HANiFDOSTLAR.NET

 

Kuran Müslümanı
 

(Şahıs odaklı din anlayışından Allah odaklı din anlayışına...)

Ana Sayfa Hanif Mumin  Iste Kuran Kurandaki Din  Kur'an Yolu  Meal Dinle Sohbet Odasi Hanifler E- Kitaplik Kütüb-i Sitte ?  ingilizce Site Kuran islami Aliaksoy Org  Hasanakcay Net Tebyin-ül Kur'an Önerdiğimiz Siteler Bize Ulasin

 

- Konulara Göre Fihrist

- Saçma Hadisler

- Hadislerin-Sünnetin İncelemesi

- Haniflikle İlgili Sorular Cevaplar

- Misakın Elçisi Kim?

- Kuranda Namaz/Salat

- Onaylayan Nebi

- Kuranda Namaz/Salat

- Enbiya 104

- Kuranda Yeminler

- Adem Hakkında Sorular

- Ganimetleri Resulün Eline Nasıl Vereceğiz?

- Allahın ındinde YIL ve DOLUNAYLAR

- Abese ve Tevella

- Hadisçilerce Tahrif Edilen Ayetler

- Mübarek Yer, Mübarek Vakit

- Arkadaş Peygamber

- Kuranın İndirilişinden Günümüze Gelişi

- Bir Türban Sorusu

- Kuran ve Bize Öğretilenlerin Farkı

- Namazın Kılınışı

- Hadislere Göre Namaz

- Kuranda Salat Namaz mıdır?

- Kuran Yetmez Diyen Uydurukçular

- Bizler Hanif Dostlarız

- Sahih Hadis mi İstersiniz?

- Hakkı Yılmaz'ın Tebyin Çalışması

- Kur'anı Anlamada Metodoloji

- Tarikatçıların Çarpıttığı Birkaç Ayet

- Nasıl Kur'an Okuyalım?

- Kur'anı Kerim Nedir?

- Kur'anda Oruç

- Allah'sız Bir Din ve Allah'sız Bir Kur'an İnancı

- Kuransız Bir İslam Anlayışı ve Müşrikleşme

- Meal Çalışmasına Davet

- Allah Şahit Olarak Kafi Değil mi?

- Doğru Hadisleri Ne Yapacağız?

- Kur'andaki Muhammed ve Peygamberlerin Misyonu

- Mahrem, Avret, Ziynet

- Nur Suresi Çeviri-Yorum

- Cilbab

- Resule İtaat Ne Demektir?

- Hadis Kalburcuları ve Kalburları

- Kur'anı Kerim'in İndiriliş Gayesi

- Kur'anda Amellere Karşı Cahili Yaklaşım

- İslamdışı İnanışlara Kur'andan Örnekler

- Biri Şu Haram Üretim Tesislerini Kapatsın

- Tasavvufta İslam Var mı?

- İslamda Delil Sorunu

- Kurban Kesmek

- İlahi Hitabın Serüveni

- Ecel Nedir?

- Şirk, İşrak, Müşrik, Müşareke, Müşterik

- Büyü Yapan ve Yaptıranlar

- Peygamberlere Karşı Rabbani Yaklaşımlar

- Salat-ı Tefriciye yada Zikri Çarpıtmaya Bir Örnek

- Mucize Nedir?

- Ayrılıkların Nedenleri

- Sıfır Hata veya Kur'an

- Haniflik Nedir?

- Rabıta İle Şeyhlere Tapanlar

- Hadis Zindanının Mezhepçi Mahkumları

- İslam Dininin Öğrenilmesinde Kaynak Sorunu

- Fasık ve Münafıkların Genel Tanımlaması

- Hadisler, Hıristiyanlık ve Selman Rüştü

- Kur'anı kerim'in İndiriliş Gayesi

- Müstekbirlere Karşı Cahili Yaklaşım

- Halis-Hanif İslam

- Kur'anda Şefaat

- Fuhuş Tellalı Tefsirciler

- Hayızlıyken Neden Namaz Kılınmasın?

- Cebrail, Vahiy, Melek

- Dindarlıkta Müşrikleşme Temayülü

- Büyü Yapan ve Yaptıranlar

- Yaratılış, Adem, Havva

- Kur'an Yerel mi, Evrensel mi?

- Reform Dinde mi, Dindarlıkta mı?

- Ne Mutlu Tağutu Olmayanlara

- Peygambere Saygı(?)

- Hadislere Kanıt Diye Gösterilen Ayetler

- Allah Nazara Karışmadı mı?

- Kur'anı Kerimle Amel Etmek Mümkün mü?

- Kur'anda İnkar Edenlerin Vasıfları

- Müminlerin Vasıfları

- Allah'ın Vasıfları

- Kur'anın Vasıfları

- Dine Karşı Cahili Yaklaşımlar

- Kur'an Merkezli Din

- İrin Küpü Patladı; Mevlana

- Hurafe ve Bidatlar

- Peygamberi Tanrılaştırma

- Hz. İsa'nın Ölümü

- Allah'ın Mesajının Adı: Kelamullah

- Allah'ın Resule Uyarıları

- Kur'ana Göre Tenkit ve Eleştiri Nasıl Olmalı?

- Kur'anda Sevgi

- Sofuların Devlet Desteğiyle Desteklenmesi

- Hans Von Aiberg Aldatmacası

- Kabir Azabı Safsatası

- Kur'an Kıssalarının Önemi; Masal Değiller

- Kur'anda Toplumsal Sünnetler

- Tefsirde İsrailiyyat

- Kardeş Evliliği Olmadan Çoğalma

- Hans Von Aiberg Tutuklandı

- Kur'anda Tevbe Kavramı

- Yaşar Nuri Öztürk'ün Yorumuyla Namaz

- Karadelikler; Bir Büyük Yemin

- Mezhepçilerin Ümmi Açmazı

- Kabe Nedir? Mekkede midir, Kudüste mi?

- Kur'anda Ruh Kavramı

- Kur'anda Nefs Kavramı

- Amin Kavramı ve Putperestlik

- Diyanet İşleri Başkanlığının Sitemize Cevabına Cevaplar

- Resul ve Nebi -1

- Resul ve Nebi -2

- Sapık Bir Fırka: Hansçılar

- Cihad mı, Çapulculuk mu?

- Kur'an Deyip Namazı Yok Sayanlar

- Cennete Sadece Müslümanlar mı Girecek?

- Kur'anda El Kesme Cezası var mı?

- Nazar veya Göz Değmesi Var mı?

- Şehadet Getir, Münafık(?) Ol

- Kur'anda Eleştiri Metodu

- Hacc Mekkede mi, Bekkede mi?

- İslami Tebliğde Kur'an Metodu

- Saptırılan Kavram: Mekruh

- Kur'anda Cuma Namazı var mı?

- Of Be Kader, Allah mı Suçlu Yoksa Biz mi?

