kur'andaki Hac

- Hz. Nuh'un Oğlu Kimdi? İftira mı?

- Ruhun Ağırlığına Başka Bakış

- Hz. İbrahim Yalancı Değildi

- İncil'de Kadına Bakış

- Şirkin Büyüğü Küçüğü Olur mu?

- Kur'andaki Abdest ve Hijyen

- Din de Bir Araçtır

- Kur'an Okumanın Zararları

- Kur'anda Dua Ayetleri

- Kur'anda Tarih Kavramı ve Bilinci

- Şekilsel Secde Kur'anda Yok mu?

- Salat ve salatı İkame

- Kur'andaki Emr Kavramı Üzerine

- Dindar İnsanlar Şirk Koşar

- Alak Suresinin İlk Beş Ayeti

- Men Arefe'nin Çözümü

- Kur'andaki Av Yasağı

- Fıtrat ve Namaz Vakitleri

- Kur'anda İnsan Hukuku

- Din Büyüklerini Tanrılaştırma

- Allah'a ve Muhammed'e Değil

- Kur'andaki Örnek Tevekkül

- Şekilsel Rüku Kur'anda Yok mu?

- Hz. İbrahim Kuşları Kesti mi?

- Ehli Sünnet Dininin Anayasası

- İnsan Allah'ın Halifesi mi?

- Kur'an Üzerinde Düşünmek

- Şirkin Kuyusuna Düşenlere Uyarılar

- Kur'an Ölülere Okunmak İçin mi İndirildi?

- Ayda Okunan Kur'an Masalı

- Hz. İbrahim, Safa ve Merve Masal mı?

- "Haç"er-ul Esved (!)

- Mevlana Sahte Bir Peygamber Değil mi?

- Tasavvufun Tanrısı İki Zıttır

- Kur'andaki Tasavvuf: Teveccüh

- Önce Batıl ve Hurafe İle Savaşalım

- Resuller Haram Kılamaz mı?

- Elçi Muhammed ile İnsan Muhammed'in Farkı

- Tarikatlarda Aracılar Rezaleti

- Nur Suresi 31. Ayet Nasıl Çarpıtılıyor?

- Sırat Kıldan İnce, Kılıçtan Keskin mi?

- Kur'anda Zalimler

- Bütün Mehdileri Çöpe Atıyoruz

- Kur'ana Göre Ramazan Ayı ve Haram Aylar

- Tasavvufçuların İlahı; Varlık ve Yokluk

- Tasavvufçuların Küçük Putları

- Sünnet Etmek yaratılışı Değiştirmedir

- Son Peygamberimizin Mektupları

- Fıtrat ve Namaz Vakitleri

- Mescid-i Aksa Nerede?

- Büyük Kandırmaca: Hadis

- Kur'an Neden Arapça Olarak İndirilmiştir?

- Kimin dini? Kimin Kitabı? Kimin Meali?

- Evliya Kelimesinin geçtiği Ayetler

- Şimdiye Kadar Yaşanan İslam

- Ayın Yarılması Diye Bir Mucize Yoktur

- Kabe Dikili Taş Değil mi?


Up | Down | Top | Bottom
 
Şu da emredildi: Yüzünü dine bir Hanif olarak çevir. Sakın müşriklerden olma.

Yunus Suresi 105

Ben bir Hanif olarak yüzümü gökleri ve yeri yaratana döndürdüm. Müşriklerden değilim ben.

Enam Suresi 79

İbrahim ne bir Yahudi idi, ne de bir Hıristiyan. O sadece hanif bir müslümandı. O müşriklerden değildi.

Ali İmran Suresi 67

Şu da kuşkusuz ki, İbrahim başlıbaşına bir ümmetti; bir Hanif olarak Allah'ın önünde eğiliyordu. Müşriklerden değildi.

Nahl Suresi 123

De ki Allah doğrusunu söylemiştir / vaadinde sadıktır.Haydi artık Hanif olarak İbrahim'in Milleti'ne uyun! Müşriklerden değildi o.

Ali İmran Suresi 95

Allah'a ortak koşmadan, Hanifler olarak... Allah'a ortak koşan kişi, gökten düşmüş de kendisini kuşlar kapışıyor veya rüzgar onu uzak bir yere fırlatıp atıyor gibidir.

