HANiFDOSTLAR.NET

 

Kuran Müslümanı
 

(Şahıs odaklı din anlayışından Allah odaklı din anlayışına...)

Ana Sayfa Hanif Mumin  Iste Kuran Kurandaki Din  Kur'an Yolu  Meal Dinle Sohbet Odasi Hanifler E- Kitaplik Kütüb-i Sitte ?  ingilizce Site Kuran islami Aliaksoy Org  Hasanakcay Net Tebyin-ül Kur'an Önerdiğimiz Siteler Bize Ulasin

 

- Konulara Göre Fihrist

- Saçma Hadisler

- Hadislerin-Sünnetin İncelemesi

- Haniflikle İlgili Sorular Cevaplar

- Misakın Elçisi Kim?

- Kuranda Namaz/Salat

- Onaylayan Nebi

- Kuranda Namaz/Salat

- Enbiya 104

- Kuranda Yeminler

- Adem Hakkında Sorular

- Ganimetleri Resulün Eline Nasıl Vereceğiz?

- Allahın ındinde YIL ve DOLUNAYLAR

- Abese ve Tevella

- Hadisçilerce Tahrif Edilen Ayetler

- Mübarek Yer, Mübarek Vakit

- Arkadaş Peygamber

- Kuranın İndirilişinden Günümüze Gelişi

- Bir Türban Sorusu

- Kuran ve Bize Öğretilenlerin Farkı

- Namazın Kılınışı

- Hadislere Göre Namaz

- Kuranda Salat Namaz mıdır?

- Kuran Yetmez Diyen Uydurukçular

- Bizler Hanif Dostlarız

- Sahih Hadis mi İstersiniz?

- Hakkı Yılmaz'ın Tebyin Çalışması

- Kur'anı Anlamada Metodoloji

- Tarikatçıların Çarpıttığı Birkaç Ayet

- Nasıl Kur'an Okuyalım?

- Kur'anı Kerim Nedir?

- Kur'anda Oruç

- Allah'sız Bir Din ve Allah'sız Bir Kur'an İnancı

- Kuransız Bir İslam Anlayışı ve Müşrikleşme

- Meal Çalışmasına Davet

- Allah Şahit Olarak Kafi Değil mi?

- Doğru Hadisleri Ne Yapacağız?

- Kur'andaki Muhammed ve Peygamberlerin Misyonu

- Mahrem, Avret, Ziynet

- Nur Suresi Çeviri-Yorum

- Cilbab

- Resule İtaat Ne Demektir?

- Hadis Kalburcuları ve Kalburları

- Kur'anı Kerim'in İndiriliş Gayesi

- Kur'anda Amellere Karşı Cahili Yaklaşım

- İslamdışı İnanışlara Kur'andan Örnekler

- Biri Şu Haram Üretim Tesislerini Kapatsın

- Tasavvufta İslam Var mı?

- İslamda Delil Sorunu

- Kurban Kesmek

- İlahi Hitabın Serüveni

- Ecel Nedir?

- Şirk, İşrak, Müşrik, Müşareke, Müşterik

- Büyü Yapan ve Yaptıranlar

- Peygamberlere Karşı Rabbani Yaklaşımlar

- Salat-ı Tefriciye yada Zikri Çarpıtmaya Bir Örnek

- Mucize Nedir?

- Ayrılıkların Nedenleri

- Sıfır Hata veya Kur'an

- Haniflik Nedir?

- Rabıta İle Şeyhlere Tapanlar

- Hadis Zindanının Mezhepçi Mahkumları

- İslam Dininin Öğrenilmesinde Kaynak Sorunu

- Fasık ve Münafıkların Genel Tanımlaması

- Hadisler, Hıristiyanlık ve Selman Rüştü

- Kur'anı kerim'in İndiriliş Gayesi

- Müstekbirlere Karşı Cahili Yaklaşım

- Halis-Hanif İslam

- Kur'anda Şefaat

- Fuhuş Tellalı Tefsirciler

- Hayızlıyken Neden Namaz Kılınmasın?

- Cebrail, Vahiy, Melek

- Dindarlıkta Müşrikleşme Temayülü

- Büyü Yapan ve Yaptıranlar

- Yaratılış, Adem, Havva

- Kur'an Yerel mi, Evrensel mi?

- Reform Dinde mi, Dindarlıkta mı?

- Ne Mutlu Tağutu Olmayanlara

- Peygambere Saygı(?)

- Hadislere Kanıt Diye Gösterilen Ayetler

- Allah Nazara Karışmadı mı?

- Kur'anı Kerimle Amel Etmek Mümkün mü?

- Kur'anda İnkar Edenlerin Vasıfları

- Müminlerin Vasıfları

- Allah'ın Vasıfları

- Kur'anın Vasıfları

- Dine Karşı Cahili Yaklaşımlar

- Kur'an Merkezli Din

- İrin Küpü Patladı; Mevlana

- Hurafe ve Bidatlar

- Peygamberi Tanrılaştırma

- Hz. İsa'nın Ölümü

- Allah'ın Mesajının Adı: Kelamullah

- Allah'ın Resule Uyarıları

- Kur'ana Göre Tenkit ve Eleştiri Nasıl Olmalı?

- Kur'anda Sevgi

- Sofuların Devlet Desteğiyle Desteklenmesi

- Hans Von Aiberg Aldatmacası

- Kabir Azabı Safsatası

- Kur'an Kıssalarının Önemi; Masal Değiller

- Kur'anda Toplumsal Sünnetler

- Tefsirde İsrailiyyat

- Kardeş Evliliği Olmadan Çoğalma

- Hans Von Aiberg Tutuklandı

- Kur'anda Tevbe Kavramı

- Yaşar Nuri Öztürk'ün Yorumuyla Namaz

- Karadelikler; Bir Büyük Yemin

- Mezhepçilerin Ümmi Açmazı

- Kabe Nedir? Mekkede midir, Kudüste mi?

- Kur'anda Ruh Kavramı

- Kur'anda Nefs Kavramı

- Amin Kavramı ve Putperestlik

- Diyanet İşleri Başkanlığının Sitemize Cevabına Cevaplar

- Resul ve Nebi -1

- Resul ve Nebi -2

- Sapık Bir Fırka: Hansçılar

- Cihad mı, Çapulculuk mu?

- Kur'an Deyip Namazı Yok Sayanlar

- Cennete Sadece Müslümanlar mı Girecek?

- Kur'anda El Kesme Cezası var mı?

- Nazar veya Göz Değmesi Var mı?

- Şehadet Getir, Münafık(?) Ol

- Kur'anda Eleştiri Metodu

- Hacc Mekkede mi, Bekkede mi?

- İslami Tebliğde Kur'an Metodu

- Saptırılan Kavram: Mekruh

- Kur'anda Cuma Namazı var mı?

- Of Be Kader, Allah mı Suçlu Yoksa Biz mi?

- Kader Açısından Cebir ve İhtiyar

- Baban Peygamber Olsa Ne Yazar

- Kur'anda İnsan Hukuku

- Vahdet-i Vücud, Şirkin Alası

- Tasavvufi Bilginin Kaynağı Vahiy mi?

- İslam'da Resullük Son Bulmuştur

- Teveffi Kelimesi ve Arap Dili

- Tasavvuf Üzerine Düşünceler

- Nefis Mertebelerinin İç Yüzü

- Allah Rızası Anonim Şirketi; Tarikatlar

- Tasavvuf ve Eşcinsellik -1

- Tasavvuf ve Eşcinsellik -2

- Nakşi Şeyhi Allah'ın Avukatı mı?