- Kader Açısından Cebir ve İhtiyar

- Baban Peygamber Olsa Ne Yazar

- Kur'anda İnsan Hukuku

- Vahdet-i Vücud, Şirkin Alası

- Tasavvufi Bilginin Kaynağı Vahiy mi?

- İslam'da Resullük Son Bulmuştur

- Teveffi Kelimesi ve Arap Dili

- Tasavvuf Üzerine Düşünceler

- Nefis Mertebelerinin İç Yüzü

- Allah Rızası Anonim Şirketi; Tarikatlar

- Tasavvuf ve Eşcinsellik -1

- Tasavvuf ve Eşcinsellik -2

- Nakşi Şeyhi Allah'ın Avukatı mı?

- Kur'anda "ve+la" Öbeği

- Putlar ve Tapanlar

- Son Peygamberimizin Okuma Yazması

- Mesih ve çarpıtılan Bir Ayet

- Hac İzlenimleri

- "Üzerinde 19 var" da Son Nokta

- Secde Emri

- Kur'andaki Hac

- Aracıların Gaybı Bildiği İnancı

- Tarikatçı - Müşrik Karşılaştırması

- Gazali'nin Kadına Bakışı

- Kur'anda Kadına Verilen Önem

- Başörtüsü Allah'ın Emri Değil

- Başörtüsü Takmak Kur'anda Var mı?

- Kur'anda Kadın Dövmek Var mı?

- Cariye, Köle; Utanmaz Mealciler

- Kadına Yönelik Şiddet

- Sünnet Edilen Kızın Öyküsü

- Erkekçe ve Kadınca Meal Konusu, Nebe 33. Ayet

- Harem - Selamlık Kimin Emri?

- Zina, Evlilik ve Örtünme Adabı

- Cariyeleri Aç, Hür Kadınları Kapat (!)

- Çok Eşliliği Yasaklayan Ayetler

- Kur'ana Göre Evlilik Hukuku

- 2 Kadın = 1 Erkek, Uydurma mı?

- Danimarkalı mı Sapık, Buhari mi?

- Ebu Hanife, Cariyenin Avreti

- Nisa 25, Hür Kadın ve Fahişe İfadesi

- Maymunların Hadisi ve Recm Vahşeti

- Hz. Muhammed'in Tebliği

- Peygamberi Tanrılaştırma

- Angarya Haline Getirilen İbadet

- Buhari'nin Hadislerini Buhari Yazmamıştır

- Hadis ve Sünnet Gerçeği

- Uydurma Hadisler, İslamın Kara Boyası

- Hadisler Dinin kaynağı Olamaz

- Uydurmaların Sınırı Yok; Şeytan Geyiği

- Beşeri Hükümler Neden Kutsal Oluyor?

- Hadis - Kur'an Çelişkisi

- Kur'anda/Dinde Olanlar ve Olmayanlar

- Cehennem'den Çıkış Yok

- Kur'anda Tağut

- Ebu Hureyre Gerçekte Kimdir?

- Hadis - Mantık Çelişkileri

- Kurban ve Kurban Bayramı Nereden Geliyor?

- Hadislere Göre Kur'an Eksiktir

- Bildiri: İslam Anlayışında Reform

- Arapça mı, Arap Saçı mı?

- Koca mı Üstün, Allah mı?

- Esbab-ı Nüzül Komedi Hadisleri

- İşte Geleneğin Dini

- Ulul Emir İle Kim Kastediliyor?

- Kul Hakkı

- Yezidi Bir Gelenek: Aşure Tatlısı

- Hz. İbrahim'den Asrımıza Dersler

- Taklitçiliğin Boyutları

- Seb-ul Mesani Nedir?

- Kelle Sayılarak Gerçek Bulmak

- Kıyamet - Mahşer Günü ve Sonrası

- Kur'anda Namaz Vakitleri

- Kur'anda Cuma Konusu

- Salih Olmak Yetmez

- Hudeybiye Anlaşması Uydurma mı?

- Kitap Yüklü Eşekler

- Kur'andaki Hac

- Hz. Nuh'un Oğlu Kimdi? İftira mı?

- Ruhun Ağırlığına Başka Bakış

- Hz. İbrahim Yalancı Değildi

- İncil'de Kadına Bakış

- Şirkin Büyüğü Küçüğü Olur mu?

- Kur'andaki Abdest ve Hijyen

- Din de Bir Araçtır

- Kur'an Okumanın Zararları

- Kur'anda Dua Ayetleri

- Kur'anda Tarih Kavramı ve Bilinci

- Şekilsel Secde Kur'anda Yok mu?

- Salat ve salatı İkame

- Kur'andaki Emr Kavramı Üzerine

- Dindar İnsanlar Şirk Koşar

- Alak Suresinin İlk Beş Ayeti

- Men Arefe'nin Çözümü

- Kur'andaki Av Yasağı

- Fıtrat ve Namaz Vakitleri

- Kur'anda İnsan Hukuku

- Din Büyüklerini Tanrılaştırma

- Allah'a ve Muhammed'e Değil

- Kur'andaki Örnek Tevekkül

- Şekilsel Rüku Kur'anda Yok mu?

- Hz. İbrahim Kuşları Kesti mi?

- Ehli Sünnet Dininin Anayasası

- İnsan Allah'ın Halifesi mi?

- Kur'an Üzerinde Düşünmek

- Şirkin Kuyusuna Düşenlere Uyarılar

- Kur'an Ölülere Okunmak İçin mi İndirildi?

- Ayda Okunan Kur'an Masalı

- Hz. İbrahim, Safa ve Merve Masal mı?

- "Haç"er-ul Esved (!)

- Mevlana Sahte Bir Peygamber Değil mi?

- Tasavvufun Tanrısı İki Zıttır

- Kur'andaki Tasavvuf: Teveccüh

- Önce Batıl ve Hurafe İle Savaşalım

- Resuller Haram Kılamaz mı?

- Elçi Muhammed ile İnsan Muhammed'in Farkı

- Tarikatlarda Aracılar Rezaleti

- Nur Suresi 31. Ayet Nasıl Çarpıtılıyor?

- Sırat Kıldan İnce, Kılıçtan Keskin mi?

- Kur'anda Zalimler

- Bütün Mehdileri Çöpe Atıyoruz

- Kur'ana Göre Ramazan Ayı ve Haram Aylar

- Tasavvufçuların İlahı; Varlık ve Yokluk

- Tasavvufçuların Küçük Putları

- Sünnet Etmek yaratılışı Değiştirmedir

- Son Peygamberimizin Mektupları

- Fıtrat ve Namaz Vakitleri

- Mescid-i Aksa Nerede?

- Büyük Kandırmaca: Hadis

- Kur'an Neden Arapça Olarak İndirilmiştir?

- Kimin dini? Kimin Kitabı? Kimin Meali?

- Evliya Kelimesinin geçtiği Ayetler

- Şimdiye Kadar Yaşanan İslam

- Ayın Yarılması Diye Bir Mucize Yoktur

- Kabe Dikili Taş Değil mi?