Hacc Suresi 31


Up | Down | Top | Bottom

HABERLER

 

 








 

 

  Hanif Islam

 

İhsan ELİAÇIK
 Hanif Dostlar Ana Sayfa -> İhsan ELİAÇIK
Konu Konu: KUR’AN’A BİR DE BU GÖZLE BAKINIZ!... Yanıt YazYeni Konu Gönder
Yazanlarda
Gönderi << Önceki Konu | Sonraki Konu >>
hasanoktem
Admin Group
Admin Group


Katılma Tarihi: 10 eylul 2006
Gönderilenler: 2837
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı hasanoktem


Kur’an’a Bir de Bu Gözle Bakın (imgeler, simgeler,
semboller)

Bu makalede sizi Kur’an’ın engin sembolik dünyasında bir
yolculuğa çıkarmak istiyorum.

Çünkü Said Nursi’nin “Mecaz avama inince hakikate
dönüşür” demesinden de anlaşılacağı gibi bu konuda nice
çamlar devirildiğini görüyoruz.

Kur’an’da imgeler, simgeler ve semboller konusuna fransız
olanlar Kitab’ı hurafeler, mucizeler ve harikalar
diyarına çevirmiş durumda…

Kitab “Ekmek arslanın ağzında” diyor, bizim ‘molla’ gidip
hayvanat bahçesindeki arslanın ağzında ekmek arıyor.

Kitab “Göle maya çalınmaz” diyor, bizim ‘molla’ unla,
değirmenle, gölle uğraşıyor.

Kitab “Herkes gider Mersin’e , o gider tersine” diyor,
bizim ‘molla’ otogarlarda Mersin yolcusu arıyor.

Bu konuda vahim yanlışlara bizzat şahit olduğum için
Kur’an’ın sembolik tabir ve deyimleri hakkında yazmak
vacip oldu.

Kur’an’da sembolizm vardır, evet, ama bu helallerde ve
haramlarda değil; daha çok metafizik konuları kavratmada,
kimi kıssalarda ve hatta kıssaların kimi tabir, kelime ve
deyimlerindedir.

Bu konular tefsir usulü kitaplarının mecaz-hakikat,
muhkem-müteşabih bölümlerinde uzun uzun ele alınır.

Bizim buradaki yaklaşımımız olaya daha “sosyal”
pencereden bakmaktan ibaret.

Çünkü İslam’ı, “bireysel kurtuluşçu” ve “terapik din”
olarak değil; toplumsal kurtuluşçu, devrimci, sosyal bir
din olarak ele alıyoruz. Bunun böyle olduğunu bizzat
Kur’an’ın kendisi bize öğretiyor.

Aşağıda “avamın elinde hakikate dönüşen” Kur’an’ın 25
imgesel ve simgesel tabir ve deyimini sıraladım.
Kur’an’ın engin ve zengin sembolik dünyasında yapacağımız
bu kısa yolculuk umarım işinize yarar…

***

Kur’an’da imgesel ve simgesel anlatım en yoğun şekilde
Adem kıssasında görülür. O halde buradan başlayalım.

“Adem” biz insanları, “şeytan” içimizdeki Allah’tan
uzaklaştırıcı kötülük dürtülerini, “ateş” hırs, şehvet,
haset gibi dürtüleri, “iblis” Allah’a güvenemeyen
yanımızı, “mülk-i la yebl┠(yıkılmayacak servet ve
iktidar) sahip olma hırsımızı, “şecere-huld” (sonsuzluk
ağacı) bunun için son sınırına kadar (bilgiyi, serveti ve
iktidarı) toplamayı, biriktirmeyi ifade eder.

Çünkü Allah’a (doğaya, rızka, topluma, kamuya, cemaate)
güvenmeyen yanımız (iblis), bunlardan ümidini kesmekte ve
böylece bizi bunlardan uzaklaştırmaktadır. Bundan dolayı
da içimizdeki güvensizliği ve tatminsizliği gidermek için
son sınırına kadar her şeyi (servet, siyaset, şehvet,
şöhret) kendimizde toplamak ve böylece yıkılmayacak bir
mülke kavuşmak istemekteyiz.