- Kur'anda "ve+la" Öbeği

- Putlar ve Tapanlar

- Son Peygamberimizin Okuma Yazması

- Mesih ve çarpıtılan Bir Ayet

- Hac İzlenimleri

- "Üzerinde 19 var" da Son Nokta

- Secde Emri

- Kur'andaki Hac

- Aracıların Gaybı Bildiği İnancı

- Tarikatçı - Müşrik Karşılaştırması

- Gazali'nin Kadına Bakışı

- Kur'anda Kadına Verilen Önem

- Başörtüsü Allah'ın Emri Değil

- Başörtüsü Takmak Kur'anda Var mı?

- Kur'anda Kadın Dövmek Var mı?

- Cariye, Köle; Utanmaz Mealciler

- Kadına Yönelik Şiddet

- Sünnet Edilen Kızın Öyküsü

- Erkekçe ve Kadınca Meal Konusu, Nebe 33. Ayet

- Harem - Selamlık Kimin Emri?

- Zina, Evlilik ve Örtünme Adabı

- Cariyeleri Aç, Hür Kadınları Kapat (!)

- Çok Eşliliği Yasaklayan Ayetler

- Kur'ana Göre Evlilik Hukuku

- 2 Kadın = 1 Erkek, Uydurma mı?

- Danimarkalı mı Sapık, Buhari mi?

- Ebu Hanife, Cariyenin Avreti

- Nisa 25, Hür Kadın ve Fahişe İfadesi

- Maymunların Hadisi ve Recm Vahşeti

- Hz. Muhammed'in Tebliği

- Peygamberi Tanrılaştırma

- Angarya Haline Getirilen İbadet

- Buhari'nin Hadislerini Buhari Yazmamıştır

- Hadis ve Sünnet Gerçeği

- Uydurma Hadisler, İslamın Kara Boyası

- Hadisler Dinin kaynağı Olamaz

- Uydurmaların Sınırı Yok; Şeytan Geyiği

- Beşeri Hükümler Neden Kutsal Oluyor?

- Hadis - Kur'an Çelişkisi

- Kur'anda/Dinde Olanlar ve Olmayanlar

- Cehennem'den Çıkış Yok

- Kur'anda Tağut

- Ebu Hureyre Gerçekte Kimdir?

- Hadis - Mantık Çelişkileri

- Kurban ve Kurban Bayramı Nereden Geliyor?

- Hadislere Göre Kur'an Eksiktir

- Bildiri: İslam Anlayışında Reform

- Arapça mı, Arap Saçı mı?

- Koca mı Üstün, Allah mı?

- Esbab-ı Nüzül Komedi Hadisleri

- İşte Geleneğin Dini

- Ulul Emir İle Kim Kastediliyor?

- Kul Hakkı

- Yezidi Bir Gelenek: Aşure Tatlısı

- Hz. İbrahim'den Asrımıza Dersler

- Taklitçiliğin Boyutları

- Seb-ul Mesani Nedir?

- Kelle Sayılarak Gerçek Bulmak

- Kıyamet - Mahşer Günü ve Sonrası

- Kur'anda Namaz Vakitleri

- Kur'anda Cuma Konusu

- Salih Olmak Yetmez

- Hudeybiye Anlaşması Uydurma mı?

- Kitap Yüklü Eşekler

- Kur'andaki Hac

- Hz. Nuh'un Oğlu Kimdi? İftira mı?

- Ruhun Ağırlığına Başka Bakış

- Hz. İbrahim Yalancı Değildi

- İncil'de Kadına Bakış

- Şirkin Büyüğü Küçüğü Olur mu?

- Kur'andaki Abdest ve Hijyen

- Din de Bir Araçtır

- Kur'an Okumanın Zararları

- Kur'anda Dua Ayetleri

- Kur'anda Tarih Kavramı ve Bilinci

- Şekilsel Secde Kur'anda Yok mu?

- Salat ve salatı İkame

- Kur'andaki Emr Kavramı Üzerine

- Dindar İnsanlar Şirk Koşar

- Alak Suresinin İlk Beş Ayeti

- Men Arefe'nin Çözümü

- Kur'andaki Av Yasağı

- Fıtrat ve Namaz Vakitleri

- Kur'anda İnsan Hukuku

- Din Büyüklerini Tanrılaştırma

- Allah'a ve Muhammed'e Değil

- Kur'andaki Örnek Tevekkül

- Şekilsel Rüku Kur'anda Yok mu?

- Hz. İbrahim Kuşları Kesti mi?

- Ehli Sünnet Dininin Anayasası

- İnsan Allah'ın Halifesi mi?

- Kur'an Üzerinde Düşünmek

- Şirkin Kuyusuna Düşenlere Uyarılar

- Kur'an Ölülere Okunmak İçin mi İndirildi?

- Ayda Okunan Kur'an Masalı

- Hz. İbrahim, Safa ve Merve Masal mı?

- "Haç"er-ul Esved (!)

- Mevlana Sahte Bir Peygamber Değil mi?

- Tasavvufun Tanrısı İki Zıttır

- Kur'andaki Tasavvuf: Teveccüh

- Önce Batıl ve Hurafe İle Savaşalım

- Resuller Haram Kılamaz mı?

- Elçi Muhammed ile İnsan Muhammed'in Farkı

- Tarikatlarda Aracılar Rezaleti

- Nur Suresi 31. Ayet Nasıl Çarpıtılıyor?

- Sırat Kıldan İnce, Kılıçtan Keskin mi?

- Kur'anda Zalimler

- Bütün Mehdileri Çöpe Atıyoruz

- Kur'ana Göre Ramazan Ayı ve Haram Aylar

- Tasavvufçuların İlahı; Varlık ve Yokluk

- Tasavvufçuların Küçük Putları

- Sünnet Etmek yaratılışı Değiştirmedir

- Son Peygamberimizin Mektupları

- Fıtrat ve Namaz Vakitleri

- Mescid-i Aksa Nerede?

- Büyük Kandırmaca: Hadis

- Kur'an Neden Arapça Olarak İndirilmiştir?

- Kimin dini? Kimin Kitabı? Kimin Meali?

- Evliya Kelimesinin geçtiği Ayetler

- Şimdiye Kadar Yaşanan İslam

- Ayın Yarılması Diye Bir Mucize Yoktur

- Kabe Dikili Taş Değil mi?


Up | Down | Top | Bottom
 
Şu da emredildi: Yüzünü dine bir Hanif olarak çevir. Sakın müşriklerden olma.

Yunus Suresi 105

Ben bir Hanif olarak yüzümü gökleri ve yeri yaratana döndürdüm. Müşriklerden değilim ben.

Enam Suresi 79

İbrahim ne bir Yahudi idi, ne de bir Hıristiyan. O sadece hanif bir müslümandı. O müşriklerden değildi.

Ali İmran Suresi 67

Şu da kuşkusuz ki, İbrahim başlıbaşına bir ümmetti; bir Hanif olarak Allah'ın önünde eğiliyordu. Müşriklerden değildi.

Nahl Suresi 123

De ki Allah doğrusunu söylemiştir / vaadinde sadıktır.Haydi artık Hanif olarak İbrahim'in Milleti'ne uyun! Müşriklerden değildi o.

Ali İmran Suresi 95

Allah'a ortak koşmadan, Hanifler olarak... Allah'a ortak koşan kişi, gökten düşmüş de kendisini kuşlar kapışıyor veya rüzgar onu uzak bir yere fırlatıp atıyor gibidir.

