HANiFDOSTLAR.NET

 

Kuran Müslümanı
 

(Şahıs odaklı din anlayışından Allah odaklı din anlayışına...)

Ana Sayfa Hanif Mumin  Iste Kuran Kurandaki Din  Kur'an Yolu  Meal Dinle Sohbet Odasi Hanifler E- Kitaplik Kütüb-i Sitte ?  ingilizce Site Kuran islami Aliaksoy Org  Hasanakcay Net Tebyin-ül Kur'an Önerdiğimiz Siteler Bize Ulasin

 

- Konulara Göre Fihrist

- Saçma Hadisler

- Hadislerin-Sünnetin İncelemesi

- Haniflikle İlgili Sorular Cevaplar

- Misakın Elçisi Kim?

- Kuranda Namaz/Salat

- Onaylayan Nebi

- Kuranda Namaz/Salat

- Enbiya 104

- Kuranda Yeminler

- Adem Hakkında Sorular

- Ganimetleri Resulün Eline Nasıl Vereceğiz?

- Allahın ındinde YIL ve DOLUNAYLAR

- Abese ve Tevella

- Hadisçilerce Tahrif Edilen Ayetler

- Mübarek Yer, Mübarek Vakit

- Arkadaş Peygamber

- Kuranın İndirilişinden Günümüze Gelişi

- Bir Türban Sorusu

- Kuran ve Bize Öğretilenlerin Farkı

- Namazın Kılınışı

- Hadislere Göre Namaz

- Kuranda Salat Namaz mıdır?

- Kuran Yetmez Diyen Uydurukçular

- Bizler Hanif Dostlarız

- Sahih Hadis mi İstersiniz?

- Hakkı Yılmaz'ın Tebyin Çalışması

- Kur'anı Anlamada Metodoloji

- Tarikatçıların Çarpıttığı Birkaç Ayet

- Nasıl Kur'an Okuyalım?

- Kur'anı Kerim Nedir?

- Kur'anda Oruç

- Allah'sız Bir Din ve Allah'sız Bir Kur'an İnancı

- Kuransız Bir İslam Anlayışı ve Müşrikleşme

- Meal Çalışmasına Davet

- Allah Şahit Olarak Kafi Değil mi?

- Doğru Hadisleri Ne Yapacağız?

- Kur'andaki Muhammed ve Peygamberlerin Misyonu

- Mahrem, Avret, Ziynet

- Nur Suresi Çeviri-Yorum

- Cilbab

- Resule İtaat Ne Demektir?

- Hadis Kalburcuları ve Kalburları

- Kur'anı Kerim'in İndiriliş Gayesi

- Kur'anda Amellere Karşı Cahili Yaklaşım

- İslamdışı İnanışlara Kur'andan Örnekler

- Biri Şu Haram Üretim Tesislerini Kapatsın

- Tasavvufta İslam Var mı?

- İslamda Delil Sorunu

- Kurban Kesmek

- İlahi Hitabın Serüveni

- Ecel Nedir?

- Şirk, İşrak, Müşrik, Müşareke, Müşterik

- Büyü Yapan ve Yaptıranlar

- Peygamberlere Karşı Rabbani Yaklaşımlar

- Salat-ı Tefriciye yada Zikri Çarpıtmaya Bir Örnek

- Mucize Nedir?

- Ayrılıkların Nedenleri

- Sıfır Hata veya Kur'an

- Haniflik Nedir?

- Rabıta İle Şeyhlere Tapanlar

- Hadis Zindanının Mezhepçi Mahkumları

- İslam Dininin Öğrenilmesinde Kaynak Sorunu

- Fasık ve Münafıkların Genel Tanımlaması

- Hadisler, Hıristiyanlık ve Selman Rüştü

- Kur'anı kerim'in İndiriliş Gayesi

- Müstekbirlere Karşı Cahili Yaklaşım

- Halis-Hanif İslam

- Kur'anda Şefaat

- Fuhuş Tellalı Tefsirciler

- Hayızlıyken Neden Namaz Kılınmasın?

- Cebrail, Vahiy, Melek

- Dindarlıkta Müşrikleşme Temayülü

- Büyü Yapan ve Yaptıranlar

- Yaratılış, Adem, Havva

- Kur'an Yerel mi, Evrensel mi?

- Reform Dinde mi, Dindarlıkta mı?

- Ne Mutlu Tağutu Olmayanlara

- Peygambere Saygı(?)

- Hadislere Kanıt Diye Gösterilen Ayetler

- Allah Nazara Karışmadı mı?

- Kur'anı Kerimle Amel Etmek Mümkün mü?

- Kur'anda İnkar Edenlerin Vasıfları

- Müminlerin Vasıfları

- Allah'ın Vasıfları

- Kur'anın Vasıfları

- Dine Karşı Cahili Yaklaşımlar

- Kur'an Merkezli Din

- İrin Küpü Patladı; Mevlana

- Hurafe ve Bidatlar

- Peygamberi Tanrılaştırma

- Hz. İsa'nın Ölümü

- Allah'ın Mesajının Adı: Kelamullah

- Allah'ın Resule Uyarıları

- Kur'ana Göre Tenkit ve Eleştiri Nasıl Olmalı?

- Kur'anda Sevgi

- Sofuların Devlet Desteğiyle Desteklenmesi

- Hans Von Aiberg Aldatmacası

- Kabir Azabı Safsatası

- Kur'an Kıssalarının Önemi; Masal Değiller

- Kur'anda Toplumsal Sünnetler

- Tefsirde İsrailiyyat

- Kardeş Evliliği Olmadan Çoğalma

- Hans Von Aiberg Tutuklandı

- Kur'anda Tevbe Kavramı

- Yaşar Nuri Öztürk'ün Yorumuyla Namaz

- Karadelikler; Bir Büyük Yemin

- Mezhepçilerin Ümmi Açmazı

- Kabe Nedir? Mekkede midir, Kudüste mi?