“Şecere” toplama, “huld” da bir şeyi son sınırına kadar
götürmek demektir. Ağaç, yaprakları, dalları ve meyveleri
kendinde topladığı için Arap ona “şecere” demiş. Soy
şeceresi (soy ağacı) da tüm geçmiş soyumuzu topladığı
için “soy ağacı” olmuş…

Bu durumda “Ağaca yaklaşmayın” toplamaya, biriktirmeye
yaklaşmayın, Allah’a güvenin, O’ndan ümidinizi kesmeyin,
O’ndan uzaklaşmayın yani İblis ve Şeytan olmayın
demektir. Demek ki yasak ağaç mülk/mülkiyet olmaktadır.

“Şeytanın soldan, sağdan, arkadan, önden yaklaşması” bu
durumda içimizdeki servet, siyaset, şöhret ve şehvet
tutkularının bizi hırsa ve hasede sürüklemesi demektir.
Biz Ademler hep buralardan kaybederiz.

“Cennette açlığın, çıplaklığın, susuzluğun ve güneşin
sıcağında yanmanın olmaması”, açlığın, yoksulluğun,
evsizliğin, çaresizliğin, temel yaşam araçları kıtlığının
ve güvensizliğin olmaması, bütün bunların sorun olmaktan
çıkarılması, barış, kardeşlik, adalet, esenlik, sevgi,
merhamet ve paylaşım yurdunun kurulması demektir. Öyle ki
orada sadece “selam” (esenlik, barış, kardeşlik) vardır.

Bunlar olmayınca biz Ademler “şecere-i huld” ve “mülk-i
la yebla” peşine düşeriz. Böylece “yasak ağaçlara”
dokunur, bunun için olmadık (servet, siyaset, şehvet,
şöhret) suçları işler ve içinde bulunduğumuz doğal
dünyayı (cenneti) cehenneme çeviririz…

“Adem’in topraktan yaratılması”: İnsanın yaratılışı
anlatılırken kullanılır. Topraktan yaratılma, topraktan
gelen gıdalardan yaratılma demektir. Bu yaratılış halen
sürmektedir. Bütün gıdalar topraktan gelir. Erkekte sperm
(nutfe), kadında yumurtaların oluşmasına sağlar ve bu
ikisinin biri araya gelmesiyle yeni Ademler (insanlar)
yaratılır.

“Cinin (şeytanın) ateşten yaratılması”: İnsanın içinde
dolanan hırs, ihtiras, şehvet gibi dürtüleri ifade için
kullanılır. Çünkü ateş dini sembolizmde içteki kötülük
dürtülerini anlatır. Kırmızı renk bu nedenle öfkenin ve
şehvetin sembolüdür. “Dumansız ateş” (Hicr; 27)
denmesinden anlaşılacağı gibi bu bildiğimiz ateş
değildir. Hem tabiattaki, hem de insandaki ‘enerjiyi’
ifade eder.

“Cennetten kovulma”: Kur’an insan eli değmemiş, kan
dökülüp fesat çıkarılmamış, henüz mülk edinme
savaşlarının çıkmadığı, sınırların çizilmediği, çitlerin
çevirilmediği doğal dünyaya cennet der. İnsanoğlu (Adem)
yıkılmayacak mülk (mülk-i la yebla) ve son sınırına kadar
toplama (şecer-i huld) peşine düşünce yani yasak
ağaçlardan yemeye başlayınca doğal dünya bozulur. Tekâsür
(çoğaltma, yığma, biriktirme) yarışı insanı kaosun,
çatışmanın, yıkıcı rekabetin, her şeyin alınıp satıldığı
bir ateş çemberinin (cahim) içine düşürür. Böylece Adem
cennetten kovulmuş olur. Kovulmamak için bu yasak
ağaçlara dokunulmaması, doğal dünya ile uyum içinde
olunması gerektir. (bkz. “Kıssaların anası 1 ve
"Kıssaların anası-2” başlıkla makale).