Up | Down | Top | Bottom
 
Şu da emredildi: Yüzünü dine bir Hanif olarak çevir. Sakın müşriklerden olma.

Yunus Suresi 105

Ben bir Hanif olarak yüzümü gökleri ve yeri yaratana döndürdüm. Müşriklerden değilim ben.

Enam Suresi 79

İbrahim ne bir Yahudi idi, ne de bir Hıristiyan. O sadece hanif bir müslümandı. O müşriklerden değildi.

Ali İmran Suresi 67

Şu da kuşkusuz ki, İbrahim başlıbaşına bir ümmetti; bir Hanif olarak Allah'ın önünde eğiliyordu. Müşriklerden değildi.

Nahl Suresi 123

De ki Allah doğrusunu söylemiştir / vaadinde sadıktır.Haydi artık Hanif olarak İbrahim'in Milleti'ne uyun! Müşriklerden değildi o.

Ali İmran Suresi 95

Allah'a ortak koşmadan, Hanifler olarak... Allah'a ortak koşan kişi, gökten düşmüş de kendisini kuşlar kapışıyor veya rüzgar onu uzak bir yere fırlatıp atıyor gibidir.

Hacc Suresi 31


Up | Down | Top | Bottom

HABERLER

 

 








 

 

  Hanif Islam

 

Kur'an Hükümleri ve Kavramları
 Hanif Dostlar Ana Sayfa -> Kur'an Hükümleri ve Kavramları
Konu Konu: KURANDA ŞEFAAT Yanıt YazYeni Konu Gönder
Yazanlarda
Gönderi << Önceki Konu | Sonraki Konu >>
EHLİKURAN
Groupie
Groupie


Katılma Tarihi: 16 ocak 2011
Gönderilenler: 41
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı EHLİKURAN

HANGİ YORUM GERÇEK OLURSA OLSUN SONUÇ OLARAK PEYGAMBERDEN BİZİM İÇİNDE DUA ETMESİNİ İSTEMEK ŞİRK DEĞİL.
Yukarı dön Göster EHLİKURAN's Profil Diğer Mesajlarını Ara: EHLİKURAN
 
EHLİKURAN
Groupie
Groupie


Katılma Tarihi: 16 ocak 2011
Gönderilenler: 41
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı EHLİKURAN

BU ARADA GÜNAHKARIN KEFARETİ DERKEN YANMAYI SÖYLEMİYORUM HAKKINDA Kİ HÜKMÜ BEKLERKEN Kİ KORKU BELKİ DİYORUM BU KORKU SÜRECİ KİMİ GÜNAHLARA KEFARET OLUR DA TARTI EŞİTLENEBİLİR. AMA KESİN DEMİYORUM TABİ OLABİLİR DİYE BÖYLE BİR DUURM OLURS AONU İNKAR ETMİYİM MANASINDA.


Yukarı dön Göster EHLİKURAN's Profil Diğer Mesajlarını Ara: EHLİKURAN
 
mert8
Uzman Uye
Uzman Uye
Simge

Katılma Tarihi: 23 nisan 2006
Yer: Saudi Arabia
Gönderilenler: 111
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı mert8

ya Allah

Allah ın izni ile

Allah rızası için

yanılmayan bir Allah

 

sevgili medeni0002 kardeşim, bırak bu mehdilik ayak ve söylemlerini. . . 

direkt atama yapılmadan, Allah ın bu dünyadaki son elçilik makamıdır Mehdilik. . .

beğenmeseniz de, kabul etmeseniz de bu böyledir. . .

ama sen ve (sözüm meclisten dışarı) bazı mehdi müsveddeleri

bu Kutsal Makamı yerlerde süründürüyorsunuz. . . 

Kur'an-ı Kerim in zaten tanımlamış olduğu ---yaratılış---ı,

kendinin veya başkalarının paralarını,

kullanarak,

güya deccal ile savaştığını söylemektedir. . . 

---ben Mehdi değilim--- diyor ama ortalıkta öyle Mehdi imiş edası ile geziyor. . . 

bu zat daha Mehdi ile Mesih in kim olduğunu bilmiyor. . .

bu şahıs daha Müslüman ile İslam Dini ne anlama gelir, ayırdı nedir bilmiyor, . . .,  

bilmiyor. . .

 

mehdi müsveddelerine bir tiyo, tavsiye . . .

madem Mehdilik iddiasında bulunacaksınız,

öyle bir, deccal ile savaş ve daha önemlisi, sonuç hazırlayın ki.

 

bunu duyan her abdAllah ın ağzı açık kalsın.

kulaklarına inanamasın.

tüyleri diken diken olsun (benim şimdi oluyor. . .).

sana, hiçbir şüphe duymadan, ---Sen Mehdi sin--- desin.

tekrar edip dursun - - - Allah en büyüktür - - - . . .

 

müsveddeler,

Allah ınızı severseniz,

bırakın artık bu ayakları,

daha fazla günaha girmeyin. . .

insanoğlundan utanın diyecem ama, daha önce,

Allah korkusu lazım, Allah tan korkun, Soracaktır sizlere . . .

mehdilik ayaklarını bırakın ama insanları doğru yola yöneltmeye devam,

tabii ki işin doğrusunu öğrenerek ve uygulayarak . . .

 

Sayın Hanif Dostlar Sakinleri ve tüm İslam Dünyası. . .

şirk e bulanmış, içinde tepetaklak dönüyorsunuz.

işin kötüsü çıkmak gibi bir niyetinizde yok,

anladığım kadarı ile . . .

 

bu konuda, 16 Ocak ta astığım yazıda da belirtmiştim,

- - - İslam Dininde, Hz Muhammed, ezan da, ibadet te, namaz da ve şehadet getirme de (aklıma gelenler bunlar) ve aklımıza geldiği her anda putlaştırılmamışmıdır. . . - - -

demiş ve bunu bütün siteye mal etmiştim.

sadece tek kişi bir özeleştiri/yorum da (daha doğrusu yeni bir konu açmış, Halukgta) bulunmuş. . .

nereden etkilendiği veya feyz aldığı benim için sorun değil.

önemli olan doğruyu görmeye başlaması . . .

 

arkadaşlar, ey Alem, lamı cimi yok, sizin kurallarınıza uyacaksınız, kurallar . . .

1- (Şahıs odaklı din anlayışından Allah odaklı din anlayışına...)

2- Allah elçi yollar,  ama elçi ve arakabul etmez; başvuruların "ŞAHSEN" yapılması şarttır!

3- Zümer Suresi 3." Gözünüzü açıp kendinize gelin! Arı-duru din yalnız ve yalnız Allah'ındır! O'ndan başkasını veliler edinerek, "biz onlara, bizi Allah'a yaklaştırmaları dışında bir şey için kulluk etmiyoruz." diyenlere gelince, hiç kuşkusuz Allah onlar arasında, tartışıp durdukları konuyla ilgili hükmü verecektir. Şu bir gerçek ki, Allah, yalancı ve nankör kişiyi iyiye ve güzele kılavuzlamaz"

 

bu kuralları,

kesin olarak, yapmanız için sizlere bir tavsiyede,

daha doğrusu, bir soru soracağım . . .