- Kur'anda Ruh Kavramı

- Kur'anda Nefs Kavramı

- Amin Kavramı ve Putperestlik

- Diyanet İşleri Başkanlığının Sitemize Cevabına Cevaplar

- Resul ve Nebi -1

- Resul ve Nebi -2

- Sapık Bir Fırka: Hansçılar

- Cihad mı, Çapulculuk mu?

- Kur'an Deyip Namazı Yok Sayanlar

- Cennete Sadece Müslümanlar mı Girecek?

- Kur'anda El Kesme Cezası var mı?

- Nazar veya Göz Değmesi Var mı?

- Şehadet Getir, Münafık(?) Ol

- Kur'anda Eleştiri Metodu

- Hacc Mekkede mi, Bekkede mi?

- İslami Tebliğde Kur'an Metodu

- Saptırılan Kavram: Mekruh

- Kur'anda Cuma Namazı var mı?

- Of Be Kader, Allah mı Suçlu Yoksa Biz mi?

- Kader Açısından Cebir ve İhtiyar

- Baban Peygamber Olsa Ne Yazar

- Kur'anda İnsan Hukuku

- Vahdet-i Vücud, Şirkin Alası

- Tasavvufi Bilginin Kaynağı Vahiy mi?

- İslam'da Resullük Son Bulmuştur

- Teveffi Kelimesi ve Arap Dili

- Tasavvuf Üzerine Düşünceler

- Nefis Mertebelerinin İç Yüzü

- Allah Rızası Anonim Şirketi; Tarikatlar

- Tasavvuf ve Eşcinsellik -1

- Tasavvuf ve Eşcinsellik -2

- Nakşi Şeyhi Allah'ın Avukatı mı?

- Kur'anda "ve+la" Öbeği

- Putlar ve Tapanlar

- Son Peygamberimizin Okuma Yazması

- Mesih ve çarpıtılan Bir Ayet

- Hac İzlenimleri

- "Üzerinde 19 var" da Son Nokta

- Secde Emri

- Kur'andaki Hac

- Aracıların Gaybı Bildiği İnancı

- Tarikatçı - Müşrik Karşılaştırması

- Gazali'nin Kadına Bakışı

- Kur'anda Kadına Verilen Önem

- Başörtüsü Allah'ın Emri Değil

- Başörtüsü Takmak Kur'anda Var mı?

- Kur'anda Kadın Dövmek Var mı?

- Cariye, Köle; Utanmaz Mealciler

- Kadına Yönelik Şiddet

- Sünnet Edilen Kızın Öyküsü

- Erkekçe ve Kadınca Meal Konusu, Nebe 33. Ayet

- Harem - Selamlık Kimin Emri?

- Zina, Evlilik ve Örtünme Adabı

- Cariyeleri Aç, Hür Kadınları Kapat (!)

- Çok Eşliliği Yasaklayan Ayetler

- Kur'ana Göre Evlilik Hukuku

- 2 Kadın = 1 Erkek, Uydurma mı?

- Danimarkalı mı Sapık, Buhari mi?

- Ebu Hanife, Cariyenin Avreti

- Nisa 25, Hür Kadın ve Fahişe İfadesi

- Maymunların Hadisi ve Recm Vahşeti

- Hz. Muhammed'in Tebliği

- Peygamberi Tanrılaştırma

- Angarya Haline Getirilen İbadet

- Buhari'nin Hadislerini Buhari Yazmamıştır

- Hadis ve Sünnet Gerçeği

- Uydurma Hadisler, İslamın Kara Boyası

- Hadisler Dinin kaynağı Olamaz

- Uydurmaların Sınırı Yok; Şeytan Geyiği

- Beşeri Hükümler Neden Kutsal Oluyor?

- Hadis - Kur'an Çelişkisi

- Kur'anda/Dinde Olanlar ve Olmayanlar

- Cehennem'den Çıkış Yok

- Kur'anda Tağut

- Ebu Hureyre Gerçekte Kimdir?

- Hadis - Mantık Çelişkileri

- Kurban ve Kurban Bayramı Nereden Geliyor?

- Hadislere Göre Kur'an Eksiktir

- Bildiri: İslam Anlayışında Reform

- Arapça mı, Arap Saçı mı?

- Koca mı Üstün, Allah mı?

- Esbab-ı Nüzül Komedi Hadisleri

- İşte Geleneğin Dini

- Ulul Emir İle Kim Kastediliyor?

- Kul Hakkı

- Yezidi Bir Gelenek: Aşure Tatlısı

- Hz. İbrahim'den Asrımıza Dersler

- Taklitçiliğin Boyutları

- Seb-ul Mesani Nedir?

- Kelle Sayılarak Gerçek Bulmak

- Kıyamet - Mahşer Günü ve Sonrası

- Kur'anda Namaz Vakitleri

- Kur'anda Cuma Konusu

- Salih Olmak Yetmez

- Hudeybiye Anlaşması Uydurma mı?

- Kitap Yüklü Eşekler

- Kur'andaki Hac

- Hz. Nuh'un Oğlu Kimdi? İftira mı?

- Ruhun Ağırlığına Başka Bakış

- Hz. İbrahim Yalancı Değildi

- İncil'de Kadına Bakış

- Şirkin Büyüğü Küçüğü Olur mu?

- Kur'andaki Abdest ve Hijyen

- Din de Bir Araçtır

- Kur'an Okumanın Zararları

- Kur'anda Dua Ayetleri

- Kur'anda Tarih Kavramı ve Bilinci

- Şekilsel Secde Kur'anda Yok mu?