***

Adem kıssasında mesele böyle olunca, Kur’an’ın diğer
yerlerinde geçen sosyal içerikli tabir ve deyimlerin
genellikle bununla ilgili olduğunu göreceksiniz. Arkası
çorap söküğü gibi gelecektir…

Devam ediyoruz…

“Bin yıldan elli yıl eksik yaşamak”: Hz. Nuh anlatılırken
kullanılır. Nuh’un 950 yıl yaşadığını değil; çok uzun
süre aralarında kalıp “Etrafındaki ayak takımını (erâzil)
kov” diyen kavmin kodamanlarına (ekabir) karşı uzun
soluklu bir mücadele içine girdiğini ifade eder.
Çokluktan kinaye bir deyimdir. Sürenin çok uzun olduğunu
anlatmak için kullanılır. Türkçede kullanılan “Sittîn
(60) sene oldu”, “Kırk yıl dağda gezdim”, “Yediği herze
40’ı geçti”… deyimleri gibidir.

“Deveyi boğazlamak”: Hud kavmi ve Salih kıssasında geçer.
Nagatallah (Allahın’ın devesi) Adem kıssası bağlamında
“ağaç”, Mekke ortamı bağlamında “Beyt”, insanlığa mesaj
bağlamında “kamu”yu ifade eder. Deve boğazlanmamalıdır
yani yasak ağaca dokunulmamalıdır, Beytullah’a ait olan
nimetelere (en’am) açlık, susuzluk, güvenlik korkuları
ile el konulmamalı, kendinde toplanmamalıdır, kamuya
(herkese) ait olan bu nimetler talan edilmemelidir.
Allah zaten Kureyş’i (=insanlığı) doğal rızık ve rızık
kaynakları ile açlıktan korumakta ve doyurmaktadır,
biriktirmeye gerek yoktur. (bkz. “Deveye dokunmayın”
başlıklı makale)

“Ateşe ‘serin ol’ demek”: Hz. İbrahim anlatılırken
kullanılır. “Ey Ateş! Serin ol dedik, selam olsun
İbrahim’e!” (Enbiya; 69) şeklinde geçer. Hz. İbrahim’in
ateşe atılıp tam yanacakken orada bir gül bahçesi
bitmesini değil; İbrahim’in hicret etmek suretiyle ateşte
yakılma (idam) cezasından kurtulmasını, yaktıkları ateşin
de sönüp gitmesini ifade eder. Nitekim İbrahim’in ateşten
nasıl kurtulduğu satır aralarında şöyle açıklanır:
“İbrahim’in sözlerine kavminin cevabı sadece ‘öldürün
yahut yakın” demek oldu.” Yani bunu ‘demekten’ başka bir
şey yapamadılar çünkü İbrahim tıpkı yerine Ali’yi bırakıp
Hz. Peygamber’in şehri terk etmesi suretiyle ölümden
kurtulması gibi ateş yakıldığı sırada şehri terk etmişti:
“Onu ve Lut’u alemler için kutlu kıldığımız yere
ulaştırıp kurtardık” (Enbiya; 71). “İbrahim dedi ki: “Ben
de Rabbime hicret edeceğim” (Ankebut; 27).

“Parçalanmış kuşları ayrı ayrı tepelerden çağırmak”: Hz.
İbrahim’in “Ölüleri nasıl dirilteceğini bana göster”
sorusuna cevap verilirken geçer. Ona şöyle denir:
“Kuşlardan dört (lü) al. Onları alıştır kendine. Sonra
her dağa/tepeye onlardan bir parça yap/koy. Sonra onları
çağır. Koşarak sana geleceklerdir.” (Bakara; 260). Yani
kuşlardan dörtlü gruplar yapması, onları kendine
(yuvalarına) alıştırması, sonra her grubu/parçayı bir
dağın tepesine koyması ve sonra onları yuvalarına
çağırması isteniyor. Kuşların koşarak/uçarak geleceği
söyleniyor. Burada kuşlar dünyada parçalanmış, ayrı ayrı
tepelere (ülkelere) bölünmüş, esarete düşmüş ezilenleri
(mustazaf) temsil ediyor. Onların nasıl dirileceği,
birleşip toplanacağı anlatılıyor. Keza kuşlar uhrevî
anlamda da ayrı ayrı mezarlarda yatan tüm ölüleri temsil
ediyor. Onların nasıl dirilip toplanacağı anlatılıyor:
Her şey alışık olduğu/yaşadığı/aktığı asli mecraya geri
döner. “İşler dönüp dolaşıp Allah’a/halka varır.”