Allah ın sıfatlarını ve fiillerini çok iyi bildiğiniz halde,

Allah tan herhangi bir talepte bulunacak iken,

neden bir aracı koyuyorsunuz. . .

neden onlardan medet umuyorsunuz . . .

o şahıs veya her ne ise

(rüya, put, taş, ölü, mezar, ziyaret, ermiş, veli, ..., veya Kabe, Kitap, ayet, peygamber)

Allah tan daha mı çok affedici, şefkatli, dost, . . .

 

sizin aracı koyduklarınızdan hangisi,

hangi bakımdan

Allah tan daha iyi, daha üstün (Allah ım affet) . . .

 

niçin direkt Allah a yalvarmıyor, yakarmıyorsunuz . . .

niçin Allah a ibadete davette başkasının adı geçiyor (ezan),

niçin ibadetlerinizde başkalarının adı geçiyor . . .

ölüm anında sırf Allah ı anmak neyinize yetmiyor. . .

niçin - - - ya Allah - - - veya - - - Allah en büyüktür - - -  değil de - - - salle ğen nebi - - - diyorsunuz . . .

niçin, Allah a ibadet eder iken, insanoğlunda Allah fikrinin şekillenip yoğrulduğı yeri, başınızı, alnınızı, puta tapanlar gibi, yerlere vuruyor, sürtüyorsunuz. . .

 

örnekler çoğaltılabilir . . .  (atalarımızdan böyle gördük. . . hııı)

 

kusuruma bakmayın, biraz fazla kaçırdım herhalde,

ama olsun,

doğru yola gidebiliyorsak ne ala,

ama gidemiyorsak,

benim sorunum değil,

bildiğiniz gibi her koyun kendi bacağından asılır . . .

 

daha öncede belirttiğim gibi, Hz Mehdi nin yapacağı işlerden biri, bu putları kırmaktır, yıkmaktır . . .

Hz Mehdi, şu anda deccal ile savaşmakta ve son darbeyi vurmak için beklemektedir (???).

bilmiyorsunuz ama,

bazıları bu savaşı dışarıdan izlemekte, hiç karışmamakta, müdahale etmemekte,  

bazılarıda haberleri olmamasına rağmen bu savaşın, dolayısı ile,  içerisindedirler.  

bu savaş ta, baz olarak,  amik ovası merkezli olmaktadır . . .

 

yine, daha önce de belirttiğim gibi, İslam Dini nde yaratıcımızın tek bir adı vardır,

O da Allah tır.

diğer 99 veya bilmiyorum kaç tanesi fiilleridir, sıfatlarıdır.

ama “tanrı” kelimesi hiç birinden değildir.

 

Allah a emanet olun

mehmet rende

23.01.2011

. . .

 

 

 

 

Yukarı dön Göster mert8's Profil Diğer Mesajlarını Ara: mert8
 
EHLİKURAN
Groupie
Groupie


Katılma Tarihi: 16 ocak 2011
Gönderilenler: 41
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı EHLİKURAN

MERT8 NİCKLİ ARKADAŞ BU NASIL BİR YAZI HEM MEHDİ BEKLEYEN O İNANIŞTAKİLERE LAF ATACAKSIN HEM DE DİYECEKSİN Kİ MEHDİ GELECEK BUNLARI DÜZELTECEK. NE FARKIN VAR Kİ ONLARDAN DA ONLARI KÖTÜLÜYORSUN.

BİR İKİNCİSİ ALLAH LA ARAYA HAŞA ARACI KOYMAKTAN KASTIN NE. BU MANTIĞA GÖRE ALLAH NAMAZ KILIN DİYOR NAMAZ KILMAK ALLAH IN RIZASINA KAVUŞMAK ADINA ARACILIKMI. VEYAHUT YETİM HAKKINI KORUYUN DİYOR. ZİNA YAPMAYIN DİYOR. EĞER BEN ŞİMDİ ZİNA YAPMAZSAM ALLAH IN RIZASINA KAVUŞMAK ADINA ZİNA YAPMAMAYI PUTLAŞTIRMIŞMI OLUYORUM.

ALLAH PEYGAMBERİME UYUN DİYOR. YANİ KUR AN DA BAHSEDİLMEYEN GÜNÜ BİRLİK EKONOMİK SİYASİ DURUMLARDA HER AN HER VAKİT VAHY İNMEYECEĞİNE VE PEYGAMBERİMİZ (S.A.S) BİR HATA YAPSA DA VAHİYLE DÜZELTİLECEĞİNE GÖRE ONUN JAYATI YAŞAYIŞ BİÇİMİNİ REFERANS ALMAK ONDAN BİR AKIL ALMAK PEYGAMBERİMİZİ PUTLAŞTIMAK MI OLUYOR.

SONRA BEN AYNI YAZINI DAHA EVVELDEN DE OKUMUŞTUM VE ŞEHADETDE VS NEDEN PEYGAMBERİMİZİ DE ANDIĞIMIZI YAZMIŞTIM AMA SEN OKUMAYIP VİRA BİZDEN SENİN İDDAALARINI DİREK KABULLENMEMİZİ İSTİYORSUN.

SENİN YAPTIĞIN KENDİNİ KANDIRMAK
Yukarı dön Göster EHLİKURAN's Profil Diğer Mesajlarını Ara: EHLİKURAN
 
dinveahlak
Newbie
Newbie
Simge

Katılma Tarihi: 25 ocak 2007
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 26
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı dinveahlak

PEYGAMBER ŞEFAAT DEĞİL ŞİKAYET EDECEK:
http://mustafaayas.wordpress.com/2011/03/05/peygamber-sefaat -degil-sikayet-edecek-2/

ZUHRUF 86. AYET MEALLERDE YANLIŞ ÇEVRİLMİŞ:
http://mustafaayas.wordpress.com/2011/10/09/on-yargilarin-an lamaya-perde-olmasi-zuhruf-86-ornegi-2/

BU YAZILARIMI İLGİLİ ADRESTEN OKUYABİLİRSİNİZ. AMA 2007den beri kur'an'ı anlayarak okuyan bir kişi olarak şefaat konusunda tanık olduğum hakikati ortaya koyan son yazımı buraya kopyalıyorum. Selam ile.

Ön Yargıların Anlamaya Perde olması (Zuhruf 86 Örneği)


Eğer bir takım ezberlerle bir yola çıkılırsa o yolda ezberleri onaylatmaktan öte bir şey üretilemez. Zira kişi peşin kabulleri doğrultusunda kendisine yön vermiş olur. Bu durumda gerçeği görmez, göremez.