Hacc Suresi 31


Up | Down | Top | Bottom

HABERLER

 

 








 

 

  Hanif Islam

 

Genel Tartışma
 Hanif Dostlar Ana Sayfa -> Genel Tartışma
Konu Konu: Eşitlik Farz mıdır? (Nahl:71) Yanıt YazYeni Konu Gönder
Yazanlarda
Gönderi << Önceki Konu | Sonraki Konu >>
Guests
Guest Group
Guest Group


Katılma Tarihi: 01 ekim 2003
Gönderilenler: -259
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı Guests


          Enfal suresi Ayet–1. ;

“Sana Enfal' den sorarlar. Deki, Onlar Allah ve Resul içindir (Beyt el Male iade edilirler). O Halde Allah’tan korkun ve aranızda barış ve esenliği kurun. Eğer müminler iseniz, Allah’a ve onun resulüne itaat edin”

Demek ki, İslam üzere teslim olmanın önemli şartlarından birisi, Nefel olarak yapılan faaliyetlerin getirisinin müktesibin değil, Allah ve resulünün olduğunun bilincinde olmak. Bu getiri, Meleleşmek için değil, sulh ve barışın sağlanması için kullanılır. Sulh ve barış ise mülk şehvetinin hararetinin düşürülmesinden başka bir şeyle sağlanamaz. Bu tür, zirai, sınaî ve ticari faaliyetlerin getirisinin, itidal üzere iyalinin infakından artanının Beyt el Male aynen iadesi gerekmektedir. Islah olmuş ve salih amel sahibi olmak için ilk şart budur. İmtiyaz istemek, vergi muafiyetleri talep etmek, artanı servet ve sermaye yapmak, lüks konaklar inşa etmek için değildir. Bu yol Yahudi ve Hıristiyanların dalalet yoludur. Onun için Beyyine suresi bizi uyarmaktadır. İşte, dinin İslam nitelemesini hak edebilmesi için bu üretim ve paylaşım biçimlerine göre programlanması şarttır. Bunun imanın şartı olduğunu da bu sure şu şekilde anlatır. Enfal suresi Ayet–2

“Mümin olanlar ancak o kişilerdir ki, Allah anıldığında yürekleri ürperip titrer ve onlara Allah ayetleri okunduğunda, bu onların imanlarını artırır.”

Çünkü bunu adil ve rahim bulurlar. Ve onlar, YALNIZ RABLERİNE GÜVENİR DAYANIRLAR. Mülke dayanmak ve bununla mutmain olmak yolunu tutmazlar.


Bu izah Sn.Av.İlhami Çetin'indir.Tamamen katılıyorum.


Ya siz...........?


          Hürmetlerimle
          Galip Yetkin.
Yukarı dön Göster Guests's Profil Diğer Mesajlarını Ara: Guests
 
Saffet Metin
Uzman Uye
Uzman Uye


Katılma Tarihi: 07 ekim 2008
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 672
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı Saffet Metin


Sayın Galip Yetkin, 

Enfal Ganimet demektir.  Kişinin ticari kazancı değil

Gerçekten müslüman olmadığı halde, olmuş görünüp,yapılan savaşlardan ganimet kazancı elde etmek isteyen kişiler vardı. 

Bu ayetle  Ganimetin, şahsi değil  Allahın ve peygamberin tasarrufunda olduğu belirtildi.  Tabii Hz. Peygamber, bu toplanan ganimetlerin bir kısmını yine o zamanın adetlerince , savaşa katılmış müslümanlara verdi. 

Bundan dolayı  Peygamberin yaptığı  paylaşımı beğenmeyen kişiler hakkında  Haşr Suresinde     "Peygamber size ne verdi ise alın"  Ayeti nazil oldu. 

Yani bu ayet, Sizin savınıza  bir delil olamaz.  









 


__________________
Allah Aklını kullanmayanların üzerine pislik yağdırır.
Yukarı dön Göster Saffet Metin's Profil Diğer Mesajlarını Ara: Saffet Metin
 
fazıl
Yasaklı
Yasaklı


Katılma Tarihi: 06 subat 2011
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 335
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı fazıl

Sosyal adalet kavramı yok ama İslam var!

Zekat yok, infak yok ama İslam var.

Sosyal adalet,akil yasa koyucular tarafından sisteme entegre edilebilir ama bizde oda yok, İslam var.

7 kere gidip gelen var, ideolojisini devlete yamayan var, demokrasi yok ama İslam var.

İşin özü şu ki, biz hala köpeğiz.. Olmasaydı öyle, bu memlekette sinir stres yok denecek kadar azalırdı. Oysa bugünlerde, cinnet getirecek derecede öfkeliyiz... öfkemizi çılgın proje peşinde koşan Şah İmam Tayyipe oy vererek çıkardık sanırım...

ve sonra şu İslam meselesi ve müslümanlar... her ne yöne baksak islam adına, şu ayete ve bu ayete göre... yav ne alakası var kardeşim. Yaşamın realitesi ortada...

Yukarı dön Göster fazıl's Profil Diğer Mesajlarını Ara: fazıl
 
Guests
Guest Group
Guest Group


Katılma Tarihi: 01 ekim 2003
Gönderilenler: -259
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı Guests


          Sayın Saffet Metin.

          Genel görüş ve bu görüş ve tesbitlerin, fikirlerin teatisinde,  kişiye yönelik hitap ve sorular konunun iki kişi arasına sıkışıp kalmasına neden olmaktadır. Lütfen genele hitap edecek şekilde yazılarınızı yönlendirebilir misiniz?

           Teşekkür ve hürmetlerimle.
           Galip Yetkin.
Yukarı dön Göster Guests's Profil Diğer Mesajlarını Ara: Guests
 
Guests
Guest Group
Guest Group


Katılma Tarihi: 01 ekim 2003
Gönderilenler: -259
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı Guests

         
          Enfal suresinin konumuzu ilgilendiren şu ayetlerini de verelim:
 Enfal suresi Ayet–2

“Mümin olanlar ancak o kişilerdir ki, Allah anıldığında yürekleri ürperip titrer ve onlara Allah ayetleri okunduğunda, bu onların imanlarını artırır.”

Çünkü bunu adil ve rahim bulurlar. Ve onlar, YALNIZ RABLERİNE GÜVENİR DAYANIRLAR. Mülke dayanmak ve bununla mutmain olmak yolunu tutmazlar. Çünkü bu putperestliktir. Onlar Hasbüna Allah ve ni’mel Mevla ve ni’mel vekil derler. Bunda karar kılmak için de kollektif dayanışmanın yolu ensariyet üzere yaşarlar. Çünkü hak ve Adalet duygusu mizaçlarının bir parçası olmuştur, nerede eşitlik ve kardeşliği emreden bir hüküm görseler memnun olurlar. Nerede de antisimetrik bir yorum görseler rahatsız olurlar. Enfal suresi, o insanların Mescid el haram binası dâhinde yaşamasalar, komşuluk ilişkisi içinde bulunsalar dahi o kıbleye yöneldiklerini, Musalli olanın bilincinde varmış insanlar olarak havra ve manastır kollektivistlerinin ( Ensar’ın) yaşam biçimi olduğunu, namazın eksiksiz ve hakkını vererek kılmanın sosyo ekonomik anlamının bu olduğunu şöyle tanımlar. Enfal suresi Ayet–3;

“Onlar namazı dosdoğru kılarlar; Kendilerine rızık olarak sunduklarımızdan bol bol dağıtırlar” 

Keremkarlık örneği. Daha doğrusu İhsan ve Muhsinlik idealist örneği budur. Daha da önemli bir çıkarım ise, Namazın dosdoğru ikame edilmesi çok bol bir şekilde çevre ile paylaşmaktır. Sadece seccade namazı şeklinde kalan ubudiyet noksan ve dosdoğru değildir. Onun toplumculukla tamamlanması gerekmektedir. İmanın ve mümin olmanın böyle davranmakla yerine geleceği yine Ayet 4 ile pekiştirilir. Şöyle ki;

“Gerçek anlamda müminler işte bunlardır. Rableri katında dereceler, bağışlanma ve bol rızık vardır onlar için”

Çünkü bu mümin insanlar vermeye cimriler gibi bir oran koymayarak Kuran’ın her ayetine itirazı kayıt ileri sürmeden uyarlar. Kuran yoluyla Resul pratiğini çeliştirerek çatıştırmadıkları gibi yalan haber veya yanlış anlamadan doğan ihtilafları da Kuran’a götürerek çözdürür. Mülkperestler gibi hadisleri bahane ederek ayetleri hükümsüz bırakmaz.