“Yüz yıl sonra dirilen ölü şehir”: (bkz. “Ölü şehirlerin
dirilişi” başlıklı makale)

“Onbir yıldız, ay ve güneşin secde etmesi:” Hz. Yusuf
kıssası anlatılırken Yusuf’un rüyası olarak geçer.
Kişinin kuyuya atılıp yok edilmek, gömülmek istendiği
baskıcı ve boğucu çevresini aşıp başka bir dünya vizyonu
görebilmesini, önce bunun rüyasını/görümünü/vizyonunu
yaratabilmesini ifade için kullanılır. Öyle ki her zaman
birileri bir rüya görür, sonra dünya o rüyanın içinde
yeniden kurulur. Gerçek ‘devrimci’ bu rüyayı
görebilendir. (Yusuf; 4).

“İneği kesmek”: Hz. Musa’nın İsrailoğulları’nı Firavun
zulmünden kurtarmak için Mısır’ı terk etmesi anlatılırken
kullanılır. Bildiğimiz ineği et yemek için kesmek
değildir. İnek (bakara) Firavun İmparoturluğu’nun simgesi
ve arması idi. Ondan kurtulmak, ona dair korkularını
atmak, onunla bağlarını koparmak, kesmek kastedilir.
(Bakara; 67)

“Altından buzağıyı put edinmek”: (bkz. “Tek çeşit yemek
ve Samiri’nin buzağısı” başlıklı makale)

“Sudan (nehirden) içmek”: (bkz. “Talut ve Calut kıssası
ne anlatıyor” başlıklı makale).

“Aşağılık maymun olmak”: (bkz. “Aşağılık maymunlar olun”
başlıklı makale).

“Suyu sırayla eşitçe taksim etmek”: Hud kavmi ve Salih
kıssasında geçer. aralarında eşitçe taksim etmek
(kısmetun beynehum) Kabe’yi gelen nimetlere el
konulmamasını, insanlar arasında eşitçe bölüştürülmesini
ifade eder. Buradan Allah’ın yeryüzündeki nimetlerinin
kulları arasında eşitçe bölüştürülmesi mesajı verilir.
“Sudan herkes eşitçe içmelidir!”.(Kamer; 28).

“99 koyuna 1 koyun”: Hz. Davud anlatılırken kullanılır.
Nüzul sırasında deveyi boğazlama kıssasının hemen
arkasından anlatılır. Tema ve vurgu yine aynıdır.
Mekke’de 99/1 oranında derin eşitsizlik ve uçurum vardı.
1 ikili sayıların en dibini, 99 en tavanını ifade eder.
Aradaki eşitsizlik bu oranlamayla ifade ediliyor. Bugün
Wallstreet işgalcilerinin kullandığı “Biz % 99, siz %
1’siniz” sloganının yılın sözü seçilmesinden de
anlaşılacağı gibi Kur’an’ın 99/1 kıyaslamasıyla verdiği
çağlar üstü mesaj yaşıyor. (bkz. “99 koyuna 1 koyun
kıssası ne anlatıyor” başlıklı makale).

“Cinleri, şeytanları, dalgıçları, kuşları emrine vermek”:
Hz. Süleyman anlatılırken kullanılır. Cinler Babil’den
gelen yabancı yapı ustaları, şeytanlar kötü fikirli
kimseler, dalgıçlar ve rüzgarlı gemiler Fenikeli
denizciler, kuşlar Hitit askerlerini ifade etmekteydi.
Süleyman’ın ordusunda bütün bunlar yer almaktaydı.
Süleyman’ın amacı bölgeyi bir esenlik ve barış yurduna
(Darusselam) çevirmekti. Açlığın, susuzluğun,
çaresizliğin, evsizliğin, güvensizliğin kalmadığı adalete
dayalı bir dünya düzeni kurma yolunda hayli ilerlemişti.
Tasvirler onu anlatmaktadır. Bugün hâlâ onun yaşadığı
şehir aynı isimle anılır (Jeruselam/Kudüs).

“Karıncalarla konuşmak”: Karınca (Nemle) adlı yerleşim
biriminden geçerken onlarla konuşmak demektir. Nemle
(Karınca) kasabası veya şehrinin adıydı. Ve bu Belkıs’in
ülkesinde bulunuyordu. Belkıs Sebe kraliçesi idi.
Dolayısıyla karıncalarla konuşmak Sebeliler ile konuşmak
demektir. Nitekim Sebe ülkesinin arması karınca idi.
(Bugünkü örneğin arı, bozkurt, sarı kanarya, kara kartal,
şahin, doğan, arslan, kaplan, panter gibi!)