- Salat ve salatı İkame

- Kur'andaki Emr Kavramı Üzerine

- Dindar İnsanlar Şirk Koşar

- Alak Suresinin İlk Beş Ayeti

- Men Arefe'nin Çözümü

- Kur'andaki Av Yasağı

- Fıtrat ve Namaz Vakitleri

- Kur'anda İnsan Hukuku

- Din Büyüklerini Tanrılaştırma

- Allah'a ve Muhammed'e Değil

- Kur'andaki Örnek Tevekkül

- Şekilsel Rüku Kur'anda Yok mu?

- Hz. İbrahim Kuşları Kesti mi?

- Ehli Sünnet Dininin Anayasası

- İnsan Allah'ın Halifesi mi?

- Kur'an Üzerinde Düşünmek

- Şirkin Kuyusuna Düşenlere Uyarılar

- Kur'an Ölülere Okunmak İçin mi İndirildi?

- Ayda Okunan Kur'an Masalı

- Hz. İbrahim, Safa ve Merve Masal mı?

- "Haç"er-ul Esved (!)

- Mevlana Sahte Bir Peygamber Değil mi?

- Tasavvufun Tanrısı İki Zıttır

- Kur'andaki Tasavvuf: Teveccüh

- Önce Batıl ve Hurafe İle Savaşalım

- Resuller Haram Kılamaz mı?

- Elçi Muhammed ile İnsan Muhammed'in Farkı

- Tarikatlarda Aracılar Rezaleti

- Nur Suresi 31. Ayet Nasıl Çarpıtılıyor?

- Sırat Kıldan İnce, Kılıçtan Keskin mi?

- Kur'anda Zalimler

- Bütün Mehdileri Çöpe Atıyoruz

- Kur'ana Göre Ramazan Ayı ve Haram Aylar

- Tasavvufçuların İlahı; Varlık ve Yokluk

- Tasavvufçuların Küçük Putları

- Sünnet Etmek yaratılışı Değiştirmedir

- Son Peygamberimizin Mektupları

- Fıtrat ve Namaz Vakitleri

- Mescid-i Aksa Nerede?

- Büyük Kandırmaca: Hadis

- Kur'an Neden Arapça Olarak İndirilmiştir?

- Kimin dini? Kimin Kitabı? Kimin Meali?

- Evliya Kelimesinin geçtiği Ayetler

- Şimdiye Kadar Yaşanan İslam

- Ayın Yarılması Diye Bir Mucize Yoktur

- Kabe Dikili Taş Değil mi?


Up | Down | Top | Bottom
 
Şu da emredildi: Yüzünü dine bir Hanif olarak çevir. Sakın müşriklerden olma.

Yunus Suresi 105

Ben bir Hanif olarak yüzümü gökleri ve yeri yaratana döndürdüm. Müşriklerden değilim ben.

Enam Suresi 79

İbrahim ne bir Yahudi idi, ne de bir Hıristiyan. O sadece hanif bir müslümandı. O müşriklerden değildi.

Ali İmran Suresi 67

Şu da kuşkusuz ki, İbrahim başlıbaşına bir ümmetti; bir Hanif olarak Allah'ın önünde eğiliyordu. Müşriklerden değildi.

Nahl Suresi 123

De ki Allah doğrusunu söylemiştir / vaadinde sadıktır.Haydi artık Hanif olarak İbrahim'in Milleti'ne uyun! Müşriklerden değildi o.

Ali İmran Suresi 95

Allah'a ortak koşmadan, Hanifler olarak... Allah'a ortak koşan kişi, gökten düşmüş de kendisini kuşlar kapışıyor veya rüzgar onu uzak bir yere fırlatıp atıyor gibidir.

Hacc Suresi 31


Up | Down | Top | Bottom

HABERLER

 

 








 

 

  Hanif Islam

 

İhsan ELİAÇIK
 Hanif Dostlar Ana Sayfa -> İhsan ELİAÇIK
Konu Konu: KUR’AN KADINLARA NE GETİRDİ ? Yanıt YazYeni Konu Gönder
Yazanlarda
Gönderi << Önceki Konu | Sonraki Konu >>
hasanoktem
Admin Group
Admin Group


Katılma Tarihi: 10 eylul 2006
Gönderilenler: 2837
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı hasanoktem