Yazardan bir alıntı daha yaptıktan sonra enfal suresinden alıntıya son verilecektir.Tabii ki menfi veya müsbet katkılarınız biraz daha aydınlanmamıza yardım edecektir.


Selam ve hürmetler.

Galip Yetkin.

Yukarı dön Göster Guests's Profil Diğer Mesajlarını Ara: Guests
 
Guests
Guest Group
Guest Group


Katılma Tarihi: 01 ekim 2003
Gönderilenler: -259
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı Guests

 
          Son alıntıyı da yapalım ki konu bütünlüğü bozulmasın:

             ''Şunu hatırlatalım ki, bedevi kültürünün ganimetle Nefel ve Enfal’i karıştırması gayet doğaldır. Doğal olmayan ise, mülk şehvetine dokunan Allah hükümlerini ya aklı ermediği, ya da işine gelmediği için Nesh bahanesiyle iptal etmesidir. Nesh Allah sünnetlerinden olup, bunu vahi metnine koyarak bir sonraki peygamber eliyle yaptırır. Kuran da Nesh mümkün değildir. Çünkü Resulullah son peygamberdir. Aynı peygamberle gönderdiği bütüncül bir tek vahide ise Allah, bir ay, bir yıl veya on yıl sonra yine bir vahiyle kaldıracağı hükmü koymaktan münezzehtir. Bunu iddia etmek çok büyük günahtır. Çünkü Bakara–255 de sayılan allah vasıflarına aykırıdır. Hâşâ Allah ne uyur ve ne de gaflet eder. Fikir ve hüküm değiştirip “pardon” demek zayıf olan insana özgüdür.

Diğer yandan Enfal kavramı “Nefel” kelimesindendir. Nefel ise sözlük diyalektiğinde nafaka kavramından sonra oluşmuştur. Nafile türü şahsi ve sınıfsal, gurupsal ve şirketsel faaliyet ancak nafaka amacına yönelik olmalıdır. Bunun iki yöne giden anlamı şudur. 1-Geçimlik sınırları içinde müsaade edilebilir.2-Özel girişim toplumun durumuna üzülmüş ve insanları infak edip hayat sevilerini yükseltmek için kendi ihtiyacını aşarak, başkalarının da ihtiyaçlarını karşılamak için bu işi genişletmiştir. Yani ticari ve kar amaçlı değil, hayır işlemek için başkalarının geçimini de sağlamak için bunu yapmıştır. Şimdi pagan din anlayışına göre insanın istediği kadar işini büyültüp cüzi bir vergiyle kurtulması mümkünken dini kayyime(İslam üzere teslim olmayı) din edinmişse bilerek ve isteyerek Enfal türü faaliyette bulunulması gerekir. Yani şunu bilecek ki, Hak olan dinde sosyo ekonomi politik kamuculuktur. İşler elbirliğiyle yapılır ve herkes buna iştirak halinde malik olur. Bundan zühul edilmesinde, ilkel bir toplumsa ferdi teşebbüs yoluyla da işler görülebilir. Ama bu ikbal için değil, hem geçimliğini buradan sağlamak ve hem de artanla bütün yurttaşları infak etmek için bunu yapar. Bunun için Nefel yolunu tercih eden kimse gerçekten bir hak dine inanıyorsa bunu izleyen bir başkası ona sanki şunu der. “Sen nafile(sana bir artı getirmeyecek boşa yorulma) iş yaptığının farkında mısın? Çünkü kamuya çalışsan da sana kalacak olan maişetin maaştır. Ferdi teşebbüse girişsen de eline kalacak aynı miktardır. Sen arkadaş bana göre nafile(Faydasız) bir iş yapmaktasın”.

Zaten, Enfal–1 ayette bunu haber veriyor bize. İster hakdinin asıl sosyo ekonomi politiği olan kollektif faaliyeti benimseyin, isterseniz Nefel(Özel girişim), şunu bilin ki bu yola sapmanız size maişetten daha fazla bir kazandırmaz. Çünkü ihtiyacınızın artakalanını topluma iade edeceksiniz. İşte Nefel ve Enfal çok geniş yönleri ve gittiği yere göre anlatımları vardır. Öyle ise Enfal’in yaygın anlamını Osmanlıca sözlükten vermekle yetinelim.

Enfal: EMEKSİZ KAZANÇLAR. Ganimetler. Düşmandan alınan mallar.

Kavramın esası kazancın kişinin idman gibi çalışıp alın terinin karşılığı olmayan cinsten olmasıdır. İşçi alın terinin ödenmemiş artık değeri gibi. Yine rüzgâr enersisi, su enerjisi, elektrik enerjisi gibi emek dışı enerjiler. Yine güç artırıcı çark ve her türlü dönen şeyler. Su dolaplar, palangalar ve benzeri güç artırıcı ve verim artırıcıcı kolaylıklarla kazanmak. Yine madenler ve petrol gibi şeylerden elde edilen kazançlar. Petrolün özel mülkiyete girmeme yasağının bir başka gerekçesi de hadislerde şöyle yasaklanmıştır.1-Meralar.2-Sular.3-Ateşler kamunun hüküm ve tasarrufundadır. Mademki suyun hükmü ne ise, ateşin(petrolün) hükmü de odur. Türkiye Fırat ve Dicle’yi Irak’a akıtırken, aynı miktarda petrolde Bilabedel Türkiye akmalıdır. Mademki Petrol bir Enfal’dir, petrol kuyusu sahipliği hak dinde haramdır…

Demek ki çiftlik sahiplerinin gelirinde işçinin ödenmemiş emeği, yine traktör çalıştığı için de Enfal hükmündedir. Fabrikada gelirleri de öyledir. Kısaca Enfal kolay kazanç olma yönüyle ganimete benzer. Ancak Enfal devamlı ve savaş dışı kolay kazançken ve şümullü iken, savaşın doğal sonucu olarak yenilen düşmanın geriye bıraktığı şeylerde kolay kazanca havadan konmak niteliğinde olmakla beraber, normalin maddi geliri değil, arızi ve önceden kestirilemeyen özel bir durumun tesadüfen olabilecek “avanta” geliridir. Enfal sosyo ekonomi politik sitemden doğan hak edilmemiş gelirlerken, ganimet sadece savaş hukukunun malın tasfiyesi hükmüdür. Demek ki, Enfal–1 ayeti, sadece savaş sonu malın ortada bırakılmayıp, imhada edilip israfta edilmemesi için ne yapılması gerektiğinin hükme bağlanmasıyla hiç alakası yoktur. Müşterek yönleri elde edenlerin el emeği ve göz nuru değil, bir emek harcamış olsa dahi karşılığının bundan çok az getirisi olacağı apaçık olan kazanç ve gelirin o kinin değil, Allah’ın olduğu, Allah’ta bunu mahrum, muhtaç, mağdurların infakı için kullanılmasını emretmiştir.''

              Hürmetlerimle.                                                                                                 

               Galip Yetkin.