       Kur’an’ı Kur’an’dan okuyan ve Allah’ın tevilini dikkate alan birisi olarak beş yüz sayfa kadar meal çeviri yaptım. Mevcut meallerin adeta birbirinden üretilmiş olmalarına şahit oldum. Bu, benim için çok üzücü bir durumdu. Kur’an’ı okuyanlar önceden bir usul edinip bir şablon dâhilinde Kur’an’a yönelmişler ve böylece ön kabulleri Kur’an’ı anlamalarına perde olmuş. Kur’an ile inşa olacaklarına kabulleri doğrultusunda kur’an’ı inşa etmişler. Bu, öyle bir çıkmaza yol açmış ki adeta kur’an mealleri kur’an anlaşılsın diye değil anlaşılmasın diye yazılmış gibi bir durum ortaya çıkmış. Zira kur’an’a baktığımızda Rabbimizin verdiği mesajın meallere yansımadığını, meallerin, Kur’an’ı anlamanın önünde bir perde olduğunu görüyoruz.

       Bu durumu bir ayet örneğiyle açıklamadan önce kur’an’ı anlamanın usulünün ne olması gerektiği konusunda Kur’an’a kulak verelim. Kur’an diyor ki Sözün sahibi Allah olduğu için sözün hakiki anlamını ortaya koymak Allah’ın yetkisindedir. Sözü kendileri açıklamaya kalkışanlara Allah meydan okuyor ve sözün tevilini sadece kendisinin yapabileceğini bildiriyor. Ali İmran 7. ayette Allah, Necranlı Hıristiyanların ayetleri kendi ön kabulleri doğrultusunda eğip bükmeleri karşısında Kur’an’ı indirenin Allah olduğunu dolayısıyla açıklama yetkisinin de kendisine ait olduğunu vurguluyor. Kalplerinde eğrilik olanların art niyetle ve açıklamayı kendileri yapmak üzere ayetlere yöneldiklerini beyan ediyor. Ayetleri, “hâkim kılınmış ayetler” ve “farklı anlamlara müsait ayetler” olarak sınıflandırıyor. Hâkim kılınmış ayetlere aykırı bir şekilde ayetlerin anlamlandırılmamasını istiyor. Sözün sahibi kendisi olduğu için sözün hakiki anlamını ortaya koymanın (tevilin) kendi yetkisinde olduğunu vurguluyor. Vahyin ortaya koyduğu hakikat bilgisinde Rabbin maksadını araştırıp tespit edenler biz buna inandık der buyuruyor. Gerçi önceden edinilen ön kabul usulüne göre Ali İmran 7. ayet Kur’an’daki bazı ayetlerin Allah’tan başkası tarafından anlaşılamayacağı şeklinde yorumlanmıştır. Bir başka yoruma göre ise “derinleşmiş âlimler de anlayabilirler” denerek âlimlere de tevil yetkisi verilmiştir. Oysa bizlere düşen tevil yapmak değil Allah’ın tevilini bulup ona uymaktır. Biz burada bu ayetin bize göre doğru anlamını vermekle yetineceğiz. “İlahi yasayı sana indiren odur. Onda hâkim kılınmış ayetler vardır. Onlar ilahi yasanın esasıdır. Diğerleri ise benzeşiklik arz edenlerdir. Kalplerinde eğrilik olanlar benzeşikliği olanlara fitne çıkarmak ve onun hakiki anlamını ortaya koymak arzusuyla yönelirler.  Oysa Onun hakiki anlamını ortaya koymayı sadece Allah bilir. İlimde yerini iyice araştırıp tespit edenler ‘biz ona inandık hepsi Rabbimizin katındandır’ derler. Yalnızca ön yargıdan arınmış olanlar hakkıyla düşünebilir”.[1]

 

       Tevil ve açıklama yetkisinin sadece Allah’a ait olduğunu ve inananların Allah’ın bu tevilini araştırıp bulmakla yükümlü olduklarını ortaya koyan bir diğer ayet ise Hud suresindeki ayetlerdir. “Elif, Lâm, Râ; Öyle bir yasa ki, ayetleri hâkim kılınmış sonra en doğru kararı veren ve her şeyden haberdar olan tarafından ayrıntısıyla açıklanmıştır. Yalnızca Allah’a kul olasınız diye! Ben ise O’ndan yana sizin için bir uyarıcı, bir müjdeciyim”.[2]

 

Bu usul dâhilinde Kur’an’ı okuduğumuzda Rabbimizin mesajını anlamamız mümkün olacaktır. Aksi takdirde kendimizi kandırmaktan öte bir şey yapmış olmayız.  Zuhruf süresi 86. ayeti meallendirdiğimizde Arap dili kurallarına ve Arap dili sözlüğünün ortaya koyduğu anlamlara tamamen uygun, kur’an’ın bütünlüğü ile tamamen örtüşen bir anlama ulaşmıştık. Ama bir de ne görelim. Hiçbir mealde çeviri doğru yapılmamış. Ayette dua etmek anlamına gelen (dea yed’u) fiili kullanılmasına rağmen meallerin çoğu ibadet etmek anlamına gelen (abede yabudu) şeklinde meal vermişlerdi. Dua etmek anlamını verenler ise fiilin faili ile mefulünün yerini değiştirmişler ve ayeti anlaşılmaz bir hale getirmişler. Burada resmî bir kurum olması bağlamında öncelikle diyanetin mealini verelim sonra da ayetin bize göre doğru anlamını ortaya koyalım. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın resmi mealine göre ayet şöyle demektedir. “O’nu bırakıp taptıkları şeyler şefaat edemezler. Ancak bilerek hakka şahitlik edenler şefaat edebilirler”.[3] Bu ayetin doğru meali bize göre şöyle olmalıdır. “O’nun dışındakine dua edenler şefaat elde edemezler. Sadece bilerek hakka şahit olanlar şefaatten nasiplenebilirler”.[4] Bu ayette Allah’ın yetkisinde olan şefaatten sadece bilinçli olarak hakka şahit olanların nasiplenebileceği, Allah’tan başkasına dua edenlerin ise müşrik olduklarından dolayı hiçbir şekilde affa uğrayamayacakları, Allah’ın şefaatinden nasiplenemeyecekleri vurgulanmaktadır. Bu konuyla ilgili olarak hâkim kılınmış olan ayetler şunlardır. “De ki: Şefaat tamamıyla Allah’a aittir. Göklerin ve yerin hükümranlığı O’na aittir. Sonra O’na döndürüleceksiniz”[5] “Doğrusu Allah kendisine şirk koşulmasını bağışlamaz. Bunun dışında kalanı ise gerek gördüğü kimse için bağışlar. Allah’a şirk koşan ise tamamıyla sapıtmıştır”.[6] “Allah’la beraber bir başka ilaha duada bulunma! O’ndan başka ilah yok. Onun veçhi dışında her şey helak olucudur. Hüküm O’na aittir, O’na döndürüleceksiniz”.[7] “Yalnız sana kul olur ve yalnız senden yardım dileriz”.[8]

 

Zuhruf 86. ayete çeviri yapanlar dua etmekle tapmak arasındaki anlam farkını meallerine yansıtmayarak Kur’an’ın önünde perde olmuşlardır. Bu farkı meale yansıtanlar ise şefaate sahip olamayacak olanlar Allah’ın dışındakilere dua edenlerken kendilerine dua edilenleri şefaat edemeyecekler diye çevirip istisnasındaki hakka şahit olanları şefaat edebilir gibi sunmuşlardır. Allah’ın dışında dua edilenlerden hakka şahit olanlar varmışçasına ve dua edenin bunlarda isabet buyurması durumunda şefaat alabileceği gibi bir anlama yol açmışlardır. Oysa bu ayeti bu yönde meallendirmek azıcık Arapça bilen, sıla cümlesinden haberdar olan, ismi mevsuldan sonra gelen fiilin failinin ismi mevsula racı olacağını unutmayan hiç kimsenin yapabileceği bir hata değildir.