R.İhsan Eliaçık :
Kimi çevrelerde yaygın olan kanıya göre “İslam’da kadının
adı yok”tur. Bu iddiaya bakarak İslam’da kadının adının
olduğunu, en başka “Nisa” suresi diye özel olarak
kadınlara sure ayrıldığını vs. savunup, İslam’da kadına
ne kadar çok önem verildiğini anlatacak değilim. Bu
gereğinden çok yapılıyor zaten.
Bu yazıda değinmek istediğim asıl konu Kur’an’da kadın-
erkek ilişkileri ile ilgili hükümlerin neredeyse
tamamının “kadınların lehine erkeklerin aleyhine
olduğunu” göstermektir. Çünkü Kur’an kendi “etkin tarihi”
içinde okunduğunda kadınlarla ilgili her inen ayette bir
hakkın erkeklerden alınıp kadınlara verildiği görülür ve
Kur’an’ın nüzül sereci tamamlandığında artık kadın ile
erkek arasında bir farkın kalmadığını görürüz.
Tabi eğer Kur’an’ı kabileci Arap gelenek ve törelerinin
etkisinden sıyrılarak okumasını becerebilirseniz…
Bunun nasıl gerçekleştiğini anlatabilmek için Nisa
suresinde şöyle bir gezinmek, bir gezinti yapmak yeterli
olacaktır.
Eski dünya dinlerinde doğum olayının “ruhların işi”
olduğuna inanılırdı. Eski Yunanlılar doğumda kadının
hiçbir etkisinin olmadığına inanarak, bütün her şeyin
erkekten geldiğine inanırlar ve kadını insan yerine bile
koymazlardı. Tevrat’da Havva’nın kaburga kemiğinden
yaratıldığı yazar. Hrıstıyanlar için ise Havva Adem’i
kandıran bir mahluk olduğu için daha baştan “Şeytan”dır.
Oysa Kur’an insan doğumunun “karışımlı atılıp saçılmış
bir su”dan (76/2) yaratılıp geldiğini söyleyerek bebeğin
oluşumunda erkek ve kadının birlikte etkisinin olduğun
açıklar. Eski Yunanlılarda olduğu gibi üremeyi sadece
erkeğe hasretmez. Keza Hrıstıyanlıkta olduğu gibi kadını
daha baştan “Şeytan” olarak yaftalamaz, Yahudilikte
olduğu gibi de “kaburga kemiği” hikayesi anlatmaz.
Bilakis kadınlar (nisa) adını verdiği sureye şöyle
başlar;
KABURGA KEMİĞİNDEN YARATILMA YOK
“Ey insanlar! Sizi tek bir özden iki eş varederek
yaratan, sonra ikisinden bir çok erkekler ve kadınlar
türetip çoğaltan Rabbinizin bilincinde olun. Adını
dilinizden düşürmediğiniz “Allah’a” saygılı olun, aile
bağlarını gözetin. Unutmayın, Allah hepinizi çok iyi
görüyor.” (4/1)
Ayette geçen (nefs-i vahide) tek bir öz, tek bir can, tek
bir şahıs, tek bir ruh demektir. Öyle anlaşılıyor ki ayet
Tevrat’da geçtiği gibi, Allah’ın önce Hz. Adem’i tek bir
can olarak yaratıp ondan (kaburga kemiğinden) Havva’yı
yarattığını değil, Adem ile Havva’yı her ikisini birden
“tek bir özden” yarattığını anlatmaktadır (Ebu Muslim).
Yani erkek ve kadın, karşı cinsler olarak “tek bir özden”
aynı anda varolmuştur. Tek bir anneden doğan biri erkek
diğeri kız yumurta ikizleri belki bir fikir verebilir.
Bunun anlamı şudur; erkek kadına veya kadın erkeğe “Önce
ben yaratıldım, sen benim şuramdan buramdan çıktın” deme
hakkına sahip değildir. Her ikisi de “tek bir öz”den
yaratılmıştır. Yani daha varlığa çıkışta “eşitlik” söz
konusudur…
Nisa suresindeki ayetlere baktığımızda peşpeşe bir çok
hakkın erkeklerden alınıp kadınlara verildiğini, kadının
o günkü toplumda çok kötü olan durumunu iyileştirmeye
yönelik bir dizi reformlar yapıldığını görürüz. Çok
eşlilik, miras, evlenme, boşanma gibi kadın-erkek
ilişkilerinin temellerine dair kısa bir gezinti çok şeyi
gözler önüne serecektir…
ÇOK EŞLİLİK KALDIRILDI
“Yetimlerin mallarını verin. Temiz olanı pis olanla
değiştirmeyin. Onların mallarını kendi mallarınıza
karıştırıp yemeyin. Çünkü bu büyük bir günahtır.
Yetimlere haksızlık yapmak istemiyorsanız o beğenerek
(aldığınız) kadınlardan dörder, üçer, ikişer (azaltarak)
evlenin. Adaletsiz davranmak diye bir endişeniz/korkunuz
varsa teke (indirin) veya yanınızda esir düşmüş olanla
(evlenin). Bu ilave yapıp durarak haddi aşmamanız
bakımından daha hayırlıdır.” (Nisa; 2-3).
Kanımca ayetin doğru çevirisi bu şekildedir.
Buradaki sorular da şunlar: Çok eşliliğe ruhsat verildiği
söylenen ayete girişte neden üç kez “yetimlerin malı”
denmektedir? Dahası neden “verin” (fe’tû) ve “yemeyin”
(la te’kulû) denmektedir? Bunların çok eşlilikle ne
alakası vardır?
Bu soruların cevabını en klasik kaynaklardan birsinde
geçen şu rivayette çok açık bir şekilde görüyoruz:
“İkrime’den gelen rivayete göre o şöyle demiştir: Bir
adamın yanında hem hanımları, hem de yetimler bulunurdu.
Kendi malını hanımlarına harcayıp, hiç malı kalmayarak