Yukarı dön Göster Guests's Profil Diğer Mesajlarını Ara: Guests
 
Guests
Guest Group
Guest Group


Katılma Tarihi: 01 ekim 2003
Gönderilenler: -259
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı Guests


        











Kur'an mali-ekonomik yönden eşitlik tanımaz diyenlere son sözlerimi bir beyefendinin ağzından ileteyim.


Kuran’dan Sağcılık Çıkar Mı

Yılmaz YUNAK

İkiyüzlülükten, cahillikten, kalleşlikten ve ihanetten gına geldi arkadaş!

Bugüne kadar sürekli olarak “Kuran’dan solculuk çıkar mı/Kuran’dan sosyalizm çıkar mı” türünden yazılar okudunuz. Hatta kimi hain kalemler, bu kutsal çabayı “Kuran’dan sosyalizm çıkarma çabaları” türünden bel altı vuruşlarla alaya almaya çalıştılar.

Kısa keseceğim ve net soracağım arkadaş!

Bana, tüm zamanların en büyük Devrimcisini söyle!

Kıvırtma, yalana dolana sapma, inanmadığın şeyleri eveleyip geveleme!

Bana, tüm zamanların en büyük Devrimcisini söyle!

Kim?

Marx mı, Lenin mi, Mao Zedung mu, Che Guevara mı?

Kim?

İnsanların tüm mal ve nimetlerden, rızıklardan eşit biçimde yararlanmaları gerektiğini, sosyal statü olarak mümkün olduğu kadar eşit biçimde bulunmaları gerektiğini anlattığım sağcı Müslüman(!) bir genç, “İyi de, komünistler hep silah kullanarak bir şeyler yapmaya, iktidarları devirmeye çalışıyor!” diye aklınca tavır koydu.

Tamam!

Kabul!..

Sorumu bu minvalde geliştirerek tekrarlayacağım o zaman.

Bana silah kullanarak devrim yapan, silah kullanarak iktidar deviren, silah kullanarak/savaşarak statüyü alt üst eden tüm zamanların en büyük Devrimcisini söyle!

Kıvırtma, yalana dolana sapma, inanmadığın şeyler konusunda eveleyip geveleme!

Kim bu tüm zamanların en büyük silahlı Devrimcisi?

Marx mı, Lenin mi, Mao Zedung mu, Che Guevara mı?

Kim?

Neden bu denli sinirli, bu denli hırçın, bu denli isyankâr olduğumu sorgulayıp duruyorsunuz!

Bıktım ikiyüzlülüğünüzden birader!

Yetti!..

Gına geldi!..

Bana öyle bir Devrimci söyleyin ki, bu devrimcinin yaptığı tüm zamanların en büyük devrimi hâlâ taş gibi sağlam olarak hüküm sürüyor olsun! (Pratiğini yozlaştıran sahtekârların eylemlerini bu muazzam devrimle karıştırmayın sakın; onlar hırsız, onlar hain, onlar sahtekâr!)

Hadi size bazı ipuçları vereyim:

Bir gün içinden gelen bir sese kulak vererek bir “dağa” çıkıp bir mağaraya kapanmasıyla başladı her şey.

Sonra silah kullanmaya, bizzat savaşmaya başladı.

Kime karşı savaşıyordu peki?

Oligarşiye!.. (Komünist ağzı oldu değil mi; sizi gidi kırtosbağaları sizi!)

Sizin gibi oturduğu koltuklarda klavye başında ona buna çamur atarak savaşmadı O; elde kılıç, elde mızrak, elde ok ve yay kendinden katbekat güçlü orduların içine daldı.

Sizin atalarınız çok kızıyorlardı O’na; çünkü “kurulu düzen”i değiştirmeye çalışıyordu; nitekim, o denli büyük bir devrimciydi ki, o kahrolası düzeni değiştirip paramparça etti.

Hâlâ anlamak istemediğinizi biliyorum; bu nedenle, kitlelere söylediği bazı garip(!) şeyler konusunda ipuçları vereceğim biraz da.

Bu arada, sonradan kıvırtmamanız için “solculuk” nedir, ona kısaca değineyim; siz bunun tam tersini “sağcılık” olarak kabul edin. Aşağıdaki paragrafı “Vikipedi”den aldım; laf aramızda, bu satırları, sırf bu çalışmam nedeniyle ısmarlama yazdırsaydım, hatta ben yazsaydım, bu kadar isabet sağlayamazdım. (Bu arada, bu fakirin “solcu” olmadığını da biliyor olmalısınız.)

Bakın, solculuk neymiş:

“İyileştirme arayan veya var olan sosyal hiyerarşiyi (insanlar arasındaki sosyal yapıdan kaynaklanan üstünlük) kaldırmak isteyen ve zenginliğin ve imtiyazların eşit dağılımını destekleyen politik harekete karşılık gelen terim.”

Sizi gidi ahlâksız kırtosbağaları sizi!

Bakın o tüm zamanların en büyük Devrimcisi neler söylemiş(Çok kısaltarak veriyorum):

“Ahlâk yoksunları bir gün hesaba çekildiklerinde malları onları kurtarmayacaktır. (Leyl, 4-11)

“Arınıp temizlenmek için malını harcayan, kesinlikle mutlu olacaktır. (Leyl, 18-21)

“Hayır! Bilakis asıl siz öksüze izzeti ikramda bulunmuyorsunuz. Birbirinizi yoksulu doyurmaya teşvik etmiyorsunuz. Her şeye açgözlülükle saldırıyorsunuz. Mala mülke gözünüz doymuyor; yığdıkça da seviyorsunuz…” (Fecr, 17-20) (Ben de bir ekleme yapayım: Gizli banka hesaplarıyla ünlü İsviçre’yi marazi bir tutkuyla seviyorsunuz! Neden acaba!)

“Mal ve servet arzusu nedeniyle gözünüz öylesine dönmüş ki, ele geçirme hırsı gözünüzü bürümüş! (Adiyat, 8

Ve muhteşemlerin muhteşemi, okuduğunda insanı hüngür hüngür ağlatan o muazzam sözler; iyi okuyun, ezberleyin; bir kağıda yazıp, her an görebileceğiniz bir yere asın!

“Dini yalanlayanı, yetimi itip kakanı, yoksulun doyurulmasını özendirmeyeni, yardıma ve iyiliğe engel olanı gördün mü! Bunlar namaz kılarlar, ama namazları riya içindir! Vay haline bu namaz kılanların! Vay haline bu kuru kuruya yatıp kalkanların! Vay haline bu riyakârların!” (Maun, 1-7)

“Vay haline bunların ki,  boyuna mal istif edip sayarlar da sayarlar; bunlar mallarının kendilerini sonsuza kadar yaşatacağını zannederler!” (Hümeze, 2-3)

“Ölçeği tam ölçün, hak yiyenlerden olmayın. Doğru terazi ile tartın. İnsanların malına mülküne göz dikmeyin. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak sağa sola saldırmayın.” (Şuara, 181-183)

Sizi “konjonktür gereği” amerikanın dostu kesilen riyakârlar sizi; tüm zamanların en büyük Devrimcisinin bu son sözlerini tekrar edeceğim; bakın “artık” ağzınıza almaya çekindiğiniz “emperyalizm”i nasıl mahkûm ediyor:

“Yeryüzünde bozgunculuk yaparak sağa sola saldırmayın!”

Sizi riyakârlar sizi; her Cuma çıkışında tekrarlanan o kutsal amerikan karşıtlığı neden birden bıçak gibi kesildi?!. “Kadim dostunuz” amerikan haydudunun Müslüman Irak’ta 2.000.000 insan öldürmesine neden sessiz kalıyorsunuz?!.

Sizi kırtosbağaları sizi; Kuran’dan sosyalizm çıkarma çabaları ha!