 

       Bu durum önceden edinilmiş bir din anlayışıyla ve ön yargılarla dini anlamanın ne kadar sakıncalı olduğunu ortaya koymaktadır. Din kur’an olduğuna göre dini öğrendikten sonra Kur’an’ı okumak yerine dini kur’an’dan okumalıyız. Kur’an’ı okurken önceden edindiğimiz usulü değil Kur’an’ın ortaya koyduğu usulü dikkate almalıyız.

 

                                                                                                                                            Mustafa Ayas

 

[1] Ali İmran 7

[2] Hud 1,2

[3] Zuhruf 86. bak Diyanet meali

[4] Zuhruf 86

[5] Zümer 44

[6] Nisa 116

[7] Kasas 88

[8] Fatiha 5




__________________
Samimi olanlar için aklın yolu birdir
Yukarı dön Göster dinveahlak's Profil Diğer Mesajlarını Ara: dinveahlak Ziyaret dinveahlak's Ana Sayfa
 
Guests
Guest Group
Guest Group


Katılma Tarihi: 01 ekim 2003
Gönderilenler: -259
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı Guests

bu konuda bir cok cumlede ben yazmak isterim..

bizim en basta yaptigimiz hata ALLAH in kim oldugunu bilmememizdir.

ben sahsen cibril ve mikal ismindeki 2 buyuk melegin ALLAH olduguna inanirim.simdi ben kendi inanisima gore sefaati ele alacagim.

1.olarak kuranda kimin sefaat edecegi ve kimin sefaat edemeyecegi ayrintili olarak aciklanmis sefaat edecek kimseler degisik sekilde isimlendirimmistir.

mesela bazen ALLAH tan baskasi sefaat edemez denmis

bazen gok yuzunde sefaate izni olandan baskasi denmis ve necm 26.ayetindede melek(buyuk melekler)lerin sefaat edecegi bildirilmistir.yani sefaat edecek olan tek merci degisik sekillerde anlatilmistir.

Yukarı dön Göster Guests's Profil Diğer Mesajlarını Ara: Guests
 
abdussamed34
Katilimci Uye
Katilimci Uye


Katılma Tarihi: 08 mart 2012
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 1
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı abdussamed34

Selamunaleyküm.Şefaat konusunda şunu söylemek
istiyorum.Şefaat mana olarak kısaca af diye
çevrilmiş.Eğer şefaat af ise Allah'tan başka af edecek
aramak ,Allahtan başka ilah aramaktır ve buda şirktir.













Yukarı dön Göster abdussamed34's Profil Diğer Mesajlarını Ara: abdussamed34
 
bembeyaz
Uzman Uye
Uzman Uye


Katılma Tarihi: 31 temmuz 2007
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 736
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı bembeyaz

 

 

Şefaat Nedir? Nasıl Anlaşılmalıdır?

Her şeyden önce şunu ifade edelim ki Kur’an-ı Kerim, Allah’tan bağımsız bir kayırma ve aracılık iddialarının tamamını tümüyle ve kesin bir şekilde reddetmektedir.

Allah’ın reddetmediği şefaat anlayışı ise şudur. Bir günahkar ve asi kul eğer dünyada iken ve henüz yaşıyorken, yanlışları anlar, tövbe eder, imanını sağlamlaştırır ve kendini düzelterek salih ameller ortaya koyarsa, yüce Allah ondan razı olacak ve onu bağışladığının bir nişanesi olarak ona bir ödül takdir edebilecektir. İşte Allah’ın takdir ettiği o ödülü, onu hak eden kimseye takdim etmek şeklindeki şefaat anlayışı Kur’an’a göre mümkündür.

Şurası açıktır ki, ödülü meleklerin elinden alıp onu hak edene takdim eden kimse o ödülü takdir eden değildir. Takdir Allah’tan, takdim ise salih kullardan herhangi birisinin aracılığıyla olacaktır. Yoksa herhangi bir peygamberin ya da şehidin ya da hafızın yargılama esnasında araya girerek bir kimseyi kayırması ve istediği birilerini cehennemden kurtarması asla söz konusu değildir. Böyle yanlış bir şefaat anlayışına sahip olan kişiler ciddi şekilde yanılmakta ve şefaati de resmen yanlış anlamaktadırlar. Dolayısıyla şefaati topluma anlatanların öncelikle onu doğru anlamaları, sonra da onu muhataplarına doğru şekilde anlatmaları yerinde ve uygun olacaktır.

Bu itibarla ödülü takdim edenin ödülü belirleme konusunda herhangi bir tasarrufu söz konusu değildir ve olamaz. Zaten böyle bir durum Kur’an’ın ortaya koyduğu genel ilke ve kurallarla da çelişecektir. Zira hiç kimsenin aracılık, kayırma ve birilerini azaptan kurtarma gibi bir hak ve yetkisi yoktur. Soy, sop akrabalık ve dostluğun vs. geçerli olmayacağı o dehşetli ve korkunç günü doğru anlamaktan aciz olanların kendilerini aldatmaları birer züğürt tesellisi ve hüsnü kuruntudan ibarettir. (Bakara, 2/254)

Şurası iyice anlaşılmalıdır ki, ödülü takdim eden kimsenin bizzat kendisi de ödül sahibi tarafından ödülün takdimine mazhar kılınmakla onurlandırılmış olmaktadır. Bu da derin düşünenler için gerçekten büyük bir onur ve şereftir. Allah tarafından takdir buyurulan bir ödülü, onu hak eden ümmetinden herhangi birine bir törenle takdim etmesi aynı zamanda bir peygamber için de bir ayrıcalık ve itibardır. Ödülü hak eden kişi de sevdiği ve peşinden gittiği birinin elinden o ödülü almakla ayrıca onurlandırılmış olmaktadır.

Bu onurlandırmayı Allahu Tealâ dileseydi sadece melekleri aracıylığıyla da yapabilirdi. Ama o böyle yapmamış, bağışlanmayı dünyadaki çabalarıyla hak eden kimseye, onun da sevdiği salih bir kul aracılığıyla şereflendirerek ona değer verdiğini ve affettiğini göstermiştir.