muhtaç duruma düşünce, bu sefer hanımlarına yetimlerin
malını harcamaya başlar. İşte bundan dolayı Cenab-ı Hak
“Zevceler çok olduğu zaman eğir yetimler hakkında adaleti
yerine getiremeyeceğinizden korkarsanız, biliniz ki, bu
korkunun yok olması için dörtten fazla kadın nikahlamanız
size haram kalınmıştır. Dört kadının hukukuna riayet
edememekten korkarsanız, o zaman bir kadın kafidir.”
buyurmuştur. Allahu Teala burada fazla tarafı yani dördü;
eksik tarafı yani biri zikretmiştir. Böylece de bu iki
sayı arasındaki sayılara dikkat çekmiş ve adeta “Eğer
dörtten korkarsanız üç; üçten korkarsanız iki; ikiden
korkarsanız bir hanım size yeter demiştir. Bu en uygun
görüştür. Buna göre Allah Teala, çok kadınla evlenmesi
halinde daha fazla harcamada bulunmak zorunda
kalacağından, bu sebeple de yetimin malına el uzatması
muhtemel olacağından, veliyi çok kadınla evlenmekten
sakındırmıştır.” (Razi; Tefsir-i Kebir; c. 7, s. 328).
Görüldüğü gibi konu “yetimlerin malı” ile ilgilidir.
Zaten çok eşliler vardır -ki bunu için ayet gelmesine
gerek yoktu örfen caizdi- Onları geçindirmek sorun olunca
yanlarındaki yetimlerin malına yöneliyorlar ve onların
malı ile hanımlarını geçindirmeye kalkıyorlar. Ayet tam
bu anda geliyor ve “Yetimlerin malını verin. Onların
malını kendi mallarınıza katarak yemeyin” diyor.
Bundan mütevellit sorun yaşadıkları “çok eşlilik
problemine” değiniliyor ve “Yetimlere böyle haksızlık
yapmaktan korkuyorsanız onların malına el uzatmayın,
aldıklarınızı geri verin, onlara kendi malınız gibi
davranamazsınız” deniyor. Peki, “Bu durumda bu kadar çok
kadını nasıl geçindireceğiz?” diye sorarsanız, “Önce
dörde indirin bakalım, sonra üçe, sonra ikiye hatta bire
kadar... Veya yanınızdaki esir kadınlardan biri ile
evlenin. O zaman sıkıntıya girmezsiniz. Bu, ilave yapıp
durmaktan kaynaklanan haksızlıkların bir daha olmaması
için sizin daha uygundur” deniliyor.
Buna “ruhsat” deniyorsa ruhsatın ne olduğu bilinmiyor
demektir.
Ruhsat sıkışana verilir. Domuz eti yemek gibi bir şey
önce yasaklanır fakat zaruret hali (açlık gibi) olunca
ruhsaten izin verilir ve açlık giderilinceye kadar
yiyebilirsiniz denir.
Aynen böyle, burada da önce çok eşliliğin yasaklanmış
olması, sonra bir zaruret halinin ortaya çıkması, örneğin
erkeklerin “tek eşle yetinememe” gibi bir sorunlarının
ortaya çıkması, ortada dulların yetimlerin kalması, bunun
son sınırlarına dayanması, artık çaresiz iki, üç, dört
kadınla evlenmenin açlık gibi bir zaruret halini alması
gerekir.
Böyle bir zaruret yok ki? Zaten çoğu çok eşli. Toplum
poligaminin (çok eşliliğin) yaygın ve legal olduğu bir
toplum. Savaşlar olmuş, Bedir’de, Uhut’da dullar ve
yetimler ortada kalmış, bir Arap örfü olarak onlarla
zaten evlenilmiş, yetimler yanlarına alınmış, bütün
bunlar olmuş…
Ayet bunların yarattığı sorunları çözmeye geliyor. Çok
eşliliğin yaygın olduğu bir topluma hitap ediyor. Köleci
bir topluma her fırsatta köleleri azat edin, zengin-
yoksul uçurumun had safhada olduğu bir topluma verin,
infak edin, eşitlenin dendiği gibi, çok eşli olan bir
topluma da güç yetiremezsiniz, azaltın, teke indirin
deniliyor.
Yukarıda İkrime rivayetinde geçtiği bir “bir” (vahid)
dışındaki bütün sayılar, buna gelmek içindir. Başka bir
tabirle tarihseldir, evrensel olan “bir” veya “tek”
eşliliğin yerleştirmesi ve yaygınlaştırılmasıdır.
Eğer çok eşlilik ruhsat olacaksa bu fıkhî tabirle “örfen”
caiz olur, “şer’an” caiz olmaz. Çünkü Kur’an gelmeden
önce de örfen (Arap geleneğinde) çok eşlilik vardı.
Kur’an’dan izin alarak bunu yapmadılar. İzin almaları da
gerekmiyordu, yürüyen bir toplumsal akıl ve örf vardı.
Ama Kur’an bunun haksızlıklara yol açtığını görünce
müdahale etti ve yönlendirdi. Nereye doğru yönlendirdiği
ise ortadadır…
Yine Nisa 129. ayetle çok eşliliğin “emredilmediği” ve
emredilemeyeceği ortaya çıkar. Çünkü Allah güç
yetiremeyeceğimiz şeyi bize emretmez. Buna kelamcılar
teklif-i ma la yutak derler;
“Kadınlar arasında adaleti sağlamaya asla güç
yetiremezsiniz.” (Nisa; 129).
Bu bütün erkekler için geneldir. Herkesi kapsamaktadır.
Şimdi, burada soru şu: Allah adaletsizliğin olacağını
te’kid-i nefy istikbal (len testati’û) ile yani ‘gelecek
bütün zamanlar boyunca güç yetirmeniz mümkün değil’
diyerek uyardığı bir şeyi başka bir yerde emreder mi?
Emretmez!
Bu nedenle hicri 4. yüzyılda yaşamış olan Kadi