Devam edelim; bakalım bu eşi benzeri görülmemiş “Devrimci” başka neler söylemiş:

“O ülkede Firavun büyüklük taslamış ve halkını sınıflara ayırmıştı. Onlardan bir grubu ezmek istiyordu. Oğullarına kurbanlık muamelesi yapıyor, kadınlarını hayasızlığa zorluyordu. Sürekli terör estirip duruyordu. Biz ise o ülkede ezilenlere lütufta bulunmak, onları önderler yapmak ve Firavun’un yerine geçirmek istiyorduk” (Kasas, 4-5)

Vay canına be!

Sırf bu paragraf için üç ciltlik kitap yazamazsam namerdim!

Yerimiz dar; bu nedenle, “sınıflar”, “bir grubu ezmek”, “sürekli terör estirmek” gibi sözler için bir şey söyleyemeyeceğim; ama “kadınlarını hayasızlığa zorluyordu” için şunu söylemeden geçemeyeceğim:

Devlet İstatistik Enstitüsü, “sağcı” Özal zamanında, Türkiye’de “vesikalı orospu” sayısının % 500 arttığını söylemişti, % 500… (Şu anda, bir mucizeye tanıklık ediyorsunuz; Firavunların ortadan kalkmadığını en yetkin ağızdan, Kuran’dan okuyor; Allah’ın mucizesine tanıklık ediyorsunuz!) Devlet, uyguladığı ekonomi politikalarıyla kadınları orospuluğa itiyordu; bu kadınlar durup dururken ahlâksızlaşmamıştı! Dikkat edin; bunu söyleyen Devletin resmi kuruluşuydu, komünistler veya solcular değil!

“Hâlâ aklınızı işletmeyecek misiniz?!.” (Kasas, 60)

“Allah pisliği aklını kullanmayanların üzerine bırakır!” (Yunus, 100)

“İçinizden erdemli kişiler pek az çıkıyor. Bu nedenle siz de zalimlere uyuyor, refah ve lüks hayat uğruna günaha gömülüp gidiyorsunuz!” (Hud, 116)

“Andolsun, size hakkı okuyorum, ama çoğunuz haktan tiksiniyorsunuz!” (Zühruf, 78)

Buraya kadar okuduklarınız için, hiddetten köpürüp durduğunuzu bilmiyor değilim; ama “hatırlatıp öğüt vermenin inananlara yarar sağlayacağını” umut ediyorum. (Zâriyat, 55)

Şimdi dikkat kesilin sahtekârlar!

“Rızık bakımından kiminiz kiminizden zengin kılınmışsınız. Ama siz zenginler (ve zenginliği savunan siz sağcılar.Y.Y.) arada fark kalmaz, eşit hale geliriz diye bu rızıkları yanınızdakilerle paylaşmıyorsunuz! Allah’ın nimetini mi inkâr ediyorsunuz!”(Nahl, 71) (Dikkat edin; cümleyi ünlemle bitirdim)

N’oldu; hani eşitlik komünistlikti?!.

Hiç kıvırtmadan söyleyin bakayım; siz Allah’ın nimetini inkâr mı ediyorsunuz? (Bu kez soru işaretiyle bitirdim; size hâlâ bir şans verdiğimi gözardı etmeyin.)

Hey yüce Yarabbim!

“Eşitlik”, bu tüm zamanların en büyük Devrimcisinin ağzından çıkan sözlerle nasıl da güzel anlatılmış, nasıl da güzel!

Ne diyor Devrimci?

Eşitliği reddedenler Allah’ın nimetini, dolayısıyla Allah’ı inkâr ediyorlar!

“Yuh size ve Allah’ı bırakıp da taptıklarınıza!” (Enbiya, 67)

Bakın uyarmadı demeyin; “Siz, rahat ve lüks içinde yaşayanlar azaba çekildiğinizde çok kötü feryat edeceksiniz!” (Mü’minun, 64)

Arkadaş, siz gayba inanıyor, hatta namaz bile kılıyorsunuz değil mi; o halde tüm zamanların en büyük Devrimcisinin sözünü dinleyip neden “size rızık olarak sunulanlardan başkalarına pay çıkarmıyorsunuz?” (Bakara, 3) Siz, “gerçeği örtenler için rezil edici bir azap olduğuna” da mı inanmıyorsunuz yoksa?!. (Bakara, 90)

“Paylaşımcılar” diye sözüm ona aşağıladığınız insanların iki eli ahrette yakanızda olacak unutmayın; çünkü bakın tüm zamanların en büyük Devrimcisi ne diyor:

“Sana neyi paylaşacaklarını soruyorlar. Onlara söyle: İhtiyaç fazlası olan her şeyi.” (Bakara, 219)

Ne diyor Devrimci?

İhtiyaç fazlası her şeyi paylaşacaksınız!

Bu kadar!

“Kuran’dan sosyalizm çıkarma çabaları” ha!

Hangi sağ görüş bugüne dek ihtiyaç fazlası her şeyin paylaşılması gerektiğini söyledi?!.

Anlama güçlüğü çektiğinizi (aslında “çeker gibi görünmenin” daha kârlı olduğunu bildiğinizi) bildiğim için tekrar edeceğim:

Tüm zamanların en büyük Devrimcisi; eline silahı alarak hakim sınıflarla göğüs göğüse savaşmış olan, oligarşiye karşı silahlı isyan başlatmış olan o Aziz Devrimci ne diyor?

“İhtiyaç fazlası her şeyi paylaşacaksınız!”

Daha ne konuşuyorsun birader!

“Faiz”den konuşalım mı biraz da?

Hangi “sağcı” doktrin “faizin serbest piyasanın meşru araçlarından biri” olduğunu inkâr edebilir; böyle bir şey mümkün mü? Şu anda (2010) iktidarda bulunan sağcı parti, faiz gelirlerini beyan bile ettirmiyor! Açın Gelir Vergisi Kanunu’nu bakın; stopaja tabi tutulmuş faiz gelirleri isterse katrilyon lira olsun, beyan bile edilmiyor! Borsadan trilyonlar kazananlar gelir vergisi beyannamesi bile vermiyor!

Bakın, oligarşiye karşı silahlı isyan başlatan, tüm zamanların en büyük Devrimcisi ne diyor:

“Faiz yiyenler, şeytan çarpmış saralı gibi kalkarlar. Çünkü, ‘Faizin alışverişten farkı yok’ derler. Oysa Allah alışverişi helâl faizi haram kılmıştır. Kim bu öğütlere kulak verir de faizi hemen terk ederse, geçmişine sünger çekilir. Artık gerisi Allah’a kalmıştır. Kim de tekrar başlarsa cehennemi boylar; bir daha da oradan çıkamaz.” (Bakara, 275)

Yerimiz dar, uzun uzun yazma şansımız yok; bu nedenle bu tüyler ürpertici sözler üzerinde daha fazla duramıyorum; ama “bir daha da oradan çıkamaz” kısmına dikkatinizi çekmekten de kendimi alamıyorum.

Kötü yoldasınız arkadaş; gelin vakit varken “Kuran’da sağcılık aramak”tan bir an önce vazgeçin; sonra gerçekten çok pişman olacaksınız!

Of yarabbim of!

Savaştan söz ediyorduk değil mi?

Bakın, sizin şu “piyasanın meşru aracı” için Devrimci ne diyor:

“Ey iman edenler! Allah’ın öfkesini çekmekten sakının. Eğer gerçekten iman etmişlerdenseniz faizi terk edin. Eğer terk etmezseniz, bilin ki, Allah’a ve Peygamberi’ne savaş açmış olursunuz.” (Bakara, 278-279)

Savaş açmak, harp etmek!..