Yani yüce Allah birine ödül vererek, diğerine de o ödülü bizzat verdirerek ikisini birden ödüllendirmekte ve onurlandırmaktadır. Yoksa bir peygamber, aziz ya da veli, veya Allah’ın oğlu olduğu iddia edilen Hz. İsa, tövbe etmeden ölmüş, O’ndan başkalarına tanrısal nitelikler yakıştırmış, büyük günahlar işlemiş ve hiç pişman olmamış birisi ile Allah arasında aracılık ederek onu kurtaracak değildir. Böyle bir şefaat anlayışı Cahiliyye döneminin kalıntılarından izler taşımaktadır. Zira ayette de ifade edildiği üzere Allah, peygamberlerin geçmişlerini de geleceklerini de (yaptıklarını da yapacaklarını da) bilir. Ki o peygamberler O’nun hoşnut ve razı olmadığı hiç kimseye şefaat edemezler. Zira o peygamberler O’nun yüceliği karşısında derin bir saygıyla titrerler. (Enbiya, 21/28.)

Bir başka ayette durum biraz daha açıklığa kavuşturulmaktadır. “O’nun nezdinde kendisi lehine izin verdikleri dışında hiç kimse için şefaat fayda vermez. Nihayet (kıyametin) dehşeti (ödül tevdi edeceklerin) kalplerinden giderilince  (ödüllendirilenler) soracaklar: “Rabbiniz sizin hakkınızda ne buyurdu?” berikiler: “Hak neyse onu: zaten mükemmel olan da, büyük olan da sadece O’dur” diyeceklerdir(Sebe, 34/23. Ayrıca bkz. Mustafa İslamoğlu, Hayat Kitabı Kur’an Gerekçeli Meal-Tefsir, İstanbul, 2008, II, 852-853, 920. )

Zira, “De ki: “Şefaat(e izin verme) yetkisi tamamıyla ve sadece Allah’a aittir; gökler ve yerin mutlak otoritesi (de) O’na aittir: sonunda sadece O’na döndürüleceksiniz.” (Zümer, 39/44) ayeti göz ardı edilerek ve zayıf hadislere bakılarak oluşturulmuş yanlış bir şefaat anlayışı ile hareket etmek insanlığı hiçbir zaman doğru sonuçlara götürmeyecektir. Çünkü şefaat Allah’a ait bir yetkinin herhangi bir peygambere ya da salih kula devri değildir. Tam tersine Allah’ın takdir ettiği ödülün sahibine tevdiî konusudur. Hala bunu anlamak istemeyenlerin inatları yüzünden yaşanan karmaşa ve kargaşaların sorumlusu da bu konuyu bu hale getirenlerden başkası olmayacaktır.

Tekrar ifade edelim ki, ödülü veren Allah’tır. Ödülü takdim izni verdiği kimsenin ise bu ödülün sahibini belirlemede herhangi bir dahli, kayırması ve aracılığı söz konusu değildir. Dolayısıyla ödülün asıl sahibi onu sunan şahıs değildir. Bu nedenle günahkar ama tevbe ederek ölmüş birisinin bağışlandığının bir nişanesi olan ödülü sadece Allah’tan beklemesi ve umması gerekir. Ödülün gerçek sahibi ve takdir edeni olmayan kimseden böyle bir istekte bulunması yanlıştır ve Kur’an bunu şiddetle reddetmektedir. Kısaca ödülün kime verileceğini belirleme hakkı sadece ve yalnızca Allah’a aittir. O da bunun kıstaslarının neler olduğunu Kur’an’da zaten ortaya koymuştur. Zira burada da herhangi bir keyfilik yoktur. Aksine bu konuda da konulmuş ilkeler söz konusudur.

Diğer taraftan şu ayetler de yanlış şefaat anlayışını reddetmektedir. “De ki: “Allah dışında, (kendilerinde tanrısal güç) vehmettiklerinizi çağırın. Ne göklerde ne de yerde onların zerre kadar gücü yoktur; üstelik onlar bu ikisinin  (yönetiminde) bir ortaklığı da sahip değiller; dahası O, onlar arasından kendisine bir yardımcı da atamamıştır.” ( Sebe, 34/22)

Görüldüğü üzere bu ayet, Allah dostlarının, azizlerin, şeyhlerin ve din önderlerinin Allah nezdinde aracılık yapacağına ve bir ayrıcalık elde edeceklerine dair tüm tasavvurları açıkça ve tamamen reddetmektedir. Böyle yanlış bir şefaat algısının oluşumuna, bu kadar açık bir âyete rağmen katkı sunanların oturup bir kez daha düşünmeleri ve hatadan vazgeçmeleri kendi lehlerine olacaktır.

Bu nedenle müşriklerin araya aracılar koyarak Allah’tan yardım istemelerini açıkça reddeden Yüce kitabımız Kur’an, böyle bir algıya saplanıp kalanları uyararak bu aracıların kendilerine şefaat edeceklerine dair yanlış inançlarının hiçbir temele dayanmadığını ispat etmiş ve bu şefaat konusunu Kur’an’da ele alıp açıklamıştır. Unutulmamalıdır ki, Kur’an’ın asıl amacı şefaatın var olduğunu ispat etmek değil, yanlış şefaat algı ve anlayışlarının ne kadar sakat ve problemli olduğunu ortaya koymaktır.

Kısaca ifade etmek gerekirse, şefaati hak etmek için günahkar kulun Allah’ın varlığına ve birliğine şeksiz şüphesiz bir îmâna sahip olması ve daha dünyada iken de günahlarına tövbe etmesi ve dürüst ve erdemli davranışlarla samimiyetini göstermesi şarttır. (Taha, 20/109; Zuhruf, 43/86.)

Bu şartın gereğini yapmayanların ahirette şefaat edecek birilerini aramaları acizlik, zavallılık ve aşırı kolaycılıktır ki bu ayetlere göre onların hiçbir şanslarının olmadığı da açık seçik ortadadır.

Dünya hayatında iken O sınırsız rahmet sahibi Allah ile bir bağlantı içine girmeyen kimselerin ahirette şefaatten hiç bir pay alabilmeleri söz konusu değildir.

 Şefaati, Allah’ın mutlak adalete dayanan yargılamasında -hâşâ- Allah’ın kanaatini değiştirmeye yönelik bir girişim olarak değerlendirmek kesinlikle doğru değildir. Aksine Kur’an’da şefaatten söz edilmesinin nedenini, şefaatçileri yani; Peygamber, nebi, sıddık, şehit veya salih kulları onurlandırmaya yönelik bir husus olarak görülmelidir. (Bkz. ÖZSOY, Ömer- GÜLER, İlhâmi, Konularına Göre Kur’an (Sistematik Kur’an Fihristi), Fecr Yay., Ank., 2005, s. 290.)