Abdülcebbar (öl. 415/1025), bu ayetin, erkeklerden çok
eşlilik teklifini düşürdüğünü söylemiştir. Artık ne böyle
bir emir, ne de böyle bir teklif vardır. Ayetin geri
kalan kısmı ise yukarıdaki “dönüştürücü ilk örnek”
kapmasındadır.
Yine Ahzab suresinin 52. ayetinde “Bundan sonra kadınlar
sana helal olmaz” denilerek çok eşlilik yolu
kapatılmıştır. Artık çok eşlilikler geride kalmıştır.
“Bundan sonra” gidişat tek eşliliğe doğru olacaktır.
Hükümler geriye doğru işlemeyeceğine göre biz “Bundan
sonra” sından sorumluyuz. Nitekim Peygamberimiz “Bundan
sonra” bir daha hiç evlenmemiştir.
DİĞER KADIN REFORMLARI
“Hiçbir karşılık beklemeden kadınlara hak ettiklerini
verin, şayet kendi istekleriyle bir kısmını size
bağışlarlarsa içiniz rahat bir şekilde alabilirsiniz.”
(4/4)
Yani, “Cahiliye Araplarının yaptığı gibi kadını üzerinden
para kazanılacak nesne (nafice) olarak görmeyin. Evlenen
kadına verilen başlık parasını (hulvân) el koymayın,
doğrudan kadına verin” (Kelbi, Ebu Salih, Ferra, İbni
Kuteybe)
“Anne-baba ve akrabasının mirasından erkekler bir pay
alacaklardır. Kadınlar da anne-baba ve akrabasının
mirasından az veya çok pay alacaklardır. Bu pay her iki
tarafın da hakkıdır.” (4/7)
Yani, “Cahiliye Araplarının “Mızraklarıyla vuruşmayan,
yurdunu savunamayan ve ganimet elde edemeyen kadınlar
mirastan nasıl pay alabilirler? Bu olacak şey değil!”
sözü (Razi, Kurtubi, İbni Kesir, Zemahşeri) artık
geçersizdir. Kadınlar da bundan böyle mirastan pay
alacaklar!”
“Ey iman edenler! Kadınlara miras niyetiyle zorla sahip
olmaya çalışmak helal olmaz. Sizi açıkca aldatmadıkça ona
ait malı geri almak için baskı yapıp durmayın. Kadınlarla
güzel geçinin. Onlardan hoşlanmıyor olabilirsiniz ama
Allah sizin şer gördüğünüz bir şeyde hayır görüyor
olabilir.” (4/19)
Yani; “Ey iman edenler! Cahiliye Araplarının yaptığı gibi
dul kadınları, kocası ölür ölmez üzerine elbise atıp
“kapatma”nız, onu baskı ve zorbalıkla miras kabul
etmeniz, mehir vermeden kapatma yoluyla evlenmeniz,
kadını başkasıyla evlendirmeniz, alıp satmanız (Razi,
Kurtubi, İbni Kesir, Zemahşeri) helal değildir. Bundan
böyle kadının rızası ve kendi kararı olmadan hiçbir şey
yapamayacaksanız! Hadi şimdi, kocası ölen kadına
keyfinize göre sahip olmaya kalkışın da görelim! Cahiliye
Araplarının yaptığı gibi hanımınızdan hoşlanmadığınız ve
ondan boşanmak istediğiniz için ona kötü muamele
yapmanız, verdiğiniz mehri geri almak için canından
bezdirinceye kadar baskı altında tutmanız, kadını mehri
geri vererek kaçırmaya çalışmanız helal değildir.
Kadınlarla zorla evlenmeniz helal olmadığı gibi,
evlendikten sonra malına el koymak için zorlamanız da
helal değildir (Razi, Kurtubi, Zemahşeri). Artık bunları
yapmayın, bunlar cahiliye döneminde kaldı…”
“Eğer eşinizden boşanıp başka biriyle evlenmek
istiyorsanız önceki eşinize hazineler bile vermiş olsanız
hiç birini geri almayın. Ona özel verdiğiniz bir şeyi
yalancı çıkarak, erdemsizlik yaparak geri almak olur mu?
Nasıl alırsınız ki, yıllarca aynı yastığa baş koymuşsunuz
ve sizin sağlam sözünüze güvenmişler. Babalarınızın
evlenmiş olduğu kadınlarla da evlenmeyin. Öncekiler
geçmişte kaldı. Bu, çok çirkin, rezil bir şeydi ve ne
kötü bir adetti!” (4/20-22)
Ayetin “Bir eşin üstüne başka bir eş daha almak
istiyorsanız” şeklinde değil “Eşinizden boşanıp onun
yerine başka birisiyle evlenmek istiyorsanız” şeklinde
gelmesi, surenin başındaki tek eşliliğe doğru
yönlendirmeye önemli bir işarettir. Keza boşandıktan
sonra verdiği malı geri almaya kalkmak, üvey anneleri ile
evlenmeye yeltenmek de ayette geçtiği gibi “erdemsiz ve
rezil” uygulamalardı. Kur’an peşpeşe gelen bu reformlarla
kadını bütün bu durumlardan bir bir kurtarmaya devam
ediyor, izleyemeye devam edelim…
CARİYELİK KALKTI
“Meşru nikah sahibi olmak dışında namusuyla bir yuva
kurmuş ve kurmayı bekleyen bütün kadınlar da size
haramdır. Bu size Allah’ın yazılı emridir. Şu halde
evlenilmesi haram kılınanlar dışındakilerle, gerekli
harcamaları yaparak namusuyla bir yuva kurmak herkesin
hakkıdır. Sağladığı faydalara karşılık yuvayı birlikte
kurduğunuz eşiniz için doğrudan masraftan çekinmeyin. Bu
asgari harcamadan sonra daha fazla veya daha az masraf
konusunda anlaşmak artık size kalmıştır. Unutmayın, Allah
her şeyi bilir, çok bilgedir.” (4/24)
Ayette geçen (meleket eymanukum) deyimi sözlükte “Sağ