Kime karşı?

Allah’a ve Elçisi’ne karşı!..

Ne dersiniz; yukarıda sözünü ettiğim Müslüman gencin söylediği gibi hakim sınıflara karşı mı savaş açmak istersiniz, yoksa Allah’a ve Peygamberi’ne mi?!.

Savaştan söz ediyoruz burada sahtekârlar sizi, savaştan!

Allah sizi affeder inşallah…

Bugünlerde “ballı ihalelerden” Kuran okumaya fırsat bulamıyorsunuz; ben size yardımcı olayım:

“Yolsuzluk yapanlar, kıyamet günü bu yolsuzluklardan kazandıklarıyla gelirler. Kimsenin yaptığı yanına kâr kalmaz!” (Ali İmran, 161)

Özelleştirmeler, satılık kalemşörler, özelleştirmeler… Konuşturmayın beni; çünkü yerim dar! Bundan on yıl önce yazdığım kitapta “Allahaşkınıza Telekom’u özelleştirmeyin, bu kurum Türkiye’nin en çok kurumlar vergisi ödeyen kuruluşu, sizin aklınızdan zorunuz mu var!” demiştim; ve o tarihlerde beni çok sevmiştiniz, televizyonlarınızda konuk etmiş, ana haber bültenlerine çıkarmıştınız! O zaman “komünist” değil miydim de şimdi oldum?!. Bu denli değişmenizi nasıl açıklıyorsunuz? O zamanlar muhalefette idiniz de, şimdi iktidar mı oldunuz yoksa!?.

Allah’tan hiç mi korkmuyorsunuz arkadaş!

Allah inşallah sizi affeder, inşallah…

Tüm zamanların en büyük Devrimcisi ne diyor:

“O servetler sizden yalnız zengin olanlar arasında dönüp duran bir kudret aracı olmasın!” (Haşr, 7)

Ne demek bu?

Bu devrimci zengin düşmanı mı, servet düşmanı mı?!.

Hangi sağcı görüş sahibi böyle bir sözü söyleyebilir; bugüne kadar hangi sağcı görüş sahibi böyle bir şey söylemeye cesaret edebilmiş veya gerek görmüş?!.

Bakın, bulunduğu ayetin ismi bile insanı mest eden o güzelim sözlere:

“Siz, Kuran’ın anlamını inceden inceye de düşünmüyor musunuz? Yoksa kalplerinizin üzerinde kilitler mi var?!.” (Muhammed, 24)

Hadi, altına ve gümüşe geçelim:

Bana, altın ve gümüş biriktirmeyi tasvip etmeyen bir sağ doktrin gösterebilir misiniz? Hangi sağcı siyasetçi hayatı boyunca bir kez olsun böyle bir şey söyleyebilmiş veya söylemiş?!.

Bakın, Devrimci ne diyor:

“Altını ve gümüşü biriktirip de Allah yolunda harcamayanları acı bir azabın beklediğini haber ver.” (Tövbe, 34)

(Kolayını bulduğunu sanıyor ve Dolar veya Yuro biriktiriyorsunuz, değil mi? Allah yardımcınız olsun!)

Son bir şey…

Size göre insanlar malları hususunda diledikleri gibi davranabilirler değil mi? Hatta bunun gavurcasına bile nasıl da aşık olmuşsunuz: Usus-fructus-abusus; kabaca, kullanma, faydalanma, tasarruf…

Öyle mi?

Mallarım hususunda dilediğim gibi davranabilir miyim sahi?!.

Size ve savunduğunuz görüşe göre böyle tabii.

“Paran kadar konuş!”; öyle mi?!.

Bakın, Devrimci ne diyor:

“Ey Şuayb! Atalarımızın taptıklarını terk etmemizi veya mallarımız hususunda dilediğimizi yapmamamızı sana namazın mı emrediyor?” (Hud, 87)

Hz.Şuayb’e “namazı” ne “emrediyor”muş?

Namazı!..

Namazı!..

Emretmek!..

Bundan daha açık bir söz söylenebilir mi?!.

Namaz kılan biri, malları hususunda dilediği gibi davranamaz!

Kuran yalan mı söylüyor?!.

Boşuna yazıyorum, biliyorum bunu; çünkü tüm zamanların en büyük Devrimcisi uyarıyor bu konuda beni:

“İşte Allah’ın kalplerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlediği kimseler bunlardır. Çünkü onlar duygusuz, kör ve sağır olmayı tercih ettiler.” (Nahl, 108)

Dikkat edin; “tercih ettiler” diyor Devrimci…

Tercih ettiler…

Aynen sizin gibi…

Tüm zamanların en büyük Devrimcisini, eline silah alarak oligarşiye karşı göğüs göğüse savaşmayı şiar edinen bu mümtaz Devrimciyi hâlâ çıkaramadığınızı, “çıkaramamayı tercih ettiğinizi” biliyorum.

Hadi, “Kuran’dan sosyalizm çıkarma çabaları” diye alaycı ısmarlama yazılarınıza devam edin!

Allah sizi affetsin.

Sana selam olsun ey Muhammed Mustafa…

Önemli Notlar:

1) Bu çalışma “sağcıları” tahkir için kaleme alınmamıştır; çünkü dostlarımdan birçoğu sağcıdır. Bu çalışma, “Kuran’dan sosyalizm çıkarma çabaları” ve benzer isimler altında “ısmarlama” yazılar yazan kalemşörleri uyarmak, mümkünse doğru yola çekmek için yapılmıştır.

2) Üslup hırçıncadır, evet; ama böyle olması için yeterli nedenlerimin olduğu teslim edilmelidir.

3) Çalışmada, R.İhsan Eliaçık’ın üç ciltlik mealinden yararlanılmıştır. (yaşayan KUR’AN/Türkçe Meal-Tefsir/İnşa Yayınları, 2007)

4) Ayetler çoğu kere birebir verilmemiş; çalışmanın içeriği doğrultusunda kısmen kısaltılmış, kısmen birleştirilmiştir. Mealin tam metni için sözü edilen esere başvurulmalıdır.

             Teşekkürler sayın Yılmaz Yunak, teşekkürler.

             Hürmetlerimle.

             Galip Yetkin.

Yukarı dön Göster Guests's Profil Diğer Mesajlarını Ara: Guests
 
Saffet Metin
Uzman Uye
Uzman Uye


Katılma Tarihi: 07 ekim 2008
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 672
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı Saffet Metin


               
        Allah , R.İhsan Eliaçık ve Yılmaz Yunak beyefendiye ve onlar gibi düşünenlere  Makroekonomi  bilgisi nasip etsin.

         Söyledikleri görüşler tam bir fecaat.  Türkiye'yi dünyanın 17.  büyük ekonomisi olmuşken, 117. ekonomisi olmaya başarı ile götürürür. 

          Ortada  ekonomi bilgisi cehaletinden kaynaklanan yanlış bir Kur'an yorumlaması var. 

           Elbetteki fakirler korunacak, kimse aç açık olmayacak. Sefalet olmayacak. Bunu zenginler de, devlet te gözetecek. Bunun için ileri ülkelerin kurmuş olduğu sosyal mekanizmaların  Türkiye'de de kurulması yeter. Almanya'da var, Türkiye'de niye yok dersen  Almanyada sermaye ve finans gücü ile senin sermaye ve finans gücü arasındaki farktan. Ölçeklendirmek gerekirse Almanya kazancı 10000 TL lik beş kişilk bir aile, Türkiye kazancı 1200 TL lik beş kişilik bir aile . Tabii imkanlar farklı. Bu imkanların biraz daha artması isteniyor.  Örneğin Aile sigortası neden bu dönem için afaki bulundu.İnandırıcı gelmedi. Hazineyi boşaltıcı bir iş diye eleştiri aldı.  Bundan dolayı. Ama beş veya maksimum on sene sonra mutlaka uygulanması gereken bir sigorta.