“Hüdhüd ile konuşmak”: Hz. Süleyman kıssasında geçer.
Süleyman Kuşlardan Hudhüd’ü arar, ‘o nerede onu
göremiyorum’ der. Derken Hüdhüd Sebe ülkesine gider ve
oradan haberlerle getirir. Burada Kuşlar Hititler, Hüdhüd
de Hitit’den gelip Süleyman’ın ordusuna katılan subayın
lakabıdır. (Neml; 20,22,27).

“Cinlerden bir İfrit”: Hz. Süleyman kıssasında geçer.
Cinler, Babil’den gelen yapı ustaları, cinlerden bir
ifrit de onlardan birisinin lakabıdır. İfrit olarak
bilinen Babil’den gelen maharetli yapı ustalarından
birisi demektir. (Neml; 39).

“Cinlerden bir heyet”: Nusaybin’den gelen ve cinlere,
perilere inanan bir grubun insanın Hz. Peygamber ile
konuşup Kur’an dinlemesi ve bu batıl inançlarından nasıl
vazgeçtikleri anlatılırken geçer. Daha önce Mekke’de
görülmeyen, yabancı (ecnebi) bir heyet anlamındadır.
(Cin; 1)

“Cinleri ve insanları ibadet için yaratmak:” “İns-u cinn”
tabiri aşağı-yukarı, ileri-geri, sabah-akşam, gündüz-gece
gibi görünen (ins) ve görünmeyen (cinn) anlamında bir
deyimdir. Evrende gördüğümüz ve görmediğimiz her şey
kastedilir. İbadet de yapmak, ortaya çıkarmak, iş ve
değer üretmek demektir. “Gördüğünüz ve görmediğiniz her
şeyi Allah’a (onun emri ve yasaları doğrultusunda)
yapsınlar, ortaya çıkarsınlar, iş ve değer üretsinler,
kendilerini ifade etsinler diye yarattık” denmek istenir.
(Zariyat: 56)

“Ye’cüc ve Me’cüc”: Türkçe’deki herc-ü merc tabiri gibi
altüst oluşu, fesat ve kargaşa çıkaran toplulukları
anlatır. Yeryüzünde mülk-i la yebla ve şecere-i huld için
yani yıkılmaz bir mülk ve her şeyi kendine ait kılıp,
toplama ve mülkiyetine geçirme için kan döküp fesat
çıkaran toplulukları ve ülkeleri ifade eder. Yağmaya,
talana, çapula, işgale girişen her topluluğun genel
adıdır. (Kehf; 18/94)

“Dabbetu’l-arz”: Yeryüzünün kımıldanışı/hareketlenişi
manasına gelir. Yeryüzünün içindekileri (üzerinde
olanları) haber vermesi manasında, dile gelip konuşması
(kelam etmesi) ve yağmaları, işgalleri, kan döküp fesat
çıkarmaları haber vermesini ifade eder. (Neml; 27/82-
84). “Bastığın yerleri toprak diyerek geçme tanı” mesajı
verir. (Ayrıca bkz. “Dabbetü’l-arz nedir, Ye’cüc ve
Me’cüc kimdir” başlıklı makale)

“Gökten kulak hırsızlığı yapmak”: Kahinleri ve mecnunları
eleştirirken geçer. Onlar yol başlarına oturarak,
yıldızlardan fal bakıp geleceği okumakta ve gaibten haber
vermekteydiler. “Böylesi ‘göğü dinleyip kulak hırsızlığı
yapanların’ üzerine ateş yağacak ve yaptıklarını ağır bir
bedelle ödeyecekler, cehennemi boylayacaklar” denmek
istenirken kullanılır. (Hicr; 18).

“Yerinden kalkmadan tahtı getirmek”:: Hz. Süleyman
kıssasında geçer. “Çok kısa sürede”, “En kısa zamanda”,
“Göz açıp kapayıncaya kadar” manasında bir deyimdir.
Cinlerden bir ifrit’in ışık hızı ile Belkis’ın tahtını
getirmesini değil; Babil’den gelen İfrit lakaplı yapı
ustasının, çok kısa zamanda tahtın bir benzerini
yapmasını ifa eder. (Neml; 39).