ellerinizin sahip oldukları” demektir. Bu deyimle iki
mana kastedilmiştir;
1- Veli, şahitler vb. meşru şartları yerine getirerek
nikah sahibi olmak
2- Savaş sonucu esir kadınlara sahip olmak.
Bu ayette ister hür ister esir böyle “meşru nikah sahibi
olmadan” hiç kimseyle evlilik ilişkisine girilemeyeceği
anlatılmak isteniyor. “Sağ elin sahip olduğu” deyiminden
maksat nikah mülkiyeti veya nikah sahibi olmaktır. Çünkü
bu tabir henüz savaş ve esir kadın ele geçirmenin söz
konusu olmadığı Mekke dönemi ayetlerinde de geçmektedir
(ör. (70/30).
Bu ayetin maksadı insanları zinadan menetmek ve yeni bir
nikah bulunmaksızın veya eğer kadın memluke (esir,
cariye) ise nikah sahibi olmaksızın onlara cinsi temasta
bulunmaktan men etmektir. Cenab-ı Hak bunu “sağ elin
sahip olduğu” ile ifade etmiştir. Çünkü “sağ elin sahip
olduğu” hem nikah ile evlenilen kadınlar hem de mülk
olarak sahip olunan kadınlar hakkında söz konusudur
(Razi).
Demek ki savaşta esir alınan kadınların siyasi ve sosyal
sahibi olunabilir ama cinsel sahibi olunamaz. Bunun için
her normal kadınla yapıldığı gibi ayrıca nikah yapılması
gerekir. İslam vicdanı her ne şekilde olursa olsun
“nikahsız” ilişkiye cevaz vermez.
MUT’A NİKAHI YOK
Yine bu ayetten (mut’a) adıyla bir çeşit nikah
çıkarılmıştır. Sözlükte mut’a “faydalanılan, zevk
alınan” demektir. Terim olarak “Bir kimsenin bir kadını
belli bir ücret ile belirli bir zamana kadar kiralayıp
onunla cinsi münasebette bulunabilmesi” demektir. Bunun
caiz olup olmadığı tartışmalıdır.
Mut’a nikahı, eski dünyanın yağmalama, fethedilen
yerlerde kadına kıza musallat olma gibi yaygın tecavüz
olaylarını Müslüman askerlerin de yapmasının önüne geçmek
için bu işe bir hukuk getirmek amacıyla düşünülmüş ve bir
ara uygulanmış da olabilir. Fakat yukarıda geçtiği gibi
Kur’an kadın-erkek ilişkilerini kesinlikle bu olay
üzerine kurmamıştır. Kuran’ın insanlığa tavsiyesi
insanlığın temel kültürünün yani “meşru nikahla kurulmuş
aileler şeklindeki yaşamın” sürdürülmesi ve hatta
güçlendirilmesi yönündedir. Böylesi anormal şartlarda,
yaygın ve uzun süreli savaşlar da bile kadın-erkek
ilişkilerine ahlak ve hukuk getirmek İslam vicdanının bir
gereğidir.
Şu halde normal barış ortamındaki medeni şehir hayatında
mut’a nikahı gibi bir şeyi düşünmek adı Kadınlar (Nisa)
olan sure boyunca ısrarla vurgulanan aile hayatı ile
ilgili mesajların “ruhu” ile bağdaşmaz. İnsanlıkta ortaya
çıkmış her tür çözüm ister eski ister yeni, ister
İslam’dan ister başka dünyalardan geliyor olsun gündeme
alınabilir. Çünkü Müslümanlar insanlığın karşı karşıya
bulunduğu her soruna çözüm üretmekle sorumludurlar.
Yeterki hak ve adaleti, vicdan ve merhameti ve Adem’den
beri gelen kadim insanlık kültürünü sarsacak, bozacak
nitelikte olmasın.
EVİN ‘REİSİ’ ERKEK Mİ?
Ve son olarak evlilik hayatı ve boşanma ile ilgili
reformlar… Bu konuda da dikkatle okunursa kadınların
durumunu iyileştirmeye yönelik çok önemli adımlar
atıldığını görürüz.
“Erkekler kadınlar üzerine titrer, onları koruyup
kollarlar. Bu, Allah’ın insanlara farklı yetenekler
vermesi ve erkeklerin geçim masraflarını temin etmede
daha müsait olmalarından dolayı böyledir. İyi, güzel ve
doğru olan kadınlar Allah’ın korunmasını buyurduğu
mahremiyeti koruyan ve O’na saygıda kusur etmeyen
kadınlardır… Şiddetli geçimsizlik yaşadığınız eşlerinizle
önce oturup konuşun, olmazsa odaları ayırın, yine olmazsa
bir müddet ayrılın. Barışıp anlaşırsa hala işi yokuşa
sürüp bahaneler aramayın. Unutmayın, yücelik ve büyüklük
Allah’a mahsustur.” (4/34)
Ayette geçen (kavvam) sözlükte “Çokca ayağa kalkan”
demektir. Terim olarak “İşin (burada ev ve kadın)
üzerinde durmak, onları gözetmek, bütün gayreti ile
korumak, nezaret etmek” anlamındadır. Oldukça geniş bir
anlam çerçevesi olan bu sözcüğün diğer söylenişi (qayyum)
Süryanice’de “uyumayan kimse” demektir (Razi).
Buradaki anlamıyla qavvâm esas itibariyle çok ilgili
olan, anbean tepki veren, muhatabıyla interaktif ilişki
halinde olan demektir. Nitekim bir işe kayyum olarak
atanan kimse başına geçtiği işi, anbean takip eder,
üzerine titrer, koruyup kollar.
Bu ayette erkeklerle ilgili olarak mübalağa sigasıyla
gelen qavvam vurgusunun yönü erkeğin kendisinden ziyade
kadına veya eve, çocuklara doğrudur. Şu denmek istenir;