Şöyle ki; ödülü takdir eden ve bu konuda nihâî kararı veren esas makam yüce Allah’ın bizzat kendisidir. Bu ödülü hak eden kimseye takdim eden ise, Hz. Peygamber veya nebi, sıddık, şehit veya salih kullardan birisidir. Yani şefaate karar veren esas merci bizzat Allah’ın kendisidir. Kulun affedildiği bilgisini ona ulaştıran ve ödülü takdim eden ise Peygamber ya da  nebi, sıddık, şehit veya salih bir kuldur. Bu iki hususun çok iyi ayırt edilmesi gerekmektedir.

Özetle peygamberlere veya diğer salih kullara verilecek şefaat hakkı ya da yetkisi, Allah’ın bu günahkârları bağışlamasının bir ifadesi olarak değerlendirilmeli ve şefaati, Allah’ın mutlak adalete dayanan yargılamasında -hâşâ- Allah’ın kanaatini değiştirmeye yönelik bir girişim olarak görmemelidir.   

Sonuç olarak dünyada iken hiç bir şey yapmayan ve tövbe etmeden de ölen birilerinin ahirette şefaati hak etmelerinin mümkün olamayacağını bilmeleri gerekmektedir. Bunu açıkça söylemeyerek insanları aldatmak, sağlam olmayan dini bilgileri, zayıf rivayet ve tutarsız görüşleri şaşmaz dini doğrularmış gibi sunmak vebali gerektirecek hususlardandır. Dolayısıyla şefaati yukarıda açıkladığımız şekliyle değil de, zayıf ya da uydurma rivayetlere dayanarak yanlış şekilde anlayıp anlatanlar, böylece de Cahiliyye kalıntılarının devamına imkan ve katkı sağlayanlar mesuldürler. Onların bu problemli algı ve olgulardan kurtularak Kur’an-ı Kerim ve Sahih Sünneti doğru yorumlamaya gayret etmeleri, hem kendileri hem de yanlış bilgilerle oyaladıkları o kimselerin hayrına olacaktır. (10.02.2012)

Dr. Ahmet Emin SEYHAN

 

 



__________________
Rabbim! ilmimi ve anlayisimi artir!

www.ahmeteminseyhan.blogcu.com/

selam ve dua ile...
Yukarı dön Göster bembeyaz's Profil Diğer Mesajlarını Ara: bembeyaz Ziyaret bembeyaz's Ana Sayfa
 
hasakcay
Uzman Uye
Uzman Uye


Katılma Tarihi: 22 ocak 2008
Gönderilenler: 1236
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı hasakcay

Merhaba.

Takdir Allah’tan, takdim ise salih kullardan herhangi birisinin aracılığıyla olacaktır. Bu, dinden (من الدين) bir hüküm mü? Eger öyleyse Kur'ân'î kaniti lütfen?

Takdim izni takdim eden kul icin bir onurdur. Bu da, Kur'ân'dan kanit getirmeden öne sürülen, bir önceki iddianin devami. Kur'ân'î kanit yine yok. 

Bir başka ayette durum biraz daha açıklığa kavuşturulmaktadır. “O’nun nezdinde kendisi lehine izin verdikleri dışında hiç kimse için şefaat fayda vermez. Nihayet (kıyametin) dehşeti (ödül tevdi edeceklerin) kalplerinden giderilince  (ödüllendirilenler) soracaklar: “Rabbiniz sizin hakkınızda ne buyurdu?” berikiler: “Hak neyse onu: zaten mükemmel olan da, büyük olan da sadece O’dur” diyeceklerdir.” (Sebe, 34/23. Ayrıca bkz. Mustafa İslamoğlu, Hayat Kitabı Kur’an Gerekçeli Meal-Tefsir, İstanbul, 2008, II, 852-853, 920.)

Koyu harfli ifade tirnak isaretleri sayesinde ceviri gibi sunulmus ama parantezlere siginilarak Allah'in sözlerine müdahale edilmis. Yani Allah'in hükmüne bir tür ortak olma tesebbüsü. Oysa "Allah hükmüne kimseyi ortak etmez." - ولا يشرك في حكمه احدا (Kehf 26).

Kur’an’da şefaatten söz edilmesinin nedenini, şefaatçileri yani; Peygamber, nebi, sıddık, şehit veya salih kulları onurlandırmaya yönelik bir husus olarak görülmelidir. (Bkz. ÖZSOY, Ömer- GÜLER, İlhâmi, Konularına Göre Kur’an (Sistematik Kur’an Fihristi), Fecr Yay., Ank., 2005, s. 290.)

 

Bu da yalnizca bir iddia. Öne sürülür de Kur'ân'î kaniti getirilmeden orta yere birakilirsa dinden hüküm cikarma tesebbüsü olur. ÖZSOY, Ömer-GÜLER, Ilhâmi'nin dinden hüküm cikarma tesebbüsü ve sayin bembeyaz'in onlara katilma tesebbüsü. Güzel karesim; din hükümlerini yalnizca Alah verir. "Yoksa onlarin ortak kostuklari var da dinden hükümler mi yapiveriyor Allah'dan izinsiz?" - ام لهم شركاء شرعوا لهم من الدين  ما لم ياذن به.

 

Sevgi ile,

Hasan Akcay



__________________
hasanakcay.net
allahindini.net
Yukarı dön Göster hasakcay's Profil Diğer Mesajlarını Ara: hasakcay
 
bembeyaz
Uzman Uye
Uzman Uye


Katılma Tarihi: 31 temmuz 2007
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 736
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı bembeyaz

Allah'ın dinini doğru anlama çabası içinde olmayanların şekle ve lafza takılıp kalacakları

ve de ayetleri kendi işlerine geldiği şekilde anlayacakları aşikardır.

Dolayısıyla Allahın muradını (ne demek istediğini) tam olarak yansıtma gayretlerini (çabalarını) "ortak çıkma teşebbüsü" olarak yorumlamak

 dar bir bakış açısının ürünü olarak değerlendirilebilir.... sevgiyle...



__________________
Rabbim! ilmimi ve anlayisimi artir!

www.ahmeteminseyhan.blogcu.com/

selam ve dua ile...
Yukarı dön Göster bembeyaz's Profil Diğer Mesajlarını Ara: bembeyaz Ziyaret bembeyaz's Ana Sayfa
 

<< Önceki Sayfa 14 Sonraki >>
  Yanıt YazYeni Konu Gönder
Yazıcı Sürümü Yazıcı Sürümü

Forum Atla
Sizin yetkiniz yok foruma yeni mesaj ekleme
Sizin yetkiniz yok forumdaki mesajlara cevap verme
Sizin yetkiniz yok forumda konu silme
Sizin yetkiniz yok forumda konu düzenleme
Sizin yetkiniz yok forumda anket açma
Sizin yetkiniz yok forumda ankete cevap yazma

Powered by Web Wiz Forums version 7.92
Copyright ©2001-2004 Web Wiz Guide
hanif islam

Real-Time Stats and Visitor Reports Sitemizin Gunluk, Haftalik, aylik Ziyaretci  Detaylari Real-Time Stats and Visitor Reports

     Sayfam.de  

blog stats