“Eline bir demet sap almak”: Hz. Eyyub anlatılırken
kullanılır. Hz. Eyyub’un karısına eline bir demet sap
alarak vurmasını değil; birleşmek, yekvücut olmak, demet
gibi yan yana durmak anlamında bir deyimdir. Hz.
Peygamber’e ambargo yıllarında Eyyub sabrı ve direnişi
örnek gösterilir ve dağılmamaları, yılmamaları, sapların
bir demet halinde bir arada durması gibi, kendisine
inananlarla birlikte öyle olmalarını ifade eder.
Sözünüzden (davanızdan) dönmeyin, demetlenmiş gibi durun,
yekvücut olun denmek istenir. (Sa’d, 44).

“Ayağını yere vurunca su gelmek”: Hz. Eyyub anlatılırken
kullanılır. Hz. Eyyub’e baskılar karşısında ayağını yere
sağlam basmasını, güçlü ve kararlı durmasını, davasından
dönmemesini, eğer böyle yaparsa güçlükleri aşıp zafere
(suya) ulaşacağını ifade için kullanılır. Amborgo
yıllarında inen Sa’d suresinde geçer. Hz. Peygamber’in de
o yıllarda öyle olması gerektiğini, onlar üzerinden de bu
durumda olan herkesin öyle olması gerektiğini ifade için
kullanılır. (Sa’d; 42).

“Beşikteyken ve yetişkinken insanlarla konuşmak”: Hz. İsa
anlatılırken kullanılır. “Beşikten mezara ilim öğreniniz”
rivayetinden de anlaşılacağı gibi, “tüm ömrü boyunca”
manasında bir deyimdir. “İsa tüm ömrünü yeryüzünde
Allah’ın sesi (kelime) olmaya adayacak, bütün ömrünü bu
görevi yerine getirmek için harcayacak” denmek istenir.
(Ayrıca İsa’nın ölüleri diriltmesi, körü ve alacalıyı iyi
etmesi, evlerde biriktirilenleri haber vermesi, çamurdan
bir kuş yapması deyimleri için bkz. “Ölü şehirlerin
dirilişi” başlıklı makale).

Görüldüğü gibi daha bunun gibi bir çok tabir ve deyim
sıralanabilir. 25 kadarını aktardım. Bunda anlaşılmayacak
garip bir şey yok. Konuştuğumuz dillerde de böylesi
kullanımlar çoktur. Bunların o günkü anlamı kaybolmuş,
artık kullanılmıyor olabilir. Ancak Kur’an’da geçtiğine
göre, bir tabir ve deyim kazısı çalışması yapıp
güncellemek gerekmektedir.

Kur’an’a bir de bu gözle bakın, çok yakınınıza geldiğini
görecek ve büyük zevk alacaksınız.


R.İhsan Eliaçık


__________________
Andolsun, size öyle bir kitap indirdik ki sizin bütün şeref ve şanınız ondadır. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız? ENBİYA 10
Yukarı dön Göster hasanoktem's Profil Diğer Mesajlarını Ara: hasanoktem
 

Eğer Bu Konuya Cevap Yazmak İstiyorsanız İlk Önce giriş
Eğer Kayıtlı Bir Kullanıcı Değilseniz İlk Önce Kayıt Olmalısınız

  Yanıt YazYeni Konu Gönder
Yazıcı Sürümü Yazıcı Sürümü

Forum Atla
Sizin yetkiniz yok foruma yeni mesaj ekleme
Sizin yetkiniz yok forumdaki mesajlara cevap verme
Sizin yetkiniz yok forumda konu silme
Sizin yetkiniz yok forumda konu düzenleme
Sizin yetkiniz yok forumda anket açma
Sizin yetkiniz yok forumda ankete cevap yazma

Powered by Web Wiz Forums version 7.92
Copyright ©2001-2004 Web Wiz Guide
hanif islam

Real-Time Stats and Visitor Reports Sitemizin Gunluk, Haftalik, aylik Ziyaretci  Detaylari Real-Time Stats and Visitor Reports

     Sayfam.de  

blog stats