“Erkekler evlerine karşı, özellikle de kadınlara karşı
yüksek derecede ilgili, sevgili ve saygılı olmalıdırlar.
Anbean, sürekli iletişim içinde olmalıdırlar. Sevgi,
şefkat, ilgi ve alakada bir an bile geri durmamalı, bu
konuda çok uyanık olmalıdırlar. Uyku ve uyuklama halinde,
ilgisiz ve kaygısız olmamalıdırlar. Eve otel gibi gelip
gitmemeli, en küçük ayrıntıyla bile yakından
ilgilenmelidirler. “Çokca ayağa kalkmalı”, her dertlerine
koşmalı, daima yanlarında olmalı, bunun için adeta “hop
oturup hop kalkmalıdırlar.” Ev hayatını bir yük olarak
görmemelidirler. Eğer öyle görüyorduysalar evlenmemeli,
bu sorumluluğun altına girmemeliydiler. Madem girdiler o
halde hakkını tam olarak vermeli, kavvam olmalıdırlar.
Bir kadının erkekten beklediği en önemli şey de zaten bu
değil midir?”
İşte gerçek anlamda qavvam olmak budur. Bu kelimedeki
vurguyu kadına, eve doğru değil de erkeğin bizzat
kendisine doğru yorumlayan klasik müfessirler, aslında,
kadını dinlemeyen, güçlü, kudretli, sert, yönettikleriyle
iletişimsiz, onlara sürekli yukarıdan emirler yağdıran
bir “ev reisi” profili çiziyorlar.
Aslında onlar Allah’ın hayyu kayyum olmasını da aynen
böyle anlıyorlar. Halbuki orada da asıl vurgu karşıdakini
dinlemeyen, heybetiyle arşta kurulu tahtında oturan,
oradan emirler yağdıran değil, varlıkla birlikte yürüyen,
kaderi birlikte oluşturan, olayların ve süreçlerin içinde
yer alan, statik değil anbean dinamik, interaktif
iletişim halinde olmakla ilgilidir.
KADINLARI DÖVÜN DENMİYOR
Yine ayette geçen (darb) sözlükte “vurmak, dövmek” esas
anlamı olmakla birlikte bir çok anlamları daha gelir.
“Kadınları dövün” ayeti olarak bilinen bu ayet,
yukarıdaki “ikişer, üçer, dörder evlenin” ayetinin
evlilikleri giderek çoğaltılmasını değil giderek
azaltılmasını amaçlaması gibi, kadını dövme olaylarının
yaygın olduğu bir toplumda bunun giderek azaltılması ve
nihayetinde tümden terk edilmesini hedeflemektedir.
Oturup konuşmadan, bir müddet yatağını veya odasını
ayırma gibi gayet insani yöntemlere başvurmadan tek
bildiği “karnından sıpayı başında sopayı eksik
etmeyeceksin” olan o günkü Arap toplumunu
medenileştirmeyi amaçlıyor.
Bu ayetten sonra ne gibi gelişmelerin olduğuna
baktığımızda bizzat Hz. Peygamber’in kendisinin bununla
amel etmediğini görürüz. Hemen her tefsirde bu ayetten
sonra hemen şu hadis zikredilir; “Ben bir şey istedim ama
Allah başka bir şey irade etti. Allah’ın irade ettiği şey
en hayırlısıdır” (Razi, İbni Kesir, Kurtubi).
Nitekim Hz. Peygamber’in ömrü boyunca evli olduğu
hanımlara tek bir fiske vurduğu görülmemiştir. Bir ara
hanımlarıyla sorun yaşayınca önce onlarla konuşmuş, sonra
yatağını ayırmış ve bir müddet (iki ay kadar) onlardan
ayrılmıştır. Sonra anlaşma sağlanınca tekrar birlikte
olmuşlardır. Ayete verdiğimiz meal de onun bu
uygulamasına dayanmaktadır. Demek ki “darb” burada
vurmak, dövmek değil; bir müddet ayrılmak manasına
gelmektedir.
Sonuç olarak bu yazıda sadece Nisa suresinden bazı
örneklerle anlatmaya çalıştığımız şudur; Bu ayetlerin her
biri kadınlara bir hak getiriyor. Hatta denilebilir ki
ayetler ezilen, hor görülen ve o günkü toplumda çok kötü
durumda olan kadınların yanında yer almaktadır. Yukarıda
sıraladığımız ayetler dikkatle okunursa sürekli olarak
“kadınların tarafında” ve erkeklere kızan, azarlayan bir
uslup olduğu dikkatten kaçmaz. Bugün olsa sanırım aynı
uslup yine sürdürülürdü…



__________________
Andolsun, size öyle bir kitap indirdik ki sizin bütün şeref ve şanınız ondadır. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız? ENBİYA 10
Yukarı dön Göster hasanoktem's Profil Diğer Mesajlarını Ara: hasanoktem
 

Eğer Bu Konuya Cevap Yazmak İstiyorsanız İlk Önce giriş
Eğer Kayıtlı Bir Kullanıcı Değilseniz İlk Önce Kayıt Olmalısınız

  Yanıt YazYeni Konu Gönder
Yazıcı Sürümü Yazıcı Sürümü

Forum Atla
Sizin yetkiniz yok foruma yeni mesaj ekleme
Sizin yetkiniz yok forumdaki mesajlara cevap verme
Sizin yetkiniz yok forumda konu silme
Sizin yetkiniz yok forumda konu düzenleme
Sizin yetkiniz yok forumda anket açma
Sizin yetkiniz yok forumda ankete cevap yazma

Powered by Web Wiz Forums version 7.92
Copyright ©2001-2004 Web Wiz Guide
hanif islam

Real-Time Stats and Visitor Reports Sitemizin Gunluk, Haftalik, aylik Ziyaretci  Detaylari Real-Time Stats and Visitor Reports

     Sayfam.de  

blog stats