Ama çalışan, kazanan, girişimci olan da bunun karşılığını görecek. Çalışanın elinden kazandığı alınıp, çalışmayanlarla eşitlendiği zaman o adam çalışır mı ?. Bunun mantığı var mı ?  Fakir fukarayı gözet, çünkü Allah bu malı sana verdi, ona vermedi , seni de bununla imtihan ediyor , kazandıklarında o insanların da bir hakkı var demek başka. Kazandığını fakire aktar onları da kendinle eşit seviyeye çıkar demek başka.  Adam niye bunu yapsın. Zengin olmaktansa fakirliği tercih eder. Vermektense almayı tercih eder. Gider budist falan olur. Bir lokma, bir hırkacı olur. 

Böyle bir uygulama ekonominin canına okur. Gelişme durur. Uzun vadede  bu tüm toplumun zararına olur.   

Bu insanların, ortalıkta bizim de bir görüşümüz olsun, laf söylemiş olalım da adımız anılsından öte bir amacının olduğunu sanmıyorum. 

Kur'an ne zengini demotive eder, ne de fakirin sefil olmasını onaylar. Zenginlik mübahtır. Toplumdaki sefaletin giderilmesi de vicdani, felsefi, kişinin insafına kalmış bir şey değil, açık açık Allahın emrettiği ve yapılmadığı zaman Ahirette azapla müeyyidelendirdiği bir borçtur.

İslam sosyal kapitalizmdir. Sosyalizmin de, kapitalizmin de aşırılıklarını reddeder. 


Dediğim gibi, Allah bunları İktisat ilminde Alim etsin de boş konuşmayı kessinler. Amin. 







__________________
Allah Aklını kullanmayanların üzerine pislik yağdırır.
Yukarı dön Göster Saffet Metin's Profil Diğer Mesajlarını Ara: Saffet Metin
 
takva81
Uzman Uye
Uzman Uye


Katılma Tarihi: 13 ocak 2010
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 288
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı takva81

selamlar.

    ekonomik gelişmeler.

   firavun dediki: koşun bana ülkede. ne kadar bilim ilim ekonomi doktor v.s .  varsa. getirin.

     gelenler: biz şimdi üstün gelirsek. ssk bağkur. hastalık. emeklilik. fabrikaların istihamı. gelir dengesi. faiz eşitliği gayri safi milli hasıla. ülkeler arası kur dengeleri. yani bütün sihirlerimizi ustaca hünerlice gösterirsek bize ne verirsin. ey firavun düzeni.

      firavun: sizler elbette gözdelerden olursunuz. çağlar boyu el üstünde tutulursunuz. bütün kamu size bağlanır. siz onların her zaman aradığı. göz önünde bulundurulması gerekenlerden olursunuz.

      iktisat teorilerini üretenler. günümüz firavunlarının sihirbazlarıdır. ellerinde değnek. 15 milyon insanı sihirlemiş. gözlerini adeta kör etmiştir. bu insanlar. 630 tl gibi bir ücrete. çalışmayı kendilerine. hak olarak görüyor. bundan büyük sihir olamaz.

  

     ve iki gurup karşılaştı. sihirbazlar. ey musa senmi önce atacaksın yoksa bizmi. musada siz atın dedi.

    ve sihirbazlar. ellerindeki . ipleri attı : ssk emeklilik. galir dengesi faiz getirileri. ülke bütçesi. üretim imalat. tesislerinin insanlar için kullanımı. çocuk yetiştirme. okutup büyütme. onları evlendirme. koyunlarına yaprak silkeleme.

       sanki ipler yerde. kıvranan tess(yılan) musa korktu. öyle büyülü sözlerki. gerçekten . insanın bütün her tarafını sarıyor. bir yılan gibi başı belli değil . sonu belli değil. bırak bir ömürü iki üç ömür olsa. bitmeyecek. meşakkat.

      musanın içine bir korku bürüdü. evet. bunlar. doğru. söylüyor. nedir. bunlardan çıkış. dedi. allah buyurdu: ey musa. isyanını(asanı yere at). bırakda. o ne kadar seni sıkan sana bitmez tükenmez. yılan gibi görünen şey varsa. onları yutsun.

    



__________________
ben yanlız kendimi kurana adadım.
Yukarı dön Göster takva81's Profil Diğer Mesajlarını Ara: takva81
 
Saffet Metin
Uzman Uye
Uzman Uye


Katılma Tarihi: 07 ekim 2008
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 672
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı Saffet Metin


Bu sorunlar öyle şu, bu ideolojiyle çözülmez. 

Çözüm ekonominin büyümesi, imkanların gelişmesidir. 

Şimdi sen  duble yollar istiyorsun, Boğaz köprüleri, boğaz alt geçitleri istiyorsun, havaalanları istiyorsun, güçlü ordu istiyorsun, hızlı trenler istiyorsun, büyük şehirlerde metro, tramway falan istiyorsun, hidroelektrik santraller, nükleer santraller velhasıl enerji sorununa çözüm istiyorsun.
Hızlı internet, 4.nesil cep telefonları da istiyorsun.

Ayrıca gelirinin de yüksek olmasını istiyorsun.  Ayrıca iyi emekli maaşı, sağlık hizmeti, aile sigortası, işsizlik sigortası vb. istiyorsun. 

Bunların hepsinin bir arada olması zor.

İşte gelişmiş ülkeler bu harcamaları yapmış, bitirmiş. Artık gelirlerini  sosyal harcamalara harcıyor. Ör. Almanya.


Sen daha bunları yapacaksın, hem de halkının gelirini yükseltip onu mutlu edeceksin. Bu zor.

İki aile düşün. Beş kişi. Birinin geliri aylık on bin tl. Öteki 1200 Tl. 
On bin tl geliri olan ailenin hiç bir borcu yok. Üniversiteye giden çocuğuna bin tl harçlık veriyor.  Öbür ailenin ev taksidi var, araba taksidi var, çocuğuna 100 tl aylık harçlık veriyor.  Durum aynen buna benziyor. 

Konunun kapitalizmle , sosyalizmle, Kur'an la, İslam la alakası yok. Hele ki firavunla, Musa ile hiç alakası yok. İmkanlarla alakası var. 

Şu an Türkiye için girişim zamanı, bölüşüm zamanı değil.  Bölüşüm ancak girişimler belli bir seviyeye ulaştıktan sonra olabilecek. 

Bu kadar basit. 




__________________
Allah Aklını kullanmayanların üzerine pislik yağdırır.
Yukarı dön Göster Saffet Metin's Profil Diğer Mesajlarını Ara: Saffet Metin
 

<< Önceki Sayfa Sonraki >>
  Yanıt YazYeni Konu Gönder
Yazıcı Sürümü Yazıcı Sürümü

Forum Atla
Sizin yetkiniz yok foruma yeni mesaj ekleme
Sizin yetkiniz yok forumdaki mesajlara cevap verme
Sizin yetkiniz yok forumda konu silme
Sizin yetkiniz yok forumda konu düzenleme
Sizin yetkiniz yok forumda anket açma
Sizin yetkiniz yok forumda ankete cevap yazma

Powered by Web Wiz Forums version 7.92
Copyright ©2001-2004 Web Wiz Guide
hanif islam

Real-Time Stats and Visitor Reports Sitemizin Gunluk, Haftalik, aylik Ziyaretci  Detaylari Real-Time Stats and Visitor Reports

     Sayfam.de  

blog stats